Forum Gündemi:

Konu Başlığı : TEVEKKÜL

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 5 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Nazlıcan
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Profesör
*
38,989
mesajlar
2,620
konular
26,559
REP PUANI
Yeni Üye

Mar 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#1
Dikkat  17-10-2017, Saat:12:30 AM
Allahü Teala ve Tekaddes hazretleri buyurur:

- Eğer imanınız varsa Allah'a tevekkül ediniz. (Sure-i Maide: 23)

- Allah Teala tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran: 159)

- Bir kimse Allahü Teala'ya tevekkül ederse, Allahü Teala ona kafidir. (Sure-i Talak: 3)

- Allah, kuluna kafi değil midir? (Sure-i Zümer: 36)

- Onlara deki: "Bize ancak Allah'ın yazdığı isabet eder. O bizim dostumuzdur. Mü'minler sadece Allah'a güvensinler, tevekkül etsinler. (Sure-i Tevbe, 51)

- Bunlar sabredenler ve yalnız Rablerine tevekkül edenlerdir. (Nahil, 42)

"Sen O mutlak galib ve engin merhamet sahibine güvenip dayan." (Şuara, 217)

Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

- Ümmetimden bir kısmını bana gösterdiler. Dağları, sahraları doldurmuşlardı. Böyle çok olduklarına şaştım ve sevindim.

- Sevindin mi? dediler. Evet, dedim. Bunlardan ancak yetmiş adedi hesapsız cennete girer dediler. Bunlar hangileridir diye sordum. İşlerine sihir, büyü, dağlamak, fal, karıştırmayıp Allahü Teala'dan başkasına, tevekkül ve itimat etmeyenlerdir buyuruldu.

- Yine buyurdular ki:

- Allah'a tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabahları, mideleri boş aç gider, akşam mideleri doymuş olarak dönerler.

- Bir kimse Allahü Teala'ya sığınırsa, Allahü Teala onun her işine yetişir. Hiç ummadığı yerden ona rızk verir. Her kim dünyaya güvenirse, onu dünyaya bırakır.


Altınoluk Dergisi - Sâdık Dânâ
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Çevrimdışı
Profesör
*
38,989
mesajlar
2,620
konular
26,559
REP PUANI
Yeni Üye

Mar 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#2
18-10-2017, Saat:01:15 AM
İmam Gazali Kuddise sirruh Kimyayı Saadet kitabında buyurur ki:

- Çok kimse tevekkülü, her işi oluruna bırakıp, ihtiyarı ile bir şey yapmamak, para kazanmak için uğraşmamak, tasarruf yapmamak, yılandan, akrepten, aslandan sakınmamak, hasta olunca ilaç içmemek, dini, şeriatı öğrenmemek, din düşmanlarından sakınmamak sanır. Tevekkülü böyle düşünmek yanlıştır. Şeriata uygun değildir. Şeriata uygun olmayan şeyler nasıl tevekkül olabilir?

Çünkü Ebubekir radıyallahü anh her işinde tevekkül sahibi idi. Halife seçildiği zaman çarşıda kumaş satıyordu. Ya Halife! devlet idare ederken, ticaret yapmak olur mu dediklerinde "Çoluk çocuğuma bakmazsam, millete nasıl bakarım?" buyurdu. Bunun üzerine halifeye beytü'l maldan aylık vermeği uygun buldular. Bundan sonra her saat, millet işleri ile uğraştı. Kendisi tevekkül edenlerin en yükseği iken, ticaret yapardı. Fakat para kazanmayı düşünmezdi. Kazancını, sermayesinden, çalışmasından bilmez, Hak Teala'dan bilirdi. Malını din kardeşlerinin malından daha çok sevmezdi.

Hülasa tevekkülün esası, insanlardan bir şey beklememek, sebeplere güvenmemek, her şeyi Allahü Teala'dan bilmektir.

İmam Gazali kuddise sirruh buyurur:

- İnsanı zarardan koruyan sebepler arasında tesiri kafi olan veya tesir ihtimali çok olan sebebleri bırakmak tevekkülün şartı değildir. Hırsız girmesin diye evin kapısını kapamak, kilitlemek tevekkülü bozmaz. Tehlikeli yerde silah taşımak, düşmandan sakınmak da tevekküle zararlı değildir. Üşümemek için fazla giyinmek de tevekkülü bozmaz.

Bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına bir köylü geldi. "Deveni ne yaptın?" buyurdu. Allah'a tevekkül edip kendi haline bıraktım, deyince "Bağla ve sonra tevekkül et" buyuruldu.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz her gece sürme sürerdi. Her ay hacamat olurdu. Gerektiğinde ilaç içerdi. Vahiy geldiği zaman mübarek başı ağrırdı. Mübarek başına kına bağlardı. Bir yeri yara olsa, oraya kına kordu. Bir şey bulunmadığı zaman, temiz toprak tozu ekerdi. Daha nice ilaç kullanmıştır. Tıbb-ı Nebî ismindeki kitaplarda, bunlar yazılıdır. Musa aleyhisselam hastalanmıştı. İlacını söylediler." İlaç istemem, Allah Teala şifasını verir" dedi. Hastalık uzadı ve ağırlaştı. "Bu hastalığın ilacı meşhurdur. Az zamanda iyi olursun" dediler. "Hayır, ilaç istemem" dedi ve hastalık arttı. O zaman vahiy gelip: "İlaç kullanmazsan, şifa ihsan etmem" buyurulunca, ilacı içti ve iyi oldu.

Altınoluk Dergisi - Sâdık Dânâ

*
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Çevrimdışı
Profesör
*
6,202
mesajlar
151
konular
6,131
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2014
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
18-10-2017, Saat:12:36 PM
ah güzel kardeşim ne güzel paylaşım bu ALLAH razı olsun derya gibi okuduk anladık hissemizi aldık elhamdülillah sağol
İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


RABBİME muhabbet ve nuruna emanet olun,
dualarınızı beklerim.

Yollar boşaldı artık, Yolcular buldu vaha
Yolcular gitmesede yollar gider ALLAHA
Çevrimdışı
Profesör
*
38,989
mesajlar
2,620
konular
26,559
REP PUANI
Yeni Üye

Mar 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#4
18-10-2017, Saat:08:19 PM
(18-10-2017, Saat:12:36 PM)duadaş Adlı Kullanıcıdan Alıntı: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
ah güzel kardeşim ne güzel paylaşım bu ALLAH razı olsun derya gibi okuduk anladık hissemizi aldık elhamdülillah sağol

Amin.. ecmain. çok sevindim, eksik olmayın lütfen.. devamı gelecek..
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Çevrimdışı
Profesör
*
38,989
mesajlar
2,620
konular
26,559
REP PUANI
Yeni Üye

Mar 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#5
18-10-2017, Saat:08:25 PM
Allah Teala ve tekaddes hazretleri, buyurdu ki:

- "Sen tevekkül etmek için, benim adetimi, hikmetimi, değiştirmek istiyorsun, ilaçlara faydalı tesirleri kim verdi? elbette ben yaratıyorum.

Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

- Tevekkül Allah'a itimad etmekdir. (Sülemi, 239)

Ebu Said Harraz kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül kalbin Allah'a güvenmesidir.

- Tevekkül sükunu olmayan bir ızdırap ve ızdırabı bulunmayan bir sükundur. İbni Ata kuddise sirruh buyurur:

- Yüce Allah'a güzel bir şekilde sığınıp samîmi bir şekilde ona muhtaç olmaktır.

- Tevekkül, kaderin hücumu karşısında, iç'in sakin olmasıdır, (münavi)

- Tevekkül, Rabbın va'diyle kalbin tatmin olmasıdır. (Sülemî)

Zünnün Mısrî kuddise sirruha soruldu:

- Tevekkülün alameti nedir. Cevaben buyurdu ki:

- Rabları söküp atmak, sebeplerle ilgiyi kesmek, nefsi kulluk halinin içine atmak ve rubübiyet iddiasından vazgeçirmek.

Ebu Saîd el-Harraz kuddise sirruh anlatıyor:

- Bir defa azıksız çöle düştüm. Çok acıktım. Uzaktan bir kervanın gelmekte olduğunu gördüm ve sevindim. Sonra kendi kendime: "Baksana sen Allah'dan başkasına güveniyor ve onlarla seviniyorsun. Bu olamaz. Ben kervana katılmam. Ne var ki beni kervana almış olalar" dedim. Onların gözünden saklanmak için yarı bele kadar kuma gömüldüm. Gece yansı idi ki, yüksek bir ses "Ey kervan! Allah'ın bir dostu kendisini şu kumlara hapsetmiştir" dedi. Hemen adamlar beni kumdan çıkararak alıp götürdüler, (îhya-ül-Ulüm)

Süfyan Sevri Kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül, kaderin hücumu karşısında, için sakin olmasıdır.

İmam Ahmed b. Hanbel buyurur.

- Tevekkül, rızk hususunda Allah'a güvenmektir.

Bayezid Bestami kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül, hayatı bir güne irca edip, zihindeki yarın fikrini silip süpürmektir.

- Kalbi, sebeplerle olan ilgilerden kesmek, nefsi kulluk halinin içine almak ve rububiyet iddiasından vazgeçirmek.

Zünün Mısrî Kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül, uluhiyet sıfatının dışına çıkmak, kendini kulluk sıfatı içinde tutmak ve bundan da zevk almaktır.

- Tevekkül, tedbiri terk edip kuvvet ve çareden uzaklaşmaktır. (La havle ve la kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim) demektir.


Altınoluk Dergisi - Sâdık Dânâ

*

(Devam edecek)

Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Çevrimdışı
Profesör
*
38,989
mesajlar
2,620
konular
26,559
REP PUANI
Yeni Üye

Mar 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#6
19-10-2017, Saat:09:43 PM
Fudayl b. İyaz kuddise sirruh buyurur:

- Hakiki manadaki tevekkül, Allah'tan başkasından korkmamak ve onlara güvenmemektir.

Ebu Hamza Horasanî kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül şudur: Mütevekkil kişi sabahleyin kalkar, gece olacağı hatırına gelmez; akşam olunca da gündüz hatırına gelmez.

Ebu Bekir Kettanî kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül, esas itibariyle (şer'i) ilme tabi olmaktır. Hakikatte yakinen kemale ermektir.

Ebu Ali Dekkak kuddise sirruh buyurur:

- Tevekkül nebilerin, teslim İbrahim aleyhisselam'ın, tefviz peygamberimizin sıfatıdır. Tevekkül sahibi ilahi vaad ile, teslim sahibi ilimle, tefviz sahibi hükümle sükun bulur.

Tevekkül bidayet, teslim vasat, tefvizde nihayettir.

İbrahim Havvas hazretleri büyük evliyadan idi. Zamanının bir tanesi olup, kendisini herkes medhederdi. Ona "tevekkül edenlerin reisi" derlerdi.

Tevekküldeki derecesi çok idi. Ona:

- Sen çöllerde çok dolaşıyorsun, bu yolculuklarında rast geldiğin acayip şeyleri bize anlat, dediler.

Cevaben buyurdu ki:

- Rastladığım en acayip şey şu idi: Bir zamanlar Hızır aleyhisselam benimle sohbet etmek istedi. Ama ben, o sıralarda gönlümde Allahü Teala'dan başkasının alakası olmasını istemediğimden, onun teklifini kabul etmedim.

Havvas hazretleri, tevekkül konusunda çok titiz idi. Bu işte çok dikkatli hareket ederdi. Buna rağmen yanından iğneyi, ipliği, su kabını ve makası hiç eksik etmezdi.

- Hem sık sık tevekkülden bahsediyor, hem de bunları niçin yanında bulunduruyorsun, diyenlere cevaben:

- Çünkü bu kadarı tevekkülü bozmaz, buyururdu.

Bir zamanlar birisi ona:

- İmanın hakikati nedir diye sormuştu. Cevaben:

- Şimdi cevap vermek istemiyorum. Çünkü ne desek kuru laftan ibaret kalır, halbuki bu suale laf île değil fiili bir cevap vermek lazımdır. Şimdi Mekke'ye gitmeye karar vermiş bulunuyorum. Bu yolculuğa sen de benimle beraber gel ki, sorduğun sualin cevabını fiilen alasın, buyurdu.

Suali soran diyor ki:

- Havvas hazretleri ile yola çıktık. Issız çöllerde giderken, her gün iki kap yemek ile iki tas su geliyordu. Bunlardan birini bana veriyor diğerlerini kendisi muhafaza ediyordu. Derken bir gün çölün ortasında ihtiyar bir atlı ile karşılaştık. Adam yanımıza geldi ve Havvas ile sessizce konuştular, sonra ihtiyar atına binip oradan ayrıldı. Kendisine:

- Bu adam kimdir? Diye sordum. Cevaben:

- Evvelce sormuş olduğun sualin cevabı, yani bu adam Hızır aleyhisselam idi. Bana yol arkadaşı olmayı teklif etti ama ben kabul etmedim. Çünkü onunla beraber olduğum takdirde, tevekkülümün bozulacağından, ve Allahü Teala'dan başkasına itimat etmiş olacağımdan korktum, buyurdu.

Altınoluk Dergisi - Sâdık Dânâ

*

(Devam edecek)

Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi