Behlül DÜZENLİ
Müzik konusu tarih boyu hemen bütün medeniyetlerin konusu ve problemi olmuş bir konudur. İnsanlar tarihin her döneminde müziğin gizemli dünyasından istifade etmeye çalıştıkları gibi, müzik sebebiyle meydana gelen bir takım olumsuzluklardan da şikayetçi olmuş ve bunun önünü almaya çalışmışlardır.
İslâm tarihinde de tarih tekerrür etmiş, insanlar müziğin gizemli dünyasından kendilerini alamamışlar, bununla beraber çeşitli sebeplerden dolayı olumsuz sonuçlarından da kaçınamamışlardır. Bu da müziğin meşruluğunu tartışma konusu yapmıştır. Yaptığımız araştırmada konu ile ilgili vardığımız sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz:
I- Kur’ân-ı Kerim’de ses sanatı olarak “müzik” kavramını ifade eden özel bir kelime ve kavram bulunmamaktadır. Ancak müziğin muhtevası, icrası ve sonuçlarını ilgilendiren ve bu hususlarda temel ölçü sayılacak kurallardan söz eden bir çok ayet-i kerime yer almaktadır. Bu kuralları şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Müziğin, insanları Allah yolundan alıkoymaması.
2- Din ve dince mukaddes kabul edilen şeyleri alay konusu etmemesi.
3- Dini sorumluluk ve görevleri ihmal edecek seviyede olmaması.
4- Dini değerlere aykırı konularda propoganda özelliği taşımaması.
5- Söz veya icrâsında yalan, iftira, zinaya teşvik gibi dince yasaklanan husus ların yer almaması.
6- İbadet gibi telakki edilmemesi.
7- Kur’ân okuma ve dinleme kültürünün önüne geçmemesi.
8- İnsanları nefsânî arzularına esir edecek bir icra, muhteva ve seviyede olma ması.
9- insanları dini ya da dünyevî faydalardan tamamen uzak bir şekilde faydasız şeylerle meşgul etmemesi.
10-Maddi ya da manevi her hangi bir zarar unsuru taşımaması.
II- Hadis kaynaklarında Rasulullah (s.a.s)’den çeşitli yorum ve uygulamalar nakledilmektedir. Bunların bir kısmı sahih, bir kısmı zayıf diğer bir kısmı da uydurmadır. Sahih rivâyetlerde Rasulullah (s.a.s.)’in müziği Kur’ân-ı Kerim’de belirtilen ölçüler ışığında değerlendirdiği, dini açıdan sakıncalı gördüğü müzik icralarını yasakladığı, dini açıdan her hangi bir sakınca görmediği müzik icralarına da müsade ettiği, hatta bizzat kendisinin de bu gibi müzikleri dinleyip ashabını teşvik ettiği ifade edilmektedir.
III-Eserlerinde müzik konusuna yer veren alimler bu hususta farklı görüşler belirtmişlerdir. Bu mayanda kimi İslâm alimleri müziği bütünüyle haram sayma yoluna gitmiş, kimisi mekruh demiş kimisi de müziğin bütünüyle mübah olduğunu savunmuştur. Bütün bunların yanında müziği çeşitli yönleriyle tahlil ederek olumlu/mübah olanını, olumsuz/haram olanından ayıklamaya çalışarak, gerek muhteva gerekse icrasında dinin temel kurallarına aykırılık bulunmayan ve insanlarda olumlu sonuçlar doğuran müziğe cevaz verip, bu özellikleri taşımayan müziği haram sayanlar da olmuştur. Esasen kaynaklar dikkatli incelendiği zaman müziği haram, mekruh ya da mübah sayan alimlerin hemen bütününün konuyu bu açıdan ele alıp inceledikleri görülecektir. Bu da alimlerin müziği içinde yaşadıkları toplumların sosyo-kültürel yapısına göre değerlendiklerini göstermektedir.
Alıntı