You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Anneler her yerde aynı

Anneler her yerde aynı

Profesör
Anneler her yerde aynı
Eşinin “hanım, sen de abartıyorsun” lafına içerleyen anne, hırsını börek tepsisini telle ovarak çıkarmaya çalışıyordu. Spiral hareketlerin hızı, ayaklarını birden yerden kesti, havalandıı, uçtu, uçtu, uçtuuu... paat! Arizona çölüne düştü...
Kızılderililerin çığlıklarını gençler zılgıt çekiyor zanneden anne, çok geçmeden anladı ki Apaçilerin esiriydi. Bağladılar, şefe götürdüler. “Ulu şef, biz var gökten düşen topalak şeyi getirmek” dedi biri. Oturan boğa ses çıkarmadı, hatta üç gün boyunca öylece ona baktı. Dördüncü gün ışırken şef pöstekisinden doğruldu; “Ugh! Biz yüzmek bunun kafa derisi!” dedi...
“Aaa, Selimelerin düğün var haftaya, bu kimin kafasını yoluyor” hırsıyla tepesi atan anne, klasik bir anne refleksiyle “oturan boğa mısın nesin, kalk yat! Akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez haytaa!” diye bağırdı, enseye de bir şaplak attı! Inırıının vıy vıy vooy... Büyük Kanyon’u ölüm sessizliği kaplamıştı. Tüm kabile şoktaydı, birden çığlık çığlığa etrafında dönmeye başladılar, artık kabile reisi ‘anne’ydi...
Anne, bu kutsal görevi “Kabile girişine serdiğim paspasa ayağını silmeden geçenin bacaklarını kırarım” ihtarıyla kutladı.
Annenin reisliğine alışmaları kolay olmadı. Aslında hepsini evlatları olarak görüyor ve o biçimde davranıyordu. “Bak el âleme, Komançilerin çocukları günde on bufalo avlıyor, sen hababam onunla bununla dumanla çetleş” demeler... “Teksas kaymaklı tava yoğurdu” kaplarını biriktirmeler, oklara kılıf örmeler, manituya dantel örtmeler...
Zaferlerine zafer kattı. Soluk benizliler saldırdığında kanyonu süpürdüğünden, kalkan tozla düşmanı telef etti. Turan taktiğini öğretti, “Sen benim gözüme baktın mı hiççç? Hııı!” ikazına aldırmayanlara ise terliği dehledi...
Ay ışığında adı sorulduğunda tıksıran kız’a usulca yaklaşıp, “bak yavrum, her yerin meydanda, olmaz böyle, kanyonda adın çıkar emi çocum” diye güzellikle, tüm erkeklere de “ne bu uzun saç? Yakışıyor mu hiç!” şeklinde kılık kıyafet yönetmeliği getirdi.
Apaçiler av dönüşü çadır kapısında “yan kabileye Işıldayan menopoz teyzengile altın gününe gittim” notu bulmaya da... “bak yavrum bu kovboymuş, oynayın kardeşle” saflıklarına da... isimlerini Pilav üstü kuru, Fırfırlı damacana elbisesi, Zıplayan cin ali topacı olarak değiştirmesine de çok alışmıştı...
O gün, dizisinin sezon finalini de kaçıran anne pek gergindi. “Ne demek Manhattan’ı beyaz adamlara sattım. Sen adam olmıycan Depişen kurbağa!” çığlığı Grand Kanyon’u inletti. Elişini aldı çekti gitti...
Çok mu hayalperest oldu bu hikaye falan derken bu sefer de benim anne seslendi; sallama çocuğum televizyona gelir.


alıntı...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.