“Ey iman edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman, sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Enfal; 45)
Allah’ı kalple ve dille çokça zikretmek, hem nusret-i ilahiyi, yani Allah’ın yardımını celb edeceği gibi hem de kişinin kendine güvenini artıracaktır. “Zikr’ kelimesinden murat olunan, Kuran okumak ve namaz kılmaktır” diyenler, maalesef bu ayet-i celileyi görmezden gelmektedirler.
Müfessirlerin beyanı ve akl-ı selim sahipleri düşman ile karşılaşıldığında; düşmanların müminlerin namaz kılmalarına müsaade etmeyeceklerini bilirler. Ayet-i celilede zikirden maksat, kalp ve dil ile yapılan Esma’ü-l Hüsna’yı anmaktan ibarettir.
Bu hususta Katade (rahmetullahi aleyh) diyor ki: “Allah sizlere kılıçlarla vuruştuğunuz, en çok meşgul olduğunuz hallerde bile başarıya ulaşmanız için kendisini anmanızı farz kılmıştır.” (3)