You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

8.Ümmetin ayriligi ile kastedilen nedir?

8.Ümmetin ayriligi ile kastedilen nedir?

8.Ümmetin ayriligi ile kastedilen nedir?
8.Ümmetin ayriligi ile kastedilen nedir?

Bu ümmetin çeşitli gruplara ayrılacağı, birisi hariç, diğerlerinin bid’at fırkası olacağı, onların da Cehenneme gideceği Resulullah efendimiz tarafından bildirildi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İsrail oğulları 72 fırkaya ayrıldı. Ümmetim ise 73 fırkaya ayrılacaktır. Onlardan bir fırkanın dışında, hepsi cehenneme gidecektir. Kurtulan fırka, benim ve eshabımın yolu üzerine olanlardır.) [Tirmizi, Darimi]

Dikkat edilirse, sadece (Benim yolumdan giden kurtulur) denmiyor, (Eshabımın yolundan giden de kurtulur) buyuruluyor. Eshabının ictihadları farklı idi. Onun için amelde mezheplere ayrılmanın mahzuru olmaz, hatta rahmet olduğu hadis-i şerifle de bildirilmiştir. Yukarıdaki hadis-i şerifte bildirilen fırka, itikad yönüyle doğru olan fırka demektir. Hakiki âlimler bu hadis-i şerifteki kurtuluş fırkasının ehl-i sünnet vel cemaat fırkası olduğunu bildirdiler. İtikadda ayrılık olmaz. Onun için kurtulan tek fırka deniyor. Diğerleri bid’at fırkalarıdır. Bid’at ehli ise muhakkak Cehenneme gidecektir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Sözlerin en doğrusu ALLAH’ın kitabı, yolların en güzeli Resulullahın yoludur. İşlerin en kötüsü ise bid’attir. Her bid’at sapıklıktır, her sapıklığın yeri de Cehennemdir.) [Buhari, Müslim. Nesai]
Mecelle’nin Dürer-ül-hükkam şerhinde, (Zamanın değişmesi ile, örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Nassa dayanan hükümler zamanla değişmez) deniyor.

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Bazıları, yapacakları değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannediyorlar. Ortaya bid’atler çıkarıyorlar. Bid’atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar. Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din noksan değildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum) [Maide 3]

Dini noksan sanıp, tamamlamaya [dinde reform yapmaya] çalışmak, bu âyete inanmamak olur.) [c.1, m.260]

Dini değiştirip yıkmak isteyen reformcuların kuracakları şu’radakiler, ya imam-ı a'zam hazretleri gibi birer müctehiddir veya değildir. Eğer müctehid iseler, ictihadlarını birleştiremezler. Mesela imam-ı a'zam hazretlerinin üç talebesi müctehid oldukları ve hocalarından farklı ictihadda bulundukları halde, hocalarının ictihadının yanlış olduğunu söylemediler. Çünkü ictihad, ictihadla nakzedilmez, yani hükmü ortadan kaldırılmaz. En mühimi de farklı ictihadların rahmet olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Müctehid âlimlerin farklı ictihadları rahmettir) buyuruluyor. (Beyheki)

Bu rahmeti ortadan kaldırmak caiz olmaz. Reformcuların kuracakları şu’rada, 5 reformcu, guslün farzının iki, yedi reformcu da dört olduğuna karar verse, 5 müctehid, 7 müctehidin kararına uymaya mecbur mu edilecektir? Halbuki, her müctehid kendi ictihadı ile hareket eder. Başka müctehide uyması caiz değildir. Sonra gusül ile namaz ile fen vasıtalarının ilerlemesinin ne alakası olur? Zamanla farzlar, sünnetler değişmez. Efal-i mükellefini değiştirmeye kalkmak düpedüz dini yıkmaktır. Önce, ictihad edebilmek için ictihad edilecek konu olması gerekir.

İctihad, dini konularda olur. Dinde yeni bir şeye ihtiyaç yok ki ictihad düşünülsün. Teknolojinin ilerlemesi dinde değişikliği gerektirmez. Namazın yeni bir kılınış şekli, orucun yeni bir tutuluş şekli olmaz.

İctihad edecek âlim olmayınca kimler ictihad edecek? Davet edilecek din görevlisi sayısının fazla olması neyi halleder? Yani kemiyetin çok olması keyfiyete tesir etmez. İnşaata taş taşınmıyor ki, (Çok kişi olursa, çok taş taşınır) diye düşünülsün.

Reform şu’rası, ittifakla namaz vakitlerini, rekat sayılarını azaltsa veya çoğaltsa, zekat 1/40 iken 1/100 veya 1/20 yapsalar, yaptıkları bu reform, dine hizmet mi olur, yoksa dini yıkmak mı olur?

Şu’radaki reformcular, müctehid değilse, o zaman alacakları kararların ne kıymeti olur? Her iki halde de yapacakları iş, dini değiştirmekten başka bir şey değildir. Şu’ra sözünü ağzına alanların cahil değilse, maksatlı olduğu apaçık meydandadır.

M.Hadimi hazretleri buyurdu ki:
(Edille-i şeriyyenin 4 olması, müctehidler içindir. Mukallidler, yani dört mezhepten birinde olanlar için delil, senet, bulunduğu mezhebin hükmüdür. Çünkü, mukallidler, nasstan [âyet ve hadisten] hüküm çıkaramaz. Bunun için, bir mezhebin bir hükmü, nassa uymuyor gibi görünse de, yine o mezhebe uymak gerekir. Çünkü Nass, ictihad isteyebilir, tevili gerekebilir, nesh edilmiş olabilir. Bunu da ancak müctehid anlar.) [Berika s.94]

M.Şevket Eygi, Milli Gazetedeki yazısının ilk iki paragrafında diyor ki:
(Bir ilahiyat profesörü çıkıyor, Ehl-i Sünnet Müslümanlığına savaş açıp, "Kur'an Müslümanlığı" safsatası altında masonik bir hümanizmanın propagandasını yapıyor. Bir başka reformcu,ALLAH " göktedir" diyen aşırı bir adamın mezhebini ülkemizde yaymak istiyor. Bir ötekisi, imanın şartlarını altıdan beşe indiren ve Amentü formülünden kadere iman maddesini kaldıran Pakistanlı bir yazarın metodunun Türkiye’yi kurtaracağını iddia ediyor. Velhasıl ortalıkta bir sürü yamuk, bozuk, çarpık inanç görüş dolaşıyor. Peki bu hatalı inanış ve kanaatleri yayanlar kimlerdir?

Bunlar kendilerine İslamcı diyorlar ama peşlerinden gittikleri adamlar genellikle 19. ve 20. asırda zuhur etmiş on kadar malum ve mahut şahıstır. Halbuki İslam dünyasında, bahusus Ehl-i Sünnet dairesi içinde binlerce büyük din âlimi, fakih, mürşid, allame, imam, rehber yetişmiştir. Bizim reformcuların hiçbiri Gazali’nin, Süyuti’nin, Şarani’nin, Birgivi’nin, Ebülleys’in, Ebussuud’un, Fahreddin Razi’nin, Cüveyni’nin, İmam-ı Rabbani’nin eserlerinden bahsetmez. Onlar ehl-i sünnet imamlarıdır. Bizimkiler ise selefi, mezhepsiz, Necdi, telfîkçi, reformcu, aktivist birkaç kişinin peşine takılmıştır.)
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.