Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Tiyatro

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Alp Bilge
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
<span style="color:black"><strong><s>Cezalı Üye</s></strong></span>
81
mesajlar
38
konular
Oct 2016
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
08-10-2016, Saat:01:11 AM
[Resim: Y49B4Z.jpg]
Tiyatro

Donuk bakışlarıyla izliyor konuşmaları başsağlığı dilediği tâziye günlerinde
Oysa yaşamak şeffaf bir perdeye sarmaktır kanayan tabuları
Hangi putu kırdın diye sorsa sana, yüksek duvarlı hapishânende
Kan revân içinde kalmış sorgulamaların akılsız gürûha söven şöleninde

Zehirli bir mantarın hayâller ülkesinde oynuyormuş renkli misketleriyle
Kim uzanabilir mekânsız çılgınlığıma, özgürlük kokan sınırsız bahçelerime
Ey asırların çelik maskeleri, yalanlardan ibâretti duymak istedikleriniz
Gerçeklerin çığlığıyla incindiniz

Duman altı olmuş sembolik acılarımızla çember kursak
Döndürsek feleğin güldüren çarkını
Yâhut anlar mı yasal sevdâların putperestliği
Esrârengiz aşkımızın farkını

Ben istavroz çıkaran bir keşişin siyah rûhunda yeşerttim vakitsiz tutkuları
Karıncanın ayak sesleri sağır ederken esmer tenli kraliçenin geçmişini
Edâlı adımlarında yitirdim kendimi, nurlu resimlerin melankolik geçmişinde
Sarı bir kasırga esti kum tânelerine hitâp etmeyen kaygıların eşliğinde

Sen düz yollarda gülümserken kopar kıyâmet
Ve efkârın kuyusuna düştüğünde hakkını helâl et
Esen kasırgalarda uçuracaksak zihnimizi
Konudan konuya atlayan sohbetlere övgüler düzerken
Paradoksal nutuklar savuracak değilim
Yıldızları ıstakayla kara deliğe sokarken

Yâni aşk diyorum sevgilim, pek normal bir ruh hâli değil aslında
Hicaz şarkıların gözlerimi coşkun bir sele döndüren faslında
Çıkıp gelmelisin yanıma, özgürlüğüne duvar örenlerle dalga geçerek
Şimşek gibi gürleyerek, umursamazlığını armağan ederek

Bilgeliği huzur veriyor bize kendisiyle savaşanların
Soluk alışı bu şehrin, kömürden elmasa dönüşen rüyâlar gibi ağırdır
Neden bizi anlamayanların gönlü sağırdır, ayık âlemlerinde yaşayanların

Mezarlık sessizliğinde ürperen yaralar sızlar
Siyah gökyüzünü özlemiş ip atlayan kızlar
Gaybın sırlarını merâk ederken cesetten farksızlar
Kısacası özlemek yükselmek değildir göklere
Hasret çekmek inmektir derinlere

Pilot olmuş rûhumuza ezgiler yollayan dostlarımıza sorsak zûlmü
Kahkaha tûfânıyla târif ederler ölümün ölümsüzlüğünü
Kanatsız meleklerin hüzünlü vaktinde dirilen
Dirildikçe ayaklarını kaybeden arkadaşlarımız
Başladığımız noktaydı nihâyetsiz yolların ihtimâllerine ulaştığımız

Gençliğimiz artık karanlık mahzenlere terk edilmiş bir portre
Çerçevesi kırılmış, boyası dökülmüş, eskimekte süratle
Ey beni senelerce gezdiren ayaklarım
Yorulduk berâberce, dinlenelim bakalım

Son bir öpücük kaldı gülümseyen hâtırâların dilimizi yakan ücrâ köşesinde
Sarılmak güzeldir beyaz kefene, dünyâ denen tiyatronun son sahnesinde

Alp Bilge
17 Mayıs 2015



Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi