Forum Gündemi:

Konu Başlığı : NE EZİLEN, NE EZEN, İNSANCA HAKÇA BİR DÜZEN...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 9 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
01-08-2020, Saat:10:59 AM
Niçin sorumuzun muhatabı düzen ve ilk sorgulayacağımız yer düzenin idamesinden nemalananlar olmasın? Bizi asıl perişan eden bu düzen, ama biz, birbirimizi perişan etme kavgasını veriyoruz. Birbirimize gövde gösterisi yapıyoruz ama bizi bize düşüren düzenin önünde diz çöküyoruz. Herkesinde düzenin önünde diz çökmesini istiyoruz. Her şeyimizi düzene feda ediyoruz. Bozuk düzeni hep birlikte düzeltelim, insanca ve hakça bir düzen kuralım ve herkes insanca yaşasın diyemiyoruz bir türlü. Her devirde bizi birbirimize kırdıran düzenin yardakçısı oluyoruz ve onun yaşaması için kendimizi harcatmaya ve onun içinde birbirimizi harcamaya eyvallah ediyoruz. Düzen beni yanına alsın, diğerlerine karşı beni desteklesin ve dönen benim çarkım olsun diye bizden olanlara ihanet edip, düzenin köpekliğine soyunuyoruz. Bu uğurda da her türlü değerimizden feragat edebiliyoruz zerre rahatsızlık duymadan. Niçin cesur olamıyoruz? Niçin korkuyoruz ve kimden korkuyoruz? Korka korka yaşanır mı lan bu hayat? Üstelikte bize ait olan topraklar üzerinde, bize ait olan hayatımızı yaşamaktan ve hakkımızı aramaktan korkuyoruz. Ulan şerefsizlik etmiyoruz, ihanetle işimiz olmaz ama korkuyoruz. Hangi şerefsizden, hainden korkuyoruz? İnsan gibi yaşayanın ve insan gibi yaşamak için savaşanın kimden, neyden korkusu olsun ki? Korku salan olursa da ona niçin insan nazarıyla bakalım ki? Ulan bu düzen ki, sana seni yaşama hürriyeti tanımıyor. Ben buyum ve neysem onu yaşamak istiyorum diyemiyorsun. Kimin toprağındayız biz ya? Kimin evindeyiz? Bizim lan her şey bizim ve burada ne varsa bize ait. Hep kendi ikbalimizi ve bekamızı mı düşünecez? Niçin hepimizi var kılacak şeyleri düşünüp, onların var olması uğruna ne yapabiliriz diye düşünmüyoruz? Köpek gibi yaşıyoruz, insan gibi yaşamak istiyoruz. Nedir lan bu riyakarlık? Ölelim daha iyi. Ama biz hep birbirimizle kavga ettik, ettirildik. İnsanlığımızın önüne bir şey koydular ve koydukları şeyle bizleri bize ait olmayan kavgaya soktular. Biz öldük onlar yaşadılar. Onlar ne ter döktüler, ne yaş ne de kan döktüler ve ne de bir gram emek vermediler ama yiyenlerde, soyanlarda, doyanlarda, yaşayanlarda onlar oldular. Bizse ya öldük, kaldıysakta süründük ve böyle yaparak, yaptığımızla ahmakça övündük. Çünkü böylesi bir yola taammüden sokulduk. Gerçeği değil gösterileni görmemiz istendi bizden. Bilmemiz gerekeni değil bilmemiz isteneni bilmeliydik. Zira ayrı olmamız ve birbirimizle kavga etmemiz isteniyordu, birleşmemiz ve birleşik gücümüzle kahpe düzene karşı kavgaya girişmemiş istenmiyordu. Atalım lan insan kimliğimizin önüne ne koydularsa ve bir kez de olsa insan olarak görelim her şeyi ve insan gibi verelim kavgamızı. Şimdi bizler kimiz, neredeyiz ve ne istiyoruz? Bu soruyu sormak hakkım ve özgürlüğüm ey devlet ve ey zalimler, kan emici sömürgenler. Sormak hakkımı da mı engelleyeceksiniz? Yüreğiniz yetiyorsa buyurun işte meydan. Biz insanız, dünyadayız ve bu dünyada ki hakkımızı istiyoruz deyil mi? Yani bu dünyaya gönderilmişiz ki burada bir hakkımız var. Ama hakkımız olan şey bizde değil. Ama bizim onda gözümüz var ve olmalı da. Bundan doğal bir şey olamaz deyil mi? Bize ait olan her ne ise ve kimde ise onu alacağız. Biz ne bir hırka ve bir lokma peşindeyiz, ne başkalarının elindekinde gözü olanlarız, ne de hesabımızı yarıda kesip başka zamanlara bırakanlarız. Hesap burada başladı burada da bitecek. Hesap görülmeden defter dürülmeyecek. Boş ve ucuz vaatlerle, süslü hikâyelerle işimiz yok bizim. Sefil bir şekilde yaşayıp sefalet içinde ölüp gidecek misiniz ey mazlumlar, ezilenler, sömürülenler, aldatılanlar? Hakkınızı almayacak mısınız? Bu toprakların her karışında bu topraklar üzerinde hayat süren her bir canlının hakkı var. Kader deyip geçecek misiniz? Bunun kader olduğuna mı inanıyorsunuz? O zaman o kafayı ve o kafayı saksıya çeviren düşünceyi değiştirin.



NOT: 


Bahusus sevgili gençler! Her alanda kalite, öz hürriyet, iş, sağlık, güvenlik, onurlu yaşam, çağın gereklerinin farkında olarak insicamlı terakki, yaşamak sevinci gibi güzel düşleriniz varsa şayet, tüm bunlara kavuşmak ve bunları iliklerinize dek hissederek yaşamak için behemehâl cumhuriyetin ışığına sımsıkı sarılınız. Cumhuriyetten vazgeçmeyiniz. Aklın ve bilimin yörüngesinden sapmayınız. Bu istekler ne kolayca önünüze konan ne de isteyince verilecek olan şeylerdir. Ne de bir şeylere körü körüne bağlılıkla önünüze bir yerlerden düşecek şeyler değildir. Kendi azim ve iradenize ve onurlu mücadelenize, isabetli tercihlerinize, doğru kararlarınıza bağlıdır almak. Öyle iri ve beylik laflarla, kallavi ama kof nutuklarla teker dönmez, dönmüyor, dönmeyecek ve peynir gemisi yürümez, yürümeyecek. Sevgili gençler! Birbirinizin varlığına ve farklılığına saygı duyduğunuz ve varlıklarınızı, farklılıklarınızı korumak adına yaptığınız mücadele kadar onurlu ve mutlu yaşarsınız. Her çiçek farklı açar, her kuş farklı öter unutmayın ama mutluluk, güzellik bu farklılıklardan bir armoni teşekkül ettirebilmektir. Bunları yok etmek değil. Hiçbir şekilde, hiçbir şeyle aldatılmanıza fırsat vermeyin, müsaade etmeyin. Tabi karar, tercih, kader sizlerindir. Ya insanca yaşamak hakkı ya da birilerinin kuyruğuna takılıp ömür boyu sürünmek, yaşayamadan sefalet içinde çürüyüp gitmek!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
02-08-2020, Saat:11:38 AM
Öyle çıldırtan bir dengesizlik var ki kafayı yememek elde değil. Bir taraf cenneti yaşarken bir taraf cehennem ateşinde yanıyor. Düzen ve efendilerine hiçbir şey olmazken, düzeni ayakta tutan ve efendilerin cenneti yaşamalarının sebebi olan kim varsa başları beladan kurtulmuyor. Olan her şey onlara oluyor. Çözmek istiyorum kardeşim bu bilmeceyi ya da bulmacayı. Hayır hakkımı arıyorum ve kendi topraklarımda insan onuruna yaraşır bir yaşam için savaşıyorum. Böyle bir ödevim olmadığını mı söylüyorsunuz? O zaman niçin buradayım diye sorarım lan size? O zaman isyan ederim niçin insan yaratıldım diye. Ne yani kahpelik mi ediyorum? Kim söylüyorsa bunu yüzüme söyleyecek kadar cesaretli değil mi? Buyursun gelsin söylesin, nihayetinde söyleyecek olandan daha güçlü değilim, neyden korkuyor olabilir ki? Yoksa yüzüne kimliği okunacak diye mi korkuyor? Birileri istediği gibi dem sürecek, birileri de sürünecek ve sessizliğe gömülecek, oh ne ala memleket. Nerede lan böyle bir dünya, bize de yer ayırın orada. Hayır yani, niçin bu dünyada hep garibanlar ölüyorlar ya da sefaletin şarkısını terennüm ediyorlar? Niçin hep gariban sınıfından olan asker, polis, memur ölüyor, niçin gariban bir kadındır ölen, niçin gariban bir insanın evi soyulur? Niçin her türlü bela gelip garibanı bulur ve her türlü vurgun garibanı vurur? Niçin ölen ve öldüren hep gariban olur? Niçin birileri hep soyarken ve kusasıya kadar tıka basa doyarken, gariban doyacak ekmeğe muhtaç kalır? Niçin suçlu olanlar hep garibanlar olur? Niçin ezilenler, boyun eğenler, hakkı çalınanlar ve susmak zorunda kalanlar ve hakkını bile arayıp alamayanlar garibanlar olur? Ulan hiç mi bu kodamanlara, kompradorlara ve onlarla işbirliği içinde olanlara dokunulmaz, zarar gelmez? Elbette gelsin demiyoruz ama paradoksu izah ediyoruz. Yani alıklığa, bönlüğe lüzum yok. Ama yine de tüm bunlara rağmen bu kahpe düzeni ayakta tutanlar garibanlar olur. Nasıl bir çıkmazdır, çelişkidir lan bu? Bu dünyada gariplere, ezilenlere, sömürülenlere Tanrı’dan başka ne bırakıldı ya? İnanan da, inanmayan da Tanrı’yla aldatıyor lan bizi. Nasıl bir iştir lan bu? Bize gelince Tanrı var da size gelince Tanrı göklere geri mi çekiliyor yani? Tanrı’yla aldatılmaya hayır diyoruz ve hakkımızı, onurumuzu istiyoruz kardeşim. Biz masal dinlemek ve birilerinin verdikleriyle avunmak istemiyoruz. Gerçekleri biliyoruz, bildiğimiz gerçekleri ve hakkımız olanı, payımıza düşeni eksiksiz olarak istiyoruz.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
03-08-2020, Saat:08:47 AM
Öyle kahpe, kalleş ve vahşi bir düzen ki, küresel düzenle eşgüdümlü olarak çalışıyor, işliyor ve öyle bir ağ örmüş ki, o ağı delip geçebilen olmuyor. Delip geçmeye cesaret bile edilemiyor. Bu korku atmosferi de elbette düzenin efendilerinin işlerini kolaylaştırıyor ve çarkın sorunsuz dönmesini sağlıyor. Öyle girift bir yapıya sahip ki ve her şeyi öyle karmaşık hale getirmiş ki ve her yere öyle bir sızmış ki, çık çıkabilirsen içinden. Ne yapsan, ne etsen, nere gitsen, ne düşünsen yine ona çalışıyorsun. Herkesi gizli köle kılmış ama kimse köle olduğunun farkında bile değil. Çünkü herkese nemalanacağı bir fayda sunmuş. Nemalananlarda düzenin idamesinde fayda görmüş. Kimsenin gerçekleri görmeye cesaretleri, kavgaya girmeye sabırları, doğruyu ve gerçeği okumaya takatleri yok. Böyle olunca da bozuk düzenin, bozuk çarkının, küflü dişlilerinde öğütülüyor herkes. Herkes kazanmak istiyor, hayatlarını ıskalama pahasına. Velakin kimsenin de hayatını kazanmaya cesareti yok. Hayatının karşılığında bir hırka bir lokma almış ve buna eyvallah etmiş. Bunu da kader bellemiş. Öyle bir düzen ki, kimsenin hakkını almasını hak sahibinin hakkı olarak görmüyor. Haklı olmayı bile yeterli görmüyor hakkını almak için. Nasıl bir düzen lan bu? Zayıflar suyu çıkana dek eziliyor, güçlüler ise sendelemiyorlar bile. Garibanlar hep bir mucize peşindeler ama o mucizeyi kendilerinin yaratacaklarından bihaberler. Öyle bir düzen ki, işine geleni sadık, işine gelmeyeni hain yapıyor. Size kimin sadık, kimin hain olduğunu da önceden söylemiyor ki, apansız yakalayabilsin. Bendeniz bilmek istiyorum kardeşim, kimin hain, kimin sadık olduğunu ya da öyle görüldüğünü. Çünkü bilinmezlik ve belirsizlik cehenneminde yanarak yaşamak istemiyorum. Zira istediğim yerde, istediğim gibi olmak, bulunmak ve yaşamak istiyorum. Bilakis töhmet altında kalmak ve kahpece tecziye edilmek istemiyorum. Ki, yine, nerede olursam olayım, olduğum yerin suçlarına ortak olarak görülüp, suçluymuşum gibi yargılanmak istemiyorum. Ya bana önceden her şeyi izah edeceksin ve beni ikaz edeceksin ya da sonradan beni kafana göre tanımlayarak nefsine göre yargılamayacaksın.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
04-08-2020, Saat:06:47 AM
Kardeşim bilmek istiyorum; bendeniz bu düzenin kulu, kölesi ve köpeği miyim yoksa onurlu bir vatandaş, yurttaş ve insan mıyım? Hangisi olmam gerekiyor, hangisi olmam isteniyor bendenizden? İnsani bir merak kardeşim benimkisi. Merak etmekte mi yasak? Bileyim ki, ona göre hareket edeyim. Hangisi olursam, bu düzen yücelir ve mutlu olur? Bendeniz haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe gelebilen bir insan değilim ve olamıyorum. Böylesi bir durumda çaldırıyorum. Ne yapayım yani? Öleyim mi? Öyle münhasıran kendime değil herkese karşı eşit olunsun istiyorum. Bir kişiye bile haksızlık olmasın istiyorum, o kişi ister benden olsun, isterse her yönden bambaşka biri olsun farketmez. Çünkü her insanın bir onuru gururu vardır ve o onur, gurur çiğnenmemelidir. Ne biçim bir düzen ki, insan olmaktan, kalmaktan, yaşamaktan nefret ediyor ve böyle olmak için çabalayanlara hayatı zindan ediyor? Ulan, hayatım boyunca, yaşamımın her anında, yaptığım her şeyde, reel bağlamda da, ideal bağlamda da, oransal olarakta, doğal olarakta tabi olduğum her yerin geriye gitmesine değil ileriye gitmesine vesile oldum her daim. Bu düzen de çok iyi biliyor bunu. Nesnel temellerde ve gerçekler düzleminde bunun böyle olduğunu herkes bilir. Benim hakkımda herkes konuşsun. Ne yergi ne övgü için, sadece gerçeği söylemek için. Nesnel olarak konuşmayan şerefsizdir. Birisi yüzüme gerçeği söyleyince ona tavır alırsam ben şerefsizim. Yeter ki kasıtlı olarak ne yergi ne de övgü olmasın. Şimdi böylesi karaktere sahip olan bir insan olarak kalbimdeki duygularımı ve kafamdaki düşüncelerimi izhar edemeyecek miyim? Edersem hain olarak mı görüleceğim düzenin nezdinde? Tükürürüm lan böylesi melun bir düzene ve illaki çomak sokarım onun çarkına. Bu düzenin araçlarından ve çarklarından benim hayrıma hiçbir şey olmayacağını söylemem ayıp mı, günah mı, yalan mı yoksa hainlik mi? Ne yani gerçeği söylemek yasak mı? Gerçeği söylemek ihanet etmek demek mi? Evet gerçeği söyleyeceğim ama hain de olmayacağım. İlle de bu yüzden hainlik damgası yiyeceksem de eyvallah olsun. Ulan düzeni değiştireceğimize düzenin araçlarında, bozuk çarklarında kurtuluş arıyoruz. Bu düzenin girdaplarından çıkmayı kolay bir şey sanıyoruz. Bu düzen seni öyle bir çıkmaza sokmuş ki, buyur çıkta görelim. Seni zindanlar içerisine hapsetmiş ama sana hürmüşsün gibi hissettirmiş. Uyuduğun için hiçbir şeyin farkında değilsin. Uyanmakta da gözün yok. Çünkü uyumak ve her şeye kader deyip geçmek mutlu ediyor.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
05-08-2020, Saat:06:40 AM
Öyle bir düzen ki adeta şeytanlaşmış ve herkesi de aptallaştırmış. Elbette herkesi de kendisi gibi şeytanlaştırmış ayrıca. Çünkü şu an hayat şeytanlaşmış olanlara lebalep. Herkes kendini akıllı sanıyor ama en aptalca hareketleri sergiliyor. Kahpe, kalleş ve vahşi düzenin kölesi olmayan yok. Zira böyle olmayan yok. Herkese kontrol edebileceği bir çark vermiş, döndürüp dursun ve öylece avunsun, çarkın nasıl döndüğünü sorgulamaya soyunmasın diye. Çünkü o çark döndükçe kendisi kazanmış, döndüren kaybetmiş. Sonunda öyle bir alıştırmış ki herkesi, herkes çark durursa hayatının yok olacağına inanmış. Bu yüzden bitevi birbirlerini yemişler, düzende hepsini birlikte yemiş. Düzen, birbirlerini yiyenlerden beslenmiş zira. Bir kemik atmış ortaya, herkes o kemik uğruna kavga ederken ortalık can pazarı olmuş. Kemikte niye et yok diye soran olmamış hiç. Etsiz kemiğe şükredilmiş ve böylesi yaşamak kader bellenmiş. Öyleyse böylece yaşanılıp gidilmeliymiş. Çünkü düzen kutsal olgularla maskelenmiş. Kutsallık kılıfı geçirilince de üzerine, dokunulmaz addedilmiş, dokunan düşman bellenmiş düzenin beslediklerince. Beslenenlerde, elbette beslendikleri yeri beslemeyi görev bilmişler. Bir yandan da arada bir itirazlar olmuş güya ama itirazlar kemikte birazcık et kalması içinmiş. Çünkü kemikler eti hep sıyrılmış şekilde atılıyormuş. Tek bir kişi çıkıpta insanlık onurunu istemeyi akıl etmemiş kahpe düzenden. Çünkü onur karın doyurmuyormuş. Oysa karnın doyuyorsa onurun vardır, onurun varsa karnın doyar. Ama böylesi bir denklem hiçbir zaman kurulamamış. Bu düzen içersinde denenmedik hiçbir şey kalmamış ama her şeye de sanki hiç denenmemiş gibi yaklaşılmış ve gerçek denenmeyenler bu meyanda ıskalanmış. İşte bu düzenin bekasının gizi de buradaymış. Cehalet çarkını çok iyi kurmuş bu düzen. Çünkü bu çark döndükçe, çarkını döndürecek kafaları ve gövdeleri kolayca buluyormuş. Denenmemiş olanı arama fırsatı bile tanımıyormuş. Böylesi bir şeye tevessül edeni anında damgalıyormuş. Bu yüzden de hep seyirciler üretmiş, tek bir oyuncunun var olmasına müsaade etmemiş. Var mı oynamaya cesaretiniz?
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
06-08-2020, Saat:05:13 AM
Öyle bir düzen ki, halkın hiçbir izi yok varlığında. Bu yüzden de halkın varlığı için varolmasının ihtimali yok. Bilakis halkın yokluğu üzerine kurulmuş. Sadece sanki halka kendisinin varmış gibi hissettirilmesi halk için kifayet etmektedir. Öyleyse halkında kendisinin var olması için var olmayan bir şeyin varlığı için var olmasının anlamı yok. Ama bunu da anlayan yok. Halk adalet ister düzenin adaleti yok. Halk hürriyet ister düzenin verebileceği tek şey esaret. Halk ekmek ister düzenin sunduğu tek şey açlık. Halk aydınlık ister düzenin karanlıktan ve cehaletten başka verebileceği hiçbir şeyi yok. Halk cesaret ister düzen korkudan beslenmektedir. Halk sevgi ister düzenin nefretten başka beslediği bir duygu yok. Halk gerçek bilgi ister düzen yalanla kuvvet bulur. Halk kardeşlik ister düzen düşmanlıkla varlığını idame ettirir. Çünkü halkın çocukları birbirlerine ne kadar düşmanca tavır içerisinde olurlarsa düzene o kadar müzahir olmuş olurlar. Halk insanlık ister düzen varlığını insansızlığa borçludur. Halk barış ister düzen savaşla halkın kenetleneceğini bildiği için savaşa yönelir. Halk iyilik olsun der düzen tek başına iyilik iyi bir şey değildir der ve iyiliği kötülükle soslayarak sunar. Halk eşitlik ister düzen için bazıları biraz daha eşit olmalıdır. Halk her şeyin kendisi için olmasını ister düzen ise halka sen bile benim içinsin der. Halk yaşamak sevinci ister düzenin ise kederden başka sunabileceği hiçbir şeyi yoktur. Ve hep birden böylesi bir düzenin köleleri olmaya teşneyizdir. Çünkü alışmamışızdır ulvi değerlerle insan gibi yaşamaya. Alıştığımız yaşamı da kader bilmişizdir. Öyleyse gerek yoktur insanca bir yaşam aramaya. Zira insanca bir yaşamın hakkımız olmadığına inandırılmışızdır. İnandırıldığımızda kaderimizdir. Kadere de isyan edilmez öyle değil mi ya? Hangi kadere isyan edilmeyeceğini de bilmeyiz. Ama biliyormuşuz gibi ahkâm kesmeye bayılırız. Öyle ya dini olan bir halkın çocukları olarak kaderi bizden iyi kim bilebilir ki? Dini bilmeyiz ama kaderi bilmek bizim işimizdir. Düzen bizi neye layık görüyorsa öylece alıp kabul ediyoruz, çünkü verilip alınana, alınıp kabul edilene layığız. Böylece de çürüyüp gideceğiz ama yaşıyoruz diyeceğiz. Ah benim garip, zavallı, çare kendisi olan ama çaresizmiş gibi yaşayan halkım!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
07-08-2020, Saat:05:21 AM
Emrolunduğun gibi dosdoğru olmak. Haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan olmamak. Zalimler karşısında hakkı haykırmak. Büyük insanlığın onuru için cihat etmek. İşte insan olmanın, insanım diyebilmenin ve insanca yaşamanın mutlak ve muhakkak önkoşullarıdır bu ulvi umdeler. Öyleyse ey kahpe, kalleş ve vahşi düzen, bu temellerde sana başkaldırıyorum ve hukuki temellerde insanca mücadele ediyorum. Zira insanın düştüğünü ve onurunun yerlerde süründüğünü müşahede ediyorum. Elbette gücümün de fevkindeyim ve kaldırabileceğimi düşündüğüm kadar yükü sırtlamaya çalışıyorum. Keşke herkeste taşıyabileceğini düşündüğü kadar yükü sırtlayıp taşımaya çalışsa, bencil olmasa, ikbal peşine düşmese, mülk maymunu olmayı bıraksa, koltuğa tapmasa, senlik benlik kavgasıyla zamanı öldürmese, hukuku çiğnemese ve çiğnetmese, hakkı ve hakikati örtmese, yapması gereken bir şey varsa onu yapmaktan imtina etmese. Çünkü kaybedilen hiçbir şeyin geri gelme imkânı ve ihtimali olmuyor ve yokta. Geç ve güç olmadan da olacak bir şey varsa olmalıdır. Kimse, hiçbir mekanizma kahpelik etmesin. Ne devlet düşmanıyım, ne vatan hainiyim, ne insanlığı birbirine karşı tahrik eden provokatörüm. Münhasıran onurumun ve kesinlikle hak ettiğim onurlu yaşamanın kavgasındayım. Kör değilim, köle değilim, kul değilim. Uyumuyorum ve uyumayacağım. Özgür bireyin ve bireyin özgürlüğü uğruna kavga veriyorum. Özgürlüğün olmadığı vakit, malın da, mülkün de, gücün de, makamın da beş para etmeyeceğini çok iyi biliyorum. Bu yüzden bu kavgadan taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Öyleyse diyorum ki, ey insançocukları! Özgürlüğün pazarlığı olmaz ve özgürlüğün bedeli ağırdır, özgürlüğünüzü hiçbir şeye satmayın ve behemehâl özgürlüğünüzü savunun. Zira mal, mülk, paye, güç, makam sunarak, insanların, onurlarından ve insan onuruna yaraşır yaşam kavgasından feragat etmelerini istiyor düzen.  Yapacak mısınız bunu? Ama bu olmayacak. Zaten bu yüzden de hiçbir vakit dünyaya tamah etmedim, kula minnetim olmadı, başımı eğmedim, el etek öpmedim. Badema da bu gerçekleşmeyecek. Her daim önce insanlığım ve hürriyettim dedim. Herkesi körleştirmiş ve köleleştirmişsin, götürüp karanlık bir kuyuya atmışsın. Ama birgün o kuyudan çıkacaklar ve gerçeği görecekler kuyudakiler. Umarım geç olmaz. Gerçekten hiç düşünmüyoruz, tek bir sorumuz bile yok, sorgulamada bezimiz yok. Bunu farkında olarak söylüyorum. Çünkü yazılanları, çizilenleri ve yazılanlara, çizilenlere karşı söylenenleri biliyorum. Dünü biliyorum, bugünü yaşıyorum, yarını görüyorum. O kadar sığız ki, trajikomik bir halimiz var fikri boyutta. Çünkü bir fikrimiz yok, varolduğuna inanıyoruz o kadar. Şüphe etmeliyiz, düşünmeliyiz, sormalıyız ve sorgulamalıyız. Bunu behemehâl yapmalıyız.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
08-08-2020, Saat:05:23 AM
Öyle bir düzen inşa edilmiş ki ve o düzen öyle temeller üzerine inşa edilmiş ki, o düzene hayır demek bile büyük bir tehdit ve tehlike olarak addedilmiş. Çünkü o düzen çökerse, onunla birlikte her şeyin çökeceği algısı kazınmış beyinlere. O düzen; devletle, vatanla, cumhuriyetle, dinle, bilumum ortak ve kök değerlerle eşitlenmiş, böylece düzene başkaldırmak, düzeni tenkit etmek, ortak olgulara hainlik etmek olarak lanse edilmiş. Nihayetinde de herkesi mankurtlaştırarak köleleştirmeyi ve kullaştırmayı başarmış. Artık açık hapishaneler olan kurumlar ihdas etmiş ve herkesi de o hapishanelerde özgür tutsaklar kılmış. Size biraz para, bir ev, bir araba, küçükte olsa makamlar, payeler bahşediyorum, tepe tepe kullanın ama hiçbir şeyi de sorgulamayın, hak aramayın, hürriyet istemeyin, itaat edin rahat edin demiş zımnen. Vatan, adeta efendilerin çiftliği olmuş. Denenmedik hiçbir şey bırakmamış, denenmemiş olanları da yasaklamakta hatta düşünülmesini bile engellemekte bekasını görmüş. Şunu şunu olabilirsin, şuraya şuraya dâhil, ait olabilirsin ama asla şöyle şöyle olup, oraya buraya dâhil, ait olamazsın diye dikte etmiş. Zamanla artık kimse istediği yere dâhil olamaz, kendini özgürce ifade edemez, hakkını isteyemez duruma gelmiş. Yüreklere ve zihinlere öyle bir korku dercedilmiş ki söküp atabilen yiğit öğünsün. Ve o korku, düzenin efendilerinin ekmek kapısı olmuş. Kölelerin de açlıklarının sebebi. Bu kahpe, kalleş ve vahşi düzen nasıl inşa edilmiş, nasıl yürümüş, nasıl yürüyor çıkıp söyleyen yok. Söyleyebilme imkânı olanların da işine gelmiyor söylemek. Bu düzen efendilere ve dalkavuklarına çalışıyor. Halkı ise acı, sefalet, cehalet, esaret içinde ölüme terk ediyor. Bu düzen öyle çobanlar bulmuş ve bulmaya devam ediyor ki, sanki büyülenmişçesine herkes onların önünde hizaya geçiyor. Büyük rantlar elde ediliyor, büyük vurgunlar vuruluyor kimsenin ruhu duymuyor, duyan da umursamıyor. Tahmin edilemeyecek bir adaletsizlik ve hak gaspı var ama kimsenin gördüğü yok, çünkü herkes kör. Bilakis aydınlık rahatsızlık verir olmuş. Yalan hakikati, karanlık aydınlığı, esaret hürriyeti, cehalet aklı ölüme terk etmiş. Alışıldığı için adaletsizlik, eşitsizlik, vurgun, talan yok sanılıyor. Zira böyle yapılan hiçbir şey böyle görülmüyor. Gayet normal bir şey olarak, olması gereken bir şeymiş gibi görülüyor. Bir kişinin hakkının çalınması, çalınması gerektiği için çalınıyor olarak anlaşılmış. Bu düzen her yere mutemet elemanlarını monte ediyor ve onlar tavassutu ile çarkını kolayca döndürüyor. Bir tarafa yerleştireceği adamın, önce adamın yerleştirileceği yere muhalif olan taraflarca iyice dövülmesini sağlıyor, ki monte etmek sancısız olsun. Yerleşeceği yerdekiler de ortaya koyduklarından dolayı zaten onu savunuyor. Ya da her yere eşit mesafede duran bir adamı nereye yerleştirecekse, ona, önce uygun sözleri söyletiyor, hareketleri sergiletiyor, biraz hırpalanması sağlanıyor, sonra da yerleştiriyor. Kalıcı bir neticesi olmayan ve yüz güldürmeyen değişimlerle halkı avutuyor. Taktikleri öyle inceden işlevselleştiriyor ki, kimsenin ruhu bile duymuyor. Zihinler zaten artık işlevini yitirdiği için ihsas etme imkânı bile yok işlerin nasıl döndüğünü. Her şeyi berbat ederek yürüyor düzenin çarkı, her şeyin güzel olabilme imkânı varken. Ama kirli bir düzenin çarkı temiz bir ortamda yürümez deyil mi? Öyleyse ortam kirletilebilir ama temiz tutulamaz. Herkes düzenin iyi olduğunu düşünüyor, kendisine yol verince. Oysa o yol düzene hizmet vermek için açılıyor ama herkes istediğini yapabileceğini zannediyor. Zamanla öyle alışıyor ki, hayalinde olanın tersi olsa bile artık hayal kırıklığına uğramıyor. Çünkü düzen tarafından iyi besleniyor. Beslendikçe, beslendiği yeri beslemesi gerektiğine inanıyor ve artık beslemekten haz alır duruma geliyor. Nihayet, düzenin köpeği olmak gayet normal bir hal alıyor, böyle olan da hiçbir rahatsızlık duymaz hale geliyor. Zira bu bir yaşam tarzına ve karaktere dönüşüyor. Başka bir dünya hayali kuranlar, denenmemişi denemek peşine düşenler, özgürce düşler kurmayı ve kurdukları düşlere kavuşmayı bekleyenler, insan onuruna yaraşır bir düzen arzulayanlar, hak ettikleri hayatı isteyenler lanetliktir artık!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
Dün, Saat:09:20 AM
Niye sormuyoruz? Niye sorgulamıyoruz? Niye hiç şüphe etmiyoruz? Niye hakkımızı aramıyoruz? Niye efendilerin inisiyatiflerine bırakıyoruz hayatımızı, yarınlarımızı? Niye itiraz etmiyoruz? Niye isyan etmiyoruz? Niye hakkımız olan yaşamı istemiyoruz? Çünkü hürriyet umurumuzda değil. Çünkü insanlık onuru umurumuzda değil. Çünkü yaşamak sevincini hak etmiş olmamız umurumuzda değil. Çünkü benzerlerimize yapılanlar, reva görülenler umurumuzda değil. Çünkü emeğin sömürüsü umurumuzda değil. Çünkü birlikte insan gibi yaşamaktan haz almıyoruz ama tek başımıza köpekçe yaşamayı sindirebiliyoruz. Çünkü kaybetmekten, vazgeçmekten hazzetmeyeceğimiz şeyler elde etmişiz. Umurumuzda olan tek şey; bize, insanlığımız, onurumuz ve hürriyetimiz mukabilinde verilmiş olanlar. Onlar elimizden çıkarsa yaşayamayız zannediyoruz. Zira onlarla ancak insan olabildiğimizi, olabileceğimizi düşünüyoruz. Hayatımızı ve insanlığımızı görsellik esir almış zira. Konfor, haz, hız peşindeyiz. Masa, kasa, nisa altında can çekişiyoruz. Çocukken işleniyor ruhumuza ve beynimize her şey ve ruhumuz, beynimiz o gün satın alınıyor. Artık gövdemiz emirlerine amadedir efendilerin. Bizler, efendilerin çiftliklerinde onların marabalarından başka hiçbir şey değiliz. Ve bunu kanıksamışız, onların önümüze koyduklarına eyvallah ediyoruz. Doğduğumuz, ekip biçtiğimiz, gülüp oynadığımız, terimizi-yaşımızı-kanımızı-emeğimizi karıştırdığımız, uğruna can verdiğimiz ve yine bir gün ölüp cesedimizin gömüleceği topraklarımızda bir hiçiz. Feragat ettiğimiz ve fedakârlıkta bulunduğumuz, eşek gibi çalıştığımız, köpek gibi sadık olduğumuz müddetçe insan sayılırız, sayılmaktayız. Ama buna eyvallah etmekte de hiçbir mahzur görmüyoruz. Bizden çalınanları geri almaya cesaretimiz yok. Hatta istemeye bile cesaretimiz yok. Göz göre göre haklarımız gasp ediliyor ve acılardan acılara sürgün ediliyoruz ama susuyoruz. Bizim üzerimizden yaşayanları izlemekle iktifa ediyoruz. Siz öyle yaşarken biz niye böylesi bir yaşama mahkûmuz diye soramıyoruz. Bir kez, sadece bir kez niye böyle diye soruverebilsek belki de her şey değişecek ama cüret edemiyoruz. Zavallı insan ve tiksinç bir hayat ama kabul ediyoruz.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,629
mesajlar
2,178
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
8 saat önce
Hayatlarımıza musallat olmuş, sevinçlerimizi azaltan, acılarımızı çoğaltan, bizleri adeta boğan ve günden güne tüketen, ölümü gösterip sıtmaya razı eden pespaye ve müptezel bir düzen var. Bu düzenin dostu yok, düşmanı çok. Ama zevahirde herkes bu düzene dostmuş gibi davranıyor yani mürailik yapıyor. Yani kimse düzene düşman değil haddizatında, münhasıran düzene düşmanmış gibi davrananlara düşmanlık ederek düzene müzahir olup düzenin müzaheretini kazanıyorlar. Ama bir şekilde besledikleri de var düzenin ve işte o beslemeleri sayesinde varlığını idame ettirmektedir. Onlarda elbette düzenden çok iyi şekilde nemalanmaktalar. Düzen onlara konforlu bir yaşam sunmaktadır. Yani iki tarafta verdikleri oranında almaktadırlar. Olan ise her daim iki tarafın arasında kalan halka olmaktadır. Ezilen, sömürülen, acı çeken, umudu yiten, karanlıkta yolunu ve yönünü şaşıran, evlatları harcanan halk olmaktadır. Beslemelerine diyet ödetmektedir ve her daim diyet ödeyecek birilerini de bulmaktadır kahpe düzen. Herkesi bir yerde konumlandırmış ve istediği yönde koşullandırmış. Herkesi birbirine düşman etmiş. Birbirine düşman olanlar düzene boyun eğerek güç kesbetmektedirler. Boyun eğenler, çiftlik edindikleri vatanı istedikleri gibi soymak salahiyetini elde etmiş oluyorlar. Hatta dokunulmazlık elde ediyorlar. Bu kahpe, vahşi, kalleş, kirli ve karanlık düzen filhakika kendini bitevi yenileyebilme kapasitesine sahip. Yani kurulduğu günden bugüne aynı kalmış değil. Birileri elbette bu düzenin banileri ama kimler onlar muamma. Velakin diyet borcu ödemek zorunda kalanlar belli. Onlar da bizleri düzenin kölesi yapmakla vazifeli. Herkeste temiz bir taraf bırakırken, mutlaka kir batağında olan bir yanda bırakıyor. Çünkü kirli kalan yanlarla onları tutsak kılıyor ve onlar üzerinden hedeflerini kotarıyor. Elbette ayakta kalmasını sağlayan muayyen argümanlara da sahip ve gerektiği zaman onları kolayca kullanabilme ve aynı zamanda her kaba uydurabilme yetisine de sahip. Sizler, sizlere büyük laflarla, hedeflerle, olgularla gelenlere inanmayın. Sizleri aldatma ve uyutma yöntemidir bu. Çünkü size getirdiklerine kendileri inanmazlar. Münhasıran sizleri aldatmak için kullandıkları bir yemdir onlar. Siz onların güzelliğine ve görkemine kapılıp oltaya takılacaksınız ve düzenin kucağına düşeceksiniz. Düzenin kucağına düştüğünüz vakit, sizleri oraya düşürenler düzen tarafından payelerle taltif edilip sitayişe seza görülürler. İstedikleri de budur zaten. Tıpkı düzen gibi onlarda kahpedirler ve halka ihanet içindedirler. Ama öyle kahpedirlerdir ki, halkı hain gibi gösterme kurnazlığına yeltenirler.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi