-Geçenlerde komşu daireden bir müdür umreye gitti geldi. Ziyaretimde dedim ki -müdür bey hayırlı olsun, parayı nasıl biriktirdin?
-Meğer adam senede iki kere İstanbul’da kendisine resmi görev yazdırıyormuş. Kendi uydurmasıyla görevli olarak gidiyor ve aldığı yollukları biriktiriyormuş. Böyle biriktirdiği yolluklarla umreye gitmiş. Daha üstteki genel müdür de demiyor ki arkadaş senin İstanbul’da yönettiğin birimin yok, ne işin var da görev çıkarıyorsun orada kendine.
-Ne feci! Umreye gittiğine göre bu adam Müslüman! Koca adam kazandığı paranın da onunla gittiği umrenin de ahlaksızlığını anlamıyor öyle mi? Gereksiz veya önemsiz bir nedenle görev yazdırarak biriktirdiği yolluğun haram olduğunu ve o parayla umreye gitmesinin haramını daha da katladığını anlamıyor öyle mi? Ne feci!
-Hocam insanın kanına haram bulaşmaya görsün. Artık Allah’tan öyle bir tokat yiyor ki, artık o pislik içerisindeki pisliğe boğulsa da onun basireti kalmamıştır. Haram yiyor da böyle umreyle, namazla temizleneceğini sanıyor. Umrenin haramını örteceğini sanıyor. Hocam bir de biliyor musun, bu adamı ben hep mescitte görüyorum, anlayacağın beş vakit namazlı birisi yani!
-Aman ya Rabbim! “Vah o namaz kılanların haline ki…” buyuran ayetin korkunç tehdidini hatırladım şu an. Yüreğim sıkıldı! Nereden açtık bu felaket konuyu! Muhammed Bozdağ