![[Resim: kOAlYw.jpg]](https://imageshack.us/download/540/kOAlYw.jpg)
Cevap:
Ahzab suresinin 53.ayeti, ateistler tarafından çokça eleştirilmiştir. Bu eleştirinin aslında en zayıf eleştirilerden olduğunu göstermek istiyoruz, ki bu makaleyi de bu nedenle yazmaktayım.
Genellikle bu ayetleri eleştirirken 2 türlü iddia atılmaktadır. Birisi bunun "Muhammedin" menfaati için yapıldığını, ötekisi ise ayetin evrensel olmadığıdır.
Öncelikle söz konusu ayetin Türkçe mealine bakalım:
"Ey iman edenler! Siz, bir yemeğe çağrılmadıkça, zamanını gözetmeksizin, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikahlamanız asla caiz olmaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah)tır." (Ahzab Suresi, 53. ayet)
Açıklamaya geçmeden önce evrenselliğin ne olduğuna bakmamız daha doğru olacaktır. Çünkü bir şeyin veya yazının evrensel olabilmesi için, yazının içeriğine değil, o içeriğin verdiği mesaja bakmak gerekir. Metin, evrensel olmak zorunda değildir. Asıl önemli olan mesajdır. (Farka dikkat !)
Biz mesela Hitlerin kişisel yaşamından örneklerle insanlara mesajlar verebiliriz. Bu demek olmuyor ki, bu yazılar evrensel değildir diye.
-Menfaat iddiasının geçersizliği:
Bu bölümde sadece menfaat iddiasının geçersiz olduğunu göstereceğiz. Açıklama yapmayacağız. Açıklamayı diğer bölümde göstereceğiz. Açıklamaya X diyebiliriz. (Belirsiz)
Bir olaya felsefi açıdan baktığımız zaman, tüm öncüllerin bir doğruya ulaşması gerekir. Hadi bir örnek verelim:
1. İstanbul'daki tüm atların rengi beyazdır.
2. Ahmetin atı İstanbuldadır.
3. Demek ki Ahmetin atı beyazdır.
Bu tarz metodları uygularken, 3.öncülün doğru olması zorunludur. Yani 1. ve 2. öncüller bizi 3.öncüle yani doğruya getirmek zorundadır. Eğer Ahmetin atı Türkiyededir deseydik, 3.öncül doğru da olabilirdi, yanlış da olabilirdi. Aslında bir şeyin doğru olup olmadığını felsefi öncüllerle bakabiliriz.
Eleştirilen ayeti de bu şekilde incelersek ve eğer 1. ve 2. öncüller 3. öncülü desteklerse, evet bu bir ayettir. Ama desteklemezse, tamam haklısınız ayet hatalı olabilir diyebiliriz. Ki Kur'an, bu konuda çok büyük bir meydan okuyor. Kur'anda hata olmadığı çokça zikredilmektedir Kuran'da.
Şimdi ayette "Peygamberin evlerine davetsiz girmeyin" denmektedir. Bundan 2 öncül çıkar.
1-Peygamber rahatsız edilmemek için, kendi menfaati için o ayeti uydurdu.
2-Allah X sebepten dolayı, peygamberin evine davetsiz girilmesini istemiyor.
Ateistler burada hemen 1.seçeneği seçiyorlar. Hatta ateistler, her şeyin bilimle açıklanması gerektiğini, her şeyin kanıtlı olması gerektiğini de savunurlar. Oysa ki, 1. seçenek olabilir de olmayabilir de. Bunun bir kanıtı yok. Yani ateistler burada subjektif davranıyorlar. "Falanca örgüt şuna bağlı" veya "filanca takım şunu tutuyor" demek gibi bir şeydir bu. Yani tamamen kendi çıkarları için kullanılmıştır.
Aynı şey ayette de söz konusu. Bu tarz öncüller, doğruya ulaşmadığı için otomatikmen yanlış oluyor. Ama ayette, böyle bir şey yok. Yani tamamen felsefidir. Bu tarz kötü iddiaların Kur'an ayetlerinin sadece Ahzab 53'e yapılmıyor. Çoğu ayete yapılıyor ve tamamen kendi çıkarları için yapıyorlar.
-Evrensel olmadığı iddiasının geçersizliği:
Ahzab 53'ü farklı açılardan değerlendirelim.
1.Peygamberin de sadece bir insan olduğunu hayata dair örneklerle aktarmak ve Allah-peygamber farkını öne çıkarmak.
Fussilet suresinin 6. ayetinde Peygamber için şöyle denmektedir: "De ki: Ben de sizin gibi bir insanım."
Peygamberlerin görevi her ne kadar sıradan insanlardan farklı olsa da, peygamberler varlık bakımından insan gibidirler. Hristiyanlar "Kos koca Peygamberi sıradan insanlarla tutmak mümkün müdür?" diyerek Hz. İsayı ilahlaştırmışlardır. Allah da bizim, peygamberi ilahlaştırmamamız için böyle örnekler vermekte. Zihinde böyle düşünceler oluşmakta.
Şimdi evimize misafir geldiğini düşünelim. Bu misafire çalışmamız gerektiğini, uykumuz geldiğini söyleyebilir miyiz? Tabi ki de hayır, bu utanç vericidir. Peygamberin zamanında çok seveni vardı bu nedenle de misafiri çoktu. Peygamber evine gelenlere "gidin" diyemiyordu. Çünkü Peygamber de etten kemikten bir insandı, aynı hormonlara sahipti. Ama ayette "fakat Allah hakkı söylemekten çekinmez" der. Yani Allah'ın önde olduğu örnekleme yoluyla anlatılmıştır. Burada evrensellik hala söz konusudur.
Bu durum sadece peygambere de özel değildir. Mesela Nur suresinin 27.ayetinde şöyle yazmaktadır: "Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere izin almaksızın girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; umulur ki bunu düşünüp anlarsınız."
Bu ayetten de bu durumun sadece insanlara özel olmadığı anlaşılıyor. Peygamber de buna dahildir. Buradan Peygamberin sadece insan olduğu yine örnekleme yoluyla anlatılmıştır.
2.Peygamberin görevini iyi yapabilmesi / İslam nurunun tamamlanması
Allah Saff suresinin 8.ayetinde İslam'ın nurunu tamamlayacağını söylüyor, ayrıca bunun doğal yollarla, herhangi bir mucize yoluyla olmadığı açıklanıyor. Bu yüzden İslamın kıyamete kadar ulaşma potansiyeli olmak zorundadır. Bu yüzden peygamberin de görevini iyi yapması gerekir. Yani İslamın yayılabileceği bir zemin olmalıdır. Hz. Muhammed'in bu konuda iyi konuşması, çalışmalar yapması lazımdır. Çünkü görevini yapması en doğrusudur. Peygamber aldığı vahyi açıklıyor ve bunu (tefekkür) düşünüyordu.
Furkan suresinin 32. ayetinde şöyle yazıyor:
"Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle parça parça indirdik ve onu tane tane ayırarak okuduk."
Yazımızın başındaki X'i açıklayalım şimdi.
1.Peygamber keyfini düşünüyor. (Şahsi çıkar)
2.Allah peygamberin rahatsız edilmesini sitemiyor (görevi iyi yapabilmesi için)
Burda 2.seçeneği almak varken, neden 1.seçeneği alalım ki?
Burada ateistler yine cevap verememektedir.
Peygamberin hanımı
Ayetten peygamberin hanımlarına farklı mahremiyet sınırları çizildiği de anlaşılmaktadır. Hanımı evde yalnız olması durumunda müslümanların onunla yüz yüze gelmemesi istenmektedir. Bunun en büyük sebeplerinden biri yine peygamberin görevi ile alakalıdır. Peygamberin özel yaşamını tehdit alan her şey aynı zamanda görevini de etkileyecektir. Toplumda özel hayatıyla ilgili laf çıkmasının bile olumsuz etkileri vardır. Bu hassasiyet çizgisiyle peygamberin özel hayatı korunmaya alınmaktadır.
Bu ayette eleştirilen başka bir şey de peygamber eşlerine evlilik yasağı getirilmesidir. Ateistler tarafından bu yasağa hiçbir temeli olmayan ''peygamber eski eşlerini kıskanıyordu'' gibi son derece sübjektif bir yorum yüklenmektedir. Bunun neden geçersiz olduğunu yukardaki gibi tekrar açıklama gereği duymuyoruz.
Neden böyle bir yasağın olduğuna gelecek olursak. Allah Kuran'da peygamber eşlerine manevi bir sıfat yüklemektedir. Ahzab suresinin 6. ayetinde şöyle yazmaktadır: ''Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Hanımları ise, onların anneleridir.''
Peygamberin eşiyle arası bozulmasu durumunda bile sahabeler ve eşi arasında hala bir annelik durumu söz konusu olduğu için sahabelere bir yasak konmuştur.
Sonuç
Görüldüğü gibi ayette felsefi açıdan hiçbir mantık hatası yoktur. Bu nedenle ayetin evrenselliğe ters düştüğü asla düşünülemez.