Forum Gündemi:

Konu Başlığı : TÜRKİYE TEMİZLENMELİ TEMİZLENMELİ TEMİZLENMELİ...MUHABERAT DEVLETİ Mİ DEDİNİZ?...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 4 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
4,631
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
25-02-2014, Saat:07:38 PM
Türkiye temizlenmeli, temizlenmeli, temizlenmeli!

25 Şubat 2014 Salı 09:29
Güncellenme Tarihi 25 Şubat 2014 Salı 09:32

Star Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, Türkiye'de yaşanan hukuksuzluğu, işkenceyi ve dinleme skandalını hatırlatarak, Türkiye'nin temizlenmesi gerektiğini söyledi.


--------------------------------------------------------------------------------




İşte Taşgetiren'in yazısı:

Biz, genelde başkasını vuran kanunsuzluğu umursamayız.Yargı, siyasi rakibimizi veya ideolojik karşıtımızı kanunsuz bir şekilde vurmuşsa, dert edinmeyiz, hatta “düşmanımızı tasfiye ediyor” diye biraz seviniriz.

Polis sokakta veya karakolda beğenmediğimiz bir kişiye - gruba katmerli zulüm etmişse, bazen“Onlar da hak etti canım” deriz.

Kanunlu veya kanunsuz, birisi ıcığı - cıcığına kadar dinlenmişse, görsel malzemelere konu edilmişse, internet ortamı veya başka şekilde, yani bir şekilde önümüze servis edilmesinden rahatsız olmaz, hatta biraz da keyif alırız, belki dedikodusunu yaparız.

Bir ara, “yargı kutsaması” yapıldı bu memlekette. 28 Şubat’ta, ya da o sürecin -ana babası durumunda olan takrir-i sükun, İstiklal mahkemesi, Yassıada mahkemeleri dönemlerinde olan bitenler, birilerimize heyecan verdi.

Doğrusu birilerimiz de Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında heyecan duyduk. Değil mi ki askeri vesayet tasfiye ediliyordu. Kurunun yanında yaş da yansındı, ne olurdu ki, bu memlekette başka yargı zulümleri olmamış mıydı, dün bize bugün onlara idi.

Ben o günlerde, bu davalardaki yanlışlıkları bile “oh olsun” duyguları içinde kabullenen ortamlarda, biraz farklı düşünceye ilgi oluşturabilmek için “Yarın bir savcı çıksa, sizin büyükleriniz hakkında örgüt kurmaktan dava açsa, polisi, yargıcı ayarlasa, hatta Yargıtay’da hakimler bulsa, -olmaz olmaz deme olmaz olmaz- bu cendereden kurtulabilir miydiniz?” sorusunu soruyordum. Olmaz mıydı? Vaktiyle Cemaat’e örgüt davası açılmamış mıydı? Salih Mirzabeyoğlu kaç zamandır gerçekten terör örgütü lideri olduğu için mi içerde yatıyordu, yoksa sistemin kutsallarını mı sorgulamıştı? Parti kapatmalar tam bir sistem kumpası değil miydi?

Türkiye’de kurulu düzenin çarpık her uygulaması “Size de çıkabilir” cinsindendir.

İşkence... size de çıkabilir.

Hukuksuzluk... size de çıkabilir.

Tutukluluğun cezaya dönüşmesi... size de çıkabilir.

Ve dinleme belası... tabii ki size de çıkabilir.

Eskiden “Size de çıkabilir”in birinci plan müşterileri, hiç şüphesiz islami kesimler, solcular ve Kürtler olurdu.

Siyasetçiler, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri de bu sistem zulmünü zaman zaman yaşadılar.

O zamanların işkence piyangocuları, asker içindeki özel yapılar ve onların kullandığı polis-yargıç-bürokrat... her ne ise onlardı.

Geçtiğimiz üç-beş yıl içinde, askerlerin payına da çıktı piyango. Dinlendiler, raporları tutuldu, yargı huzuruna çıktılar ve Türkiye’yi yeniden tanıdılar.

Şu son hadise... 7 bin kişinin dinlenmesi. Dinlenenler arasına her çizgiden siyasetçi, aydın, yazar, işadamı vs’nin girmesi. MİT Başkanı’nın bile dinlenenler arasında yer alması.

İşin nasıl bir bela haline geldiğinin tipik göstergesi olmuştur.

Her gün, nasıl bir iç pörsüme ile karşı karşıya bulunduğumuzun örnekleri ile karşılaşıyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu, Baykal’ın kaseti size yol açtı diye sakın sevinmeyin, hatta sevinmek ne kelime, olur böyle vakalar gibi bakmayın.

Sayın Bahçeli, bu iş en çok sizin partinin tepe noktalarını vurdu, bigane kalmayın.

Sayın Demirtaş, bu işlerin Kürt siyaseti için nasıl bir maliyet oluşturduğunu en iyi sizler bilirsiniz.

Sayın Başbakan, belanın nasıl bir kapsayıcılık taşıdığını en iyi siz görüyorsunuz. Bir ülkenin Başbakan’ı dinleniyorsa, Cumhurbaşkanı, dinlenmediğinden emin değilse, ülkenin sır diye bir şeyinin bulunmadığı kaygısı gelip toplumun yüreğine oturmuşsa, bu işi, “en acil memleket meselesi”olarak gündeme almak durumundasınız.

Öyle bir kumpasla karşı karşıya ki Türkiye, hakim IMEI numarası ile önüne konan bir dinleme talebini onaylarken, aynı zamanda kendi telefonunun dinlenmesine karar verdiğinin farkında olamıyor!!!

Bu 7 bin kişinin dinlenmesi... Dile kolay. Bu dosyaları hangi polis yapısı hangi ihbarlardan yola çıkarak hazırladı, hangi savcının önüne geldi, hangi hakim kararı onayladı ve elde edilen dinleme kayıtları nerede? Kimin canı nasıl yandı bu dinlemelerle? Bir de, böyle tanınmış sima olmayıp da dinleme cenderesine sokulan sade insanların başına neler geldi?

Bu soruların her biri, yaşanan belanın boyutlarını gösteren sonuçlar verebilir. Polisteki terfi ve tenziller için öyle dosya hikayeleri anlatılıyor ki, dudak uçuklar.

Türkiye temizlenmeli, temizlenmeli, temizlenmeli!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,631
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
25-02-2014, Saat:07:42 PM
İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,631
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
25-02-2014, Saat:08:21 PM
Gülay GÖKTÜRKgokturkgulay@yahoo.com
17 Aralık'tan bu yana hükümetin otonom yapıyı tasfiye için aldığı her tedbirde kılı kırk yarmaya, bu tasfiyenin hukuk içinde gerçekleşmesi için üstümüze düşen uyarı görevini yerine getirmeye çalışıyoruz. Adli Kolluk Yönetmeliği'ndeki değişiklikte, İnternet Yasası'nda, HSYK'da, MİT Yasa taslağında sakıncalı bulduğumuz noktaları ısrarla işaret ediyoruz ve doğrusu bu eleştirilerin yapıcı sonuçlarını da alıyoruz. Tasarıların hiçbiri ilk geldiği gibi çıkmıyor Meclis'ten. Gerek HSYK'da, gerekse İnternet Yasası'nda önemli düzeltmeler gerçekleşiyor. MİT Yasası'nda daha birinci günde çok önemli iki değişiklik yapılıyor.

Ben ve benim gibiler eleştirilerimize, uyarılarımıza ve hükümeti hatadan çevirme gayretlerimize bundan sonra da devam edeceğiz.

Ama bir de, amaçları üzüm yemek değil, bağcı dövmek olan çok geniş bir kesim var. Aylardır, Türkiye'de hükümeti otoriterleşmekten açık dikta rejimine doğru sürüklenmekle, devleti bir "muhaberat devleti" haline getirmekle suçlayan geniş mi geniş bir koro... Ele aldığımız konular sık sık paralellik gösteriyor. Ama onların derdi herhangi bir yanlışı düzeltmek değil; tam tersine, hükümetin boynuna astıkları yaftayı doğrulamalarına yarayacak her yanlışı sevinçle karşılıyor; abartılı yorumlarla üstüne atlıyorlar.

Sorsanız baksanız, tek dertleri demokrasi... İnternet Yasası'na "kişilik haklarını tehdit ettiği" için karşılar. MİT Yasası'na "muhaberat devletine doğru gidiş" olarak gördükleri için karşılar, böyle söylüyorlar.

İşte şimdi, bu koronun samimiyetinin sınandığı bir tablo var karşımızda:

Dün Türkiye'nin görüp göreceği en büyük telekulak skandalı patlak verdi. Ve biz gördük ki, Orwell'in Big Brother'ı çoktan işe koyulmuş, muhaberat devleti bir tehlike olmaktan çıkıp çoktan gerçekleşmiş!

Emniyet ve yargı içinde örgütlenmiş o mahut yapının bazı mensupları, hayali örgütler kurmuşlar, şemalar oluşturmuşlar, bu şemalara göre suçlayacakları insanları belirleyip yıllarca dinlemişler.

Binlerce, binlerce insan... Başbakan'dan bakanlara, iş dünyasından bürokrasiye ve medyaya kadar Türkiye'nin yakından tanıdığı binlerce kişi, vakıflar, STK'lar, banka merkezleri, şirket merkezleri, gazete ve televizyon santralleri, bakanlıklar, kamu kurumları, yardım kuruluşları, aydınlar, AK Partililer, CHP'liler, MHP'liler, Saadet Partililer, BDP'liler, kanaat önderleri, cemaatler, düzmece bir ihbar mektubuyla, 'örgüt üyesi' olarak yıllardır dinleniyor, haklarında düzmece örgüt davaları oluşturuluyormuş... Örgüte sokamadıklarıyla ilgili dinlemeleri de bir rafa kaldırıp "sırası geldiğinde" şantaj kasedi olarak kullanacaklardı besbelli ki...

Demokrasi lafını ağzınıza alabilmek için

Şimdi göreceğiz bakalım;
CHP'sinden MHP'sine ve BDP'sine, ortak imza metinleri hazırlayan aydınlara, barolara ve muhalif STK'lara kadar, her Allah'ın günü iktidarı muhaberat devletine doğru gitmekle suçlayanlar, karşımıza serilen bu tablo karşısında ne tutum alacaklar? Zira bu tablo, bir muhaberat devleti tehlikesinin tablosu değil, çoktan gerçekleşen bir muhaberat devletinin tablosu!

Şimdi bu tablo ortaya döküldükten sonra hâlâ "Paralel yapı mı ama zaten birlikte iş tutmuşlardı" diye geçiştirecekler mi?.. "Bizi ilgilendirmez, aralarında bir iktidar paylaşımı savaşı veriyorlar" diye küçümseyecek ve hatta AK Parti'ye karşı başlatılan cephe harekatının odağını kaydırdı diye sinirlenecekler mi?..

Evet, bu Türkiye'de herkes için bir samimiyet sınavı olacak.

Bu yapıyı temizlemenin son derece acil bir demokrasi görevi olduğunu görmeyenlerin, bu yapının deşifre edilip enterne edilmesini desteklemeyenlerin "demokrasi" kelimesinin "d"sini ağzına almaya da hakkı olmayacak...


GÜLAY GÖKTÜRK
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,631
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
25-02-2014, Saat:09:53 PM

Neden hiçbir zaman kazanamayacaksınız?


24.02. 2013 tarihinde dolaşıma sokulan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ses kayıtlarından sonra her şeyin yanıp yok olacağını ve küllerinden çok arzuladıkları yeni bir Türkiye doğacağını;aynı anda bekleyen Cemaatçiler, eski devlet unsurları, Siyonist küresel güçler ve liberal kimi aydınların heyecandan kalp ritimlerinin farklı attığını hissedebiliyoruz.

Yaşanan olayların tamamının üzerine “çok şükür İslamcılık bitti” diyerek analiz yapan derinliksiz köşe yazarların Şener Şen tadında acemi danslarını da eğlenerek izliyoruz.

Yerli taşeronlar, küresel güçler ve İslamiliğin içinde bulunduğu her şeye düşman olan ülkenin diğer yelpaze sınıfları serçe parmaklarıyla birbirlerini tutarak bıkmaksızın halaya duruyorlar.

Açacak olursak, İslam İslam diyerek büyüyen bir yapı; tek düşmanı İslam olan Siyonist yapılarla ve hayatını İslami ve milli değerlere düşmanlık ile geçirmiş eski devletin üst yapıları ile kol kola girmiş aynı sloganları atıyorlar.

Onlar Tayyip Erdoğan’ı bitirince her şeyin kendi ellerine geçeceğini sanıyorlar.

Onlar basiretsizliklerinden felsefi anlamda ayrımlar yapamayarak bir girdabın içinde şuursuzca çırpınıyorlar.

Görünen o ki, “determinizm” diyor ki, çırpınmaya da devam edecekler.

Bu milletin davası kişilerle kaim değil.

Bu ümmetin davası kurumlarla da baki değil.

Onlar, bu davada ki dünyevi olmayan dilin ve ilahi olan döngünün farkında bile değiller.

Ak Parti teknik olarak başarısız olduğunda ki başarısız olmayacağı izleniyor bu dava bağrından yeni Ak Parti’yi çıkaracaktır.

Kendini temizleyen yeni Ak Parti zaten ufukta görünmektedir.

Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirdiklerinde ki bitiremeyecekleri açıkça ortada, sanıyorlar ki; yeni, kararlı ve daha güçlü liderler çıkmayacak.

Onların temel yanılgıları, olan biten her şeyi bir parti ve bir parti başkanı olarak algılamalarından kaynaklanıyor.

Ülkenin temel gerçeği ise şudur: Bu bir dava meselesidir ve bir davanın önderleri meselesidir.

İzaha muhtaç olmasına rağmen kestirme sonuçla bir kez daha yazıyoruz, bu ülkenin temel çelişkisi İslamlık ve anti İslamlıktır.

Ak Parti biter dava bitmez, Ak Parti eğer hak ediyorsa sadece davanın bir cüzü olur.

Recep Tayyip Erdoğan ölür yeni dava erleri meydanlara çıkar.

Onlara yine bir şey kalmaz.

Diyelim ki, onlar başbakan ile ilgili öyle bir şey yaptılar ki toplum Erdoğan’ın artık olmaması gerektiğine kanaat getirdi.

Buradan kendi lehlerine bir ufkun aralanacağını düşünüyorlar.

O ufku hiç bulamayacaklar.

Çünkü gemiye kaptanlık edecek ehliyetleri yok.

Çünkü rota çaprazları bozuk.

Titaniklerinin istikameti arzu ettikleri hedefe ters açı yapmış durumda.

Bunu anlamaları bir yana bilen insanları da ateşli tartışmalarla ikna etmeye çalışıyorlar.

O nedenle diyoruz ki “sizin rotanız size bizim rotamız bize.”

Onların çaprazları bozuk.

Çünkü, topluma “ihanet zemininde” duruyorlar.

Çünkü,“dışarıdan” konuşuyorlar.

Çünkü, demokratikleşmenin yönünü “tersine çevirmeye” çalışıyorlar, en azından “yavaşlatıyorlar.”

Çünkü, Barış sürecini“baltalıyorlar”.

Çünkü; çaba sarf eden, derin yenilgiden sonra ilk defa ayağa kalkmaya çalışan, ağırlıklarını atmaya gayret eden, dönüşen, gelişen, atılım yapan, büyük projelere imza atan Türkiye’ye “karşı bir platformda” duruyorlar.

Çünkü; kapalı, gizli, tanımsız, ürkütücü, arkası görünmeyen ve karanlık kimlikleriyle “şüphe çekiyorlar.”

Çünkü, milletin onay vererek gerçekleştirdiği bütün açılımları ayırmaksızın ve gözlerini kırpmadan kişiselleştirip Erdoğan düşmanlığına kurban ediyorlar.

Dertlerinin üzüm yemek değil üzümcüyü dövmek olduğunu bile saklayamıyorlar.

İmamlarının, vaizlerinin de çaprazı bozuk.

Ellerindeki İsrafil surlarına üfleyerek insanları uyandırmak istiyorlar.

Ellerindeki surun İsrafil değil İsrail patentli olduğu algısı nedeniyle içine üfledikleri hiçbir İslami sayhanın faydasını göremeyecekler.

Her güç, kadere yenik düşer, bir gün yenilir.

Bugünün evrensel iktidar sahipleri yenilmezliklerini akıllarına bile getirmek istemiyorlar.

Onlar; bugüne kadar, asırlardır, Ortadoğu’nun, Balkanların, Kafkasların bütün ülkelerinde ve eksenlerinde “bizi” yendiler.

İhtimal bu ya, belki bu kez Türkiye’de yerli iradeyi yenemeyecekler.

İşte o zaman, bu ülkede milli irade galip geldiğinde,“zaman” tersine akmaya başlayacak.

Belki de tarihin jeopolitik kırılma evresine bu kez bizler tanıklık edeceğiz.

Bu süreçte, gün gelecek Faşist, mafya devleti İsrail terbiye edilerek demokratik İsrail’e dönüşecek.

Gün gelecek,Siyonist Neo-Conlar demokrat Amerikalılara biat edecek, dünya rahat nefes alacak.

Eğer bu gerçekleşirse; Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar, Kürdistan ve Türkî Cumhuriyetler’de, ülkelerini arkadan vuran taşeronların tamamı işsiz kalacak ve tasfiye edilecekler.

Eğer bu gerçekleşirse, Vladimir Lenin’in iktidara geldiği zaman Ekim Devrimi’nde olduğu gibi arşivlerindeki çok önemli sır belgeleri kendileri bizzat deşifre edecek, tarih bir kez daha hiçbir gerçeğin gizlenemeyeceğini kanıtlayacaktır.

En acısı, insanlar ve müminler, bazı din adamlarını hayırla yad etmeyecek, arkalarından ellerini açıp ruhlarına Fatiha okumayacaklar.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,631
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
25-02-2014, Saat:10:35 PM
İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Erdoğan'a montaj kumpası dinlemeye takıldı
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi