Etkinliğimizden amaç şuydu:
Tüketirken bizi tüketen, alışkanlıklarımızı değiştiren, akılda olmayanı akla getirip, taa yüreklerimizin içine sokarak, aslında hiç ihtiyacımız olmayan şeylere sahip olamadığımız için bizi zorla “mutsuz” eden ve türlü oyunlarla bizi kendine meftun eden bu düzene “hayır!” demek.
-----
Bir kukla oynatıcısı düşünün, ipin ucundaki kuklalarız sanki bizler..Yönlendiriliyoruz, yönetiliyoruz farkında olmadan. Anacığım “Tut bir düzen, para kazan” derdi.. İnanın aynen öyle.
-----
Bakın kendinize ve evinize;
Tıkabasa dolu giysi dolaplarına, ev eşyalarına, mutfağınıza, buzdolabınıza..
Ve düşünün, acaba hangisi olmazsa yaşayamazsınız?
İşte can alıcı soru bu! Haydi sorun kendinize..
“İhtiyacın yok ama al!” Çağın sloganı da bu.
Ya da “Bak onda var, sende neden olmasın?!”
Birisi de çıkıp: “İhtiyacım yoksa neden alayım?” diyemiyor, kıramıyor zincirleri, ezberleri bozamıyor..Elindekiyle kanâat etmiyor, şükretmiyor. Hep kendinde olmayanı istiyor, hem de hırsla. Hep sahip olamadıklarında gözü-gönlü..
Böylece şimdi evlerimizde hiç girmediğimiz odalarımız, kullanmadığımız bir yığın eşyamız var..Eşyanın hizmetinde çekilmez bir ömür..Üstelik de aldıkça mutsuz olan, hırsı arttıkça birbirinden kopan, sürekli yalnızlaşan insanlar.
Deniz suyu içmek gibi bir şey bu, içtikçe susuzluk artıyor.
Bu bir kısır döngü, savruluyor çağın insanı.
Ama biz “İhtiyacım yoksa neden alayım?” diyeceğiz inşaAllah
Çünkü müslüman farklı olmalı, farkında olmalı, fark yaratmalı.
-----
Düşünebiliyor musunuz salata kurutma makinası yapmışlar
Bu sadece basit bir örnek, siz çeşitlendirin bunu, daha neler var neler..Ne gerek var tüm bunlara oysa?..
-----
Bu etkinlik sayesinde en azından zaaflarımızı keşfedeceğiz inşaAllah..
Bize zorla dayatılanları, en güzel ambalajlarda, bin çeşit süs içinde sunulanların hilelerini..
En kutsal değerlerimizi, kendi kapitalist emelleri uğruna hiçe sayarak, göz göre göre yüreklerimize-kafalarımıza sokanları, bin kurgulu oyunlarını..
Reklamları şöyle bir izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız..
Mesela şu an ilk aklıma gelen: "Benim babam Toyota gibi adam!" cümlesi!
İnsanın kanını donduruyor! Bu bir araba reklamı..
Çocuk diyor ki: “Benim babam Toyota gibi adam!”
Masum görünüyor değil mi seyrederken? Hatta komik bulanlar da vardır.
Ama öyle değil! Babanın çocuk için ne olduğunu, neleri temsil ettiğini ve de bir çocuğun babasının hangi özelliğiyle övünmesi gerektiğini düşünün, bir de bunu!
Şuuraltına gönderilen mesajlara bakın siz! Mal üzerinden insana değer biçmek daha doğrusu insanı değersizleştirmek.
“Benim babam Toyota gibi adam!”
Kapitalizmin oyununa bakın!
İnsanı değersizleştirmesine, onurunu ayaklar altına almasına!
Ve yine nette dolaşan bir videodaki küçük yavrunun "idare edemem anne, idare edemem!" çığlıkları geliyor kulağıma!
Vee.. “İhtiyacın yoksa bile al” diye dayatan bin çeşit senaryo!
Diyorum ki efendim, gelin biz idare edelim, kanâat edelim, şükredelim ve kimliklerimizle direnelim.
a.reşad