Allah rahmet eylesin Anacığım’ın sözüdür bu..
Sayılı gün çabuk geçer..
Eskiler hep hikmet ehli oluyorlardı..
Halbuki bugünkü anlamda ne tahsil görmüşlüğü var annemin, ne bir şey..
Onlarda, çağın üniversitelerinde kazanılamayan bir şey vardı; İrfan
İrfan eksikliği çekiyoruz şimdilerde..
Sebep de tabii ki nesli yetiştirenler..
Annemin annesi ona, kimya bilmeden, mesela “gönüllerin kimyasını nasıl halleder” öğretmişse mes’ele budur işte. Şimdi reaksiyonları öğreniyorlar ama “gönül edenler” çok az..
Demek ki anne babalar sığlaştıkça bu nesil sığlaşıyor..
Anne babalar kendi keyflerinin peşinde oldukça, keyfine düşkün bir nesil yetişiyor.
Sayılı gün çabuk geçer!
Efendim bu söz aynı zamanda dünyanın da geçiciliğini vurgulayan ve;
Aman gönül verme!
Aman dalma dünyaya, bir oyun ve eğlencedir nihayetinde..
Aman gönül yap, gönül kırma!
Gideceksin nihayetinde fani dünya!
Mesajlarını da yüreklere salan anlamlar içeriyor..
Öyle ya, dünyada da sayılı değil mi günlerimiz?
Bir ağaç gölgesinde az dinlenircesine..
Ayrılıklar da, “sayılı gün” hesabınca vuslat…
Ölüm de bu hesaba dahil. Burada olmazsa orada..
Bak, dün yaşını söylerken “en küçükleri benim” diyordun arkadaşların içinde..
Bugün saçlarına beyazlar düşmüş, belin bükülmüş birazcık, gözlerinin feri gitmiş, dizlerinde derman yok..
Sayılı gün çabuk geçer! Aman ha!
Muhabbetle efendim.
Ayşe Reşad