Kalk içeri gel dersin diye,
Kapında oturmuş bekliyorum.
Ne zaman senin hakkında bir şeyler yazmak istesem, bir sonra ki satırda pusuda bekler pişmanlığım. Yazamamaktan korkarım. Anlatamamaktan korkarım. Seni anlamadan anlatmaya çalışmaktan, ancak yine sana sığınırım.
Allah’ım;
Seni anlatmak denizinde fırtınaya tutulmuş tüm harabe gayretlerin, sığındıkları şefkatli liman yine sensin. Beni de affet. Ne ki senden bahsediyor eksiktir. Kim ki hakkında yazıyor, yazdığını bitireceği için yanlıştır.
Seni yazmak için, mürekkepte buluştuğum cümlelerin hepsi işte bu yüzden tedirgin. İsmini duyan her sıfat, yazmasın diye hecelerini kaçırıyor benden. Ne “güzel” tamamlıyor seni, ne “yüce”. Yetmiyor hakikatine bilenen, takati ezelden hikayeler. Yetmiyor adını gecelere ezberleten sahtekar tövbeler. Yetmiyor lügat, yetmiyor kelimeler.
Seni yazarken, tüm kalemler elimde oyuncak. Zamana yapışık kalıyor hayallerim. Seni yazarken fiiller çolak, sıfatlar suskun. Söz kürsüsü boş diye mahpus bütün hislerim. Seni duyunca, nefes kesik, tespih yarım, secde ıslak. Seni duyunca seccadede uyuşuk yaşlı dizlerim. Seni duyunca zamansız, ben belli belirsiz bir hüzün hissederim.
Öyle bir sınır çizmişsin ki irade ile arana, ötesine bir adım yok. Ötesinde kimseler yok. Sonrası sarhoş bir boşluk. Sonrası beyaz bir yokluk. İdrak duruyor orada, bilinç daralıyor. Yürümekle ulaşamayacağını anlamış bir adam, bilim adı altında sana uçmayı penguende arıyor. İman ise yine zedeli tahtında. Aklın yorulacağı bir an kolluyor. Bugün inanmak son seçenek. Sorgulamadan, kurcalamadan pek kimse işaretlemiyor.
Allah’ım;
Bugün seni sevmeyi ayrıcalık, sevilmeyi maharet bilenler var. Ve hatta sevgisizliği selamet sayanlar. Benim ise endişem cennet yada cehennem değil. Farklı bir şey bu tarifsiz. Bir nevi iliklerime kadar işleyen hayret.
Ben, beni yarattığın için değil, yaratılış sırrını anlayamayacağımı anladığım için değil, bu göz penceresinden dünyaya bakanı içimi deşe deşe, saçlarımı ağartana ve sabahlara kadar sorguladığım için değil; ben yeryüzünde senden başka tapılmaya layık bir değer olmadığı için, tüm benliğimle sana tapıyorum. Ne mal, ne para, ne de şöhret, senin çemberinin emniyetini ve gölgenin serinliğini bana yaşatamaz. Biliyorum sana aşık olmak suya değil, susuzluğa talip olmaktır. Biliyorum sana aşık olmak, aklını başkalarının ayakları altına almaktır. Sana aşık olmak, sonsuz bir zamana gark olmaktır.
Seninle tanışmaya çalıştığımdan beri
Bıraktım “nasıl” demeyi…
Ben “neden” sorusundan sızan cevapların,
Senli sonsuz huzurunda yaşıyorum.