Smokin veya Frak giymiş bir adam görsem benim hemen aklıma: 80 yıl önce tepeden inme şekilde Batı’dan getirilen ithal edilen, “Batının sonradan görme” devrimcileri, bunun yanında, devlet erkanına zorla benimsetilmeye çalışılan, cumhuriyet baloları, Batı modernleşmesinin, müzikte ki ayağı olan Senfoni orkestraları gelir…
Bu yüzden “Smokin Frak” giymenin şekil (Nesnesel) olarak değil de, kimlik (öznesel) olarak bir yeri vardır zihnimde, Bu yüzden benim için önemli bir mevzudur.
Sayın Reisi Cumhurumuz. Abdullah Gül’ün bundan daha önceki Milli Bayram ve önemli günlerde Smokin giymeyişini, “özellikle yapılmış bir tercih”, bir farklılık olarak, algılar, daha önceki seleflerine, benzemediğini göstermesi açısından takdire şayan bulurdum…
Ne yazık ki bu son tavrı: Kraliçe Elizabeth’in ülkemize gelişi şerefine verilen resepsiyon da smokin giymesi, beni hayal kırıklığına uğrattı…
Elimden gelse bu tavrını kınamak için kendisine “Converts” spor ayakkabı bu da olmaz ki, daha iyi bir mesaj olması açısında “çarık” hediye edeceğim…
Biz onu demirci hacı Amcanın oğlu içimizden biri olarak sevdik, sahiplendik…
Atanmış gurubu, zaten pas geçiyorum. memleketim olan ilçemde, çocukluğumda, Belediye Başkanları genelde bizden olmayan aslında bizden ama, bizden uzaklaşmış kimselerdi “Burjuvazi” de diyebiliriz bunlara, daha iyi oturur kavram
Biz onları kendimizden görmek istesekte, onlar (seçim zamanları hariç) pek kendilerinden görmek istemezdi bizi zaten kıyafetleri tavırlarıyla, (biz moderniz çağdaşız) gibi...
Bu onları işine gelirdi siz böyle kalın ki, farkımız olsun cinsinden...
Ancak,
Ülkeyi son yıllarda kuşatan rügar, bizim ilçeyi de vurmuş olmalı ki, ilçe Belediyesi "Abdullah Gül’ün alt versiyonlarının" eline geçmişti biz buna sevindik tabi, orada kendimize benzeyen birilerini görmek veya, görmeyi ummak hoş bir şeydi…
ama,
ne yazık ki iş hiç öyle değil,
aileleri başörtülü ama, başörtülerinin markaları: Wakko, Pier Cairdin, üzerlerinde o abartılı, kıyafetler son model Jeepleri ve tavırlarıyla bunlarda zamanla kendi “Burjuvazilerini” oluşturdular…
Yani pek farkları kalmadı…
Burada belirtmek isteğim “vurmak” istediğim nokta şu!
İran Reisi Cumhuru, her ne kadar kendi gibi düşünmesek de, o sade kıyafetleri ve o doğal samimi duruşuyla veya Avrupa’nın bazı ülkelerindeki bazı bakanların hatta başbakanların sade kıyafetleri açarsak: işe gidip gelirken bisiklet kullanmalarıyla, insani ve İslami bir erdem olan “tevazu” ya daha yakın görünmektedirler...
Bizim başımızdaki “İslami kesimden” gelen “özellikle idarecilerin”de halktan biri gibi, “bilinçli bir tercihle” sade giyinmeleri ve “şaşasız sade bir duruş” sergilemeli umulur ki, müslümanlar açısından ve müslüman olmayan insanlar açısından “islamın farkını koymak” adına güzel bir örnek teşkil edebilir…
temennisiyle bitiriyorum...

