Bir de şu var: Mümin kardeşinden sana gelen bir fenalığı tamamen ondan görüp, onu mahkûm edemezsin. Çünkü her iş ilahî takdir ile meydana gelir. Her işte kaderin (ilahî takdirin) bir hissesi vardır. Bu kader ve kaza hissesine karşı itirazla değil, razı olarak karşılık vermen gerekir.
İkinci olarak, o kusurda nefsin ve şeytanın hissesi vardır. Onların hissesini ayırmalısın. Bu durumda, o adama düşmanlık değil, belki nefsine mağlup olduğundan acımak ve pişman olacağı zamanı beklemek lazımdır.
Üçüncü olarak, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör. Mümin kardeşinin sana yaptığı o kötülüğün bir sebebi de senin Yüce Allah’a karşı işlemiş olduğun gizli kusurların olabilir. Onun için bir hisse de ona ver.
Sonra, mümin kardeşin için geriye kalan küçük bir hisseye karşı en selametli ve hasmını en çabuk mağlup edecek yolu seç. Af ve müsamahaya sarıl. Ona karşı büyük bir şefkat göster. Böylece zulümden ve zarardan kurtulursun.
Said-i Nursi
