Demekki Allah inancı insanlarda sebebi bilinmeyen hadiselere sebep bulmak amacıyla değil, gerçekleşen olayın bilinçsiz ve kör sebeplerle hakiki olarak açıklanamayacağı fikrine dayalıdır. Mesela bir çileğin varlığı; arkasındaki bilinçsiz ve kör işleyen hiçbir sebeple hakiki olarak açıklanamaz. Bu sebepler ancak çileği yapan bilinçli bir iradenin yaratmasındaki şartları ifade edebilecek niteliktedir.
Yaratılan herşeyin sebepler dediğimiz bu şartlar doğrultusunda yaratılmasının çok hikmetleri vardır. Bu sayede hem imtihan sırrı gerçekleşmekte hem de insanların kainatı 5 duyu ile bilimsel olarak araştırma ve işleyen bu yaratılış kanunlarından faydalanma şansı doğmaktadır. Yani yaratılış böyle bir şarta bağlanmış olmasaydı neyin ne zaman yaratılacağı belli olmayan böyle bir kainattan herhangi bir hüküm çıkarmak mümkün olamazdı.
Mesela "Su, bir atmosfer basınç altında sıfır derecede donar" bilimsel bir hükümdür. Allah isterse diğer derecelerde de donar elbette, fakat Allah suyu hep sıfır derecede dondurduğu için biz buradan bu kanunu çıkartabilmekteyiz.
Dolayısıyla Allah'a inanan bir insan için tabiatta sebebi açıklanan ve açıklanamayan diye bir ayırım yoktur. Hepsi varoluşlarında Allah'ın yaratmasına bağlıdırlar.
Ölüm insan için zorunlu bir gerçektir. Bu sebeple ölüm korkusunun insanda bulunması kaçınılmazdır. İnsanın ölümü şu veya bu sebeple gerçekleşecektir. Sebeplerin bu kainattaki varlıkları hakiki olarak açıklayamayacağını bir çok durumdan çıkarımsayan insan, kendisini korkutan ve ölüm tehditleri savuran sebeplerin de diğer sebeplerin sahibinin elinde olduğunu anlamakta zorlanmaz. Çünkü kainatta açıkça görünen 'bir' lik delilleri mevcuttur. Kısacası sivrisineğin gözünü yaratan kim ise Güneşi de yaratan O'dur. Hayatı yaratan kim ise ölümü de yaratan O' dur.