Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Üst İnsan Fabrikası

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : antimatter
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
<span style="color:black"><strong><s>Cezalı Üye</s></strong></span>
57
mesajlar
2
konular
Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
22-10-2017, Saat:12:20 PM
Fabrikayı kurmak için ihtiyacımız olan çorak araziye hiçlik diyoruz. Ayrıca her fabrika günümüz üretim biçimleriyle değil sadece bir ürün üretmek üzere kurulmalı. Fabrikanın sermayesi (capital) de emeği (labor) de çıktısı da ürünün kendisi. Üst-insan…

Kant’ın “Aydınlanma Nedir?” makalesinde “insanın kendi aklını kullanmaya cesaret etmesi” söylemiyle başlayan sürecin bir yerlerinde artık tanrı ölmüştür. Nietzsche’nin üst-insan fabrikası için ihtiyacı olan çorak arazi tanrının ölümüyle mümkün olacağı için bu ölümü büyük coşkuyla karşılamıştır. Sanıldığının aksine Nietzsche eserlerinde tanrının ölümüyle ilgilenmekten çok tanrının ölümü sonrası miras (üst-insanı üretebileceği çorak arazi) derdine düşmüştür. Yani “Tanrı öldü ölmesine de şimdi ne yapacağız?” sorusu Nietzsche için daha ilgi çekicidir. Bunun üzerine Nietzsche üst-insan fabrikasının ilkelerini belirlemeye koyulur.


Aydınlanma düşüncesinin işaret ettiği aklın kullanımıyla birlikte insanın nesneler dünyasındaki konumuna dair normatif söylemler temelinden sarsılmış, aklın kullanımıyla yan yana giden sanayileşme, şehirleşme gibi fenomenler geleneksel ahlak anlayışının dönüşümüne bazen de yıkımına yol açmıştır. Bu manzaraya tepeden bakıldığında “katı olan her şeyin buharlaştığı” bir dönem olduğu net bir şekilde görülmektedir. Değer ve konum bunalımı yaşanılan günümüzde öz olan hiçliğe ulaşılmış, insanın kendi değer ve konumunu yaratmak için fırsat alanı doğmuştur. İçkin değer ve konumdan yoksun, tehlikelerle dolu ve düşman bir dünyaya fırlatılmış insan kendisi dahil her şeye yabancılaşarak, doğru kullandığı takdirde bu yabancılaşmayı sermaye olarak kabul ederek üst-insanı yaracaktır.

Yabancılaşmayla sahip olunan hiçlik Aristoteles’in biçimsel mantığının ilkelerinden biri olan “özdeşlik ilkesiyle” bağdaşmak zorundadır. Daha önce bin bir çabayla yıkılan ve yıkılmakta olan değerlerden, öldürülen tanrıdan, geleneksel konumlandırmalardan hiçbir şey içermemeli, hiçlik tam anlamıyla hiç olmalıdır.
-alıntı-


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi