ne gidecek bir işi olanın sevincini bir işsiz
ne yiyecek bir aşı olanın sevinici bir yoksul
ne dönecek bir evi olanın sevincini bir evsiz
ne öpüp kokladığı bir çocuğu olanın sevinci çocuğu olmayan bir çift
ne de sağlıklı birinin hayata bakışını hasta bir insan paylaşabiliyor....
gerçek mutluluklar bunlar olsaydı şayet ,her işi adaletli ve güzel olan Allah hiçbir kulunu diğerinden eksik etmezdi dünyalıklardan
ve sevinçlerimizin ve üzüntülerimiz hemen hemen hepsinin bu dünyalıklar olduğu biz insanoğlu...
ne yazık ki hayatımız,Allahın bize verip de diğerlerine vermedikleri üzerine kurulu
diğerlerinden üstünlüğümüz Allahın bizi diğerlerinden daha zengin ettiği,bizi diğerlerinden daha güzel yarattığı kadar...
koruduğumuz kolladığımız ,yüreğimizin ağzımıza geldiği anlar hep dünyalık olaylar
Allahın bizi de diğer kulları gibi yetim bırakmasından korkuyoruz
Allahın diğer kulları gibi bizim de çocuğumuzun ölecek olmasından korkuyoruz mesela
yada Allahın diğer kulları gibi malımızın mülkümüzün yitip gitmesinden...
korkularımız bile bizde olup da diğer insanlarda olmayan şeylerle dolu
öyle korkuyoruz işte Allahın diğer kullar gibi bizi de mal ile evlat ile hastalık ile imtihan etmesinden
yoksa niye korkardık adaleti çok yüce olan Allahın bize bir keder bir üzüntü dokunduracak olmasından...
insan inandığı Allahın nasibinden korkar mı hiç?
biraz düşünelim
evladını elinden aldığı onca kulu varken sanki evlat acısını dünyada ilk tadan insan olma isyanının Allah katındaki durumunu...
biraz düşünelim, sevinçlerimizin ve üzüntülerimizin Allahın bize nasip ettiği ama diğer kullarına nasip etmediği nimetler üzerine kurulu olup olmadığını...
zenginliğimizle mutlu oluyorsak yiyecek ekmeğe muhtaç insanların olduğu şu dünyada sevincimizin ne kadar anlamlı ne kadar vicdani olduğunu biraz düşünelim
mutluluklarımızı ve üzüntülerimizi herkesin eşit olduğu bir pencereden anlamlandıralım...
bu da Allah nazarındaki insan kıstasıyla olur ancak...
YÜREGİ YETEN GÖRMEDİGİNE