Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Tövbem kabul olur mu?

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 11 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : beg06
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#1
14-10-2017, Saat:01:53 PM
Merhabalar. Benim bir konuda derdim var. Belki sizlere saçma gelebilir ama bu derdimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben geçen sene üniversiteden yeni mezun oldum ama hala iş bulamadım. Bir de üstüne erkek arkadaşım askere gitti, iyice yalnızlığa düştüm aile içinde de sıkıntılar vardı aynı zamanda. Bunların sonucunda hem boşluğa düşüp hem yalnız kaldığım için sürekli kendimi dinlemeye, kendi kendimi muayene edip her yerimde bir hastalık belirtisi bulmaya başladım artık psikolojim bozulacak gibiydi. Ben de bunun üstüne daha fazla psikolojim bozulmasın diye en çok istediğim şey üstüne yemin ettim "Allah'ım bir daha kendimi kurcalarsam çocuğum olmasın istediğim hiçbir şey olmasın" diye kendi kendime söz ve yemin edip Kur'an'a el bastım. En çok çocuğumun olmasını istediğim için onun üzerine yemin edersem bir daha yeminimi bozmam sandım. Bu yemin için tövbe edersem de kabul olmasın falan dedim. Ama gelin görün ki gene yeminimi bozdum ve tövbe ettim Allah'ım lütfen tövbemi kabul et diye. Neyse diyeceğim şudur ki; böyle bir söz için tövbe etmek yeterli midir ve bu yaptığım bir söz bir yemin sayılır mı? Eğer en çok istediğim şey üstüne yemin edip ve söz verirsem sözümü ve yeminimi bozmam sandım ama gene bozduğum için çok ama çok pişmanım. Bir yandan da şöyle düşünüyorum, biz ne kadar olsun ya da olmasın diyelim Allah bizim alın yazımıza ne yazdıysa onu yaşarız bizim ettiğimiz yeminlerle, sözlerle alakası yoktur diyorum kendi kendime ama içim içimi de yiyor sürekli bunu düşünüyorum, karamsarlığa düştüm... Allah bu tarz bir tövbeyi kabul eder mi ve tövbemin kabul olduğunu nasıl anlarım? Eğer biraz yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkür ederim.
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
18
mesajlar
4
konular
18
REP PUANI
Yeni Üye

May 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
14-10-2017, Saat:02:36 PM
Zümer 53:

De ki: «Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış/israf etmiş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.»

Allah'ın "emridir" onun rahmetinden ümidi kesmemek. O, bütün ama bütün günahları bağışlar. Takva sahibi kullar bir hata yaptıklarında Allah'tan uzaklaşmazlar, derhal onun kapısına gidip ondan af dilerler.

Allah bütün günahları bağışladığını söylediği ayette kendisini "Rahim" olarak tanıtmakta. Bir bebeğin bütün ihtiyaçlarının karşılandığı o anne karnına, "anne rahmine" kendi ismini veren Allah kullarını bir annenin yavrusunu sevdiğinden daha çok sever.

Yemin bozulunca dinimizde kefaret olarak ne yapılır bilmem ama şunları da yapabileceğini düşünüyorum: Dilinle/sözünle israfta bulunmuşsun, dilinle, sözünle infakta bulun Allah rızası için. Güzel bir söz ya da güzel bir dua ya da ihtiyacı olana güzel bir kelime... Sana karşı hata yapan birilerini de sevgiyle Allah rızası için affedebilirsin.
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#3
14-10-2017, Saat:02:42 PM
(14-10-2017, Saat:02:36 PM)SerkanKOSE_ Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Zümer 53:

De ki: «Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış/israf etmiş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.»

Allah'ın "emridir" onun rahmetinden ümidi kesmemek. O, bütün ama bütün günahları bağışlar. Takva sahibi kullar bir hata yaptıklarında Allah'tan uzaklaşmazlar, derhal onun kapısına gidip ondan af dilerler.

Allah bütün günahları bağışladığını söylediği ayette kendisini "Rahim" olarak tanıtmakta. Bir bebeğin bütün ihtiyaçlarının karşılandığı o anne karnına, "anne rahmine" kendi ismini veren Allah kullarını bir annenin yavrusunu sevdiğinden daha çok sever.

Yemin bozulunca dinimizde kefaret olarak ne yapılır bilmem ama şunları da yapabileceğini düşünüyorum: Dilinle/sözünle israfta bulunmuşsun, dilinle, sözünle infakta bulun Allah rızası için. Güzel bir söz ya da güzel bir dua ya da ihtiyacı olana güzel bir kelime... Sana karşı hata yapan birilerini de sevgiyle Allah rızası için affedebilirsin.

Evet bu dediklerinizi yaptım zaten, o affetme kısmını özellikle. Bunun dışında burada yazmak istemedim ama bir tarz iyilik de yaptım fakirler için. Ve yeminimi bozduğum için hem buna niyet ederek, hem iyilik olsun diye yaptım. Hani iyilik gizli kalırsa güzel derler ya o yüzden açık açık yazmak istemiyorum ne yaptığımı kabul olmaz falan diye. Ama bütün bunlar gene yetersiz kalır, cezalandırılırım diye korkuyorum. Büyük yemin edip bozduğum için Allah beni en çok istediğim şeye layık görmez diye korkuyorum...
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
18
mesajlar
4
konular
18
REP PUANI
Yeni Üye

May 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
14-10-2017, Saat:03:22 PM
Hz. Zekeriyya Meryem süresinin hemen başında der ki:

4-Demişti ki: «Ey Rabbim, gerçek şu ki, benim kemik(im) gevşedi, baş(ım) bembeyaz alev aldı (Saçlarım ağardı) ve sana (ettiğim) dua ile ise hiçbir zaman mutsuz (şaki) olmadım ey Rabbim!

Ben de öyle. Rabbime ettiğim hiçbir duada şaki olmadım. Kime sorduysam aynı şeyi söyledi. Hiçbirini Allah mağdur bırakmamış, sıkıntıda bırakmamış. Bazen isteklerimiz tam istediğimiz gibi olmamış ama bir bakmışız ki geriye iyi ki olmamış. Hakkımızda hayırlısı olmuş.

Hiçbirimiz sana Allah'ın affettiği ya da affetmeyeceğini söyleyemeyiz. İçini rahatlatamayız. Ama şundan eminim ki Rabbim her duaya icabet eder. Kullarının dualarına cevap verir. Ümitsiz olma. Tedbirini almışsın, takdirini Allah'a bırak. Allah'a güven. Ona tevekkül et. Allah'a teslim ol. O'nun hakkında hayır olanı vermesini iste. Şeytanın vesveselerine kulak asma.


(4670)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." [Buharî, Tevhid 15; 35; Müslim, Zikr 2, (26 75), Tevbe 1, (2675).]
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#5
14-10-2017, Saat:03:45 PM
(14-10-2017, Saat:03:22 PM)SerkanKOSE_ Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Hz. Zekeriyya Meryem süresinin hemen başında der ki:

4-Demişti ki: «Ey Rabbim, gerçek şu ki, benim kemik(im) gevşedi, baş(ım) bembeyaz alev aldı (Saçlarım ağardı) ve sana (ettiğim) dua ile ise hiçbir zaman mutsuz (şaki) olmadım ey Rabbim!

Ben de öyle. Rabbime ettiğim hiçbir duada şaki olmadım. Kime sorduysam aynı şeyi söyledi. Hiçbirini Allah mağdur bırakmamış, sıkıntıda bırakmamış. Bazen isteklerimiz tam istediğimiz gibi olmamış ama bir bakmışız ki geriye iyi ki olmamış. Hakkımızda hayırlısı olmuş.

Hiçbirimiz sana Allah'ın affettiği ya da affetmeyeceğini söyleyemeyiz. İçini rahatlatamayız. Ama şundan eminim ki Rabbim her duaya icabet eder. Kullarının dualarına cevap verir. Ümitsiz olma. Tedbirini almışsın, takdirini Allah'a bırak. Allah'a güven. Ona tevekkül et. Allah'a teslim ol. O'nun hakkında hayır olanı vermesini iste. Şeytanın vesveselerine kulak asma.


(4670)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." [Buharî, Tevhid 15; 35; Müslim, Zikr 2, (26 75), Tevbe 1, (2675).]

peki, teşekkür ederim bu güzel bilgiler için.
Çevrimdışı
Forumcu
*
368
mesajlar
65
konular
466
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#6
14-10-2017, Saat:04:27 PM
(14-10-2017, Saat:03:22 PM)SerkanKOSE_ Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Hiçbirimiz sana Allah'ın affettiği ya da affetmeyeceğini söyleyemeyiz. İçini rahatlatamayız. Ama şundan eminim ki Rabbim her duaya icabet eder. Kullarının dualarına cevap verir. Ümitsiz olma. Tedbirini almışsın, takdirini Allah'a bırak. Allah'a güven. Ona tevekkül et. Allah'a teslim ol. O'nun hakkında hayır olanı vermesini iste. Şeytanın vesveselerine kulak asma.
Katılıyorum,Allah'ın takdirini kul bilemez.
Ama şüphe yok ki kullarına merhametli ve bağışlayıcıdır.Yeter ki safi dünya için taleplerle donanmış olmayalım.
O'nun sevgisi ve şefkati o kadar değerli ki şer sandığımızda bile türlü hayır kapıları ihsan eder.
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#7
14-10-2017, Saat:04:33 PM
(14-10-2017, Saat:04:27 PM)MahAs Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
(14-10-2017, Saat:03:22 PM)SerkanKOSE_ Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Hiçbirimiz sana Allah'ın affettiği ya da affetmeyeceğini söyleyemeyiz. İçini rahatlatamayız. Ama şundan eminim ki Rabbim her duaya icabet eder. Kullarının dualarına cevap verir. Ümitsiz olma. Tedbirini almışsın, takdirini Allah'a bırak. Allah'a güven. Ona tevekkül et. Allah'a teslim ol. O'nun hakkında hayır olanı vermesini iste. Şeytanın vesveselerine kulak asma.
Katılıyorum,Allah'ın takdirini kul bilemez.
Ama şüphe yok ki kullarına merhametli ve bağışlayıcıdır.Yeter ki safi dünya için taleplerle donanmış olmayalım.
O'nun sevgisi ve şefkati o kadar değerli ki şer sandığımızda bile türlü hayır kapıları ihsan eder.

Teşekkür ederim ama bir şey daha sormak istiyorum. Biz ne kadar bir şey hakkında olsun ya da olmasın diyelim benim bu yemin ederken "olmasın" demem dahil, zaten alnımıza yazılanı yaşamıyor muyuz? Yani demek istediğim bir kulun "olsun" ya da "olmasın" demesi bunu ne kadar değiştirebilir?
Çevrimdışı
Forumcu
*
368
mesajlar
65
konular
466
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#8
14-10-2017, Saat:04:45 PM
İnsana düşünsün diye akıl,tartsın diye vicdan terazisi,seçsin diye irade verilmişse sorumluluk da verilmiştir.Değiştirmeyecek olsaydı imtihan olmazdı.İstemek kadar niçin,nasıl istiyoruz sorusu da önemli.Sonuçlar biz istiyoruz ya da istemiyoruz diye de öyle olmayabilir.Bir de hayır ve şer kavramı var.

Bu konuda bir yazı paylaşmak istiyorum.

Üç Kader Sorusu (Senai Demirci)

"Madem önceden biliyor ne yapacağımızı, o zaman ne yaparsak yapalım O'nun bildiğini yapıyoruz. Boş yere uğraşıp duruyoruz. Kaderin mahkûmuyuz."

Hemen kalk yerinden bir takvim yaprağına bak. Orada senin de önceden bildiğin şeyler yazılı. Güneşin, meselâ üç ay sonra, oturduğun şehirde hangi dakikada doğacağını ve batacağını yazmış olmalılar. Artık sen de önceden biliyorsun. Acaba güneş, sen öyle bildiğin için mi o dakikada doğuyor? Yoksa güneş o dakikada doğacağı için mi sen öyle biliyorsun?
Gördüğün gibi, bilmek olmayı belirlemez, olmak bilmeyi belirler. Bir iş olmuşsa/olacaksa, öyle bilinir. Bir iş nasıl bilinirse, öyle olmaz. Öyle bilindi diye öyle olmaz. Öyle bilinecek diye öyle de olmaz.
Allah’ın da önceden bilmesi, ne edeceğimizi belirliyor değil. Bizi böyle ettiğimiz için, O önceden öyle biliyor. Yoksa, O’nun da sonradan bilmesini mi arzu ederdin. Zamanı yoktan var eden, sence zamana mahkûm mu olsun? O da mı “az sonra”ları beklesin?

"Hayır ve şerri Allah’tan biliyoruz. Üstelik, böyle iman etmemiz isteniyor. Şer Allah’tan ise ben var olan bir şerri tercih ettim diye, bir kötülüğü seçtim diye bana niye günah yazılıyor, niye hesap soruluyor?"

Sanıyorum, en son girdiğin test sınavını unuttun. Sınav kâğıdında, her sorunun altında bir doğru cevap, dört yanlış cevap yazılıydı. Yani, elinde tuttuğun kitapçıkta “yanlış”lar “doğru”ların dört katı fazlaydı. Hiç sınav kitapçığını/kâğıdını hazırlayanlara, “Niye bu kadar yanlış yazdınız?”diye itiraz etmek aklına geldi mi? Onların “yanlış”ları yazmaları sence “yanlış” mıydı? Elbette ki hayır! Onların yanlışları yazmaları senin doğruyu seçme yeteneğini görmeleri içindi. Onların yanlış yazmaları yanlış değil, senin yanlışı seçmen yanlıştır. Bunun gibi, dünyada doğrular da var, yanlışlar da… Yanlış olanın önünde seçenek olarak durması yanlış değil. Senin onu seçenek olarak seçmen yanlış! Bu kuralı büyüklerimiz, “halk-ı şer, şer değil, kesb-i şer şerdir!” diye yazmışlar. Anlayacağın: Allah’ın kötülüğü var etmiş olması kötülük değil, senin kötülüğü seçmen kötülüktür.

"Kader belirlenmiş, bize yapacak bir şey kalmamış.. Madem ki, Allah cennetlik mi cehennemlik mi olacağımızı baştan biliyor. Bizi niye yoruyor, en başından koysaydı ya cennetine ya da cehennemine?"

Dünyada ne edeceğimizi biliyor Allah: Doğru. Önceden biliyor: Bu da doğru. Peki ya O’nun önceden bildikleri sonradan olmazsa, O neyi bilmiş olacak! Sonradan olacaklar olacak ki, önceden bilmesi doğru olsun…

Farz edelim ki, “biliyorum nasılsa” diye hiçbirimizi dünyaya göndermeden cennete/cehenneme koyuverseydi. Dünya hiç olmasaydı. Hayat hiç kimse tarafından yaşanmasaydı. O zaman O’nun da bildiği şimdiki yaşadıklarımız değil, “biliyorum nasılsa” diye başından cennete/cehenneme koyulduğumuz olacaktı. Sonradan bilmek için bir şeylerin önceden olması gerektiği gibi, önceden bilmek içinde bir şeylerin sonradan olması gerekir.

Şimdi olan bitenin hepsi O’nun önceden bildikleri ama bizim olduktan sonra bildiklerimizdir. “Ben kaderin mahkûmuyum” derken, acaba, O çok önceden öyle biliyordu diye O’nun bildiğine göre mi davranıyorsun? Bunu yapabilmen için, O’nun önceden bildiğini O'ndan önce bilmek gibi bir yeteneğin olmalı. Bir eylemi yaparken, önceden yazılmış bir şey okuyarak yapmadığına göre, senin eylemlerini kaderin belirliyor değil, sen kaderinde ne yazıldığını/yazılacağını belirliyorsun. Ne yapıyorsan, o yazılıyor kaderine. Şimdi yaptığını sonradan öğreniyorsun. İşte kaderin de o sonradan bildiğine göre yazılıyor. Sonradan bildiğine göre önceden davranabiliyor olsaydın, örneğin bir sınavı hemencecik kazanabilirdin, diplomanı fakülteye girer girmez de alırdın!
Çok kolay: “Kaderimde diploma alacağım yazılmış, öyleyse yan gelip yatsam da, diplomamı alacağım” deyip de yan gelip yattığında, sadece yan gelip yatmış olursun. Böylece kaderinin de “yan gelip yattığı için diplomayı alamadı” şeklinde yazıldığını çok sonra fark edersin!


selm ve dua ile
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#9
14-10-2017, Saat:04:50 PM
(14-10-2017, Saat:04:45 PM)MahAs Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
İnsana düşünsün diye akıl,tartsın diye vicdan terazisi,seçsin diye irade verilmişse sorumluluk da verilmiştir.Değiştirmeyecek olsaydı imtihan olmazdı.İstemek kadar niçin,nasıl istiyoruz sorusu da önemli.Sonuçlar biz istiyoruz ya da istemiyoruz diye de öyle olmayabilir.Bir de hayır ve şer kavramı var.

Bu konuda bir yazı paylaşmak istiyorum.

Üç Kader Sorusu (Senai Demirci)

"Madem önceden biliyor ne yapacağımızı, o zaman ne yaparsak yapalım O'nun bildiğini yapıyoruz. Boş yere uğraşıp duruyoruz. Kaderin mahkûmuyuz."

Hemen kalk yerinden bir takvim yaprağına bak. Orada senin de önceden bildiğin şeyler yazılı. Güneşin, meselâ üç ay sonra, oturduğun şehirde hangi dakikada doğacağını ve batacağını yazmış olmalılar. Artık sen de önceden biliyorsun. Acaba güneş, sen öyle bildiğin için mi o dakikada doğuyor? Yoksa güneş o dakikada doğacağı için mi sen öyle biliyorsun?
Gördüğün gibi, bilmek olmayı belirlemez, olmak bilmeyi belirler. Bir iş olmuşsa/olacaksa, öyle bilinir. Bir iş nasıl bilinirse, öyle olmaz. Öyle bilindi diye öyle olmaz. Öyle bilinecek diye öyle de olmaz.
Allah’ın da önceden bilmesi, ne edeceğimizi belirliyor değil. Bizi böyle ettiğimiz için, O önceden öyle biliyor. Yoksa, O’nun da sonradan bilmesini mi arzu ederdin. Zamanı yoktan var eden, sence zamana mahkûm mu olsun? O da mı “az sonra”ları beklesin?

"Hayır ve şerri Allah’tan biliyoruz. Üstelik, böyle iman etmemiz isteniyor. Şer Allah’tan ise ben var olan bir şerri tercih ettim diye, bir kötülüğü seçtim diye bana niye günah yazılıyor, niye hesap soruluyor?"

Sanıyorum, en son girdiğin test sınavını unuttun. Sınav kâğıdında, her sorunun altında bir doğru cevap, dört yanlış cevap yazılıydı. Yani, elinde tuttuğun kitapçıkta “yanlış”lar “doğru”ların dört katı fazlaydı. Hiç sınav kitapçığını/kâğıdını hazırlayanlara, “Niye bu kadar yanlış yazdınız?”diye itiraz etmek aklına geldi mi? Onların “yanlış”ları yazmaları sence “yanlış” mıydı? Elbette ki hayır! Onların yanlışları yazmaları senin doğruyu seçme yeteneğini görmeleri içindi. Onların yanlış yazmaları yanlış değil, senin yanlışı seçmen yanlıştır. Bunun gibi, dünyada doğrular da var, yanlışlar da… Yanlış olanın önünde seçenek olarak durması yanlış değil. Senin onu seçenek olarak seçmen yanlış! Bu kuralı büyüklerimiz, “halk-ı şer, şer değil, kesb-i şer şerdir!” diye yazmışlar. Anlayacağın: Allah’ın kötülüğü var etmiş olması kötülük değil, senin kötülüğü seçmen kötülüktür.

"Kader belirlenmiş, bize yapacak bir şey kalmamış.. Madem ki, Allah cennetlik mi cehennemlik mi olacağımızı baştan biliyor. Bizi niye yoruyor, en başından koysaydı ya cennetine ya da cehennemine?"

Dünyada ne edeceğimizi biliyor Allah: Doğru. Önceden biliyor: Bu da doğru. Peki ya O’nun önceden bildikleri sonradan olmazsa, O neyi bilmiş olacak! Sonradan olacaklar olacak ki, önceden bilmesi doğru olsun…

Farz edelim ki, “biliyorum nasılsa” diye hiçbirimizi dünyaya göndermeden cennete/cehenneme koyuverseydi. Dünya hiç olmasaydı. Hayat hiç kimse tarafından yaşanmasaydı. O zaman O’nun da bildiği şimdiki yaşadıklarımız değil, “biliyorum nasılsa” diye başından cennete/cehenneme koyulduğumuz olacaktı. Sonradan bilmek için bir şeylerin önceden olması gerektiği gibi, önceden bilmek içinde bir şeylerin sonradan olması gerekir.

Şimdi olan bitenin hepsi O’nun önceden bildikleri ama bizim olduktan sonra bildiklerimizdir. “Ben kaderin mahkûmuyum” derken, acaba, O çok önceden öyle biliyordu diye O’nun bildiğine göre mi davranıyorsun? Bunu yapabilmen için, O’nun önceden bildiğini O'ndan önce bilmek gibi bir yeteneğin olmalı. Bir eylemi yaparken, önceden yazılmış bir şey okuyarak yapmadığına göre, senin eylemlerini kaderin belirliyor değil, sen kaderinde ne yazıldığını/yazılacağını belirliyorsun. Ne yapıyorsan, o yazılıyor kaderine. Şimdi yaptığını sonradan öğreniyorsun. İşte kaderin de o sonradan bildiğine göre yazılıyor. Sonradan bildiğine göre önceden davranabiliyor olsaydın, örneğin bir sınavı hemencecik kazanabilirdin, diplomanı fakülteye girer girmez de alırdın!
Çok kolay: “Kaderimde diploma alacağım yazılmış, öyleyse yan gelip yatsam da, diplomamı alacağım” deyip de yan gelip yattığında, sadece yan gelip yatmış olursun. Böylece kaderinin de “yan gelip yattığı için diplomayı alamadı” şeklinde yazıldığını çok sonra fark edersin!


selm ve dua ile

Teşekkür ederim.
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
7
mesajlar
1
konular
4
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2017
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#10
14-10-2017, Saat:11:42 PM
(14-10-2017, Saat:04:27 PM)MahAs Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
(14-10-2017, Saat:03:22 PM)SerkanKOSE_ Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Hiçbirimiz sana Allah'ın affettiği ya da affetmeyeceğini söyleyemeyiz. İçini rahatlatamayız. Ama şundan eminim ki Rabbim her duaya icabet eder. Kullarının dualarına cevap verir. Ümitsiz olma. Tedbirini almışsın, takdirini Allah'a bırak. Allah'a güven. Ona tevekkül et. Allah'a teslim ol. O'nun hakkında hayır olanı vermesini iste. Şeytanın vesveselerine kulak asma.
Katılıyorum,Allah'ın takdirini kul bilemez.
Ama şüphe yok ki kullarına merhametli ve bağışlayıcıdır.Yeter ki safi dünya için taleplerle donanmış olmayalım.
O'nun sevgisi ve şefkati o kadar değerli ki şer sandığımızda bile türlü hayır kapıları ihsan eder.

Bu arada bir şey daha sormak istiyorum. Yemin kefareti tl olarak sanırım 115 tl imiş. Ben bu yemine niyet ederek, on fakir yerine sadece bir fakire tek seferde 115 tl versem, bu kefaret sayılır mı? On ayrı fakiri ayrı ayrı nerede bulacağımı bilmiyorum çünkü. Ya da gene bu yemine niyet ederek, hastalar için olan kurumlara vs para bağışlasam gene kefaret olarak kabul edilir mi? Bir de ben bu yemini ayrı zamanlarda bir kaç kere edip bir kaç kere bozdum. Bir kefaret ödemem yeterli midir yoksa hepsi için ayrı ayrı mı kefaret ödemeliyim?


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi