Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Vatanı Kurtarmak İçin Ata’yı Sevmek Yetmez, Atatürk Olmak Gerekir.

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 9 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Ata
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
11
mesajlar
11
konular
0
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2020
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
05-08-2020, Saat:12:41 PM
Ali Eralp

Vatanı Kurtarmak İçin Ata’yı Sevmek Yetmez, Atatürk Olmak Gerekir.

Hacılar –  Hocalar, şeyhler – Şıhlar, mollalar ne yasa dinliyorlar ne anayasa… Ne hukuk tanıyorlar ne yasak… Ne gelenek biliyorlar, ne görenek.

Fes, sarık, takke, poşularla patlamaya hazır bombalar, serseri mayınlar gibi ortalıkta dolaşıyorlar. Siyasal İslam’ın gönüllü neferleri olarak çalışıyorlar.

Canlarının istediği yerde hemen seccadelerini açıp, namaz kılıyorlar… Canlarının istediği her mekânda şeriatçılık propagandası yapıyorlar.

Takkeli, fesli, sarıklı insanlar sokaklarda gösteri yürüyüşleri yapıyorlar; bağırıyorlar, çağırıyorlar.

En doğal hakkını, yani anayasal hakkını kullanmak isteyen Atatürkçü, yurtsever örgütlere bu izin verilmiyor. Sokaklara, meydanlara çıkan kadınları da saçlarından tutup, yerlerde sürüklüyorlar.

Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin ardından bu yobaz takımı şimdi daha çok saldırgan, daha çok pervasız oldu.

Yenisöz Gazetesi’nin eski yazarı Hasret Yıldırım, Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla, “Biz bugün o kemikleri (Atatürk’ün kemiklerini kastediyor(!) ) sokağa attık…  Hilafet nereden battıysa oradan kalkacak. Allah’ın izniyle bugün hilafetin kalkışının ilk adımı atıldı” sözlerini sarf etti.

Bir milli eğitim müdürü de çıkmış “Lozan Kilidini çöpe attık” diyor ve Lozan antlaşmasının yürürlükten kaldırılmasını talep ediyor. Sorsan ona, Lozan’ın anlamını, önemini de bilmez.

Onlar bir hilafet devleti kurmak için çabalıyorlar. İnsanlıktan, bilimden, uygarlıktan haberleri yok. Her an saldırıya hazır, pusuda bekliyorlar.

Üstelik Diyanet İşleri Başkanı da bir “Kılıçlı Hutbe Gösterisi” yaptı. Atatürk’ümüzün adını söylemeden ona verdi, veriştirdi. Hakaretler yağdırdı… Bununla ne yapmak, neyi anlatmak istiyorsa?

Ama bütün bu olup bitenler, kalkışmalar karşısında hâkimler, savcılar sessiz… Sadece onları seyretmekle yetiniyorlar… O kadar.

Peki, ülkemiz bugünkü duruma ve ortama nasıl geldi? Nasıl getirildi?

Yurdumuz, Ortaçağ koşullarına nasıl geri döndü?

Şunu önce, açık ve net olarak belirtelim: Suçlu sadece halk değildir. Suçlu sadece insanlarımız değildir. Partiler de suçludur. İktidar da muhalefet de suçludur.

Bugüne değin, sol, bir türlü halkla buluşamadı. Halkı yanına çekemedi. Onunla kaynaşamadı. İşçilerden, köylülerden, kısaca emekçilerden ve emekçi eylemlerinden genellikle uzak durdu.

Kılıçdaroğlu ise sağ partileri taklit ederek başarıya ulaşacağını sandı.

Mehmet Bekaroğlu gibi Refah – Fazilet Partisi kökenli ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği yapmış, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi yeminli Atatürk düşmanları, partiye davet edilerek, dincilikten ve dincilerden medet umdu.

Hiç düşünmediler, aslı dururken halk taklidini ne yapsın?

Yeri gelmişken burada CHP ve Genel Başkanı hakkında da bir iki kısa söz söyleyelim:

Ama yanlış anlaşılmamak için daha önce kısa bir açıklama yapalım:

Biz CHP’yi zayıflatmak, güçsüz düşürmek için bu eleştirileri yapmıyoruz. Gerçeği göstermek, Atatürk’ün çizgisine ve yoluna dönmek için; yalakalık ve koltuk değnekliği yapmadan düşüncelerimizi açıkça sergilemek istiyoruz.

Partimizin eleştirilerle daha da güçleneceğine inanıyoruz ve diyoruz ki: Vatanını kurtarmak isteyenler Atatürk ilkelerinden asla ödün vermemelidirler.

Ne makam ne koltuk sevdamız var. Seçimlerde yine oyumuzu CHP’ye veririz ve kimsenin de CHP’den kopmasını istemeyiz. Çünkü AKP, ne Türkiye’nin ne de Atatürkçülerin partisidir.

Ama bir taraftan da yüreğimiz kan ağlıyor. 18 yıl oldu… Tam 18 yıl… Dile kolay. Bir ömür bu… Atatürk 1919’da Samsun’a çıktı, 1923’te Cumhuriyeti kurdu. Kurtuluş Savaşı bile 4 yılda kazanıldı.

AKP, CHP’nin yanlış, aksak politikaları sayesinde ülkenin, insanımızın kanını, iliğini sömürdü. Ne sanayi bıraktı ne tarım, ne orman bıraktı ne dere… 18 yıldır saltanat sürüyor.

Bu eleştirilere ben bu gün değil, tam 10 yıl önce, 2010 tarihinde başlamıştım. Daha o yıllarda Atatürk’ün partisinin Atatürk’ün yolundan ve ilkelerinden ayrıldığını söylemiştim. Duyan olmadı.

21 Eylül 2010 tarihinde İlk Kurşun gazetesinde şunları yazmıştım:

“AKP’lileşen CHP ile yığınların umutlarını umutsuzluğa dönüştürmeye, heba etmeye, Türkiye’yi yeniden bir imamlar cumhuriyeti yapmaya, kimsenin ne hakkı, hukuku ne de yetkisi vardır.”

“Türbanla mürbanla bir yere varılmaz, Fethullah Gülen’e, cemaatlere saygılı olmakla bir yere varılmaz. Herkes aklını başına toplasın.”

O yıllarda Kemal Bey, Fethullah Gülen’e ve cemaatlere saygı (!) duyuyordu çünkü.

Oysa Atatürk Nutuk’ta şunları söylüyordu: “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, sayfa 217)

Atatürk’ü duyan ve dinleyen olmadı. Atatürk ilkeleri ve Altı Ok paspas gibi çiğnendi ve hala çiğnenmeye devam ediliyor.

İlhan Selçuk Ağabey, çoğu yazılarında şu sözü yinelerdi: “Keşke ben haklı çıkmasaydım, onlar haklı çıksaydı da bunlar başımıza gelmeseydi… ”Şimdi ben de diyorum ki, “Keşke ben haklı çıkmasaydım…”Ama haklı çıktım. Ortalık yangın yerine döndü.

Kemalizm altı okla, Mustafa Kemal Atatürk’le, İstiklal-i Tam’la, yani tam bağımsızlıkla vardır. Bunlar olmayınca CHP de olmaz, 1923 Cumhuriyet devrimi hiç olmaz. “Ben cemaatlere saygılıyım, insanlarımız manevi dünyalarında cemaatlere yakın olabilir” demekle CHP’nin Recep Bey’in partisinden bir farkı kalmaz.

İŞİN ÖZÜ: Vatanımızı kurtarmak istiyorsak eğer Atatürk’e, Atatürk’ün yoluna, Altı Ok’a dönelim. Ve gevezeliği bırakıp, dişe diş bir mücadele verelim… Atatürk’ü sevmek yetmez, Atatürk olalım.

(alieralp37@gmail.com)

İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Çevrimdışı
Forumcu
*
402
mesajlar
183
konular
193
REP PUANI
Yeni Üye

Jan 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
05-08-2020, Saat:05:48 PM
Malum hükümete bir sol parti yaklaşımıyla güya saldırarak Müslümanların sağcı geçinen laik-demokratik başka bir partiyi desteklemelerini istiyorsunuz sanırım ama biz -en azından ben- hiçbir laik parti-purtiyi desteklemiyorum. Yani işe yaramıyor bunlar.
Çevrimdışı
Yönetici
*******
6,000
mesajlar
297
konular
5,327
REP PUANI
Jun 2015
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
06-08-2020, Saat:07:46 AM
Kodoo sence bunun derdi parti mi?
Hiç şüphen olmasın, eğer imkan bulurlarsa bir partiye oy verip vermediğine bakmaksızın seni de bir kaşık suda boğarlar.
Müslüman olmamız bunlar için yeterli bir düşmanlık sebebi, başka hiçbir sebebe ihtiyaç duymuyorlar.
Düşmanlıklarına hiçbir hafifletici sebep bulamazsın.
Eminim bunları sen de biliyorsun ama olsun yine de yazmak istedim.

Yazıyı yazan müptezel vatanı kurtarmaktan bahsediyor. Vatan kimden kurtarılır? Gerisini düşünün artık.
....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Çevrimdışı
هل أنا حقاً أنا ؟
*
5,284
mesajlar
478
konular
7,541
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
07-08-2020, Saat:12:25 PM
kendince şeyhlere müritlere gönderme yapıp kendilerine prim kazandırıyor, halbuki meselenin felsefesine inmiş olsa menhec olarak tarikatçılardan hiç bir farkları yok lakin bunu fark edecek şuur da yok
sanki kendileri mantık ve akla, düşünmeye ve akletmeye davet ediyor! bilakis ataları taklit etmeye çağırıyor halbuki tarikatçı da aynı şekilde silsile yolu ile şeyhlerinin sözlerini taklit etmeye çağırıyor, tarikatçı da türbe anlayışı var onların da var, tarikatçının da ritüeli var onların da var, tarikatçı da kutsal gördüğü kişiyi her yere yansıtmaya çalışıyor onlar da bunun aynısını yapıyor tarikatçının da kendisine has giyim şekli var onların da var ala kulli hal herkes başkasında olan yobaz anlayışları tespit etmeye çalışıyor
gelin Allahın yaratmış olduğu fıtrata ve insan ruhunda cevher kıldığı aklın istidlallerine dönelim diyen yok
Çevrimdışı
Üye
*
239
mesajlar
1
konular
64
REP PUANI
Yeni Üye

Jan 2015
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#5
08-08-2020, Saat:02:33 PM
(07-08-2020, Saat:12:25 PM)kalemşör Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
kendince  şeyhlere müritlere  gönderme yapıp kendilerine prim kazandırıyor, halbuki meselenin felsefesine inmiş olsa menhec olarak tarikatçılardan hiç bir farkları yok lakin bunu fark edecek şuur da yok
sanki kendileri mantık ve akla, düşünmeye ve akletmeye davet ediyor! bilakis ataları taklit etmeye çağırıyor halbuki tarikatçı da aynı şekilde silsile yolu ile şeyhlerinin sözlerini taklit etmeye çağırıyor, tarikatçı da türbe anlayışı var onların da var, tarikatçının da  ritüeli var onların da var, tarikatçı da kutsal gördüğü kişiyi her yere yansıtmaya çalışıyor onlar da bunun aynısını yapıyor tarikatçının da kendisine has giyim şekli var onların da var ala kulli hal herkes başkasında olan yobaz anlayışları tespit etmeye çalışıyor
gelin Allahın yaratmış olduğu fıtrata ve insan ruhunda cevher kıldığı aklın istidlallerine dönelim diyen yok


Tarik kelime anlamı olarak yol demektir.

Tarikat ise çoğulu, yani yollar anlamındadır.   

Siz tarikatçılar derken tasavvuf ehlini ima ediyorsunuz. Tasavvuf ehlinden ne kötülük gördünüz ki, konuya malzeme olan yazı ile bağdaştırıyorsunuz. 

Peygamber varisleri olan Evliyaullah ve ona tabii olmuş dervişandan alıp veremediğiniz nedir.? Piyasaya çıkan sahtekarların (sahte şeyhlerin) medyaya yansıtılan yönlerini bütün umuma maledemezsiniz.

Seyyid Abdulkadir Geylâni, Seyyid Ahmed-er Kebir-i Rufai, Hacı Bayram-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumi ve niceleri..! Şahıslarından ve tabiilerinden ne zarar gördünüz de, tasavvuf ehline laf sokuyorsunuz..

Edep ya Hu ..!

Edep bir tac imiş Nur-u Hûda'dan
Giy ol tacı emin ol her beladan
Ahlak iledir nizamı alem
Ahlak iledir kemal-i adem..!
Çevrimdışı
هل أنا حقاً أنا ؟
*
5,284
mesajlar
478
konular
7,541
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
08-08-2020, Saat:07:53 PM
(08-08-2020, Saat:02:33 PM)fure_06 Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
(07-08-2020, Saat:12:25 PM)kalemşör Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
kendince  şeyhlere müritlere  gönderme yapıp kendilerine prim kazandırıyor, halbuki meselenin felsefesine inmiş olsa menhec olarak tarikatçılardan hiç bir farkları yok lakin bunu fark edecek şuur da yok
sanki kendileri mantık ve akla, düşünmeye ve akletmeye davet ediyor! bilakis ataları taklit etmeye çağırıyor halbuki tarikatçı da aynı şekilde silsile yolu ile şeyhlerinin sözlerini taklit etmeye çağırıyor, tarikatçı da türbe anlayışı var onların da var, tarikatçının da  ritüeli var onların da var, tarikatçı da kutsal gördüğü kişiyi her yere yansıtmaya çalışıyor onlar da bunun aynısını yapıyor tarikatçının da kendisine has giyim şekli var onların da var ala kulli hal herkes başkasında olan yobaz anlayışları tespit etmeye çalışıyor
gelin Allahın yaratmış olduğu fıtrata ve insan ruhunda cevher kıldığı aklın istidlallerine dönelim diyen yok


Tarik kelime anlamı olarak yol demektir.

Tarikat ise çoğulu, yani yollar anlamındadır.   

Siz tarikatçılar derken tasavvuf ehlini ima ediyorsunuz. Tasavvuf ehlinden ne kötülük gördünüz ki, konuya malzeme olan yazı ile bağdaştırıyorsunuz. 

Peygamber varisleri olan Evliyaullah ve ona tabii olmuş dervişandan alıp veremediğiniz nedir.? Piyasaya çıkan sahtekarların (sahte şeyhlerin) medyaya yansıtılan yönlerini bütün umuma maledemezsiniz.

Seyyid Abdulkadir Geylâni, Seyyid Ahmed-er Kebir-i Rufai, Hacı Bayram-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumi ve niceleri..! Şahıslarından ve tabiilerinden ne zarar gördünüz de, tasavvuf ehline laf sokuyorsunuz..

Edep ya Hu ..!

Edep bir tac imiş Nur-u Hûda'dan
Giy ol tacı emin ol her beladan
Ahlak iledir nizamı alem
Ahlak iledir kemal-i adem..!

söylediğim şeylerden ne tasavvuf eleştirisi ne de tasavvuf yoluna intisap edenleri tahkir ettiğim gibi bir durum çıkmaz. bilakis hataları olsa da Abdülkadir geylani, ahmed er rufai gibi sair zahitleri saygıyla anıyorum. tarikatçıların  zatlarını da ataistlere benzetmiş değilim. ifadelerimi dikkatli okursanız "menhec olarak hiç bir farkları yok" dedim. çünkü her iki grup da taklit etmeye davet ediyor. birisi şeyhlerinin sözlerini taklit etmeye davet ediyor diğeri de liderlerinin sözlerini taklit etmeye çağırıyor. birisi şeyhi üzerinden muhabbet ve nefret bağı kuruyor diğeri de lideri üzerinden nefret ve muhabbet bağı kuruyor. Her iki grubunda kendine has ritüelleri var. birisi şeyhinin resmini taşıyor diğeri liderinin resmini taşıyor. birisi şeyhi gibi giyiniyor ons benzemeye çalışıyor diğeri de ha keza öyle. söylesene ne fark var, akletme ve tefekkür bunun neresinde?  hâlbuki vahiy "yaşayan bir delil üzere yaşasın, helak olan da bir delil üzere olsun" buyurmuş, "ya atalarınız hiçbir şey bilmiyor ise ne olacak" diyerek bizi düşünmeye akletmeye çağırmıştır. hey hat insanlar taklitin yularından ne zaman kurtulur, atalarının tariklerinin mezheplerinin ya da filtre haline gelmiş ideolojilerinin prangaları ne zaman çözülür!
Çevrimdışı
Yönetici
*******
6,000
mesajlar
297
konular
5,327
REP PUANI
Jun 2015
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
08-08-2020, Saat:09:25 PM
İyi niyetini anlıyorum ama yine de yakışık almayan bir benzetme oldu @Kalemşör.
Biri bizden biri, diğeri bizi düşman belleyen birileri.
....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Çevrimdışı
Üye
*
239
mesajlar
1
konular
64
REP PUANI
Yeni Üye

Jan 2015
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#8
08-08-2020, Saat:10:39 PM
(08-08-2020, Saat:07:53 PM)kalemşör Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
söylediğim şeylerden ne tasavvuf eleştirisi ne de tasavvuf yoluna intisap edenleri tahkir ettiğim gibi bir durum çıkmaz. bilakis hataları olsa da Abdülkadir geylani, ahmed er rufai gibi sair zahitleri saygıyla anıyorum. tarikatçıların  zatlarını da ataistlere benzetmiş değilim. ifadelerimi dikkatli okursanız "menhec olarak hiç bir farkları yok" dedim. çünkü her iki grup da taklit etmeye davet ediyor. birisi şeyhlerinin sözlerini taklit etmeye davet ediyor diğeri de liderlerinin sözlerini taklit etmeye çağırıyor. birisi şeyhi üzerinden muhabbet ve nefret bağı kuruyor diğeri de lideri üzerinden nefret ve muhabbet bağı kuruyor. Her iki grubunda kendine has ritüelleri var. birisi şeyhinin resmini taşıyor diğeri liderinin resmini taşıyor. birisi şeyhi gibi giyiniyor ons benzemeye çalışıyor diğeri de ha keza öyle. söylesene ne fark var, akletme ve tefekkür bunun neresinde?  hâlbuki vahiy "yaşayan bir delil üzere yaşasın, helak olan da bir delil üzere olsun" buyurmuş, "ya atalarınız hiçbir şey bilmiyor ise ne olacak" diyerek bizi düşünmeye akletmeye çağırmıştır. hey hat insanlar taklitin yularından ne zaman kurtulur, atalarının tariklerinin mezheplerinin ya da filtre haline gelmiş ideolojilerinin prangaları ne zaman çözülür!

Cevap yazmakla neyi değiştirdin.? Saygıyla andığın zatların temsil ettiği tasavvuftan başka benzetecek bir yer bulamadın mı.? 

Birileri kalkıp hırsızdan bahsederken sana benzetse, edepsizden bahsederken sana benzetse, arsızdan, hırsızdan, lüzumsuzdan bahsederken sana benzetse...! Ve daha saymaktan çekindiğim olumsuz tüm meziyetlerden bahsederken zat-ı alilerinize benzetse..! Tıpkı kalemşör denilen kişi gibi ifadesi kullanılsa, hissiz, duygusuz, aldırış etmeden, cevap yazmadan durabilecek misin.?

Belli ki tasavvufa karşı alerjin var. Temsil eden zatları tenzih ederken, temsil ettikleri oluşum hakkında direkt olarak olmasa da, benzetme adına hala ileri geri ifadeler kullanıyorsun. 

Tasavvuf taklit değil, yaşamaktır. Kal değil, hal 'dir. ''Ya ataların hiç bir şey bilmiyorlar ise''...! 

Başkalarına bakmaktan kendisine bakmaya vakti olmayan kelamcı. Öncelikle kendine bir bak. Sonra bir daha kendine bir bak. Sonra bir daha.. Çünkü kendinde ıslaha muhtaç durum veya durumlar var iken başkalarını ıslah etmeye kalkışmak edepsizliğin en büyüğüdür.. 

İdrak-i meal bu küçük akla gerekmez,
Zira bu kadar sıkleti bu kantar çekmez.. 

Menhec olarak mış...!
Çevrimdışı
هل أنا حقاً أنا ؟
*
5,284
mesajlar
478
konular
7,541
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
09-08-2020, Saat:06:43 AM
(08-08-2020, Saat:09:25 PM)alpi Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
İyi niyetini anlıyorum ama yine de yakışık almayan bir benzetme oldu @Kalemşör.
Biri bizden biri, diğeri bizi düşman belleyen birileri.
Taklit hastalığı kendisini İslâm'a nispet eden bir fırka da çıktığı zaman durumun vahameti daha korkunç boyutlara ulaşıyor. Kullara kul olmaya, köleliğe, bağnazlığa, karaktersiz olmaya ve diğer kötü hasletlere İslam adına davet ediliyor. "Siz araştırmayın düşünmeyin biz ne verirsek alın" "Bize kaynak sormayın" "Şeyhin çocuklarına köle olacaksınız, sizin üzerinize basıp geçecekler" diyen tipler tezahür ediyor. İslam'da olmayan hurafe ve bid’atler Allah dostlarının yolu adı altında lanse ediliyor. 
mesela beni kendince eleştiren yukarıdaki zatın sözlerini dikkatlice oku, ben herhangi bir tasavvuf eleştirisi yapmadığım halde hatta sonraki mesajlarım da tasavvuf hakkında bir eleştiri yapmamış olduğumu vurguladığım halde - taklit içerisinde bulunduğu muasır tarikatçıları eleştirdiğim için - basireti körelmiş gibi konuyu tasavvufa çekip Allah dostları üzerinden bana nefret siyaseti geliştiriyor.
 Benim forumdaki yazılarımdan birisi tam sekiz sene önce yazmışım:
(05-09-2012, Saat:11:32 AM)kalemşör Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Tasavvuf: Arınmaktır, Rab ile hem-hal olmaktır, şüpheli şeylerden kaçınmak ve hayatı zikre çevirmektir. İsminin sonra ki asırlarda çıkmış olmasının önemi yoktur; çünkü muhtevası,  ashabın arasında ve Peygamberin(sav) hayatındaydı. 

Görüldüğü gibi ben kitap ve sünnete muhalif olmayan bir tasavvuf anlayışının karşısında hiçbir zaman olmadım. Zaten bizim bildiğimiz tasavvuf da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dışında herkesin sözünü terk etmektir. Tasavvuf ehlinden görünen bir kaç tane münafığı istisna edersek özellikle mütekaddim zahitlerden Ebu suleyman ed darani, cüneyd bağdadi, Fudayl bin iyad, İbrahim bin Ethem, hasanı basri, bişri hafi, belhi, rabiatul adeviyye ve daha niceleri (Allah onlardan razı olsun)muasır tarikatçıların sapıklık ve taklit inançlarından uzaktır. 
 Allah subhanehu ve teala bize hakkı hak olarak bilip ona ittiba etmeyi, bâtılı batıl olarak bilip ondan ictinab etmeyi nasip etsin.
Çevrimdışı
Yönetici
*******
6,000
mesajlar
297
konular
5,327
REP PUANI
Jun 2015
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
09-08-2020, Saat:11:12 AM
Arkadaşlar İslamda tartışma hukuku da vardır.
Lafı uzatmamak adına kısa keseceğim, günah işleyen insan kötü değildir kötü olan günah fiilidir.
İslam hukuku kötü fiile yönelir, şahsa değil.
Hatta bazı kötü fiilleri işleyen kafirleri bile korur, himaye eder.
Onun için biz de inşallah burada fiile bakalım şahsa değil. Yani konuyu şahsileştirmek yerine fiile yönelirseniz çözüm bulunur aksi halde hakaret etmemek (yukarıdaki mesajlarınıza bakarsanız) mümkün olmuyor.

Bazı tarikatlarda yozlaşma ve taklit vardır. Doğru.
İslam düşmanları da yozlaşmıştır ve taklit içindeler. Doğru.
İkisi bu bakımdan benzeşiyor. Doğru. Ancak bu gibi meseleler yani öz eleştiriler bizi düşman belleyenlerin ortasında yapılmamalı.
Hatta bizim kültürümüzde "Tabiri caizse" diye başlayarak benzetmeler yapılır. Burada karşı çıktığımız şey bu, yani bu tabir caiz değil.
Vel hasılı kelam eleştiri okları şahsa değil fiile yöneltilmelidir ve her doğru her yerde söylenmez.

Bunlar sadece hatırlatmaydı, çok eminim ki siz de zaten biliyorsunuz.
....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi