You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

-İKRA-
Arafat ve Dua
[Resim: haberr_2.jpg]

Dilleri, renkleri, ırkları, ülkeleri ayrı olduğu halde dinleri, dilekleri ve yürekleri bir olan milyonların dünyada mahşerin provasını yaşadıkları Arafat vakfesi, haccın en canlı ve çarpıcı tablosudur. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.) “Hac Arafattır” buyurmuştur. Arafat “Ma’rifet”ten gelir. Hacı adayı Arafat’ta marifetle bütünleşir, Marifetullah’a erişir, dirileşir, mahşeri, mahkeme-i kübra öncesini, büyük duruşmayı idrak eder. Zaten vakfe duruş, bekleyiş demektir. Aynen mahşerdeki gibi korku ve ümid arasında en zor ve en heyecanlı duruşmayı temsil eden Arafat vakfesi içimizde bu duyguları çağrıştırmıyorsa, marifetsiz vakfe yapmış, haccın ruhunu kavramamışız demektir.

Kadın-erkek, yaşlı-genç, bembeyaz kefenlere bürünmüş, tepede güneş, gözlerde yaş, gönüllerde telaş, alınlarda ter, dünyada mahşer olan Arafat ahiretteki büyük mahşeri dünyada yaşama olayıdır. Bu atmosfer içinde insanın en büyük ihtiyacı ve arzusu bir sığınak, bir barınak bulmaktır. Büyük mahşerde insanlar, yaşadıkları büyük sıkıntıdan kurtulmak için şefaatçi ararlar. Hz. Adem’e, Hz. Nuh’a, Hz. İbrahim’e, Hz Musa ve Hz. İsa’ya giderler. Bu peygamberler kendilerine özel mazeretler ileri sürerek şefaatci olamayacaklarını söylerler. Çaresiz kalan insanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)’e gelerek: “Ey Muhammed! Sen Allah’ın elçisi, peygamberlerin sonuncususun, senin gelmiş gelecek günahların bağışlanmıştır. Bizim için Rabbinden şefaat dile. Bulunduğunuz sıkıntılı hali görmez misin?” derler. Bunun üzerine
Allah Rasulü secdeye kapanır. Rabbine niyazda bulunur. “Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!” diye yakarır. Neticede şefaat gerçekleşir. Kalbinde hardal tanesi kadar imanı olanlar için cennet kapıları açılır. Hadis-i şeriflerde detaylı olarak anlatılan mahşer tablosu Arafatta da aynı canlılıkla yaşanır adeta...

Arafat; günah kirlerinden arınmak, temizler yurdu olan cennete aday olmak, ilahi rızaya ermek için en büyük fırsattır. Burada yapılacak en önemli ibadet duadır. Zaten dua bütün ibadetlerin özüdür.

Hz. Peygamber Arafat duasına çok önem vermiştir. Üsame b. Zeyd hazretleri bunu şöyle haber veriyor: Ben Arafatta Rasûlullah’ın terkisindeydim. Ellerini kaldırıp dua etti. Devesi onu düşürür gibi yaptı, yuları yere düştü. Rasulullah bir eliyle yuları almaya çalışırken diğer elini duadan indirmedi. (Nesai, 2/205)

Dünyamızı kirleten bunca günahlara, bunca isyana rağmen Rabbimizin insanlardan rahmetini esirgememesi belki de buralarda yapılan dualar, yalvarmalar hatırınadır. Bu duaların topyekün insanlık için ilahi bir sigorta olduğunu unutmayalım. Arafat mahşerinde yapılan duaların fiili dualara dönüşmesini, hac adaylarımızı tepeden tırnağa dönüştürmesini, anadan doğmuş gibi temizlemesini, fert ve ümmet çapında yeni bir milat oluşturmasını niyaz eder, bu duaya yeri göğü titretecek bir sada ile hep birlikte “Amin” deriz.

A.Rıza Temel
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.