Anadolu’nun manevi rehberlerinden Taha-i Hakkari’nin fakirhanesinin hemen yanındaki ambara hırsız girer. Niyeti bir çuval unu götürmektir. Aceleyle çuvalı doldurur. Sırtlayıp götürmeye davranır ama nafile. Bir türlü yerinden kaldıramaz. Çuvaldan biraz boşaltır. Tekrar sırtına almayı dener yine olmaz. Sonunda çuval yarıya iner ama sonuç değişmez. O esnada Seyyid Taha yanına gelir. Ona, “Demek çuvalı kaldıramıyorsun dur sana yardım edeyim.” buyurur. Hırsızın şaşkınlığına aldırmadan çuvalı sırtına verir ve ekler: “Bunu al götür. Ama bizimkilere gözükme sakın. Belki senin canını yakarlar. Bir ihtiyacın olursa da bizzat bize gel!” Bu müşfik tavır karşısında iki büklüm olan kişi çok geçmeden onun huzuruna gelir ve sadık bir talebe olur.
“Eli boş dönme”
Hazreti Seyyid Ahmed er-Rufai’nin evine de bir eli uzun dadanır. Bu evde de beklediğini bulamaz hırsız. Evi iyice dolaştıktan sonra tam çıkacakken Rufai Hazretleri ile karşılaşır. Hırsız, Şeyh Efendi’nin bakışlarından mahcup olur. Başını yere eğip akıbetine razı olmuşken ona şöyle der: “Seni eli boş göndermeyeceğim biraz un hediye ediyorum.” Sonra hırsızı yolcu eder. Hırsız utançla evi terk eder. Ama kısa süre sonra Allah’tan af dileyip Rufai Dergâhı’na intisap eder.
“Ya İlahi, ondan aldığını geri ver”
Ebu Bekir Kettani Hazretleri namazını eda ederken biri usulca yaklaşıp omuzundaki abayı alır. Çaldığı malı pazara götüren hırsızın birden elleri rahatsızlanır. Görenler, “Sen haram mı işledin, ellerin kuruyor?” diye sorar. O da suçunu itiraf eder. Abayı alıp Şeyh’in huzuruna gidip af dilemesi tavsiye edilir. Hırsız vakit kaybetmeden onun huzuruna gider. Mutasavvıf hâlâ namazını eda ediyordur. Hırsız abayı omuzlarına bırakmış, bir köşeye çekilip namazının bitmesini bekliyordur. Selam verdiğinde utancından halden hale giren misafir onun ayaklarına sarılır. Şeyh Efendi hemen onu yerden kaldırır ve şöyle dua eder: “Allah’a yemin olsun ki ne abanın götürülmesinden ne de getirilmesinden haberim var. Ya İlahi, sen de bu aciz kimseden aldığını geri ver.” Bu duanın üzerine hırsızın elleri düzelir.
“Kur’an’ı bırak seccadeyi al”
Maruf-i Kerhi Hazretleri Dicle’nin kenarında abdest alır. Kur’an’ı ve seccadesini ise biraz ötede bırakır. Bu esnada yaşlı bir kadın Kur’an-ı Kerim’ini çalar. Mübarek durumu fark edince ihtiyarın peşinden koşar. “Çocukların Kur’an okumayı biliyor mu?” diye sorar. Kadın “Hayır” deyince şöyle buyurur: “Öyleyse Mukaddes Kitab’ımı bana bırak. Sen seccadeyi al. Sana hakkımı helal ediyorum.” Yaşlı kadın ne diyeceğini bilemez. Başı yerde hiçbir söz söylemeden oradan uzaklaşır. Seccadeyi almadan elbette.
''Onu senin hürmetine kabul ettik!''
Bir gün namazda iken evine hırsız giren Rabia-i Adeviyye hazretleri; namazını bitirince, hırsızın birşey bulamayıp eli boş döndüğünü anlayıp seslendi: Ey muhtaç adam, bari ibrikteki sudan abdest alıp iki rek'at namaz kıl da emeğin büsbütün boşuna gitmesin...
Hırsız şaşırmış, korkuyla karışık bir ruh hâline kapılmıştı. Hemen abdest alıp orada namaza durdu. Rabia bundan sonra ellerini kaldırıp dua etti: Yâ Rab, bu muhtaç, benim evimde alacak bir şey bulamadı, onu Senin kapına gönderdim. Sen elbette benim gibi değilsin. Onu boş çevirmezsin.
Namazı bitiren hırsızın, tevbe, istiğfar etmeye başladığını duyunca, bu defa da şöyle yalvardı: Yâ Rab, bu adam kapında birkaç dakika bekledi, hemen kabul ettin; ama bu âciz, bütün ömür boyu kapındayım, hâlâ böyle kabul edilemedim! Kalbine doğan ses şöyleydi: Üzülme, onu senin hürmetine kabul ettik!
“Altınlar Allah’ın sana mükâfatıdır”
Hazreti Ahmed bin Hadraveyh’in evi de hırsızlardan nasibini alır. Onun huzurundan eli boş dönen hırsızı fark eden âlim şöyle der: “Genç, şu kovaya su doldur ve abdest al. Sonra Allah rızası için namaz kıl. Bu arada belki evime bir şey gelir, onu sana hediye ederim.” Genç adam hiç tereddüt etmeden bu yumuşak davranışa karşılık verir. Namaza durur. O gece büyük âlimin evine zengin bir kimse elli altın bırakır. Şeyh gence şöyle hitap eder: “Bu altınları al, bunlar sana Allah’ın mükâfatıdır.” Bu lütuf karşısında genç af diler ve şöyle der: “Ben yolumu kaybetmiş kötü işlere dalmıştım. Bu gece sayenizde hayırlı bir iş yapıp Allah’a ibadet ettim. Allah bana böyle ihsanda bulundu.”
çeşitli kaynaklar