Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Röportaj ve konuşmalar

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 4 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
11-11-2017, Saat:07:23 AM
Kaynak yeni şafak yeni asya sabah gazete vatan 2.abdülhamit.com

2. Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu: Dedemin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın düşmanları aynı

şu an iktidarı vurdukları tek silah. Saltanat geri gelecek. Bunu da bizi silah kullanarak yapıyorlar. İnsanları kaosa sürüklemek istiyorlar. Küfürler ediyorlar, bana ait olmayan resimler çıkarıyorlar. Ölüm tehditleri alıyorum. Yaşamadığım kalmadı 10 günde. Bu kadarını tahmin edemezdim.

Üç buçuk sene önceki bir videoyu bugün konuşmuşum gibi yayınlayacaklarını tahmin edemezdim. Bana ait olmayan bir kadının fotoğrafının altına benim olduğumu yazacaklarını tahmin edemezdim.

- Üç buçuk yıl önceki Galatasaray Adası'yla ilgili açıklamamın bir programda sözü geçmişti. ortada bir dava var... 40 yer, 10 bin taşınmaz mülk söz konusu 10 senedir hukuk sürecinde. Kimseyi ilgilendirmez, adaletin kararı Şahsi davam değil bu En az 150 kişinin davası.ben hiçbir mal mülk istemiyorum, böyle bir talebim yok.


- 10 gündür epey üstümüze gelindi... - Söylenenleri, yazılanları umursamıyorum. Çok hassas noktalarla oynanıyor.. Evet ya da hayır diyeceksen hür iradenle, anayasayı açıp okuyarak, anlayarak kararını vermelisin. Hayır diyene saygılıyım. Duruşumdan taviz vermeyeceğim, Kaostan beslenenlerin ekmeğine yağ sürmeyeceğim.

"BİZE SAHİP ÇIKILMALIYDI"

- Biz hiçbir zaman Selçuklu'yu Osmanlı'dan, Osmanlı'yı Cumhuriyet'ten ayırmadık. Osmanlı Selçuklu'ya sahip çıkarak ilerlemiş, Cumhuriyet de Osmanlı'ya sahip çıkarak ilerlemeliydi. Bizim davamız bu. Bize sahip çıkılmalıydı.Niye insanlar dedelerine sövüyor hale gelmişler konu bu!

biz Alparslan'ın, Melikşah'ın, Kanuni'nin, Çanakkale'de savaşan anaların torunlarıyız. Bu kadar köklü geçmişimiz varken, niye sadece Cumhuriyet'le sınırlandırıyoruz kendimizi. Sevmemek karara kalmış ama saygı göstermek zorundayız. Kanuni dizisinde Şehzade Mustafa katlediliyor, o gece bizi uyutmadılar; "Siz işte böyle bir ailenin torunlarısınız" diye... Mesajlar susmadı. İnanamadım!

1987 öncesi tarih kitaplarında öğretilenlere bakıyorum ve anlıyorum insanların kinlenmesini... Sevr Simsarı Vahdettin, Kızıl Sultan Abdülhamid Han diye öğretildi insanlara... Süleyman Demirel bile, "Yeni bir devlet kurmak için tarihi kötülemek zorundaydık" demiş.

"BAŞKANLIK SİSTEMİNİ SAVUNUYORUM"

Yetti bu parlamenter sistem?" diyerek Parlamenter sistem le yaşadıklarımızı anlattım Menderes,Özal, Evren zamanında yaşananlardan söz ettim. hesap soracağımız kimse yoktu başımızda. boşuna uğraştık, Kemalist misin, Atatürkçü müsün, sağcı mı solcu musun diye... Yukardan bakanlar halimize güldü.

Kurulan oyun nedeniyle uğraştık. Birliğimizi beraberliğimizi bozmak için kullandıkları insanları Yazık değil mi insanlara? Başkanlık sistemini savunuyorum çünkü hesap sorabileceğim biri olacak Rejim değişikliğiyle ilgili bir imam yok, Cumhuriyet'e karşı gelen yok, şu anki sistemden farklı olmayacak başkanlık.evet diyorum

- 15 Temmuz'da gençler çok önemli bir sınav verdi. Niye seçilmesinler? Genç bir nüfusumuz var. Cumhurbaşkanımızın ve Sultan Abdülhamid Han'ın düşmanlarını birbirine benzetiyorum. O dönemdeki başlıklarla, şimdi atılanlar aynı. Bu nasıl bir akıldır hiç yaşlanmıyor. Düşman içerden değil. oyunların analizini iyi yapmak lazım. Cumhurbaşkanı'nı bu yalnızlığa bırakmamak için devletimin bekası için ve devlet ebed müdded için evet diyorum.

Sultan Abdülhamit'ten, Sultan Vahdettin'den öyle bir bahsediliyor ki, bu neslin sövmemesine imkan yok zaten. Çok doğal ve olası bir durum,yalan haber karalama ve iftiraları okuyup ta sövmeleri. bu planı yapanlar dışarıdan ve gülerek izliyorlardır."
AİLEMİN DOĞRULARI VE YANLIŞLARI OLABİLİR AMA BENİM AİLEM BENİM TARİHİM

Ben tarihime ailem gibi bakıyorum. Ailemin doğruları ve yanlışları olabilir ama benim ailem benim tarihim. ben onun yanlışlarını öne sürmek yerine, geleceği inşa ederken derslerini alarak inşa ediyorum. Ben bunu bağırarak, küfür ederek yapmam. Bugüne örnek teşkil edecek doğrular da var. Bunları da görerek geleceği inşa etmek lazım. " dedi.NESİLLERE KÖTÜ TANITILIYOR

"OSMANLI KENDİ AİLESİNDEN FERAGAT ETMESEYDİ BU KADAR UZUN BİR MEDENİYET OLMAYACAKTI"

ben buna kardeş katli demek istemiyorum. kardeşlerin feda edilmesi diyorum. Şu zamanda anlayabileceğimiz bir durum değil. Bana soruyorlar, siz yapar mıydınız? Keşke bende öyle bir iman ve devlet aşkı olabilseydi.yapamam diyorum, doğal olarak. Osmanlı ailesinden feragat etmeseydi bu kadar uzun bir medeniyet olmayacaktı.

çok kan dökülecekti. Ekberiyet sisteminden sonra Osmanlı gerilemeye başladı görüyoruz. Fatihler, gibi delikanlılar lazım Osmanlı'nın başına. büyük yaşta şehzadeler, tahta aday olmayacak kişiler padişah oluyorlar. Onun öncesinde şehzadeler savaş içinde. Sancak deneyimleri var. Ekberiyet sisteminden sonra sancak deneyimleri ortadan kalkıyor."

ATATÜRK'E KİNİMİZ YOK
Sultan Vahdettin dahi Atatürk hakkında tek kötü kelime söyletmemişken bizim haddimize değil."
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, ama herkes herkese saygı göstermek zorunda."


Kim 500 milyardan 60 BİN LİRAM YOK DİYE ÇEKİLDİM kenarda 60 bin liram olsaydı yarışmaya devam ederdim. Riske edeceğim bir para değildi, çekilmek durumunda kaldım. Eşim tekstil işiyle uğraşıyor. Başörtüsü, şal gibi tekstil bir tasarımımız var. Bir senedir tescilini bekliyorduk, tescillendi. kendi ismim altında padişah tuğralı tekstil ürünleri imal etmek istiyorum. 60 bin lirayı bunun için kullanacağım."

VAHDETTİN BİLE M.KEMAL'E LAF SÖYLETMEMİŞ
"Atatürk bir Osmanlı paşası. Osmanlının iyisi kötüsü herşeyini benimsediğimiz için ona kinimiz yok. O zaman öyle gerekiyormuş demek ki. Neslişah Sultan’ın anılarında Sürgünden sonra bahçede bir arkadaşı Mustafa Kemal e kötü söz söylüyordu Sultan Vahdettin, Neslişah Sultan’ı yanına çağırıyor ve diyor ki: ‘O bir Osmanlı paşasıdır; kesinlikle onun hakkında tek kötü söz söylemeyeceksiniz.’


NİLHAN OSMANOĞLU KİMDİR?

Osmanlı Hanedanı'nın hayattaki 15 kadın sultandan biri olan Nilhan Osmanoğlu 1987 İstanbul doğumlu. Babası Orhan Osmanoğlu Şam, dedesi Harun Osmanoğlu Cünye Lübnan'da doğdu. babası Şehzade Mehmed Sultan Abdülhamid Han'ın en büyük oğlu olan dedesi Mehmed Selim hanedan üyelerinin 1924'de yurt dışına çıkarılması sırasında Beyrut'a gittiler.

Mehmed Efendi, Şam'da evlendikten sonra 1930 ve 1932 doğumlu iki çocuğunu yetim bırakarak 1935'te hayatını kaybetti. Mehmed Selim Efendi'nin de 1937'de vefatından sonra, Harun Osmanoğlu'nun annesinden başka kimsesi kalmadı. Uzun sürgün yıllarından sonra 1974'de hanedanın vatana dönmelerine izin verilmesinden sonra Şam'dan İstanbul'a geldi.

Lefke Avrupa Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunu olan Nilhan Osmanoğlu, Orhan Osmanoğlu'nun en büyük çocuğu.Enderun eğitimi veren, Nilhan Sultan Enderun Eğitim ve Araştırma Derneği’nin kurucusu ve babaannesi Kösem Sultan hakkında Kadın Padişah Mahpeyker Kösem Sultan” nın yazarıdır.
İngilizce ve Arapça bilen Nilhan Sultanın Hanzade isminde kızı ve Vahdeddin isminde bir oğlu vardır.

NİLHAN OSMANOĞLU NELER SÖYLEMİŞTİ?

“Benim oyun tabiki ‘EVET’ten yana Parlamenter sistemin değerlerime, dava adamı gördüğüm kişilere zarar verdiğini düşünüyorum.Adnan Menderes ve dava arkadaşları parlamenter sistem yüzünden asılmadılar mı? Bu şekilde şehit edildiler.

Darbeler yapıldı. Kenan Evren, “Bir sağdan bir soldan astık” dediğinde gençler parlamenter sistem yüzünden gittiler.rahmetli Turgut Özal, Çankaya Köşkü’ne bu parlamenter sistem yüzünden hapsedilmedi mi? Zehirlendiğinde yardıma koşacak ambulans dahi gidemedi.

Parlamenter sistemde yaşadığımız zorluklarla ilgili çok örnek verebiliriz. Cumhurbaşkanımız okuduğu şiir yüzünden siyasi yasaklı hale gelmedi mi? İmam-Hatipler kapatıldı, başörtülü kızlarımızı yerlerde sürüklediler.parlamenter sistem yüzünden. Bu mu demokratik ülke? Kılıçdaroğlu diyor ya, “Neyinize yetmedi parlamenter sistem” Bizim canımıza yetti parlamenter sistem O yüzden başkanlık sistemine evet diyoruz.”

Tarih hocam sırf Abdülhamid Han'ın torunu olduğum için dersten bıraktı parlamenter sistem eleştirisi sonrası ölüm tehditleri aldım
Üniversiteyi kendi paramla okudum, arkadaşlarıma kim olduğumdan bahsetmedim Fatih'te doğup Merter'de büyüdüm anne ve babam mütevazı bir yaşam sürdük

doğruyu söylemekten vazgeçmeyen bir yapım var. Lise ve üniversitede hayatım boyunca çalıştım. Kendi paramı kendim kazandım, üniversite paramı kendim ödedim. Üniversitede aktif biriydim. Arkadaşlarım da Sultan Abdülhamid Han'ın torunu olduğumu bilmezlerdi.

'DÖNEM BİRİNCİSİ OLACAKKEN DERSTEN KALDIM' Osmanlı torunu olduğum ilk kez Tarih hocası tarafından fark edildiğini Tarihten kaldım. hocamız öğrenmişti benim kim olduğumu. 'Sultan Vahdettin Sevr Antlaşması'nı imzalamıştır ve haindir' cümlesini kabul edeceksin diye diretti. Bunu yazmadım ve beni bıraktı. Dönem birincisiykem olacakken,iki sene kaldım. O hoca ayrılınca tarihten geçebildim"

"Devletin çıkarlarının başladığı yerde basın özgürlüğü bitmiştir."

."ECDADINI KÖTÜ BİLEN İNSANLARIN OLMASINA GERÇEKTEN ŞAŞIRMIYORUM"

Osmanlı'da Enderun sisteminde ve halkın eğitiminde din ve fen bir aradaydı Maalesef eğitimmimizde ezberci bir eğitim sistemi söz konusu.çocuklara ezber dayatma sistemi söz konusu. aksi düşüncede ecdadını reddeden veya kötü bilen insanların olmasına, gerçekten şaşırmıyorum. kitaplarda Kızıl Sultan, Kızıl Abdülhamid Şer Simsarı Vahdettin gibi şeyler yazıyor Bu bilgilerle büyüyüp yetişmiş nesil ecdadına düşman olacaktır şaşırmamak gerekiyor"

"TELEVİZYON DİZİLERİNDEN TARİH ÖĞRENİLMEZ"okumayı çok seven bir toplum değiliz inşallah bol bol okuruz. Bu nesilden çok umutluyuz. Lakin diziler tarihi eksik ve yanlış verebiliyor. Belirli şartlarda çekiliyor şu şekilde bakmak lazım, diziyi kapattığımda ben ecdadımdan gurur duyuyor muyum' o şekilde görmek lazım

"DEVLETİN ÇIKARLARININ BAŞLADIĞI YERDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ BİTMİŞTİR"Sultan abdülhamit baskıcı diye lanse edildi aynı bugün olduğu gibi. özgürlüğün tanımını iyi bilmek lazım. Ne kadar özgürsünüz, basın ne kadar özgür? o dönemde eli kalem tutanlar, Sultan Abdülhamid Han'ın okuttuğu insanlar onu taşlamıştır Bu dönemde olduğu gibi.

aydın dediğimiz kesim hükümeti kötüleyor Şunu anlamak gerekir. Ne derecede özgürüz başkasının özgürlüğünün başladığı yerde siz özgür değilsiniz. toplumun gelenek görenekleri örf adetleri, bu çerçevesinde özgürsünüz. Devletin çıkarlarının başladığı yerde basın özgürlüğü bitmiştir. Sultan Abdülhamid Han bu politikasından dolayı diktatör deniliyorsa doğru bir politikadır izlediği

"ÖZGÜRLÜKLER VE MEDENİYETLERİN ÜLKESİNDE YAŞIYORUZ biz eleştiriyle hakaretin arasındaki çizgiyi bilmiyoruz. biz hepimiz küçük birer siyasetçi,küçük birer alim,en iyi bileniz. maalesef kaybettiğimiz değerlerin bir tanesi bu. Tevazu sahibi değiliz . Başkasını incitmemenin ne kadar önemli olduğunu bilmiyoruz.Dolayısıyla, hep incinen biz oluyoruz.

devletin çıkarının başladığı yerde basının özgürlüğü bitmiştir. Bu devlet içindir. eleştirmeyecekler anlamına gelmiyor. Bakın ülkede 'diktatörlük var' diyorlar ama ben kitapçıda Can Dündar'ın da kitabını görüyorum, komünist birinin de Birçok düşüncede kitap görüyorum, Dolayısıyla bu şekilde görünce nasıl 'diktatör' deniliyor, şaşırıyorum.medeniyetler ülkesinde yaşıyoruz. Gerçekten biz batıyıda bu şekilde bilirdik medeniyetler ülkesi; bütün maskeleri düştü."

"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BENİM AİLEME SAYGI GÖSTERMEMİŞ OLABİLİR AMA..."
Ben Tarihimi her zaman ailem olarak İyisiyle, kötüsüyle, hatasıyla, yanlışıyla ailem olarak görüyorum. Düşünün ki, ailenizde bir hata olmuş. Osmanlı döneminde devşirmelere laf söylerler. Neticede Mimar Sinan da, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da çok sağlam devşirmelerdir. Paşalar yüzünden ihanete uğramışlar.

Paşalar bizim paşalarımızdı.ben iyisiyle kötüsüyle, sahip çıkma taraftarıyım. Seviyor muyum, sevmiyor muyum? Bu beni ilgilendirir. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama herkes herkese saygı göstermek zorunda. Yani buna zorunda olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın.
Atatürk benim aileme saygı göstermemiş olabilir ama ben ailemden aldığım adaptan ötürü kendisine saygı gösteriyorum."


"BİR İSLAM HALİFESİNİN O DÖNEMDE ÇIKARILAN KARİKATÜRLERİNİ BİLİYORSUNUZ"

Osmanlı devleti Monarşiyle yönetildi Osmanoğlunda, “Hükümdarlık sistemiyle yönetiliyorsunuz en önemli gücünüz Halifelik. Müslümanları tek çatı altında topladığınız değerleriniz, Halifelik. İslam halifesinin o dönem karikatürlerini biliyorsunuz. Hayır'cıların protestoya girdiklerini, Sultan ahmet hanın maskelerini takıp, koca burunla dolaştıkları videoları görüyorsunuzdur. İslam halifesi böyle bir hakarete yizin vermeyecek.

Hükümdar Kendine değil bir İslam Halifesine… hakarete izin verirse geçmişteki halifelere sirayet edecektir. Niye bunu halifeliğe yakıştırsın ki? Bu şahsı ile alakalı değil. devletin, halifeliğin, İslam'ın bekası ve duruşu için vermiş olduğu bir karar olarak düşünmek lazım" ifadelerini kullandı.

ŞEHZADELER İLE RÖPORTAJ

Şehzade Orhan Osmanoğlu: Atatürk bizi kovmadı. Yurt dışına çıkartarak saltanat düşmanlarının elinden kurtardı. Bugün Türkiye’de olmamızı ve hayatımızı Atatürk’e borçluyuz... 


1924’te Türkiye’den Beyrut’a sürgüne gönderilen Sultan İkinci Abdülhamit’in Oğlu Mehmed Selim ve torunu Mehmed Abdülkerim’in soyu bugün hayatını Türkiye’de sürdürüyor. 1978’de Türkiye’ye yerleşen Harun Abdülkerim Osmanoğlu, oğulları Orhan, Abdülhamid Kayıhan ve torunları Yavuz Selim, Muhammed Harun’la birlikte Türkiye’de yaşayan tek şehzade ailesi. Bugün saray ya da yalı yerine Merter , Beylikdüzü gibi mütevazı semtlerde apartman dairelerinde yaşıyor aile, ticaret şirketi işleterek hayata tutunmaya çalışıyor.

Orhan Osmanoğlu’nun ağzından hanedan yaşamı. 

‘İlaç parasını zor bulan var’ 
“Türkiye’de vakıf kurmak gibi bir niyetimiz var. Kuracağımız vakfın başlıca görevleri aileyi bir araya toplamak, aile içerisindeki ufak tefek kırgınlıkları bitirmek ailenin ihtiyaçlarını gidermek Çünkü hanedan varlıklı yaşamıyor. aramızda ilaç parasını zor bulan var amacımız kimseye muhtaç olmayacağımız bir fon oluşturmak.” 

“Siyasiler amcam Ertuğrul Osman’ın cenazesine niçin bu kadar önem anlamış değilim. Çok şaşkınız. teşekkür ederim Devlet Bahçeli ve Deniz Baykal’ı da beklerdik. Çünkü bizde vatanın evladıyız. Siz geçmişi 700 seneyi siliyor musunuz? Sarayda doğan son şehzadeye. Son görevimizi birlikte yapsak ne olur Hanemize eksi yerine artı yazılır. Cenaze herkese açıktı.

Cenazeyeye papaz ruhban öğrenci, İsmail Ağa Lideri Mahmut Efendi herkes gelir. Biz gelenlere bir şey diyebilir miyiz? Sanki biz ilan veriyoruz sakın sofular gelmesin solcuları cenazede görmek istemiyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman ne Osmanlısın ne bu vatanın evladısın. Tekbir her cenazede getiriliyor.ben cenazeye daha fazla vatandaşın katılmasını bekliyordum.” 

‘Bizi siyasette soyadımız için kullanırlar’
“Bize defalarca partilerden teklifler geldi.biz siyasete girmek istemiyoruz. partiler soyadımızı kullanmak ister. Allah bizi siyasetten uzak tutsun. Başbakan Erdoğan beni, kardeşimi ve oğlumu görünce, ’Siz niye bize gelmiyor musunuz? dedi. geçiştirmek zorunda kaldım. Sağolsun Başbakan’ımızdan hiçbir şey istemiyoruz. Taziyeye gelmesi yeter.

12 yaşıma kadar babaannem Sultan Abdülhamit’in torunu olduğumu anlatsada Suriye’de Arap vatandaşı gibi büyüdüm. Sıkıntılarımız vardı. Lüks içinde değildik. Babam memurdu. memur ailesi haftada kaç kere et yiyorsa bizde o kadar yiyorduk.Allah’a şükür kimseye muhtaç değildik.

Türkiye’ye gelmemizin sebebi annemizdir. burada hayat şartlarımızın iyi olacağını düşündü. Babam yalnız olacağı biraz çekiniyordu.hiç bir dönem kendimizi şehzade gibi hissetmedik. Nasıl bir şey şehzade olmak bilmeyiz. bizi çok seven bir cemaat bile okulda okuyan oğlum için parayı getirirseniz okur, yoksa çocuğu alın okuldan dedi.” 

“Kimse kendine puslu havada av aramasın. Ben Mustafa Kemal’e laf söyleyen insanı cahil olarak görürüm. Bu vatana gelebilmemizi, sağ kalmamızı ona borçluyuz. Mustafa Kemal ailemizi tehlike olarak görmedi. Bizi kovmadı. Ailemizin başına tehlike gelebilir diye bizi yurtdışına çıkardı

O zamanlarda bir saltanatçılar vardı bir de saltanat düşmanları. Saltanat düşmanları bizi yok edebilirdi. Burada kalmamız çok tehlikeliydi. Onun için cumhuriyetle barışığız Ankara’ya gittiğimde Anıtkabir’i de ziyaret ettim. saygı duruşu yerine Fatiha okudum.Atatürk’ün huzurunda put gibi durmaktansa Fatiha okumak mantıklı geliyor. Bu konuları sormaktan vazgeçin artık.” 

“Saltanat devam etse kafam ticarete çalıştığı için Maliye Bakanı olurdum. Sarayda başımızda sultan dedemiz var. Dışarı adım atamıyoruz.Biz serbest yaşamaya,kafama estiği gibi dolaşmaya alıştım. Uçağa atlar Avrupa’ya giderim, başka yerde gezerim. İyi ki olmamış çünkü sıkıntıya gelemem.

Abdülhamit’in torunu olduğumu duyunca seven kadar sevmeyen de gördüm. 1998’de krize girdiğimde bir kadın dedelerin gibi parayı yiyip kaçacak mısın?’dedi. duyduğum en kötü laftı. Kadın olduğu için cevap veremedim. Soyadımı ticarete karıştırmadım. Osmanbey’de beni herkes bilir ama kimin torunu olduğumu kimse bilmez.” 

Dedelerimizin aleyhinde yorum yapmak istemem ama Sultan Abdülhamid zamanındaki şehzadelerden sonra dine ilgide azalma oldu doğru.ibadetler azaldı. dedem Abdülhamid İslam’ın zayıfladığını görüp halifeliği ön plana çıkarttı.şehzadelerin saraydan dışarı çıkmalarını yasakladı. şehzadeler Avrupa ve ABD’de yaşadıkları için dinle ilişkileri azaldı.

Ortadoğu’da büyüdüğümüz için dini bilgimiz fazladır. İslam’ı babamız zorlayarak değil çok yumuşak anlattı. Hanedanda bize sofu grubu derler. Ailenin geri kalanı sosyetiktir. Benim annemin başı kapalıdır. dört kızımın başı açık. bizde zorlama yoktur.” 

Hanedan Reisi Osman Bayezid’i iki saat gördüm. telefonla görüşürüz. Yumuşak huylu, sevecen birisidir. asla basına çıkmaz. Türkçe bilir. Kendisi en yaşlı hanedan reisi Osman Bayezid’den önümüzdeki günlerde bir yazı alıp kuracağımız vakıfta oHanedan Reisi olmasını sağlayacağız.

Suriye’de yaşayan amcam Şehzade Dündar çok hasta kulakları duymuyor. Telefona bakmaz, röportaj yapmaz, evinin dışına ancak emekli maaşını almaya çıkar. Bana sakın beni bu işlere bulaştırma diyor.” Hanedan Reisi Osman Bayezid oldukça kibar, ağır ama temiz bir Türkçe kullanıyor. sesi kulağa oldukça sağlıklı geliyor

ABDÜLHAMİD KAYIHAN

1924’teki sürgünden sonra Türkiye’de doğan ilk şehzade. ele avuca sığmayan 22 aylık Türkiye’deki en ufak şehzade Muhammed Harun’un babası. Suriyeli eşi Walaa ile evli şehzade, 8 yıl boyunca o kaza senin bu cinayet benim diyerek gazetecilik yapmış başarılı bir eski polis muhabiri.

Bugün abisiyle birlikte çalışan Abdülhamid Kayıhan, “Cinayet cinayet dolaştım. Ölümü takip eden şehzade oldum. Hiç kimse şehzade olduğumu öğrenmedi. Şehzade olduğumu söylediğimde Cinayet peşinde koşan şehzade olur mu? “ diyerek bana inanmadılar Amatör
futbol oynarken sakatlanınca futbola son verdim

ŞEHZADE HARUN

Soyadımdan korktular işimden oldum
Suriye Cündede doğan Şehzade Harun, Suriye Ordusu’nda sivil memur olarak 6. rütbeye kadar çıktı. 1978’de Türkiye’ye geldiğinde girdiği ilk işten soyadından korkulduğu için kovuldu. “Sıkıntıyı Türkiye’de öğrendik” diyen Şehzade Dündar’ı Suriye’de bir ayda vatandaşlığa kabul edilirken vatanım dediği Türkiye’de 9 yıl vatandaşlık beklemesi.Erbakan dahil kimse yardım etmedi.

ŞEHZADE DÜNDAR

Özal olmasa vatandaş olamazdık” diyen şehzade, Türkiye’de 18 yıl çalıştığı Suudi Arabistan Konsolosluğu’ndan baş katip olarak emekli oldu. Şehzade Dündar’a en çok dokunan elinde dededen kalma tapuyla İpsala’da almaya çalıştığı 3 bin dönümlük arazi için bir kamu görevlisinin “Deden buraları halktan gasp ederek, cebren aldı. Bunları sana vermeyiz” demesi olmuş. 

ŞEHZADE YAVUZ SELİM

Özel bir üniversitede grafik tasarımı okuyan genç Şehzade Yavuz Selim, çok popüler.saltanat İngiltere’deki gibi devam etseydi Yavuz Selim’in Prens William gibi ilgi göreceğini kestirmek zor değil. Babasıyla katıldığı bir televizyon programında şehzade olduğu anons edilince o anda 5 evlilik teklifi almış.

Facebook’taki sayfama bir saatte 250 arkadaşlık gelmiş her gün 100 arkadaşlık geliyordu.tekliflerin yüzde 80’ini kadınlardan. Çok bunaldım. Zor başa çıktım” magazin malzemesi olmak istemiyorum En çok kızdığım hanedan mensublarına cumhuriyet düşmanı muamelesi yapılması “Cumhuriyette doğduk. Cumhuriyetle büyüdük. Türkiye’deki herkes kadar Cumhuriyetçiyiz”

ŞEHZADE ORHAN

Şam’da doğan Şehzade Orhan Türkiye’ye yerleşen ilk isim. babasının çalışamaması yüzünden çorap satan, tezgahtarlık yapan şehzade, “Tezgahtarlık yaptığım işyerinde tuvalet bile temizledim. Bundan gocunmadım” diyor. 4’ü kız biri erkek 5 çocuğu olan Şehzade Orhan ailenin geleceğinde en aktif üyes

Ekonomik krizlerde iki kere batan 3 milyon dolar kaybeden Şehzade Orhan gözü kara bir işadamı. Babası ve kardeşi gibi Suriye vatandaşı olan Orhan Osmanoğlu sık sık seyahat ediyor. Osmanbey’de dış ticaret şirketinin başındaki şehzade, Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ihracat yapıyor.

Kaynak Dilara Hut / Diriliş Postası
ABDÜLHAMİT KAYIHAN OSMANOĞLU
Abdülhamit han üzerine sohbet

günümüzdeki Osmanlı düşmanlığının en büyük sebebi İslam düşmanlığı Osmanlı, dini kurallarla büyük bir medeniyet kurulabileceğinin canlı örneğidir.” Sultan 2. Abdülhamid Han’ın hangi devirde yaşadığı Osmanlı’nın nasıl bir durumda olduğu iyi bilinmelidir.

Sultan Abdülhamid tahta çıktığında Osmanlı İmparatorluğu büyük bir bunalımdaydı Âli Paşa’nın ölümünden sonra saray ile Bâb-ı Âli  çekişmesi alevlenmiş; 1875’te devlet borçlarını ödeyemez hale düşerek ‘Muharrem Kararnamesi’ ile moratoryum ilan etmiş; Rusya’nın başını çektiği Panslavizm akımının etkisiyle Balkanlar’da ulusal ayaklanmalar baş göstermişti. 

Yurt içinde meşrutiyetçi görüşler güçleniyor, padişahlığın tasfiyesiyle cumhuriyet ifikri tartışılıyordu. Sultan Abdülhamid, Hân tahta geçmeden Mithat Paşa’ya verdiği taahhütlen 23 Aralık 1876’da, ilk Osmanlı anayasası Kanun-ı Esasî’yi ilan etti. Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açıldı.

I. Meşrutiyet dönemi başladı. Padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesine dayanan anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvenceye alınmasına rağmen egemenlik kaynağı padişahtı.
ABDÜLHAMİD’İN KARŞI OLMASINA RAĞMEN SAVAŞA GİRİLDİ

Rusya’nın Balkanlar’da ıslahat için verdiği tekliflerin 12 Nisan 1877’de İbrahim Ethem Paşa hükümeti tarafından reddedilmesiyle 93 Harbi  Osmanlı-Rus Savaşı patlak verdi. Abdülhamid’in karşı olmasına rağmen Mithat Paşa, Damad Mahmud Paşa ve Redif Paşa gibi devlet adamlarının ısrarlarıyla savaşa girildi

93 harbinde Rus orduları Balkan ve Kafkas 
cephelerinde Osmanlı kuvvetlerini yenerek doğuda Erzurum’u, batıda Bulgaristan Trakyayı işgal ettiler. Abdülhamid Han tahta çıktığında 93 Harbi 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi Osmanlıda çok yıkıcı bir etki yaptı. Felaketin büyüklüğü Sultan Abdülhamid’i yeni politikalar almaya yöneltti.

Sultan Abdülhamid tahta çıktığında kendisini savaşın içerisinde buldu. Mithat Paşa ve ekibinin sebep olduğu 93 felâketinde Rumeli topraklarından pek çok Müslüman halk, muhacir durumuna düşmüş İstanbul’a sığınmıştı. Savaşın şok etkisi yaratmıştı. Kars’ta Ahmet Muhtar Paşa, Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın başarılarına rağmen savaş Rusların zaferiyle bitmişti. Plevne’nin tesliminden sonra Ruslarla 3 Mart 1878’de Ayestefanos antlaşması yapılmıştı.
ÇOCUK, KADIN, YAŞLI DEMEDEN PEK ÇOK MÜSLÜMAN ŞEHİT EDİLDİ

Sultan II. Abdülhamid Han’ın tahta çıktığı 1876’da, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Karadağ ve Sırbistan’da milliyetçi Slavlar çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden pek çok Müslüman’ı acımasızca şehit ederken suçlu Osmanlıymış gibi Avrupa kamuoyunda Osmanlı Devleti aleyhinde tek taraflı propaganda yapmaya başlamıştı

Büyük Devletler’ denen bir takım devletler olaya müdahil olarak İngiltere’nin teklifiyle İstanbul’da bir konferans düzenlenmesini istemişlerdi. İstanbul Haliç Tersanesi’nde Bahriye Nezareti’nde toplanan Tersane Konferansı’nda Osmanlı Devleti’ne kabul edemeyeceği teklifler sunmuşlardı.dış ülkeler ve içimize yerleştirdiği üst kademelerdeki ajanlar zor zamanları daha da zor hale getiriyordu.

Kitabım yalnızca Abdülhamid’i değil, hanedanın sürgün yıllarını da konu alıyor. Abdülmecid’in sürgün kararı karşısında “Ben hain değilim” sözüne istinaden Şehzâde Selim Efendi’nin kızı Emine Nemîka Sultan’ın “Bir gece çamaşırlarımızı dahi alamadan bu memleketten nasıl kovulduğumuzu düşündükçe fena olurum.

İnsan hizmetçisini bile kovarken müsaade eder. 600 senelik bir ailenin bu memlekette hiç mi hakkı yoktu? Osmanlı Hânedanı’na mensup kızlar ve kadınlar, atıldıkları Avrupa memleketlerinde açlıktan kıvrandılar, süründüler; fakat namuslarından asla fedakârlık etmediler.”
HANEDANIN SÜRGÜNÜ TÜRK-İSLAM TARİHİNDE YENİ BİR SAYFA AÇTI

3 Mart 1924 de halifeliğin ilgası ve hanedanın sürgünü Türk-İslâm tarihinde yeni bir sayfa açtı Müslümanların en eski kurumu halifelik kaldırıldı; tarihin en uzun hanedanının yaklaşık 200 ferdi, vatandaşlıktan çıkarılarak vatan toprakları dışına sürüldü. Bu, beşikteki bebeğe kadar sıkıntılı bir hayatın başlangıcı oldu.

Hilafetin kaldırılmasının ardından Araplar hilafet ilan etme arayışına girdi. Hilafetin kaldırılmasından sonra 5 Mart 1924’te İngiliz siyasetiyle Hicaz Kralı Hüseyin halifeliğini top atışlarıyla ilan etti. İngilizler Türk hilafetini destekleyen Hint Müslümanlarına karşı halifeliğin Arap soyundan olması gerektiğini savunuyorlardı.

Şam’da Hüseyin’in, Fas’ta Fas sultanının, Trablus’ta İtalyan kralının adı “Halife” unvanıyla okunmaya başlanıyor; hilafet tartışması Arap dünyasını sarsıyordu.9 halife adayı ortaya atıldı. İngiliz, Fransız ve İtalyanlar hilafet tartışmalarını çıkarları yönünde istismar ediyor; kendileriyle işbirliğinde olan idarelerin hilafetini destekliyorlardı.

Türklerin hilâfetini savunan, Hilafet Hareketi önderlerinden Muhammet Ali, “Türkler’in kendilerini kirli mendil gibi kullandıklarını dile getiriyordu. Hintlilerin hilafet hareketi çökmüş; İngilizlere karşı Hindu-Müslüman işbirliği başlamış ve Muhammed Ali Türkiye için topladığı 105 milyon sterlin ile ortada kalakalmıştır.

1924’TEN SONRA ORTAYA ÇIKAN HALİFELER, HİLAFETE LAYIK GÖRÜLMEDİ Güney Asya Müslümanlarının Türklere burukluğundan Ürdün Krallığı Türkiye’den “Mukaddes Emanetleri istemiş.Güney Asya Müslümanları hilafetin Haşimiler’e de, Suudlar’a da geçmesini engelleyerek Türk asıllı olmayan, 1924’ten sonra ki halifeleri hilafete layık görmemişlerdir

Cumhuriyetten sonra ne yazık ki Osmanlı devleti ve hanedan her daim kötü gösterilmeye çalışıldı
Okul hayatımda ‘Sen vatan haininin torunusun’ diyen bir öğretmenle okul hayatım başladı.benim soyadımı dahi bilmeyen tarihçi öğretmenlerim ‘Sen tarihten ne anlarsın’ diyerek çocuk yüreğimi burktular.

hiçbir zaman onlara ne sözlerimde ne hareketlerimde edebi aşan bir tavır takınmadım. Çünkü bize öğretilen ilk şey insanlara karşı hüsn-ü muaşeret ile davranmaktı. Bir şekilde okul hayatımıza devam ettik.OSMANLI’YA DÜŞMANLIKLARI DİNE OLAN HİZMETİNDENDİR

Osmanlı’ya muhalefet edenlerin esas derdi İslam’dır. İslam düşmanlıklarını Osmanlı üzerinden perdelemek istiyorlar. bunu pek beceremiyorlar. Osmanlı’ya olan düşmanlıkları, Osmanlı’nın dine hizmetinden kaynaklanmaktadır.Osmanlı Devleti din kurallarına uyularak büyük bir medeniyet kurulabileceğinin canlı örneğidir. Bu din düşmanlarının teorilerini boşa çıkarmaktadır.

Geçmişe nazaran bugün, Osmanlı ruhu bilinçli bir şekilde genç nesile aktarılabiliyor Osmanlı kendi zamanının tecelli ve tatbikatını yaşamış tarihteki seçkin yerini almıştır. Osmanlı ruhunu takip etmek geçmişe takılmak ile değil, ilke ve hedeflerin özünü benimsemek ve ileriye taşımak ile mümkün olabilir. Osmanlı yüksek medeniyeti ile ardından gelenlerin gözlerini kamaştırmıştır.

BİZLER ÖVÜNÜLECEK BİR TARİHE SAHİBİZ
Osmanlı milyonlarca kilometreyi bulan geniş bir coğrafyayı egemenlik altında tutmakla sınırlı kalmamış çok yüksek bir medeniyet kurarak egemenliğini coğrafyayı ve kültürleri bütün dünyayı etkilemiştir.yüksek bir medeniyeti ardıllarını komplekse düşürmüştür. komplekse girmeden daha ileri ne yapılabilirim fikrî oluşturulabilirse gelecek politikası oluşturulabilir.

Gençlerimize hamasete değil hakikate dayalı bir tarih bilinci aşılamanın daha isabetli bir tercih olacağını ifade etmek isterim. Bizler utanılacak değil övünülecek bir tarihe sahibiz. Gençlerimize tavsiyem daima hakkın ve hakikatin yanında olmalarıdır…

Kaynak Bizim Radyo Feyza Çiğdem Tahmaz Serender programı

ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI, MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR SULTAN II. Abdülhamid Han’ın torunu Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu: Bu topraklar hepimizin Şeyh Edebali’nin bir sözü var: ‘Halkını yaşat ki devlet yaşasın.’ Hep beraberiz, kardeşçe büyük bir sevgi çemberi içinde yaşamamız gerekir. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi… Ayrımcılık olmadan. İyi bir şekilde geçim içinde yaşamamız gerekir.”

Abdülhamid Kayıhan kimdir?
Kayıhan Osmanoğlu normal-sıradan bir vatandaş Fırsat buldukça şehir dışı ve yurt dışı gezilerine çıkan, dâvetlere icabet etmeye çalışan biri... Çok sık dâvet alıyoruz ve bu vesileyle insanlarla bir araya gelmeye çalışıyoruz.tiyatro oyunumuz var. Allah nasip eder se bir sinema projemiz de var.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde oyun sergilendi ve inanılmaz ilgi gördü. Öğrenciler salonu doldurdu. Çok büyük alkış aldı. Kimi ağladı, kimi fotoğraf istedi. Tabiî ki bu yoğun ilgi hoşumuza gitti.
1974’de sona eren sürgünün ardından Türkiye’de doğan ilk şehzadeyim Sultan Abdülhamidin soyundan geliyoruz. 

Tiyatro oyununa yoğun ilgi vardı, gereken ilgiyi gördü Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımız yoğun programları sebebiyle katılamadılar.Bilal Erdoğan, Mustafa Destici, avukatlar, hakimler, tiyatrocular, sinemacılar aziz milletimiz oradaydı. Salon 2 bin kişilik ise, çok fazla insan oradaydı.manidar ve güzel bir gece oldu.

Oyunun ilk gösterimine gittim çok beğendim son sahne çok duygusaldı. Dedemizi anlatan bir tiyatro gösterimiydi... cihan padişahının yaşadığı zorlukları, trajik sonunu sürgün yıllarını konu edinen bir oyun...Selanik ve İstanbul günlerini ve bir padişahı tiyatro ve sinemada anlatmak çok zordur. bu oyun izlediğim en güzel oyundu

Oyuncular hakkını vererek rollerini yerine getirmişler. Oyun ne çok uzun ne de kısa…
oyunu ilginç kılan taraf önyargıları kırıyor olması. 2. Abdülhamid tarihte farklı anlatıldı.yaşadığı dönemde anlaşılmayan ve tartışılan bir şahsiyet… oyun basın tarafından da ilgi görmüştü.bu yıl zenginleştirilerek devam ediyor yoluna.

Her geçen gün daha iyi bir performansla sergileniyor ve nerede oynanıyorsa gidilmesi taraftarıyım. Kesinlikle izlenmesini tavsiye ediyorum, çünkü bu oyun aynı zamanda değerli bir arşiv niteliğinde. Bu arşiv bir de sinema filmine aktarılacak, düşünebiliyor musunuz?
Muhteşem bir yapım olur her hâlde. 

muhteşem” denince Muhteşem Süleyman dizisinden dolayı kızıyorum biraz. Muazzam diyelim.tiyatro oyununda Seyfullah Kartal’ı görünce tüylerim diken diken oldu. Dedemi hatırlattı İnsanlar görünce bayağı şaşırıyor, gerçekten çok benzemiş…

oyundaki bütün oyuncular değerli. oyunda Filistin ile ilgili olarak bir söz var; “Bu topraklar kanla alındı, ancak kanla verilir” şeklinde… Biliyorsunuz hain İttihatçılar İngilizlere satmışlar. Bizim de bir Gazze ziyaretimiz oldu ve çok duygulu anlar yaşadık.

Kendi tarihimizi kendimiz çekip yapılan yanlışlıklara bson vereceğiz” demişsiniz. sinema projemiz var Biz halkımıza en doğrusunu vermek istiyoruz. Tarih dizilerde filmlerde yanlış anlatılıyor. animasyon kullanmadan gerçek mekânlarda çekim yapmayı düşünüyoruz. oyuncular ve film hazır. Hedefimiz gerçekleri tüm açıklığıyla anlatmak…

TV dizilerinde geçmişimiz şanlı tarihimizin saptırıldığını üzüldüğümüzü ifade ettik muhteşem yüzyıl ismini anmayacağım dizide Oyunculara giydirilen kıyafetler İspanyol kıyafetleri…
diziyi başladığından beri eleştiriyorum. Başbakanımızın konu ile ilgili çıkışının da etkisi var tabiî. Oradaki yanlışların görülmesi lâzım…

insanlar “Biz hangi tarihçiye inanalım?” diyorlar. bazı tarihçiler padişahları nasıl görmek istiyorlarsa öyle anlatıyorlar. Gerçeklere ulaşmak istiyorsak Osmanlı arşivlerinden faydalanmamız gerekir. bu şekilde doğru bilgilere ulaşmak mümkündür


Osmanlı dönemi farklı bir dönem tabiî, ailemiz harem kısmında kalırlardı. Haremde padişah eşleri vardı, çocukları, kızları vardı. harem dizilerdeki gibi değildi. Ailede annem babama “Harun Efendi” der. direkt ismiyle hitap edilmez. Bizlere de “Oğlum Kayıhan” değil, “Abdülhamid Efendi” diye hitap edilir. Birbirimize “efendi” ya da “şehzade” diye hitap ederiz.

şimdi herkes “Siz hangi sarayda oturdunuz diye soruyor. “Bazen Beylerbeyi Sarayında bazen Topkapı Sarayı’nda…” herkesin aklında öyle kalmış. Birisiyle tanışmaya gitmiştim, beni görünce “Ee ben bir şehzade, padişah bekliyordum. Hani bunun atı, kılıncı?” demişti. Hakikaten böyle bekliyorlar.

Galatasaraylıyım, siz hangi takımlısınız?” dediler Ben de Mehter takımlıyım” dedim. herhangi bir takımı değil biz “Mehter takımlıyız” bütün takımlar bizim, saraylar hepimizin, devletimizin halkımızın… Şeyh Edebali Halkını yaşat ki devlet yaşasın.”der Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi… Ayrımcılık olmadan. İyi bir şekilde geçim içinde yaşamamız gerekir diye düşünüyorum.


110 SENE SONRA BİR OSMANLI GAZZE’DE

Gazze’yi 110 sene sonra Osmanlı Hanedanı’ndan bir kişi olarak ziyarette bulunduk ailede bu tür ilkleri hep ben yaşıyorum. Sürgünden sonra doğan ilk şehzade olarak farklı bir konumdayım her hâlde. Mustafa Destici Beyefendi ile birlikte Filistin’e, Gazze’ye gittik.

Gazzeye gidiş günümüz Mustafa Destici ile Mısır’dan vizeleri aldık. Mısırda Türk konsolosu bizi çok güzel karşıladı. şöyle bir şey söyledi, “Siz o topraklara belki giremeyebilirsiniz. şöyle cevap verdim: “Öyle bir sıkıntı olamaz, burası dedemin toprakları, bizim topraklarımız.Gerekirse sınır kapısında yatar, bir şekilde gireriz bizi kimse vazgeçiremez” dedim.

Mısır’daki Türk Konsolosu tedirgin oldu. Destici ve ekibinin hoşuna gitti. “Dedesinin toprakları, Türk halkının toprakları, kardeşlerimiz orada tabiî ki girecek” dedi. Sağolsunlar destek çıktı. Sınırı geçtik, evrak işlerimizi hâllettik.dışişleri bakanı ve halk bir karşılama yaptılar. Yoğun bir ilgiyle, büyük bir kalabalıkla bizi karşıladılar.

Mustafa Destici Beyle çıktık. İsrail’in vurduğu, harap ettiği binaları gördük, üzüldük. içimizden çok şeyler geçirdik, kızgınlığımızı dile getirdik. çocukların ailelerin gitmesini, o insanların yaşadıkları sıkıntıları, zulümleri düşünüp üzüldük

Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman kardeşimizin çektiği sıkıntılar hepimizi etkiliyor. İster Osmanlıda olsun, ister dünyanın öbür ucunda kardeşlerimizin düştüğü sıkıntılar bizleri incitiyor. son bulmasını ümit ediyoruz. birşeylerin olması için de azmetmek, gerekenleri yapmak gerekiyor. 

Filistinde Gazze başbakanı ile görüştük. Bizi çok iyi karşıladı. misafir etmek istediler. Ama kalamadık. Allah nasip ederse tekrar gitmeyi düşünüyoruz.
Ben “Eskitilmiş Kılıç” oyununun yolunun açık olmasını diliyorum. İnşallah bu oyunun filmi de çekilir. İnşallah sinemada izleriz. 
İnşallah duâlarınızla… Çünkü “Müslümanın Müslümana duâsı kabul olur” denir. Özellikle Cuma gibi müberek günlerde...

 
Günlük hayatımda bir alışveriş merkezinde insanlar dönüp bakıyor, “Sizi birine benzetiyoruz” diyorlar. Doğrudur” diyorum. Çünkü biz büyüklerimizden, babamızdan öyle görmedik. Ben Abdülhamid torunuyum” diye hayatımca söyleyemedim.bir arkadaşım Sultan Abdülhamid Han’ın torunu olduğumu niye söylemedin bana?” dedi. Ben de “Gerek yok Sonuçta hepimiz aynı yerden geldik.dedim

kim olduğumu öğrendikten sonra insanların konuşmaları değişince sizin gönlünüzden, nasıl çağırmak, nasıl hitap etmek geliyorsa, o şekilde davranabilirsiniz.” Çünkü insanlar “Size nasıl hitap edebiliriz” diye soruyor. 

bir iş yerimiz var. Gündüzleri işyerine gidiyoruz. dâvetlerimiz oluyor, onlara icabet ediyoruz. Hanedan Vakfı”mız var. Osmanlı Hanedan Vakfı... Facebook’ta Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu diye facebook sayfalarım var.

 ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU KİMDİR

Cennetmekân Abdülhamid Han’ın 4. kuşaktan torunudur. Hanedan dilinde “Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu Efendi” diye anılıyor 624 yıl boyunca cihana hükmetmiş Osmanlı padişah ve ailesi 1924’te sürgün edilir. 1974’de yani 50 yıl sonra ilk defa bir Osmanlı şehzadesi Harun Osmanoğlu Efendi Türkiye topraklarına ayak basar. 2 Ağustos 1979’da bir oğlu olur Sürgün sonrası İstanbul Fatih’de doğan bu ilk şahzadeye Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu adı verilir.

Kayıhan Osmanoğlu, Türkiye gazetesinde 10 yıl gazetecilik yapmış, 3 yıl TGRT’de çalışmıştır. LTekstil sektörü ile ilgili aile şirketinin başında bulunan Abdülhamid Kayıhan evli ve 1 çocuk babasıdır. Eskitilmiş Kılıç Tiyatrosu’nun ve Sultan Abdülhamid Han’ın hayatını anlatan sinema filminin proje danışmanıdır.

Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamid'in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, "Bizim dedelerimiz kafa çekerek değil, besmele çekerek, nara atarak bu ülkeyi yönetti" Dedelerimizin bizler kandan sizler de candan torunlarısınız, dedi.

Manavgat Müftüsü Hasan Hayri Yaşar, "Peygamberimizin doğumunun 1444'üncü yılında O'nu anmaya, anlamaya aşkımızı tazelemeye geldik. O pınarlardan içmeye geldik. O dünyaya geldiğinde, dünya karanlık içerisindeydi. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa bir güneş gibi doğdu, karanlıkları aydınlattı. Cahiliye adetlerini yıkarak yerle bir etti" dedi.

Dedemin projeleri hayat buluyor
2. Abdülhamid’in dördüncü kuşak torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, dedesi tarafından başlatılan projelerin hayata geçirilmesinin kendilerini gururlandırdığını belirterek “Biz onun kandan, sizlerse candan torunlarısınız” dedi.

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, dedesi Abdülhamid'in doğum yıldönümünnde Yeni Şafak'a konuştu. Kaynak yeni şafak

Dedem Sultan Abdülhamidi ziyaret ettik Cumhurbaşkanımızın hanedana sahip çıkması gurur verici Cumhurbaşkanımız dedemize ait projeleri hayata geçirmesi bize gurur verdi Bu yüzden kendisine “3'ncü Abdülhamid" yakıştırmaları yapılıyor.3'ncü Abdülhamid sadece Cumhurbaşkanımızın şahsında değil hepimizin şahsında var. Bizler Kandan sizler candan torunusunuz. Osmanlıyı sevmek hanedana sahip çıkmaktır. Cumhurbaşkanı bunu yapıyor" dedi.

15 Temmuzda ki gibi Osmanoğlu dedelerimize de çok darbe yapıldı. Dedem Sultan Abdülhamid taht'tan darbeyle indirildi. 15 Temmuz'da FETO darbe yapmayı denedi ancak milletimiz müsaade etmedi. Biz onlara darbe yaptık.Halkımız her şeyin farkında. Bu milletin damarına basarsanız bu millet kendine gelir.dünyaya milletin gücünü gösterdik"

gazeteciler ve köşe yazarlarının kuyruk acısı var. Çünkü dedem dedelerini sürgüne göndermiş. dedeme saldırıyorlar. üzülüyoruz. Hukuk açısından hesap vermeleri gerektiğine inanıyoruz. sessiz kalırsanız güç aldıklarını sanıyorlar. Asla hedeflerine ulaşamayacaklar"

Dolmabahçede düzenlenen 'Sultan 2'nci Abdülhamid Sempozyumun da Osmanoğluna Hanedana sahiplenilmesi çok iyi. Bu tür organizasyonların daha çok olmasını istiyoruz"
Yıldız arşivleri ziyaretçilere açıldı Sultan II. Abdülhamid dönemine ait eserlerin sergileneceği sergiler düzenleniyor. ABDULHAMİD'İ ÇOŞKUYLA ANACAĞIZ

İSMAİL KAHRAMAN
ABDULHAMİD'İ ÇOŞKUYLA ANACAĞIZ

Böylesi bir hükümdarın her zaman akıllarda olması gerekir belirten Öncü kişilerimizi doğum ve ölüm yıldönümlerinde anmak doğrudur. Nitekim Milletler büyük şahsiyetlerini doğum günlerinde anmaktadırlar. Doğum günleri şenlik ve neşe günleridir. Bizde bu vesileyle Sultan II. Abdulhamid'i doğumunun 174.'üncü yıldönümünde coşku ve sevinçle anacağız" dedi.

GENÇ NESİLLERE IŞIK TUTACAK
Abdulhamid Han'ın yakın tarihimizin en zor dönemlerinde devlet başkanlığı görevini yaptı “Yapmış olduğumuz sempozyumda Sultan Abdulhamid ve dönemini çeşitli yönleriyle ele alacağız. Umarım tarihimize katkı sağlayıp ışık tutar ve genç nesillere tarih şuuru verme noktasında mütevazi bir girişim olur"
Onu iyi anlamalıyız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sultan 2. Abdülhamid Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nun açılışına, mesaj gönderdi.

Dünya siyasetinde tkırılmaların yaşandığı bir dönemde, 33 sene boyunca Osmanlı Devleti'nin padişahlığını yapan Sultan Abdülhamid tartışmaların odağında yer almıştır. belli kesimler tarafından Sultan Abdülhamid,karalama kampanyalarının, haksız ve asılsız ithamların, iftiraların muhatabı olmuştur."
GELECEK NESİLLER TANIMALI

2. Abdülhamid, reformcu, dirayetli ve çok yönlü kişiliğiyle günümüzdeki birçok müessesenin temellerini atmıştır. Siyaset felsefesini, 'Basiret, emniyetin babasıdır. Evvela basiret sonra da emniyet gereklidir.' şeklinde özetleyen parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti'ni 33 yıl boyunca bir arada tutan Abdülhamid Han, her açıdan önemli bir şahsiyettir.

Bize düşen, hiçbir komplekse kapılmadan, ön yargılardan arınarak 2. Abdülhamid Han dönemini iyi anlamak, gerekli dersleri çıkararak, gelecek nesillere tanıtmaktır. Sultan 2. Abdülhamid ve Osmanlı tarihinde ilmi ve akademik çalışmaların arttığını memnuniyetle müşahede ediyorum."

Kimse unutturamaz Derin Tarin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Tarihçi Yazar Mustafa Armağan doğum gününde kudretli sultanı anlattı.

Sultan 2. Abdülhamid döneminde yaşananlarla bugün yaşananlar arasındaki benzer Cumhurbaşkanımız da yedi düvel ile mücadele etti
RAHATSIZ OLDULAR 2. Abdülhamid'in tarihi bir şahsiyet TBMM Sultan Abdülhamid'i Anma Sempozyumu, düzenleyenlere çok teşekkür ediyorum.

böyle bir anma programı bazı çevreleri rahatsız etti.bu Sultan Abdülhamid'in bu millet için önemli bir şahsiyet olduğunu değiştirmez. Bu millete kimse Sultan Abdülhamid'i unutturamaz"
Dedemize sahip çıkacağız


Sultan Abdülhamid Han'ın 174.doğum yıldönümünde Sultanın beşinci kuşak torunu Sultan Nilhan Osmanoğlu Yeni Şafak'a konuştu.
Kaynak yeni şafak

1909 ydan önce ve sonra aydınlar 2. Abdülhamid'e karşı geldi"Dedeme yönelik karalama kampanyası yürütüldü. Hakaret içerikli birçok yazı kaleme alındı.bunların amacı Abdülhamidi değil Osmanlı'yı yok etmek 2. Abdülhamid ismiyle yaşatılmalı

"Hükümetin Osmanlı padişahlarının isimlerini kalıcı eserlere vermesi bizim büyük gurur kaynağı Dedemi şehir şehir anlatmaya devam ediyorum Biz aile olarak yaşam tarzımızla birlikte her anlamda dedemize layık olmaya çalışıyoruz. Dedemin yolunda yürümeye devam edeceğiz"
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
18-11-2017, Saat:10:48 AM
15 Temmuz darbe girişiminde cuntacı general 
Kaynak hürriyet.com

Semih Terzi’yi vuran Ömer Halisdemir’in şehit edilmesiyle ilgili davada Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı tanık olarak ifadesini sundu. Halisdemir ile 8 kez telefonla görüştüğünü ifade eden Aksakallı, son görüşmede Halisdemir'e, Semih Terzi'nin hain olduğunu söyleyerek, onu öldürmesi emrini verdi

15 Temmuz günü Genelkurmayda yapılacak "Terörle Mücadele" toplantısı için Karargaha geldiği Toplantıya gelmeden darbeci general Semih Terzi babasının rahatsızlandığını söyleyerek kendisinden izin istedi Aksakallı, izin verdi Karargahda, 14.00'te başlayan 16.00 gibi İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in önüne not bırakıldı Güler toplantıdan ayrıldı ardından da toplantı başkanı Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı'nın önüne de başka bir not konulduğunu aktardı.*

birimlerle konuştuğunu belirten Aksakallı, sabah 10.00 da ÖKK'ya gittiğini, nizamiyede darbecileri gördüğünü belirterek, şöyle devam etti nizamiyede gözaltına alınmış darbecileri gördüm. Gözaltına alan askerlere teşekkür ettim.Karargahın girişinde beton zemin üzerinde şehidimiz Ömer Halisdemir cansız yatıyordu. Üzerindeki Örtüyü kaldırdım alnından öptüm. 

Karargahın önünde darbeye karşı gelen rütbeli arkadaşlarıma teşekkür ettim karargahın içinde girdim darbeci askerleri gördüm. Olay hakkında bildiklerim bundan ibarettir. Daha önce savcılık aşamasında ifade vermiştim. ifadelerimi tekrar ediyorum."

Aksakallı, "15 Temmuz 2016'dan talimatını verdiği idari tahkikat heyetlerinin göreve başladığını, kamera kayıtlarının incelendiğini, bunun zaman aldığını anlattı. suça karıştığı düşünülen personelin adli makamlara teslim edildiğini anlatan Aksakallı, sanıkların darbe teşebbüsü sonrasında nerede, nasıl görev yaptığını bilemediğini bildirdi.

Aksakallı, şunları söyledi Özel Kuvvetler olarak benim yazılı ya da acil durumlarda emrim olmadan birliğin nakli mümkün değildir. talimatım olmadan kimse operasyon yapamaz. Olay tarihindeki operasyon sıra dışıdır sorgulanması gerekir. 

Aksakallı, "15 Temmuz 2016'da bitmesi gereken ÖKK Kurs kapanış törenine teşrifleri için kurmay İkinci Başkanına konuyu arz ettim Genelkurmay Başkanımızı davet edelim, dedi.Başkanımız programının müsait olmadığını söyledi.kurmay Başkanımızın emrini alarak, kurs kapanış törenini bir gün önceye aldık 14 Temmuz 2016 Perşembe yapılmasına karar verildi."erbaşlara aylık planlama yapıldı personel önceden belirlendi olağanüstü durumlarda değişiklik yapıldı

Darbeyi öğrendikten sonra TSK'da kriz ve olağanüstü durumlarda personel kışlayı terk etmesin' emri verilir. Birlik komutanları kışlada mesaiye devam eder. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı" beyanını verdi.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
18-11-2017, Saat:10:49 AM
Genelkurmay Başkanı Akar darbe gecesini anlattı
Kaynak a haber.com

15 Temmuz darbesinde Orgeneral Hulusi Akara darbe zanlılarından biri terörist başı Gülen'le görüştürmek istedi Darbe istihbaratının MİT'ten geldiğini aktaran Akar, uçakların ve helikopterlerin kalkmaması, tankların birlik dışına çıkmaması emirlerini verdiğini belirtti 

çalışırken kapı çaldı.Gir Kimsin, bu saatte dedim. Tümgeneral Mehmet Dişli, Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz dedi.ilk önce anlamlandıramadım.Ancak bir kalkışma operasyonu olduğunu anladım hiddetle 'Ne diyorsun ulan sen, ne operasyonu, sen manyak mısın, sakın ha' şeklinde bağırdım''

Tümgeneral mehmet Dişli'ye gittikleri yolun yanlış olduğunu büyük bir bataklığa battıklarını ceza çekeceklerini ve ölüm kalım olmadan işi sonlandırmalarını anlattım emir subayı Levent Türkkan ile koruma Astsubay Abdullah ile emir subay yardımcısı Yüzbaşı Serdar ve özel kuvvet görevlileri aniden girince ayağa kalktım Levent Türkkan, 'Komutanım sakin olun, zorluk çıkartmayın' şeklinde bağırdı. Beni iterek sandalyeye oturttu ve arkadan bir başkası, elinde el havlusuyla ağzımı burnumu kapatarak, nefes almamı engelledi. 

Odama giren darbeciler kolunu boğazıma doladı, sıktı, ipin boğazıma sürtünmesiyle nefes alanadım bir başkası plastik kelepçeyi bileklerime taktı. Benim direnmem üzerine burnumu ağzımı kapattılar. Bağırmamı engellediler Nefesim yerine gelince bağırmaya başladım.ayağa kalktım.Levent Türkkan tabancası ile 'Komutanım sakin olun, vururum, sıkarım' gibi şeyler söyledi

iki adım atıp,Sık ulan' diye bağırdım. Gözlerinde tereddüdü gördüm.kelepçelerimi açmalarını istedim Mehmet Dişli'nin onayıyla komando bıçağı çıkarttılar. Kör bıçaktı ve askerlerden kelepçeyi kesmeye çalıştı.açamadılar.ben hiddetlendim, bağırdım.kelepçeyi kestiler.beni, etkisiz hale getirdiler."'Erdoğan'ın açıklamaları ümitlerini kırdı'

Akar'ın anlatımlarına göre, kendisi darbeci mehmet Dişli'nin eşliğinde helikopterle Akıncı Üssü'ne götürüldü.Akardan darbe bildirisini imzalamalarını istediler akar darbecilerle aralarında geçen diyaloğu şöyle anlattı Onlara 'kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınız kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede?Sizin başınız, kıçınız kim?' diye bağırdım. Hakan Evrim, 'Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz.' gibi bir şey söyledi. 'Ben kimseyle görüşmem' diyerek tersledim.Akın Öztürk dışındakiler odayı terk etti. Akın Öztürk paşaya da aynı şeyleri söylüyordum. 

Akar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından sonra darbecilerde umutsuzluk farketmeye başladığını belirterek, Erdoğan'ın havaalanında konuşmasının ardından 'darbecilerin ümitlerinin yok olduğu' gözlemini aktardı.

'Pazarlık yok, teslim olacaklar'
kurmay Başkanı, sabah saatlerinde darbecilerin kendisini Başbakan Yıldırım'la görüştürdüklerini belirterek, Yıldırım'a pazarlık söz konusu olmayacak, savcıya polis ve inzibata teslim olacaklar'' dediğini söyledi.Akar, helikopterle Çankaya Köşkü'ne götürüldüğü sırada Mehmet Dişli'nin gözaltına alınması Başbakanlık Müsteşarı'na ilettiğini anlattı.

Bu çılgınlığa girişmelerinde Ağustos Şurası'nda örgütün büyük bir darbe yiyeceğini anlaması etkendir İkinci Başkanımla beraber personellerin örgütle bağlantılı oldukları hususunda şüphelerimiz gelişmişti. Şura'da ciddi adımlar atacaktık.terör yargıda gelinen aşamalar, devlet kurumlarının aldığı mesafe de gözü dönmüş hain teröristleri bu teşebbüse iten bir diğer sebeptir. Bu yapılanmanın içinde olan, şahsıma, milletime, silah arkadaşlarıma,Türk tarihine, medeniyetimize zarar veren her kişiden şikayetçiyim."

       
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
18-11-2017, Saat:10:50 AM
Kaynak haber türk 

Emine Erdoğan 15 Temmuz gecesini anlattı
Emine Erdoğan, 15 Temmuz ile ilgili ilk değerlendirmeyi ABD'de yaptı. Erdoğan, 15 Temmuz gecesi yaşananların film sahnelerinden görüntüler olmadığını söyledi.15 Temmuz darbe girişimine bazı ülkelerin sessiz kalmasını eleştirerek, "Böyle zamanlarda, düşmanlarınızın ne yaptığından çok, dostlarınızın ne yaptığı önem kazanır. dost bildiğimizbülkeler, darbe girişimini kınamakta dahi çekimser kalmışlardır" dedi.

Emine Erdoğan 15 Temmuz gecesini anlattı
"Dünya siyaseti çok önemli dönemeçlerden geçiyor"Emine Erdoğan, Amerikan toplumu için de seçimlerin, Amerikan toplumuna hayırlar getirmesini diledi.Erdoğan,*"Ne yazık ki çeşitli vesayet odakları,on yılda bir, milletimizin iradesini yok sayan girişimlerde bulunmuştur. Her darbe, ülkemizin enerjisinden çalmış, milletimize yıllar kaybettirmiştir. Ta ki, 15 Temmuz'a kadar... 

Emine Erdoğan 15 Temmuz gecesini anlattı
15 Temmuz darbesi demokrasi tarihimizde dönüm noktasıdır. 55 yıl önce, kendi seçtiği Başbakan'ın idam edilmesine engel olamayan bir millet, 15 Temmuz'da, mücadelesini bizzat tankların yürümesine engel olarak vermiştir. Bu gelişmenin tesadüf olmadığına inanıyorum" şeklinde konuştu.

Emine Erdoğan 15 Temmuz gecesini anlattı
"Tepemize bombalar yağdırmak üzere bekleşen F-16'ların arasından İstanbul'a gittik"
Yolculuğumuz boyunca, gözlerimizden okunan tek şey, yürüdüğümüz yoldaki inancımız ve kararlılığımızdı. Her ne yaşayacaksak, milletimizle yaşayacaktık. O gece, tarihe bir demokrasi hareketi olarak geçeceğine inandığım 'demokrasi nöbetlerine' karışarak İstanbul'a indik" dedi.


Emine Erdoğan 15 Temmuz gecesini anlattı
Darbe girişiminde 173 sivil, 63 polis ve 5 askerin hayatını kaybettiğini; 2 bin 194 vatandaşın yaralandığını kaydeden Emine Erdoğan, "Acımız hâlâ taze. bayram vesilesiyle gazilerimizi ve şehit ailelerimizi ziyaret ettik.kendimizi milletimizin yüreğinde teselli ettik. bütün acılarımıza rağmen 15 Temmuz'a dair en büyük tesellimiz, 'milli irade' mayasının, bu ülkede ne kadar sağlam şekilde tuttuğunu görmek oldu.vesayet odaklarına yaşam alanı kalmamıştır"dedi
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
19-11-2017, Saat:08:40 AM
Kaddafi'den Türkiye'ye mektup
Kaynak donanım haber forum

Savaş gemilerini tüm ülkelerden önce tepemize yollayan sevgili Türkiye

Abd uşakları ülkemizde kargaşa yaratıp binlerce insanımızı öldürdüğünde bu uşaklara silah, muhimmat ve para desteğinde bulunan Türkiye

Siyasi karalamalar yapılırken gıkı çıkmayan üzerine hakkımızda karalama yapan aziz Türkiye

Irak halkının başına gelenlerin Libya halkınında başına geleceğini bilen işbirlikçi Türkiye

Müslümanım diyerek haçlı ordusuyla birlikte halkımızı katleden Türkiye

Abd ye ayak takımlıgı yapan namuslu Türkiye

Petrolümüze, vatanımıza, namusumuza göz diken teröristlerle birlikte hareket eden şerefli Türkiye

6 aydan bu yana 20 binden fazla insanımızın öldürülmesine destek veren delikanlı Türkiye

Sessizliğiniz şuçlulugunuzu Aklamaz, Hiç bir hainlik bedelsiz kalmaz sevgili Türkiye

Kıbrıs savaşında tek destekçiniz olan beni ve ülkemi sırtımızdan vurdugunuz için

Kardeş tutumunuz için teşekkür ediyor aynı hainlikleri, acıyı ve göz yaşını yaşamamanızı diliyorum canım Türkiye...


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi