You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

An gelir içi daralır, mecali tükenir

An gelir içi daralır, mecali tükenir

General
An gelir içi daralır, mecali tükenir
An gelir içi daralır, mecali tükenir, halsizleşir insan. Bitkin bir şekilde kalıverir. İçinde sanki sura üflenmiş kıyametler kopuyor gibi. Dök içini deseler, tek hece, tek cümle bile kuramazsın. Oysa dökebilecek olsak belki ansiklopedilere sığmayan yangınlar var içimizde. Anlaşılmak istersin ama nafile. Çünkü hep içini dökmüşsündür, benim sevdiğim hoşlandığım bunlardır, ben bunu seviyorum gibi vs diye diye kendini anlatmak istemişsindir. Ama anlamadıkları için, sen içten içe çökmüşsün de haberin yok. Oysa hayatta kaçırdığımız bir ince nokta var.
Nasip ile Kısmet.
Eğer o dileseydi, Seni senden daha iyi anlayanı karşına çıkarır sana nasip ederdi. Eğer o dileseydi sana en güzel kısmeti verirdi. Onun için başkasını değiştirecem veya sizi anlayacağını umut etmeyin suya düşer ve kendinizi de yıprattığınızla kalırsınız. Bu dünya hayatı diyorya sadece oyun ve oyalamacadan ibarettir. Bu oyunu kuran, yöneten ve El Hakem olan bir kudret var. Hani Habibim diyordu ya En sevgiliye s.a.v. Sadece ona Habibim dedi sadece ona sevgilim dedi. Zaten en çokta ona yakıştı bu lafız. İşte onun hürmetine yarattı 18,000 Alemi. Onun Habibi bile bir pazartesi günü öğlenden sonra iyice ağırlaşmıştı, nefesini zor alıyordu, bazende nefes alırken tıkanıyordu. Ara sıra kendine gelince diyordu ki "Kölelere iyi davranın, Namazı ihmal etmeyin" diyordu. Son cümlelerini kuruyordu. Yanında da su çanağı vardı, Elini ıslatıyordu La ilahe İllallah diyordu. Resûlullah (asv)'ın mübarek yüzleri bazen sararıp, bazen kızarıyordu. Sonunda nefesi daraldı, hareketleri daha da ağırlaştı. Ellerini yukarı kaldırıp üç kere mübarek parmaklarıyla semaya doğru işaret ederek: "Refik-i A'la'ya, ulvî ve yüksek Refik'i, beni Refik-i A'la'ya ulaştır." diyordu. Çünkü her peygamberin ruhu kabz edilirken son nefesinde makamı gösterilip "sen nereyi istiyorsun" diye soruluyordu. O refik-i Ala diyordu. Yani Kainat onun yüzü hürmetine yaratılmıştı. Onlar bu dünyaya bel bağlamadılar. Tek dertleri ahirete kendimi daha çok nasıl hazırlarım, derdiydi. Yani demem o ki. Çok dert edilecek gibi değil bu yaşantılar, dünya ve içindekiler. Yerin üstündeyiz, unutma birgün ama mutlaka birgün altında olacağız. Ve yine şunu unutma Onun en sevgili kulu bile en son duası şöyleydi;"Ey Rabbim, ölümün sarsıntılı anlarında bana yardım et. Ey Rabbim beni bağışla, ey Rabbim beni bağışla!"
O en Sevgili s.a.v bu duayı ettiyse, Eyvah bizim halimize..!



y ,duman
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.