Gül sanıp kokladıkça battın kalbime.
Kanattın bendeki yarayı,
Yarası olduğunu anlayamamış bir masumdum oysa.
Gül kokulu sevdamın bataklığının çamuru,
Koca bir leke bıraktın sen ruhumda.
Bu derin bataklığa battığımı anlayamamış,
Beklemiştim derin denizimde beraber boğulmayı.
Bataklık olmasaydın da deniz olsaydın bana,
Yelken açmaz mıydım senin o sonsuz ufkunda?
Sen deniz olsaydın ben yine de batar mıydım bataklıklara?
Nefsimizle bu kadar kirletmeseydik aşk sandığımızı,
Narin çeyizlerle süsleseydik,
Allah için sevip Allah için bekleseydik…
Şimdi seni beklesem, beklemek istesem…
O kadar kirli ki sandık korkarım ya leş çıkarsa içinden?
Peki ya sen…
Sen nerelerdesin hangi amellerdesin?
Temizledin mi benden sana kalan son lekeleri?
Birbirimize koca bir zaaftan başka ne bırakabildik ki?
Bazen suçluyorum seni kızıyorum,
Anlayamıyorum. Beni sevdin mi sevmedin mi?
Bilerek mi çektirdin bunca çileyi?
Fark ettin mi o zamanlarda ne çok acı çektiğimi?
Ama sonra diyorum ki; İnsan işte… Nefis, zaaf…
Bundan başka bir anlam ifade edemeyiz, sende ben ve bende sen.
Edilmesi gereken en büyük tövbem sen.
Sen… Karanlık gecemde beni ışıktan daha da uzaklaştıran sen…
Ve ben… Seni sevdiğini iddia ederken bile iten cehennemin koca ateşine
Göz göre göre kalp yana yana günaha bile razıyım diyen cahilce.
Gözümden kaç damla yaş akıtsam yeter yıkamaya bizi?
Kaç damla tövbe temizler aşk sandığımızı?
Ya da gel yakalım bu sandığı toptan.
Nasılsa kaldırdık birbirimizi eski raflara.
Bırak o sandık gömülsün karanlıklara.
Veda edemedik, etmek gereksizdi belki de.
Hoşça kal demiyorum, Allah yolunda kal.
Cehennemde yanmandansa, yanmamdansa,
Gel yakalım şu sandığı ve yanalım hayat son bulana kadar.
Allah yolunda kal ve hakkını helal et…
*Kimya olamamış bir Âşık’tan Şems olamamış bir Maşuk’a…"
ESKİCİ DERGİDEN ALINTIDIR