Neden evliya zatların ismi saygıyla anılınca, Allah hatıra gelir? Çünkü insan, neye düşkünse, onunla hatırlanır. Onun için, dünya ile meşhur olmaya çalışmamalı.
Güzel ahlâkla, terbiyeli, saygılı olmakla ve namazla hatırlanmalı.
Büyük bir zat, nasihat isteyen gence buyurur ki: Şu iki özellik, Müslümanın ciğerine işlemelidir:
Birincisi, beş vakit namaza çok düşkün olmalı. Namaz, insanın aldığı hava, içtiği su, yediği gıda gibi olmalı. İkincisi, saygıya ve edebe çok dikkat etmeli. Saygı sınırı aşıldı mı, büyükler oradan uzaklaşır.
Hangi ailede edep varsa, o ailede mutluluk vardır. Hangi ailede karşılıklı saygı yoksa, orada daima kavga gürültü olur. Hiçbir bî-edep vâsıl-ı ilallah olamamıştır. Yani hiçbir edepsiz, Allah’ın sevgili kulu olamamıştır.
Evliya zatların, âlimlerin hayatlarına bakıldığında, çok alçakgönüllü insanlar olduğu görülür. Bu zatlar, bin yıldan beri hâlâ yaşıyorlar, isimleri kitaplarda geçiyor.
Cenab-ı Hak, zenginliği isteyene, edebi ve güzel ahlâkı ise bunlara layık olana verir. Dolayısıyla iftihar edilecek şey, çok zengin olmak, çok mal mülk sahibi olmak, mevki sahibi olmak değil; iyilikte, güzel ahlâkta, vermekte, insanların duasını almakta yarışmaktır... Bunlar tarihe geçecek, öldükten sonra da anılacak meziyetlerdir. O hâlde, herkese karşı edepli ve güzel ahlaklı olmaya gayret etmelidir.