Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Mi'RÂC ve DUA

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Mecit Aktürk
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Üye
*
138
mesajlar
127
konular
30
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2016
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
27-06-2016, Saat:06:00 AM
[Resim: Dp-2O96zhJA.jpg]

MÎ’RÂC ve DUA

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa S.A.V. Efendimizin 63 senelik dünya hayatına atfen 63 beyit olarak kaleme alınmıştır.

***
Kaynağı Kur’an ise, ayetse vecizenin
Hikmeti yok sayanlar perişan eder aklı.
Beyhûde bir gayrettir idrâki mucizenin
Esbab-ı mûcibeler çok kez sırlarda saklı.


***

MîRÂC ve DUA

Yer: Sidretü’l Müntehâ! Az ötesi kudsî giz
Mucizeyi tarife, kalem nâçar, dil âciz.

O Âlemlere Rahmet, Kâinât’ın gülüydü
Mî’râç, Resûl’u taltif, Rabbin bir ödülüydü.

Geldiğinde müjdesi göklere davetinin
Onikinci yılıydı henüz Risâletinin.

Aylardan Recep ayı, yirmiyedinci gece
Ameliyat gerekti; böyle buyurdu Yüce.

Mübarek göğüsleri yarıldı itinayla
Yıkandı zemzem ile, hayâ ile, senayla.

Cebrâil’di cerrahı, kalbe eli daldıran
içini îmân ile, hikmet ile dolduran.

Hakk katına çıkacak Muhammed’imdi, nurdu
"KÛN" deyince Yaradan, zaman ve mekân durdu.

Aczinden bîhaberin akılsa güvencesi
"Mî’râc" deyince susar; us bîtap düşer, şaşar.
Sırrı murâd etmişse Kâinâtın Yüce’si
Hâkikati kavramak aklın boyunu aşar.


Bir olayı idrâke fakir kalırsa fikir
Hikmete râm olan bir "Ebu Bekir" gerekir!

Bir başkaydı o gece kutsal Mescid-i Haram
Bu mekândan başladı Resûl’e izzet ikram.

Vakit tamam olunca, binip ak bir Burağ’a
Mescîd-i Aksa deyip, vardılar ilk durağa.

Bağlayıp bineğini Beyt-ül Makdis önünde
İlerledi namaz ’çün Aksa Mescid yönünde.

Peygamber ruhlarının önünde oldu imam
Ne tebessüm eksikti, ne saygıda ihtimam.

Bir yol ki, ne taş vardı, ne bir engel, ne diken
Yedi kat semâ vardı çıkılması gereken.

Hazreti Adem ile başlayıp ziyarete
Hazreti İbrahim’le erişti nihayete.

Âşikâr oldu herşey; âhiret ve akıbet
Boşa yaratılmadı cehennem dahi elbet.

Kim görse gördüğünü, inkârcı neye düçâr
Azâbı ifadeye kalırdı dili nâçar.

Bu davette cüzüydü belli ki imtihanın
Vardılar kapısına Sidretü’l Müntehâ’nın.

Duraksadı Cebrâil, dedi; "buraya kadar"
Buradan ötesine bir tek Sana izin var.

Refref’le urûc etti, vardı Arş-ı Âlâ’ya
Çıktı Rabbin Habîb’i Huzur-u Kibriyâ’ya.

Müşâhede eyledi Cemâl-i Ilâhi’yi
Gördü yalın gerçegi, ölümsüzü, sahiyi.

Âlemlerin Rabbiyle konuştu vasıtasız
Yakından öte yakın; perdesiz, inkıtasız.

Namazdı ikrâm olan ümmet için Resûl’e
Bir ikram ki, tövbeye ve duaya vesile!

Rabbin her hediyesi başımızın tacıdır
Hakikatte her namaz Mü’min’in Mirac’ıdır.

Ümmetin mükâfâtı Mîrâc’ta oldu âyan
Cennetle müjdelendi Rabbine şirk koşmayan.

Ayrıldı Hakk katından mededü inâyetle
Bakara suresinden en son iki Âyetle.

Refref’le döndü yine Cebrâil’e, Sidre’ye
Ve birlikte yeniden, ölümlü yerküreye.

İslâm’a dâvâ dedik, uğrunda olduk nefer
Mahşer günü Resûl’üm, "Ümmetim" desin yeter.

İşte böyle anlamlı, kudsî gece bu gece
Buyrun şimdi duaya; ihlasla...hece hece;

Nedâmet nişânesi gönül mürekkebimle
Kapındayım YÂ RABBi! Diz çöktüm edebimle.

Yine dilime çile "keşke"lerim, "ah"larım
Yine sırtımda heybem...içinde günahlarım.

Dünyevî heveslerden sıyırdım sıdkı, soydum
Miraç vesile deyip eşiğine baş koydum.

Utancım sana âyan, anlatmama lüzum yok
Senden af dileyecek, biliyorum, yüzüm yok.

Dilencinim kapında aczimi ikrâr ile
Fâş’ettirme cürmümü, mâlumu tekrar ile.

Set çeksem de, Yâ Rabbi, şeytan ile arama
Bir yolunu buluyor, basıyorlar yarama.

Haykırırken ezanlar, beni beklerken salah
Zayıf düştü iradem, tutukluk yaptı silah.

Fâniliğe şahitken aynadaki suretim
Daldım dünya zevkine, bağlandı basiretim.

Ne zaman görse nefsim, göğsünü gere gere
Belki binlerce kere seriverdi mindere.

Harcadığım her nefes olsa da hebâ, ziyan
Sen Settarsın, setreyle, hatamı etme âyan.

Ey garipleri Duyan! Batsam da sıkça kire
Tut elimden, yol göster, yardım et bu fakire.

Batıl ile arama bend-i muhkem öreyim.
Her zerreyi nazarda varlığını göreyim.

Muhtâc etme kimseye, düşürme el ayaktan
Ayırma doğruluktan, tevâzudan ve haktan.

Tamahkârlıktan uzak, kanaatkâr kul eyle
Dilimden döküleni gönül yapan bal eyle.

Bakış ver ferâsetli; hayrı şerden ayıran
Ne zulmeden olayım, ne zâlimi kayıran.

Yere bassın ayağım; kibir dağlar aşmasın
Dil adını anmaktan, bir an dahi şaşmasın.

Öyle nüfûz etsin ki kalbime takvâ, verâ
Irak olsun dilime, yalan, gıybet, iftira.

Geçmesin bir tek lokma, haramsa boğazımdan
Eksik etme huşûyu, tövbemden, namazımdan.

Sen Tabib-el Kulûb’sun, sensin her derde devâ
Öyle bir imân ver ki, ne hırs kalsın ne hevâ.

Hasretle gül beklerken zakkum çiçek açmasın
Bahar gelsin Yurduma, huzurumuz kaçmasın.

Sarmadan bedenleri etkisi habis urun
Kurtar bizi içinden fitne denen çukurun.

Şehit kanı kokarken bu Vatanda her karış
Serâb olmasın dostluk, kardeşlik, birlik, barış.

Göklerde sancağıma hüzün gölge etmesin
Kastı kötü olanın buna gücü yetmesin.

Gör ki gözümde yaşım, damla damla nedâmet
Sen Rahmansın Yâ Rahim, el amân, merhamet et!

Rahmetinle yarlığa, kusurlarıma bakma
Bana belâ bir ben var; beni bana bırakma!

Alnımın akı ile her engeli geçeyim
İman ile, Kur’an’la bu âlemden göçeyim.

Telkinim verilirken, hitam bulmadan sabrım
Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun kabrim.

Ne mahzûn bırak beni, mahşerde arasatta
Ne de kaysın ayağım ince keskin sıratta.

Çarpılmasın yüzüme sefil amel defterim
İnâyet et, bağışla, Ey Rahmeti bol Kerim.

Ayırma dostlarımdan, sevdiklerinle cem et
Muttakî kullar ile, Velî’lerle hemdem et.

Liva-ül Hamd altında bana da bir yer olsun
Umduğuma nâil et; ne gam ne keder olsun.

Haram kıl cehenneme, bedenimi yakmasın
Resûl tutsun elimden, bir daha bırakmasın.

Razıyım karanlığa günümün gündüzüne
Varsın darlansın dursun ölüme dek bu ruhum
Yeter ki doya doya bakayım gül yüzüne
Şefaat-i Resul’den eyleme beni mahrum.


Muhammed Mustafa’yı cennette bana yâr et
Sevgimden selâmımdan rûhunu haberdâr et.

Her Emr-i İlâhi’yi dimağıma tâc eyle
Kıyam’ım, rükûm sana; secdemi Mî’râc eyle.

Son dileğim, Yâ Rabbi, secdelere varırken
Tüm günahım silinsin tan yeri ağarırken.

*********************************

Rahmetinle yarlığa, kusurlarıma bakma
Bana belâ bir ben var; beni bana bırakma!


Mecit AKTÜRK


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi