-Kocam on senedir kumar hastası. İddiadan başla her türlüsü var. On yıldır bir trilyon para gitti. Her şeyimiz gitti ve herkese borçluyuz. Her tarafımız düşman, korkuyorum. Ana-babasına söyledim, akrabalar biliyor. Defalarca söz verdi bize, bir daha asla yapmayacağım diye dinine imanına yeminler etti. Fakat vazgeçmiyor, bırakamıyor. Çok çaresizim. Çocuklarım için sabrediyorum. Yuvayı yıkmak istemiyorum. Başka ne yapabilirim?
-Şimdi bunları yazan kadın sabır mı etmiş oluyor? Bu yaptığı Allah’a isyana payandalık etmek mi yoksa Allah’ın emrettiği hakta sebat mı? Eften püften geçimsizlik meseleleriyle pisipisine boşanıyor insanlar! Esas böyle büyük felaketlerde boğulmaktan çoluk çocuğunu kurtarmak için batmış gemiyi terk etmek gerekmiyor mu? Besbelli ki bu şeytan esaretinin sonu cinnet, cinayet ve cehennem olacak. Niye payanda oluyorsun? Bu kadar mücadele yetmez mi? Artık o pisliği bırakmayacağını anlamadın mı? Şeytana kulluk edilen ve meleklerin lanetlediği eve yuva denir mi? Birçoğunun başına gelene benzer şekilde, kumar borcu karşılığında senin canın ve hatta namusun satılığa çıkacak mı bilmiyorsun. Kendini kurban ettin kötülüklere o ilişkiyi cesaret gösterip bitirmeyerek. Pekala, çocuklarını niye kurban ediyorsun?
Al sana tehlikenin büyüklüğünü anlamana yardım edecek binlerce ibretten birisi: “Akşehir’de nokta nokta… kumar oynadığı üç meslektaşını geçirdiği cinnet sonucu oyun masasında öldürdü, birini de yaraladı. Daha sonra evine gitti ve tartıştığı eşini ve çocuğunu da ağır yaraladıktan sonra intihar etti.” Böyle oluyor: Çünkü Allah’ın ve meleklerin laneti kumar oynayanların üzerindedir ve derhal tövbe etmezlerse cehenneme böyle yuvarlanacaklar. Dr. Muhammed Bozdağ