Allah Azze ve Celle,nin Nuzulu ve
Nuzûl Hadisi
Allah Azze ve Cellen her gece dünya semaına indiği tasrih edilmiştir. Nitekim Sahihayn’da ve başka eserlerde Nebî sallallahu aleyhi ve sellem,in şöyle buyurduğu sabit olmuştur:
( يَنْزِلُ رَبُّنَا I كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ اْلآخِرُ يَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ حتى يطلع الفجر. )
“Rabbimiz her gece, gecenin son üçte birinde dünya semasına iner ve şöyle buyurur:
‘Bana dua edene icabet ederim, benden isteyene veririm, benden bağışlanmayı dileyeni bağışlarım’ bu, fecir doğana kadar böyle devam eder.”
Bu hadis Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den mütevatir olarak rivayet edilmiştir.(1)
Bazı rivayetlerindeki lafzında: xxxArapçaxxx ‘Sonra yükselir’ şeklinde gelir.(2)
(1) Bkz. Buhârî, (7494) ve Müslim, (758). Otuz kadar sahâbeden rivayet edilmiştir. Bkz. Darekutnî, Kitâbu’n-Nuzûl; Ãcurrî, eş-Şeri‘a; İbn Huzeyme, et-Tevhîd; Taberânî, ed-Du‘a; Mecma‘u’z-Zevâ’id, ve Me‘âricu’l-Kabul, (1/166).
Hafız Zehebî, el-‘Uluv’da (sy. 100): ‘Nüzul hadislerini bir cüzde topladım. Bunlar kesin olarak mütevatirdir’ der.
(2) Bu ziyadeyi Ebû ‘Avane, Musned’inde (2/288-289) ve Darekutnî, Kitâbu’n-Nuzûl, (133 no 55) rivayet etmişlerdir. İsnadı sahihtir
Allah (Tebareke ve Teala) nın dünya göğüne inmesi Onun dilemesi ve hikmetine bağlı fiili sıfatlarından olup yüçeliğine ve büyüklüğüne yaraşır gerçek bir inmedir : Bunun anlamını emrinin veya rahmetinin veya da meleklerinden birinin inmesi şeklinde tahrif etmek değiştirmek birkaç bakımdan doğru değildir :
(1) Bu tahrif hadisin açık anlamına aykırıdır.Çünkü Rasülullah s a v inmeyi Allah a izafe nispet etmiştir ki asıl olan işin onu yapana ya da ondan kaynaklanana nispet edilmesidir İşin bundan başkasına nispet edilmesi asıl olana (açık anlama) aykırı bir tahriftir:
(2) İnmenin bu şekilde açıklanması cümlede bazı kelimelerin kaldırılmış olması gerekir ki asıl olan cümleden bir şeyin kaldırılmasıdır :
(3) Allah ın emrinin ya da rahmetinin inmesi gecenin üçte birine özgü bir şey değildir.tersine O nun emri ve rahmeti her zaman iner .Eğer bundan maksat özel bir emrin ve özel bir rahmetin inmesidir ki bunun da her zaman olması gerekmez denilirse buna şöyle cevap verilir :
Bu takdir ve tevilin doğruluğu varsayılsa bile hadis bu özel emir ve rahmetin indiği en son yerin dünya göğü olduğunu göstermektedir O halde bu özel rahmetin dünya göğüne inmesinin bizim için ne yararı vardır ki Rasülullah s a v bunu bize haber versin ?
(4) Hadis dünya göğüne inenin yok mu bana dua eden? Duasını kabul edeyim.Yok mu benden bir şey isteyen? İstediğini ona vereyim. Yok mu benden bağışlanma dileyen? Onu bağışlayayım , dediğini göstermektedir Yüce Allah tan başkasının böyle söylemesi olanaksızdır:
Ebu Hanife Allah ın dünya göğüne nasıl indiği sorulduğunda cevap olarak şöyle dedi: Allah niteliği bilinmeksizin iner : (Akidetu's-Selef Eshabu'l-Hadis, s. 42, Daru's- Beyhaki, el-Esmau ve's- Sıfat, s. 456 Şerhu'l- Akideti't-Tahaviyye, s. 245, el-Kari, Şerhu'l-Fıkhi'l-Ekber, s. 60)
İbnu'l-Kayyım, İctimâu'l-Cuyuşi'l-lslamiyye adlı eserinde Şafiî'den şöyle dediğini zikretmektedir:
"Benim izlediğim sünnet ile arkadaşlarım olan hadis ehlinden görüp Sufyan, Malik ve benzeri kendilerinden ilim öğrendiğim kimselerin izledikleri sünnet;
Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilahın olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadeti ikrar etmek,
Allah'ın, gökte ve Arşı üzerinde olduğuna ve dilediği şekilde yarattıklarına yaklaştığına, Yüce Allah'ın dünya göğüne dilediği şekilde indiğine inanmaktır."
(İctimau'l-Cuyuşi'l-İslamiyye, s. 165; İsbatu Sıfati'l-Uluvv, s. 124; Ayrıca bk. Mecmuu'I-Fetava, IV, 181-183; Zehebi, el-Uluvv, s. 120; Elbani, Muhtasa-ru'l-Uluvv, s. 176)
İmam Tirmizî (öl. 279h.)
İlim ehlinden pek çok kimse bu hadis ve sıfatlarla ilgili buna benzeyen diğer rivâyetler hakkında ve Allah-u Telâlâ’nın her gece dünya göğüne inmesi hususunda gelen rivâyetler hakkında şöyle demişlerdir: ‘Bu sıfatlar hakkında gelen rivâyetler kesinlikle sâbittir. Bunlara olduğu gibi inanılır ve haklarında hiçbir vehme düşülmez. Bunların nasıl olduğu konusunda da hiçbir şey söylenilemez. Bunun gibi Mâlik, Süfyân b. ‘Uyeyne (öl. 198h.) ve Abdullah b. Mübârek’in (öl. 181h.) bu hadisler hakkında: ‘Onları nitelendirmeden (olduğu gibi) alıp kabul ediniz’ dedikleri, rivâyet edilmiştir.
İşte Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in ilim ehlinin görüşü de böyledir. Cehmiyye ise bu rivâyetleri inkar ederek ‘bunlar birer teşbîhtir’ demişlerdir.” ( Camiu,t-Tirmizi (3/50-51) Ayrıca bk (5/234,377)
Sallallahu Teâla alâ Muhammedin ve alâ A'lihi ve Sahbihi ecmaîn.
VE'L- HAMDÜ Lİ'LLAHİ RABBİ'L ALEMİN