“Elestü birabbiküm,” “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuştu.
Biz de herkes gibi “Bela” “Evet, Sen bizim Rabbimizsin.” demiştik. Orada bir kelime daha vardı. Rabbimiz bir şey daha demişti bize.
“Ve şehidnâ!” “Sizi birbirinize şahit tuttum.”
Bugün biz bu kelimeyi unuttuk.
Bir hata yaptığımızda uyarılacaktık dostumuz tarafından.
Bir hata gördüğümüzde uyaracaktık kardeşimizi.
Birbirimizi henüz dünyadayken temize çıkaracaktık yani.
Ne yazık ki şimdilerde ölünce şahitliğe ihtiyaç duyuyoruz.
O zaman şahitlik isteniyor. “Nasıl bilirdiniz?”
Mevtanın yamuklarını önceden söyleyip, onun güzelliklerine şahit olabilseydik, gönül hoşluğuyla iyi bilirdik, derdik.
Bence en zor şahitlik budur.
Şimdi biz, birbirimize şahitlik yapmıyoruz, yapsak iyi karşılanır mıyız? Hiç sanmam.
Herhalde atasözü diye yutturulan, “Her koyun kendi bacağından asılır.” sözünü suratımıza çarparlardı.
Doğru, sen kendini koyun gibi hissediyorsan, öyle olsun.
Sait Köşk
Yalan doğrudan kaçar
Güneş yalnız olsada
Etrafına ışık saçar
Üzülme !!!
Doğruların kaderidir yalnızlık
Kargalar sürü ile
Kartallar yalnız uçar
