Kıyametin o dehşetli atmosferinde İlahî koruma altında olmak, nefisle verilen samimi bir mücadeleyi gerektiriyor. Başka bir ifadeyle amellerimizdeki niyeti, Allah’ın rızasında sabitlemek.
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifinde, başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah’ın (cc), arşının gölgesinde barındıracağı 7 zümreden bahsediyor:
Adil devlet başkanı,
Gençlik yıllarını Allah’a ibadet etme neşvesiyle geçiren genç,
Mescitlere dilbeste olan kimse,
Allah için birbirlerini sevip, Allah için bir araya gelen ve Allah için birbirinden ayrılan iki insandan her biri,
Makam ve cemal sahibi bir kadının talep ağında (nefsine başkaldırıp) “Ben Allah’tan korkarım.” diyen adam,
Solundakine infak ettiği şeyden, sağındaki bir şey hissetmeyecek şekilde sadakasını gizli eda eden infak ehli,
Yapayalnızken Allah’ı anıp da gözleri yaşlarla dolan kimse. z.kirsan@zaman.com
***Adaletli yönetici
Yöneticiyi adaletsiz davranmaya iten hususların başında maddî çıkar ve objektif olamayacakları bir hususta karar mercii olmaları geliyor. Bütün halkına karşı sorumluluğu olan bir devlet başkanının bu konulardaki küçük bir ihmali, toplum içindeki birlik ve beraberliği zedeleyebiliyor zira. Yönetimi üstlenen kimsenin himayesinde olan fertler, adil olmayan bir muamele karşısında, zulüm ve haksızlıklarla karşı karşıya kalıyor. Herkesin sorumluluğunda olan adaletin, devlet başkanının nazarındakinin önemi ise emanet edilen zümrenin genişliği nispetinde artıyor.
***Kul bir genç
Sağlığımızın yerinde olduğu gençlik döneminde, haram-helâl, ibadet hassasiyetine sahip olabilmek sağlam bir irade istiyor. Çünkü çocukluk ve yaşlılık döneminde yaşanan acziyetler, bu evrede olmuyor. Bu da bizi, gençliğin kıymetini malayani şeylerde aramaya veya harcamaya sevk edebiliyor. Kulluğunun farkında olan bir genç ise kendisine, ailesine, yaşadığı topluma ve hatta insanlığa yararlı olacak işlerle meşgul oluyor. “Ah! Gençliğim tekrar geri gelse..” demeden Allah'a saygının bir delili olan heva ve heveslere kapılmayıp kulluğa sarılmak ise Allah'ın hoşnutluğunu kazanmanın bir yolu.
***Allah'ın evine sadık bir Müslüman
Gaye Rabb'in rızasını kazanmak olunca, Allah'a ait ve O'nunla (cc) ilgili her şeyle yakınlık kurmak esas. Allah'ın evi olan mescitlere devamda kusur etmeyen, oralarda bulunmayı seven kimseler, Yaradan'a olan sevgilerini bu yakınlıkla gösterirler. Yalnız Allah'a ibadet edilen bu kutsî mekânlarda, 5 vakit namazı eda etmenin sevabına talip olurlar böylece.
***Birbirlerini Allah için seven iki insan
Yaradan için sevmek, sevgilerin en güzeli. Allah rızasından başka maksat taşımadan birbirlerini seven, bir araya O’nun (cc) için gelen, şayet ayrılacaklarsa ayrılıkları da yine Allah için olan iki insan, birbirlerine duydukları hissiyatı her şekilde muhafaza ediyor. Sevgi, Cenab-ı Hak için olunca, onları bize sevdiren, O’nun rızasına uygun yaptıkları işler oluyor sadece. Hatta tanımadığımız insanlara karşı bir muhabbet besleyebiliyoruz. Ashab-ı Kiram’a duyduğumuz sevgi gibi… Hz. Peygamber’i görmediğimiz halde O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) duyduğumuz sevgi de bu yüzden. Efendimiz’i O’ndan (cc) ötürü seviyoruz.
***Gayri meşru bir davete yaklaşmayan yiğit
Nefsimiz, haram ve helâl ayrımı yapmadan her şeyi arzular. Yararlı ve zararlıyı ayırt etmek için aklımızı kullansak da yasak olandan uzak durup emredilene yönelmemizi sağlayan kalbimizdeki Allah korkusu. Çirkin bir davet karşısında “Ben Allah’ın (cc) emrine muhalefet etmekten, O’nun azabından ve gazabından korkarım.” diyerek yaklaşmayan kadın-erkek her kişi, bir nevi yiğitlik sergiler. Çünkü bir gün sorgulanacağını bilerek davranır. Bilir ki, bizi her zaman ve her yerde gözetleyen var. Bu da Allah’ın, kulunda olmasından hoşnut olduğu bir başka haslet.
***Sadakasını gizlice veren kimse
Ayet-i kerimeler, sadakanın açıkça ya da gizli olarak verilebileceğini ifade ediyor. Fakat Allah adına yapılan bu ameli, gösterişten ve riyadan uzak tutmak ve yoksulun onurunu korumak için gizliden vermenin daha hayırlı olduğunu Rabb’imiz bizlere bildiriyor. “Desinler” düşüncesinden uzak verilen sadaka, yapılan iyilik, Cenab-ı Hakk’ın rızasını her şeyin üstünde tutulduğunu gösteriyor. Çünkü Allah’ın (cc) her yaptığımızdan haberdar olduğunu bilerek hareket etmek, bizi O’na yaklaştırıyor. Öte yandan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) başkalarını teşvik etmek amacıyla açıktan verilen sadakanın daha faziletli olduğunu da bildiriyor.
***Allah’ı anarken gözyaşı döken kul
Gözyaşı, insanın duygularını en samimi şekilde dillendirebildiği bir araç. Yalnız bir anda, Allah’ı anarken gözlerden süzülen sevgi yaşları, içten ifa edilen ibadet ve duaların bir dışa vurumu çoğu zaman. Gözlerden uzak, kimsenin bilmediği hislerle Allah’ın huzuruna durmak, O’nun (cc) rızasını kazanmaya birer vesile...
...Alıntı...
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...