You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

2012 ile ilgili yanlışlar ve saçmalıklar…

2012 ile ilgili yanlışlar ve saçmalıklar…

Profesör
2012 ile ilgili yanlışlar ve saçmalıklar…
Bir Mayalar ve 2012’dir gidiyor... Bilen bilmeyen, anlayan anlamayan bu konuda konuşuyor. Her seferinde konuyu ilahiyatçalara sormaları ve sürekli Maya kehanetleri ile ilişkilendirilmesi insanların sadece kafalarını karıştırıyor ve insalar soruyor, nedir bu Maya kehanetleri ve 2012 ?


2012 de kıyamet falan kopmucak bundan emin olabilirsiniz. Ama ilginç şeyler olabilir, nasıl mı? Herşeyden önce kafanızdan Dünya’yı yöneten güçlerin sizleri inandırdığı şu fikirleri kafanızdan silmeniz gerekir


Piramitleri ve bugünkü teknolojiyle bilr yapılması zor olan daha bir çok inanılmaz yapıları inşa edecek kadar ileri seviyede matematik ve mühendislik bilgisine sahip olmuş olan eski medeniyetlerin heykellere taptığı saçmalığını bir kenara bırakın.
<!--[if !supportLists]-->2. <!--[endif]-->Dini otoritelerin kutsal kitaplardan önceki dönemlerin cahiliye dönemleri olduğu yalanına inanmayın.


Sonra da buyrun burdan yakın….


Bu konu ile ilk kez 1998 yılında Mısır’da tanıştım, O zamanlar baya bi kafamı karıştırmıştı. Tamı tamına 13 sene geçmiş. Yok, daha önceleri de `ezoterizm` denilen meseleye meraklıydım.
Yabancı bir otel zincirinde çalıştığım yıllarda tanıştığım insanlar imkanlarımız sayesinde Türkiye`de az kişinin bildiği bazı yabancı yazarların kitapları okuma şansını yakalamıştım.


Bu adamlar, dünyamızda ünlü Nuh tufanından önce bambaşka bir uygarlığın varolmuş ve o amansız felaketle ortadan kalkmış olduğunu iddia ediyorlardı. `Gizemciler` denilen bütün o esrarlı çevrenin çalışmaları da, bu eski uygarlıktan bize kalmış birtakım ipuçlarının, zaman içinde şekil değiştirmiş, efsaneye dönüşmüş birtakım izleri, kırıntılarıydı. Adına artık Atlantis mi dersiniz yoksa başka bişeymi orası size kalmış .


İşte piramitler miramitler de bunların kalıntılarıymış...


Hatta, Lethbridge diye bir araştırmacı tam bu konuyu araştırdığı ve bomba gibi patlayacak bir kitap yazmaya hazırlandığı sırada, sonradan pek ünlenecek Erich von Daeniken daha önce ve daha uyanık davranmış, gene o pek ünlü `Tanrıların Arabaları`nı yazarak bombayı kendisi patlatmış, parsayı toplamış, malı ve parayı götürmüş (yıl 1967), Lethbridge de kahretmiş, adamcağızın yüreğine inmiş, ölmüş gitmiş (yıl 1970)...


Masonların da bunları bildikleri ve bu sırrı sakladıkları ileri sürülüyor.




Benim de bilgim bu merkezdeyken Kahire’de vakit buldukça kütüphanesini ziyaret ettiğim Dünya’nın faal haldeki en eski üniversitesi olan El Ehzer Üniversitesinden tanıştığım ve bir süre sonra aramızda dostluk doğan bir hoca beni ... Zecharia Sitchin adında bir bilim adamının kitaplarıyla tanıştırdı..
Adı Zekeriya
Orta yaşlı bir Yahudi`ydi bu. Konuyla ilgili de tam sekiz kitap yazmış kendisi.
Bütün boş vaktimi bu kitaplara ayırarak, hapır küpür okudum. Okudukça da dehşete kapıldım. O zamanlar benim gibi 23 yaşında olan biri için gerçekten ağır konulardı.
Sitchin, yalnız eski İbranice`yi değil, Sümerce, Akadca, Asurca, bu arada eski Mısırca`yı da bülbül gibi bilen çok derin bir adammış.
Yalnız Tevrat`ı değil, hemen bütün eski kil tabletleri, bunlarda yazılı destanları falan da okumuş (başta Gılgamış) ve şu sonuca varmıştı: Mitolojilerde hep `tanrılar` diye geçen ve bizim de `pis putperestlerin saçmalıkları` diye burun kıvırdığımız, ciddiye almadığımız varlıklar gerçekti, ve bunlar, Gora gezegeninden Komutan Logar gibi `muhayyel` ve saçmasapan bir yerden değil, bilmediğimiz ama yakın ve gerçek bir gezegenden gelmişlerdi. Bu gezegen uzak bir galakside değil, bizim kendi güneş sistemimizdeydi.
Ama biz bunun farkında değildik.
Bilmiyorduk, çünkü yörüngesi, yani güneşin çevresinde bir tam dönüşü bizim ölçümüzle 3661 yıl sürüyordu.
Sistemin dışına çıkıyor, çok uzaklara gidip elbette geri geliyordu.
Bunu ancak binlerce yıl önce yaşamış atalarımızın (başta Sümer uygarlığı) bırakmış oldukları bazı ipuçlarından anlayabiliyorduk. Üstelik atalarımız neyin ne olduğunu tam çakamadıklarından, hafif tertip de ürkmüşler, korkmuşlar, kendi algılayabildikleri düzeyde bu meseleyi `mitolojiye` dönüştürmüşler, söylence şekline sokmuşlar, bize öyle aktarmışlardı. Yani, birtakım yazıları ve yazıtları `doğru deşifre etmek` gerekiyordu.
Atalarımız bu gezegende yaşayan ve bize de uğrayan üstün yaratıklardan korktukları ve çekindikleri için onları, `tanrı` sanmışlar, saygıda ve sevgide kusur etmemişlerdi...
Bu gezegen, güneş sistemimizin doğal bir üyesi değildi. Sisteme dışarıdan girmişti, yörüngesi de bildiğimiz bütün gezegenlerin aksine, ters yöndeydi. Pluton hariç hemen bütün gezegenlerin ortak dönüş düzeyine, yani `ekliptik` dediğimiz plana da doksan derece dikti. Dolayısıyla, duruyor duruyor, yani bize duruyormuş gibi geliyor, birdenbire göklerde beliriveriyordu. Güney yönünde.
Dünyadan çok daha büyük, kızıl renkli bir gezegen.
3661 yılda bir geliyor, Jupiter ile Mars arasında bulunan `asteroid kuşağı` bölgesine sokuluyor, oradan dönüp gidiyor. Bize fazla yaklaşmıyor.
Fakat kütlesi çok büyük olduğu için, çekim gücü her seferinde bizim burada (yani dünya gezegeninde) amansız depremlere, yanardağ patlamalarına, tsunamilere, sel baskınlarına yol açıyor. 3661 yılda bir geliyor ama pir geliyor, bizi mahvedip gidiyor.
İşte 3661 yılda bir gerçekleşen her gezegen geçişinde Dünyamız'da daha önce varolan başka bir çok uygarlık böylece ortadan kalkmış.
Zecharia Sitchin, bütün bunları poposundan uydurmuyor.
Mezopotamya yazıtlarını okuyunca bu kanıya varmış.
Bu gezegen, daha doğrusu bunun uydularından biri, eski geçişlerinden birinde, asteroid kuşağının yerinde evvelce bulunan bir başka gezegene çarpmış, kopan büyük parça bir süre serseri mayın gibi dolaşa dolaşa bugün bildiğimiz Venüs`ü oluşturmuş, geri kalan toz toprak da işte o asteroidleri, yani küçük parçacıkları...
Masonların sakladıkları sır da buymuş işte!


Şu sürekli sözü edilen YENİ DÜNYA DÜZENİ' de önümüzde gerçekleşecek olak geçişten sonra kurulacak olan düzenmiş.
Bu konu ilginizi çektiyse... Sitchin`in tüm eserleri artık türkçeye çevrildi, `On İkinci Gezegen` isimli kitabından başlayarak okuyunuz. Bu arada neden bilmiyorum ama bu kitapları bulmak hergün daha da zorlaşıyor haberiniz olsun.
Ve fakat neden mi 2012?
Çünkü, hesaba göre, bu gezegenin güneş sistemimizde birdenbire belirmesi ve canımıza okuması, 2012 yılında bekleniyor!
Bu gezegenin çok güçlü olan manyetik alan etkisi ve çekim kuvveti tüm Güneş Sistemi’ni hatta Güneşi bile etkiliyor ve şu etkilere sebep oluyormuş:
Güneşte meydana çok büyük nükleer patlamardan meydana gelen nötrinolar ( atom altı ışık partikülleri ) normalden çok fazla ve yoğun bir şekilde Dünya yağmur gibi yağarak maddenin kimyasını etkiliyormuş. İnsalar üzerindeki etkisi de kişilik ve ruha hallerinin dengesizleşmesi olarak ortaya çkıyormuş.
Dünya’da deprem, volkanik patlamalar ve iklimlerin düzensizleşmesine sebep oluyormuş.
Gördüğünüz gibi depremler, volkanik patlamalar ve kutupların kayması gibi tuhaf doğa olayları ve iklim değişiklikleri falan da ufak ufak artıyor ha...
Hesap yanlış olabilir tabii. Bilemem.
Ayrıca bilim adamları, `böyle saçma şey olmaz, bu büyüklükte bir gezegen yaklaşmakta olsaydı şimdiye kadar görmüş olmamız gerekirdi` diyorlar... Fakat...
1984 yılında, Amerikan uzay araştırma ve çalışmaları dairesi ünlü NASA, Pluton dolaylarında, güneş sistemine `girmekte olan` büyük bir gökcismi keşfediyor... Bunun doğal bir gezegen mi yoksa yapay bir uzay gemisi falan mı olduğu anlaşılamıyor...
Söz konusu cisim, `spektral` analizde koyu kırmızı renk veriyormuş!
Konu o zamanlar nedense örtbas edilmiş.
Fakat bu gezegenin kırmızı olduğunu da Sümerliler söylemişlerdi!
Gezegenin sümerce adı Nibiru, oradan gelenler de Anunnaki. Hani şu Marduk da dedikleri.
Peki, bütün bunlar palavraysa, acaba Sümerliler niçin bildikleri gezegenleri hep yaptığımız, alıştığımız şekilde içeriden dışarıya, yani güneşe en yakın Merkür`den başlayarak Pluton`a doğru değil de, dışarıdan içeriye, yani güneşe en uzaktan başlayarak sayıyorlardı?
`Bir şeyin` ve birilerinin geliş yolunu mu izliyorlardı yoksa?
Ayrıca... Ayrıca... Beş bin yıl önceki Sümer uygarlığı, bizim ancak 1930 yılında, o da teleskopla keşfedebildiğimiz, gözle görülmesi mümkün olmayan Pluton gezegeninin varlığını nereden biliyordu? Nasıl bilebilirdi?
Merak ettiyseniz konuyla igili araştırma yapın ve öğrenmeye başlayın.
Şunları yapmayın
Ancak, şu iki hatayı yapmayınız... Lütfen...


Bir: `Olmaz böyle şey` diye kestirip atmayınız. Açık fikirli olunuz.


İki: Bunun asla bir `inanç` meselesi olmadığını unutmayınız. Size `inanın` ya da `inanmayın` demiyoruz, konuya böyle yaklaşmayınız.


Bu bir astronomi, astrofizik, tarih ve arkeoloji konusudur.
Dolayısıyla, `Kur`an-ı Kerim`de yeri var mı?` diye sormayınız.
Hayatınızı ve beyninizi ille kabaca ve yanlış yorumlayacağınız din esaslarına göre düzenlemek istiyorsanız, Kuran`da cep telefonu da yoktur, cep telefonlarınızı hemen çöpe atınız.
Laf aramızda, bu gibi konulara solcuların da kafaları basmaz, çünkü Marx da bu konudan sözetmemiştir, Lenin de.
Siz akıllı olunuz, hemen reddetmeyiniz, araştırınız, öğreniniz. okuyunuz
Yani: İqra!
Şunu da unutmayalım
Bu meselenin `ispiritizmayla` uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok.
Yani, ruh çağırma, medyumluk, yaşayan ölüler, vampirler, zombiler gibi saçmalıklar bu konunun uzağında ve dışındadır.
Birbirine karıştırılıyor, at izini it izinden ayırmak zorlaşıyor da onun için belirttim.
Bu konuyu, esrarı çekip çekip saçmalayan bazı Amerikan serserileri, yani `New Age` takımı da çok sulandırdı. Bunun tütsüyle, Buddha`yla, Taocu seksle falan da hiçbir ilgisi yok.
Konuyu sulandıran diğer bir kesim, bildiğiniz `ruh hastaları` var. `bilmem ne gezegeninden gelen uzaylılarla görüştüm, hatta hiç unutmam, yüce tanrıça İştar bir gün bana dedi ki...` şeklinde abuklayan deliler var... Hekimlerin çalışma alanına giren bu gibi zırvaları sakın ciddiye almayınız.


Bu mesele, ilahiyatçılara veya kafayı yemiş olan uzay tarikatlarına bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir.


alıntı...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.