Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, sözün en güzelini, uyumlu ve ahenkli bir kitap olarak indirdi. Rabb’lerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar.” (Zümer; 23)
Allah-u Zülcelâl bu ayet-i kerimede, maneviyata işaret etmektedir. Allah’ın azametinden korkan şahısların derileri yumuşak olup, kalpleri de Allah’ın zikriyle mutmain olmuştur.
Bazı insanlar, maneviyata değer vermemektedirler. Oysa bu ayet-i kerime ve ona benzer şu ayet-i kerime, maneviyata işaret etmektedir: “Gerçek müminler, ancak o müminlerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, karşılarında ayetler okunduğu zaman, imanlarını artırır.” (Enfal; 2)
Ahmed bin Hanbel ve Tirmizi’nin rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzündeki insanlar üç kısma ayrılırlar. Birinci kısımda olanlar, şu ayetin kapsamına girerler: ‘Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Peygamberine iman ettikten sonra, şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmaktadırlar. İşte, doğru olanlar onlardır ancak.” (Hucurat; 15)
Demek ki birinci kısımda olanlar; Allah’a, Peygambere ve kıyamet gününe iman etmiş ve malıyla, nefsiyle Allah yolunda cihad etmiştir. İşte onlar, sadıkların, sıddıkların ta kendileridir.
“İkinci kısımda olanlar ise şunlardır; diğer insanlar, nefisleri ve malları yönünden ondan emindirler, güvendedirler.”
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bununla ilgili başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Komşusu, kendisinin zararından emin olmayan kişi, mümin sayılmaz.” (Buhari, Müslim)
Demek ki komşumuz evinde olmadığı zaman, onun evinin bekçisi gibi olmalıyız. Nasıl kendi malımızı, ırzımızı, namusumuzu muhafaza ediyorsak, o şekilde komşumuzun malını, ırzını muhafaza etmeliyiz.
“Üçüncü kısımda olanlar ise şunlardır; dünya malından şüpheli bir şey önlerine geldiği zaman, onu Allah için terk ederler.”
Bu üç sıfat bir insanda bulunduğu zaman o, Allah-u Zülcelal'in katında kâmil bir mü’mindir.
İmanın cüzleri (şubeleri) vardır. Allah’a, Peygamber’e, kıyamet gününe, Allah’ın bütün emir ve yasaklarına iman etmek gibi...
İnsan bunları yerine getirdiği zaman, imanı kuvvetli olur. İnsan, hem bunlara iman etmeli, hem de emir ve nehiyleri tatbik etmeli, yerine getirmelidir. Böyle olduğu zaman, imanı kuvvetli olur ve böylece sekerat (ölüm) esnasında, şeytanın oyunundan, hilesinden muhafaza olmuş olur.