Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Kitap alıntıları ve sözler

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 57 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
Icon_bayrak_tur  28-03-2020, Saat:01:04 PM
grance sisle gelen yolcu

dünyayı zehirlemekten vazgeçip. İlaç üretimine yöneldiler. Özellikle de psikotrop ilaçlar Kuşkuşuz bunun patlama yapan bir pazar olduğunu biliyorsunuz.

Her yıl gelişmiş ülkeler 150 milyar avroluk ilaç tüketiyor. Bu rakam içinde psiko-etken maddeler önemli yer tutuyor.

Dünyanın en tehlikeli silahı olarak geriye sadece insan beyni kaldı.
Eğer Hitler kaygı giderici ilaç almış olsaydı dünya tarihi farklı olurdu

Kurt meyvenin içinde değil. Kurt ve meyve yeni düşmanlara meydan okumak için bir araya gelmişler. Teröristlere. Casuslara


Kurtlar düşmana meydan okumak için bir araya gelmişler Teröristler casuslar ülkemize saldıran herkese


Matruşkanın anlamı "Rus bebeğiydi Kırmızı başörtüleri ve al renkli yanakları olan küçük boyutlu büyükanneler Yuvarlak kafalar, yuvarlak gözler, hacıyatmaz biçiminde bebekler.

Benim gibi. Zayıfların çoğu, hiçbir şey yapmayan insanlardır totaliter rejim askerlerinin sadist olduklarını işkence etmekten, şiddetten öldürmekten zevk aldıklarını düşünürler

Savaşların ve diktatörlüklerin tarihinde nedensiz ve sapıkça yapılmış zulümler hayli fazlaydı.

Her enlemde ve her çağda, insan bir hayvandı, iğrençliğin sınırlarını aşması için dizginlerini serbest bırakmak kâfiydi.

Ülkemi en berbat zehirden koruyordum.— Mutluluktan mı? Adaletten mi? Eşitlikten mi?
— Komünizmden

Onlar inançları, görevleri, vatanseverlik duyguları doğrultusunda hareket ediyorlar.
— Bunun için mi Irak'a tonlarca nörotoksik gaz sattılar?

Polis ve jandarma, düzeni korumak içinvardır. Ve düzen, Metis'tir.

Onlar inançları, görevleri, vatanseverlik duyguları doğrultusunda hareket ediyorlar.

Kurt meyvenin içinde değil. Kurt ile meyve uyum içinde.


Büyük duvar halısı eskimişlik ve sisli sahneleri gösteriyordu. Bir av sahnesiydi. Sanki köpekler, sisler ardındaki insan cesetlerini parçalıyordu

Toprak burada sadece yükseltiye, soğuğa ve yokluğa dayanabilenleri besliyordu. Diğerleri ölüyordu.

Onu neden akıl hastanesine kapatmışlar? neden hapsedilmiş. Karısının gözlerini oymuş. O benim ilk eserimdi diyor.

Ham sanat" tam olarak ne demek?
— Delilerin, sıra dışı insanların, medyumların, amatörlerin sanatı. Bu sözcük ilk olarak Jean Dubuffet tarafından kullanıldı. Başkaları buna "çizgi dışı sanat", "psikotik sanat" da diyor. İngilizler ise "raıv art", "çiğ sanat" olarak adlandırıyor.

Seni temin ederim ki, ziyaret günlerinde kapının önünde yığılmalar olmuyor. Onları görmeye gelen kimse yok.

Onlar sevgi yoksunu, unutulmuş insanlar.

Büyümüş gözbebekleri, ıslak bir burun, bakımsız dişler. Bir kokain tüketicisi.

en kötüsü şuydu: O bir katildi ve her öldürdüğünde kabuk değiştiriyordu

bilinçaltımız– insan türünün başlangıcına ait arka tiplerle ilkel taslaklarla şekillenmiştir mitler, efsaneler, ilke korkular... Bir olgu, bir resim, bu yapıları bize anımsattığında derinden etkileniriz tüm insanlığa mal olmuş, bizi aşan bir heyecana kapılırız.

Deniz. Orman. Taş. Gökyüzü. Bizi hem etkileyen hem de aşan âlemler

yaşayan bir ülkenin güneşi altında kavrulmuş böceklerin uğultusu. Karın hışırtısı, kayakların altında çıtırdayan bir pistin beyaz serinliği. Nefes alıyordu.

yaşayan bir ülkenin güneşi altında
Nefes alıyordu. Gülüyordu Tüm bedeni altın bir aydınlığa dönüşüyordu, büyük sade bir salonda, güzel bir kadının yanında bir yaz akşamıydı sanki

Ona işkence etmişlerdi.
Onu yaralamışlardı.
Onu öldürmüşlerdi.

Yüzü parçalanmıştı. Gözleri oyulmuştu. Burnu kan çukuruna dönmüştü. Parçalanmış yanaklarının arasından dişetleri, sökülmüş dişlerin yara yerleri görünüyordu.

Her şeyden önce, kim olursa olsun, eziyete, acıya maruz kalan biri konuşurdu. Bütün savaşlar böyle örneklerle doluydu


Çocuklara yönelik Bu barbarlık izleri yüreğini değil, gözlerini yakıyordu.

Çocuklara yönelik çok sayıdaki taciz girişiminden sonra, hiçbir eyleminden sorumlu tutulamayacağı açıklandı. bir akıl hastanesine kapatıldı

Müzisyen değildi, ama kafasının içinde notalar duyduğunu iddia ediyordu.

Benim resmim pişmanlıktan başka bir şey değil. tam olarak şunu söylemişti İnsan gördüğüne inanmamalı

sanat denince, kazanılmış kültürlerin etkisinde kalmamış insanlar tarafından gerçekleştirilen tüm sanat eserlerini anlıyoruz.

Kültürel sanatın değişmez kurallarıyla, gelgeç heveslerle, taklitçi zihniyetle değil, tamamen hayal gücüyle yapılan bir sanat." Hiç fena değil, ha

İnsanlığı zehirleyen tek şey, kültürdür. Orijinalliği, bireyselliği, yaratıcılığı öldürüyor kahrolası politik mesajını dayatıyor

Yüzyıllar boyunca, sanat iktidarın kıçını yaladı! En kötü yalanlarını söylemeyi sürdürdü

palyaço dünyaya hükmeder gibiydi

Dünya Tanrı'nın bir görünümü değil, şeytanın bir yalanıdır

Kendini, bomba elinde patlamış bir intihar komandosu gibi hissediyordu

Poliste bile salaklığın sınırı yoktu

Kimse yasalardan üstün değildir. Özellikle de kendini bir halt sanan zavallı bir hapçı

YENİ BİR PSİKİYATRİ HATASI...
bir pskiyatri kliniğinde yeni bir DRAM...BİR AKIL HASTASI, BİR PSİKİYATR İLE İKİ HASTABAKICIYI ÖLDÜRDÜ
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
28-03-2020, Saat:10:31 PM
Abdurrahim karakoç

Benden bakıp
seni görmek ne güzel. . .

Ben alıp uzaklara götüren
Bir düş görsem sen gelirsin aklıma

Gidip de yorulma çok uzaklara,
Sen seni gel benim içimde ara...

Çiçek sular gibi saf sevgimizi
Döksek türkülerin hecelerine.


Ölüler toprağa gömülür,
hatıralar yüreğe

Toprak mı vefalı, yürek mi bilmiyorum....


Huzur "Git yanımdan, uzaklaş" diyor
Keder "Gel yanıma gel-yaklaş" diyor



Türk birliği Kızılelma,
Bölenin kökü kurusun.
Vur yiğidim gafil olma;
Yılanın kökü kurusun.


Kâinat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.


Ne ayağım uydu, ne kafam uydu
Belli... Ben bu çağın yabancısıyım.



Korkuyorum belki yarın geç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene

Delinin keyfî gıcır ,
Akıllı üzülüyor .
Ciddiyim , gülme !

Umutlar kuş oldu haberin var mı?

Çocukluğum, çocuk yıllar
Gitti gelmedi bir daha.


-Kaç put sevdik, sayamam ..


Aşk temiz, kin rezil, iman büyüktür
Ölüm hak, Cihad farz, korku yüktür.

Sabrımız, sevdamız o kadar bol ki
Okyanuslar aksa doldurmaz bizi.


Sana hoş gelmeyen duygum olursa
Aklımdan onları sen sil Allah'ım.


Bizleri uykudan uyandır Ya Rab
Bitsin, uzamasın gaflet günleri.

Aç ekmeği sever, fakir parayı...
Ben de seni seviyorum, darılma.



Faydalı olmaktır insanlığın
en güzel tarafı.

Buluta yaslandım ışığı tuttum.
Seni hatırladım, seni unuttum...


Bizi rahmetinle ıslat Allah’ım
Yürekler taş gelip taş gitmesinler...

Dünyamı zalimler elimden aldı
Günlerim azapla işkence doldu
Umudum, hayâlim uzakta kaldı


Dönüşü var her gidişin


Ne makam, ne para, ne çek
"Kurtuluş İslâm'da" vallahi gerçek.


Birleşin ey! Yolları Kur'an'da birleşenler Birleşin imanda birleşenler Ayrılık yakışmıyor, bölünmek günah size

Birleşin ey! Secde-i Rahman'da birleşenler Ne mutlu Rahmete koşanlara.

Maddeleşir mânâ bile
Unutulur ana bile
"Can"dediğin cana bile
Sevgi yetmiyor, yetmiyor.


Beklemeyin boşuna..Canım" diye hitap edeceğiniz birisi. On yıl, yirmi yıl, belki de otuz yıl ötelerde kalmış.


Kimsenin kimseyi "adam" diye saydığına şahit olmadım.


Bir taraf "ceddimiz maymun" diyor, Herkes soyunu, bilir. Ben maymun soyundanım diyene "hayırlı olsun, zaten benzerliğin var, bizi karıştırma" deyip geçeceksiniz.


Fırsat ver de sana layık kul olak
Bu vatanda yana yana kül olak.
TÜRK-İSLAM motifli zarfta pul olak
Sabır ver Rabb'im bize sabır ver.

Sen inkâr etsen de gözlerin söyler
Gözler söyleyince çok derin söyler.


HİLAL'e düşman kim desem,
"Haç" değil mi gardaş?
Ayasofya benim desem,
"Suç" değil mi gardaş?

Bu şehre bakan gözlerim
Bu şehir aslı gibidir.
Küfür med çağını yaşar
Bu nehir aslı gibidir.


Cebimde mektubun olmayabilir
Ne çıkar fotoğrafın yoksa masamda Öğrenmek istersen eğer
Gel sevda iklimime gir

Açılmamış gönül kasamda
Sakladığım sensin


Acılar toprağa gömülür, hatıralar yüreğe. Toprak mı vefalı, yürek mi vefalı? Bilmiyorum.


Toprak mı vefalı, yürek mi


Tevhid aşkı gönülleri yaksın hey
Zulüm ölsün, hâk ayağa kalksın hey

Karakteri, davranışları, inançları, ahlâkı zihinde şekillenen dostu bulmak mümkün mü?
He de günümüzde...

Gardaș!
Sabah uzak mı?

Dost özlemek nasıl bir şey ?

Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden."

"mutluyum, huzurum yerinde, endişe görmüyorum, yarınlara güvenle bakıyorum" derse, ben o kişinin aklından şüpheleniyorum.

Neşeyi ne tartar,gamı kim ölçer?
Acı söz yarası kaç yılda geçer.....?

Okunurken şu mübarek ezanlar,
Kelle çekip İslamlığa kızanlar,
Ey hâksızlık kitabını yazanlar,
Siz hâk nerde, bulabilir misiniz?

Dünyamızdaki insanlar mezardaki
ölülerden daha yalnız..

Aklım kilitlendi, dilim lâl oldu
Hangi aşk içime girdi bilmem ki?

Rüzgâr eser ilden il'e;
Sağlıkta bitmez bu çile
"Var" dan öte, "Yok" ta bile
Ben hep seni düşünürüm

Yakacaksan yak da kurtul ne deyim
Ateş diye kucakladım ben seni.

Bölüştüler gönlüm ile aklımı;
Dâvâcıyım, ara benim hakkımı...

Kader bu... teslim ol, kafayı yorma
Aklın kaynağını deliden sorma


Yarınlar bu günden
daha güzel olacak.

Umut , dağların arkasındaki
ürkek ceylan...

Vefası şefkati samimiyeti gayesi cesareti vicdanı ahlâkı edebi ve nihayet aşkı olmayan adam olamaz.

Ne ayağım uydu, ne kafam uydu.
Belli.. Ben bu çağın yabancısıyım..



Hasret nedir, ne değildir, de hele
Gurbet nedir ne değildir de hele


Yine de izah etsem diyorum
Ya ifadeye sığmıyor
Ya idraklar almıyor
Olmuyor bir türlü
Olmuyor..

Beslediğim umut, kurduğum hayâl,
İçime ateşler saldı, duydun mu?

İnsanın ne kadar seveni varsa
o kadar mesuliyet altındadır.

Ana geçmiş bebeğinden...
Kara toprak göbeğinden
Ha yarıldı yarılacak.

Hep senin renginde görünür bahar
Yaprakta yeşilin,gülde kokun var.

Ellerin yurdunda çiçek açarken
Bizim İl ' e kar geliyor gardaşım.
bu hududu kimler çizmiş gönlüme
Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

Delileri avutmanın
Hiç'liğini geç anladım.

Fazla güvenmek zarar verir.


İster ki diz üstüne çökertilsin Türkiye Mıgırdıçı sever de Osmanı sevmez zındık!


İti-domuzu sever,
insanı sevmez zındık!

Ekmeğini yer amma
vatanı sevmez zındık!


Namaz, oruç, hac ve kurban
hep riyadır, hep riya
Bir acayip ümmet olduk
ey Resul-ü Kibriya

Konuşmak cinnettir, susmak intihar

Umut güneşimin mor bulutlara
Girip girip çıkışında sen varsın.

Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı


Bu dine, bu ırka ve bu toprağa
Sataşmak isterse herhangi gavur:
- Vur! ALLAH aşkına vur!

Her şey , ait olduğu yerde güzeldir.

Her seçimde hırsızlara oy verdik.."


Sonbaharda son yağmur yollara yağarken gel!

Kurudu sevgiler gönül tasında
Her mevsim bir başka aldattı bizi.
Renkler başkalaştı gün ortasında
Koyu bir karanlık öptü denizi.


Yeminim var, başka türlüsüne talip değilim...


Can özümden besmeleyi çekende
Dil yanmazsa ben yanarım sultanım.

Hak uğruna bir sefere çıkanda
Yol yanmazsa ben yanarım sultanım.

TÜRKLÜK aşkına vur!
Uçar elden ele Bozkurtlu bayraklar
Emreder bir başbuğ, sade ve vakur:
-Vur! BAYRAK aşkına vur!

Balık suda güzel, kuş gökte güzel. 
Yerli yerindeyi sever gözümüz.

"Ben karanlığı hiç sevmem ey can
Vaktin her saatinde
Her zaman
Ağaran şafak ol.."

Kurudu sevgiler gönül tasında

Her mevsim bir başka aldattı bizi.

Renkler başkalaştı gün ortasında
Koyu bir karanlık öptü denizi.

Ciddiyim, sakın gülme
Ister gel, ister gelme

Zillette süvari, şerefte yaya,
Gidecek gönlünce yıldıza, aya.
Semtine basmamış ar, namus, haya
Utanmaz suratlar bizi ne bilsin...

Bir aşk bulsam yağmurunda ıslansam Bir dost bulsam, irfanında beslensem Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam Yalnızlığım biter mola, bilmem ki...

"Yanmak mı marifettir,
yananda mı izan yok?"


Çilesi belası gözüm üstüne
Derdimin dermanı say bu sevdayı.

Sen aşka hiç dersin bense hayata
Kimbilir belki de bendedir hata
Bu dalgalı deniz bu yanlış rota
Beni benden beni senden ayırır

Her şey yalan imiş, bilmeden gittin

Yalnızlık... caddede, sokakta, evde
Ben beni özlerim: gurbet bu derim.

Tek hedef İlâ-yı Kelimetullah
Şahide lüzum yok, biliyor Allah


Bir ateş yakılır, sönmez bir daha
Bu bayrak gönderden inmez
İlkbahar hazana dönmez bir daha
Mevla yâd ellere yoldurmaz bizi

Kahkaha atmayı bırak..
Tebessüm bile yakışmıyor bana

Gene ağzımızı açmıyor bıçak;
Huzur size ömür... dert salkım saçak...

Gönül istiyor ki
insanın insana, zulmü bitsin.

Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.


Moda deyip mahremini açanlar,
Gazinoda, barda ömrü geçenler,
Havyar yiyip, şampanyayı içenler,
Çorbamızı, çayımızı ne bilsin.

Parmak izi, gönül izi, göz izi
Gösteren bunlardır kimliğimizi...


Ömür dediğiniz nedir?


Doğruluktan kaçan zat
Menfaati seçen zat
Haram yiyip içen zat
Murdar olsa da aynı
Serdar olsa da aynı.

insanın insana zulmü bitsin.

Kanun adına, zulüm icra edilmesin. Her günü açlık içinde geçen günahsız çocuklar haklı veya haksız büyüklerine verilen cezalardan nasiplenmesinler.

Bayramlarda bir ailenin yıllık gelirini oyuncağa veren çocuklarla, yalın ayaklı çocuklar arasındaki uçurum telafi edilsin.

Yar deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban


her ne çektiyse Zekâsı kıtlardan çekti insanlık.


Her yanımız gurbet.... hani ya sıla
Ömür bitmez çile, ölüm fasıla
Günleri aylara, ayları yıla
Ekle babam, ekle can mı dayanır.


Bindirmişler bir gemiye,
Rotasından haberi yok.
Korkuyor ''Türküm'' demeye,
Atasından haberi yok.


Nesi çirkin desek güzel yanı var
İncitme toprağın, taşın canı var

Selâmın hem yeri hem zamanı var
Selâmın sırrına erene selâm. "


Ben beni özlerim; gurbet bu derim.

Umutlar hayâldir, acılar gerçek

Sevda bir kitaptır gönül masanda; Okusan da olur, okumasan da...

Gerçeğin hayalden en bariz farkı
Uzağa atarsın, yakına düşer...

Öyle günler , öyle simalar var ki
Unutmak istersin, aklına düşer.

"Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne


"Ne zamana, ne kendime alıştım.."

Hoşa gitmek için değil, hoşumuza gittiği için yazdık.

Azrail'e iş kalmadı Allah'ım!
Kullar birbirini, yedi bitirdi.

Türküm diyemiyor da
Türkiyeliyim diyor
Milletin aleyhinde
olmadık haltlar yiyor
Arşa çıkar gerçeği
ot kafalar bilmiyor

Bölücüler hainler sırtımızda bir yüktür Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür


Umudum her zaman bâkidir amma
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun..

Tuttum yorgunluğu
yordum dün gece

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum,
yol uzun.


Gün değil, hafta değil, ay değil
Beş sene, on sene sonra gelsen de
Bu can durdukça tende
İyi bil Beklediğim sensin

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;

Gidene küfür eyler, gelene şakşak
Alçağı alkışlayan,
alçaklardan da alçak.

Bir alçağın üstünde bir alçak yükselir mi?Alttaki öküze bak; üstteki boynuza bak.


Rüşvet vermek,rüşvet almak nasıl şey Hazineden para çalmak nasıl şey Terlemeden zengin olmak nasıl şey Biz ne bilek böyükler bilir.


Bayramlar seçilmiş rahmet günleri
Bayramlar İslâmî vahdet günleri
Bizleri uykudan uyandır Ya Rab
Bitsin, uzamasın gaflet günleri.

Aşk da, söz de yalan imiş
Akıl işi değil bu iş..
Ve sonra hatırladık ki
Sevenler hep boşa sevmiş...

Uyandık en güzel düşü görmeden,
Aynalardan sorduk birbirimizi.

Şiiri tam anlamıyla tarif etmek ne şiirin, ne de edebiyatçıların haddine düşmüştür. Çünkü, şiir tatlı bir düştür. Bebekçe gülüştür.

Kimi zaman kabaran öfke seli, kimi zaman uyuyan bir denizdir şiir.

Kimi zaman yaraya ilaç,
kimi zaman başa taç..
İman, edeb ve has duygularla yoğrulduğu zaman Miraç,
içine dalkavukluk, şehvet, menfaat ve edeb dışı söz karıştığı zaman da kokmuş bulamaç olur şiir.

Güvenmek aldanmaktır..

ölçü-tartı izafi
Mert-namert, güzel-çirkin,
eksi-artı, izafi
Çoğunun cebinde kimlik kartı izafi
Kim kimdir? Kim kim değil?

Anlamak ve bilmek zor Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.

Alev dondu, akıl yandı
Su uyudu, taş uyandı
Ecel kapına dayandı
Durma kaç kaçabilirsen...


Irk esasının ön plana çıktığı yerde tevhid inancı zedelenmiştir.

Ecel kapına dayandı
Durma kaç kaçabilirsen...


Küfür gemisinde hep kürek çeken
Etrafa iftira tohumu eken
Kula kulluk için yarışa çıkan
Tasmalı itlerden çekti insanlık.

Kin marazdır, sevgi sanat

''Sabrın sonu selamettir'' diyerek,
Sabırları dalda çürüttük tek tek.
Yeter yüreklerde sızı beklemek
Bu çilekeş millet gülmeli Hasan

Kahkaha atmayı bırak bir yana,
Tebessüm bile yakışmıyor bana.
Baksana çocuğum,
Baksana:
Pınarlarım susamış,
Ekmeklerim acıkmış,

Sürmüşüm tarlaları
Dua tohumları ekmişim.
Beklemişim,
Beklemişim..
Hüsran çıkmış,
İsyan çıkmış.

Bu çilekeş millet gülmeli Hasan


Hakk'a bağlılık haksızlığa isyanı doğurur.

İçimde uzayan her yol,
Çıkar gider dosta doğru,

Nergis, ıtır, menekşe, gül,
Kokar gider dosta doğru


Bayramlar Bayram Ola

Bizi rahmetinle ıslat Allah’ım


Yürekler taş gelip taş gitmesinler.
Kaynaşsın sevgiyle vuslat
Bayramlar boş gitmesinler. Allah’ım

Uykudayken, uyanıkken
Uzakta ve yakında
Sen olmasan da farkında
Gîdîp gîdîp arada bîr
Yokladığım sensîn.

Müslüman’ız, Türk’üz haktan yanayız Adaletle süt emziren anayız

Aşk harcıyla vücut bulmuş binayız
Âti bizde saklı, mâzi bizdedir
Sevginin, şefkatin özü bizdedir

Mazlumlar hakkını almayıp ele,
Günü gün edersem zalimler ile
Evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Allah rızasıdır arzum, emelim!
Bu necip milleti ondan severim

Hazreti Muhammed rehberim,
Susarsam, hakkını helal etmesin!

Beynim fırın bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır

Sevgim yavru ceylandır
Çeker gider dosta doğru...


Kasap önce deriyi,
sonra eti soyuyor
Hırsız ya pantolonu,
ya ceketi soyuyor.
İri iri adamlar çıktılar yukarıya
Her biri memleketi soyuyor.


İri iri adamlar çıktılar yukarıya
Her biri bir taraftan memleketi soyuyor.

Yiğit kim, korkak kim? Göremiyorum
Şaşırdım bir karar veremiyorum
Neme lazım deyip duramıyorum
Öfkeler uykumu bölüyor gene.

Yiğit kim, korkak kim? Göremiyorum

Umutlar kuş oldu haberin var mı?

Günbegün artarken ülkenin borcu
Meclise dayandı soygunun ucu.
Mazlumlar yalarken çıplak avucu
Zalimler enseye çöktü bu sene.


Karışma boşver"i eylemiş sanat
Dâvâ gereksiz" her şey menfaat.
Böyle bir babayı vurursa evlat,
Tüfeği cennetlik, eli cennetlik.



Müslüman’ız, Türk’üz
haktan yanayız
Âti bizde saklı, mâzi bizdedir
Sevginin, şefkatin özü bizdedir.

Tek bir huzur dolmuşu geçmiyor önümüzden…!

"Deli gönül" diye tabir ettikleri gönlümüz söz dinlemiyor...

Aydınlığa koştum karanlık çıktı
Her sevgi, her vefa bir anlık çıktı...


Masum duygularda açmayın yara
Bırakın, yürekler, başlar hür olsun...

Köylü oruç tutsun ekinin biçsin
Sizin bayan barda şampanya içsin.
Medeni jigolo, boynuzlu piçsin!
Bir de "Müslümanım" dersin


Ben kendime gurbet oldum;
İçim garip, dışım garip.


Bedenime korkak yürek yüklemem;
Tatlı diye öz canımı saklamam;
çalgı, çelenk beklemem
Al götür kabrime koy bu sevdayı.

Aşk gizlemek nasıl bir şey?
Yaşadın mı, bilir misin?

Al götür kabrime koy bu sevdayı

Bu diyar bizim diyar
Zengin fakiri soyar
Söylesem eller duyar
Sussam suç sayılıyor.


Gösterişe kaçma be
Ne isen "ben buyum" de
Ya kuş ol, ya çekirge...


Nefsimize gücümüz yetmediği zamanlarda biliniz ki dürüstlüğümüzü kaybetmişiz. "

Beklemek sancıdır, ayrılık hançer.


Uyuyan göllere gün ışığında
Sevginin resmini çizsem kim anlar?


Her mevsim bir başka aldattı bizi .

Ben aya bakarım, ay bana bakar
Ya yağmur olurum, ya dolu, ya kar
Yağarda dinmezsem bağışla beni.

Bizi rahmetinle ıslat Allah'ım
Yürekler taş gelip taş gitmesinler.
Kaynaşsın sevgiyle vuslat Allah'ım

Korkmayın kullanın eskimez aklınız
İtaat ettikçe verilmez hakkınız
İnsanlığınızdan eminseniz eğer
Güdülen sürüden olmalı farkınız...


Ağaç kökünden uzakta büyümez.


Korkmayın kullanın eskimez aklınız


İnsanlığınızdan eminseniz eğer
Güdülen sürüden olmalı farkınız



"Yaprak yaprak daldan düştü umutlar,Tüketti takvimler gençliğimizi..”

Boş yere yorulma gönül
Sevgi yetmiyor, yetmiyor.

Bülbül sevse de kurur gül
Sevgi yetmiyor, yetmiyor.

Aşk gizlemek nasıl bir şey?
Yaşadın mı, bilir misin?


Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan
Bîr güzel ülküdür gönül verdîğîm.
‘Ezel’den ‘Ebed’e müjde taşıyan
Bîr güzel ülküdür gönül verdiğim.

Yesî’dekî kutsal aşkın mayası
Malazgîrt’te Alparslan’ın rüyası
Çıktık Ötüken'den günün birinde,
Yıkandık Mekke'nin tevhid nurunda
Hem dünde, bugünde, hemi yarında
Bîr güzel ülküdür gönül verdiğim.

İslamlık Miraçtır, Ülkü sancaktır;
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır

Umut toprak olur, dert zaman olur
İp takar sürürüm kendi gölgemi...


Sevgi yetmiyor, yetmiyor

Bir yağmur başlar ya inceden ince
Bak o zaman topraktaki sevince.

"Büyüdükçe büyür içimde bir dert..."

Ezanlar dalga dalga
yükselirken semâya
İnkârcı bedenlere
en yoğun sızı düştü.


Mülkün temeliydi adalet hani?
Bizim hak temelde saklı mı yani?

Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım

Tutuldu ağzımız hakka hak derken
Kırıldı dişimiz gurbeti yerken;
Kerestelik olduk vaktinden erken;
Kökümüzden devirdiler bilmedik.

Sen: Sevdâ sırrının düğümlerisin...



Zamanı boş yere tüketmişiz biz
Nerde değer varsa yok etmişiz biz
Vekâlet vermişiz zulümkârlara
Bugünkü zilleti hak etmişiz biz.

Suçsuzlara ceza yazan kalemler,
Sulu konuşmalar, kuru selamlar;
Yemin ile sarf edilen yalanlar...
Zalimin mazluma değen tekmesi;
Yaralar, yaralar, öldürür beni...

Zalimin mazluma değen tekmesi;
Yaralar, yaralar, öldürür beni...

Türk birliği kurulmayı bekliyor
Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.


Kaybettim mesafeyi,
zamandan uzaklaştım
Sevgi diye sarıldım,
isyanla kucaklaştım
Ne kendimden kurtuldum,
ne kendime yaklaştım


Toprağın üstü mezar,
zevke dalmış ölüler.
Can sıkmaya yetiyor,
canlı kalmış ölüler.

Ömür dediğiniz nedir?
Üç gün hilâl, üç gün bedir
Haftaya boş kalır sedir.
Say bir karış, say bir adım
Geçti gitti, anlamadım...

Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi 
Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. 

Evleriniz cennet kokusu gibi 
Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. 

Sen beni ararsan beni de çağır.


Yaşamak işkence, eziyet oldu,
Dalkavukluk üstün meziyet oldu.
Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek...
Sözümü dinlersen
hiç doğma bebek.


İçimdeki bu sevginin yangını,
Kemiklerim kül olmadan tükenmez.

Hain hile dizsin, saklansın korkak;
''Neme lâzım'' desin,
uyusun ahmak.
Bugün gelmedikse,
yarın muhâkkak
Geleceğiz evet, biz geleceğiz!

Değişmez kuraldır
sevmek, unutmak.."


Selâm tadlı sona, acı gerçeğe imâna, irfana, zindana selâm.
Selâm umut, sabır ve geleceğe...


Nizam-ı Âlem’e içten talip ol
Kızılelma neredeyse ara bul
Bağlamasın seni şöhret, para, pul
Hesaplar var, sorulmayı bekliyor
Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.
İçimdeki bu sevginin yangını,
Kemiklerim kül olmadan tükenmez.


Aşk diyorlar en mukaddes hayale;
Ve sen de düşesin o sonsuz hâle..


Savaştayım elli yıldır 
Ömrüm geçti boşalt, doldur 
Anlamadım bu ne hâldir 
Bir gün silah çatamadım


Şair, suların akışından şiiri yakalar.
Çiçeklerin kokusundan şiiri yakalar.
Ceylanın bakışından şiir üretir.
Kınalı kekliğin nakışından
şiire renk katar.


Bazen at yelesinin savrulması, bazen akan bir yılanın kıvrılması şiirin mayası olur.
Mezar taşı, gözyaşı da şiirin inşasında malzeme olabilir.

Sevdiklerin kimdir, nerde
Aramakla bulur musun?

Nereye gidersen git,
heybene gönül doldur


Bir kovan parçalama
bir parmak acı bal’a! 
Yontuldukça yer kapla ve
her zaman güzel kal,
Temiz ol, fazlanı at,
eksiğini tamamla
Azıksız çıkma yola! ...


Bayramlar seçilmiş rahmet günleri
Bayramlar İslami vahdet günleri
Bizleri uykudan uyandır Ya Rab

...
Mahzun gözlerinde biriken yaşlar,
Sılayı andıkça akmaya başlar.
Yatağın topraktır, yastığın taşlar..
Gözlerin uykuya doymaz Mehmed'im.

Ardıçlı dağlardan sökerken şafak,
Nasıl ki dalından düşer bir yaprak
Senin de son göçün öyle olacak...
Ölürsen kimseler duymaz Mehmed'im.

Birine küstüm mü,
darıldın mi hiç?
Sevdin mi, öptün mü,
sarıldın mi hiç?
Hasret nedir, ne değildir, de hele.

Pek düşkündü makam ile paraya
Şeref satar can verirdi kiraya.
Sevdalanıp göz koyduğu saraya
Tünek dedim.. amma inanmadılar...

Yıldızlar ne kadar uzaksa bize
O kadar uzağız biz kendimize..

İnsan ne ki? Kemik etten
Kurtulamaz türlü dertten

Hürriyet nerede demeyin sakın
Şehirlere uzak, dağlara yakın

Bu ateş bu suyu ısıtmaz bence
Gönüller imanla güllenmeyince.

Bayram gelmiş neyime
Kan damlar yüreğime..

Hiç bitmeyecek zannettiğiniz hayat ummadığınız bir yerde kopuverdi.


Yesi'deki kutsal aşkın mayası
Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası
Söğüt'teki has kilimin boyası
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Doktorsuz, ilaçsız bir dağ köyünde
Siz sancı ne bilebilir misiniz?

Yirmibeş yaşında, bayram gününde
Siz açlıktan ölebilir misiniz?



Dinlemek zor, anlamak zor yar beni
Göreceksen dertte, gamda gör beni


Özetleyecek olursak dengeyi veya kaideyi istisnalar bozar. Amma hayra, amma şerre...

Yakmayan ateşin, akmayan suyun, üşütmeyen karın, eksikliklerini anlamayanlarda eksiklik vardır. Allah (c.c.) cümlemizi eksiklikden muhafaza eylesin.

Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam Yalnızlığım biter mola, bilmem ki?

Zümrüt köşkte kindar ayı
Ne rakam tanır, ne sayı
Rezil eylemiş haftayı
Yıl üstüne türkü söyler.

Ölüm bizi çağıran sessizliğin sesidir Dünyadaki koşunun mezarda bitmesidir...

Çıkar çıkar uzaklara bakarsın
Yollarını beklediğin kim ola?

Kurdu, yılanı, akrebi
Dost sanmaya doydum yeter.

Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür;
İçimde tarifsiz keder saklıdır.

Ben hâlâ bulamadım
ben'i gerçekten
Hangi dost sırrıma erdi bilmem ki?

Bırakınız kalsın. Gidip de saraylar, köşkler mi yaptıracaksınız? Yeryüzü insanoğluna çok bile.


" Ben anlatmaktan acizim,
Siz anlamaktan .. "

Sabır, şükür her ziynetten evladır.

Başımdan bir kova sevda döküldü
Islanmadım üşümedim yandım oyy

Hesabın, kitabın derin
Çoktur icadın, eserin
Yoksa Rabb'inden haberin
Bildiğin neye yarar ki?

Bizler hangi yolun nasıl
yolcularıyız acaba?

Senin ak alnından, gök gözlerinden
Önce dallar, sonra yapraklar öpsün.
Eğilsin yıldızlar, tutsun elinden;
Gecelerden sonra şafaklar öpsün.

İstisnalar kaideyi bozar Müstesna insanlara ihtiyacımız var.

Biz zulüm ayında güneş çağıyız;
Hira'dan feyz alan Tanrıdağı'yız!

Zulümse eğer adı
Kenan yapsa da aynı
Yunan yapsa da aynı.

Allah de, Peygamber de,
yut üstüne haramı
Özlediğin makam mı,
tapındığın para mı?
Ey en büyük sahtekâr,
ey en kancık haramî


Aç susuz koşabilen
insanlara muhtacız

Ve dahi toprak Allah uğruna fethedildiği vakit vatan olur.

Ya ateş dökülür, ya kurşun yağar.
Yazımız, kışımız bir garip oldu.
Güneş nasıl batar,
ay nerden doğar?

Yalana hayır de, gerçeğe evet...
Mücadele şarttır, kalsan da tek fert.
Bir de ötesi var buranın elbet;
Nasıl olsa güleceksin, tamam mı?

Bir sevda ki akıl yetmez;
Vursan ölmez, kovsan gitmez.

Size kalsın Ak günlerin safası;
N'olur, bizim karamızı geri ver.
Eksik olsun selametin şifası;
Derdimizi, yaramızı geri ver.

Kara çıkar ak'ı derin eşince;
Gece uzun, uyku yoğun, düş ince.
Bir derdim var, yer götürmez
Bir derdim var, yüze sığmaz, ölürüm."


" Rıza-yı Hak için çıkmışız yola
Kulların engeli yıldırmaz bizi.

Onulmaz dostların açtığı yara
Düşmanın kurşunu öldürmez bizi.

Ayrılık olursa öz ile sözde
İçimiz dışımız kavrulur közde

Ülkümüz nişanlı arpacık, gezde
Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi.

Kolay mı insan olmak?


beynim fırın, bağrım tandır
yanarım hayli zamandır

Ah! Gardaş neyleyim gönül izinden,
Herkes gitmiş, ben giderim,
yar gider...

Severiz sevda yakarken,
Neler bitirdik bakarken...
Eller duaya kalkarken,
Parmaklar yalan söylüyor.

Gidip de yorulma çok uzaklara ,
Sen seni gel benim içimde ara...
Umut güneşim mor bulutlara
Girip girip çıkışında sen varsın.

Sevda nedir diye bir soran olsa
Gider, uzaklara dalar Gözlerim..

Kış gelse de kar bulutsuz yağmıyor.
İki sevgi bir gönüle sığmıyor.


Düğünler, bayramlar seninle gelir
Gecede yağan kar seninle gelir
İlkbahar, sonbahar seninle gelir..

Delileri avutmanın
Hiç'liğini geç anladım.

Kutsal serap sayıp Tanrıdağı'nı,
Dikecek bozkurtlar Türk bayrağını.

Turan birliğinin altın çağını,
Görecek sizsiniz, selam sizlere!

Ne dostlarımız kabul ettiğimiz derecede iyidirler, ne düşman saydıklarımız tahmin ettiğimiz derecede kötü. Beni böyle değerlendiriniz.

Balık suda güzel, kuş gökte güzel,
Uyku yerde güzel, düş gökte güzel,
Yerli yerinde'yi sever gözümüz.

Ben seni bu çağda hiç düşünmedim zaten.
Hep ötelere söyledim
durmadan türkülerimi.


Namusluydu, dürüsttü...
öyle bilirdi herkes
Aşağıda yaşarken kötüleri taşladı
Omuzlara basarak
yükseliverdi teres
Yukarıya çıkınca hırsızlığa başladı.

Nefsi bertaraf eyledim
Aldatıldım affeyledim
İnsafı israf eyledim
Aldanmaya doydum yeter.

Ağlaşırken aç bebekler,
Gülenin kökü kurusun.

Şimdi mi diyorsunuz?
Şimdiki nemrutları yazsan
hangi kitaba sığarlar ki ?
Onlar azalmadı, çoğaldı.
Hz. İbrahim 'in izini bile kaybettik.

Şimdi mi diyorsunuz?
Şimdiki nemrutları yazsan
hangi kitaba sığarlar ki ?


nemrutlar azalmadı, çoğaldı.
Hz. İbrahim 'in izini bile kaybettik.

Birbirinden çürük çıktı seneler 
Öz yiğidi az doğurdu analar 
Hayâl oldu gönlümdeki binalar 
Temel için taş aradım kırk sene.



Birbirinden çürük çıktı seneler 
Öz yiğidi az doğurdu analar 

Hayâl oldu gönlümdeki binalar 
Temel için taş aradım kırk sene.

Gelenin geçtiği bir yer var, nere?
Gidenin göçtüğü bir yer var, nere?
Ruhların uçtuğu bir yer var, nere?

Ve içimde sevgilerin en temizi
Seninle dolu, arı, duru bir yürekle
- Gelirim, beni bekle

Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer

Acı söz yarası kaç yılda geçer.

Halk adına halkı soya zihniyet,
Kendi yavrusunu yiyen zihniyet,
"Rabbena, hep bana" diyin zihniyet
Hissemizi, payımızı ne bilsin.

Aç gözleri makam hırsı bürüdü,
Siyasi zir zopluklar aldı yürüdü,
Sosyal yapı, milli doku çürüdü,
Her hastaya Hap olanlar ön safta.

Şeytanın kararsızlığına
İçkinin zararsızlığına
Medyanın tarafsızlığına
Ahmaklar bile inanmaz.

Zulüm görüp dedik “kaza”
Bıktım gayri yaza yaza.
Gözler kör oldu beyaza
Dünyamız siyaha kaldı...

Baktım ambalajı hoştur
Açtım, gördüm içi boştur

Caddeler komada, ağaçlar sarhoş
Kaybettim, gören yok çocukluğumu
Özüm alev alev, ellerim bomboş
İsterim, veren yok çocukluğumu..


Dost özlemek nasıl bir şey?
Yol gözlemek nasıl bir şey?
Aşk gizlemek nasıl bir şey?
Yaşadın mı, bilir misin?

Düşündüm inceden ince
Baş ayaktan sarhoş bence...
Hırsıza hırsız deyince
Dayılardan söz gelir.

Her yağmur öncesi dost duyguları
Eksek cümle gönül bahçelerine.

Hırsıza hırsız deyince
Dayılardan söz gelir.


Yüreğim sızlar inceden
Ben hep seni düşünürüm.

Kendi kendilerine benzemekten utanıyorlar. İlle de batıya benzemeye gayret ediyorlar. Hâlbuki gölgede duranın
gölgesi olmaz.

"Rabbena, hep bana" diyin zihniyet
Hissemizi, payımızı ne bilsin.

Kendi kendilerine benzemekten utanıyorlar. İlle de batıya benzemeye gayret ediyorlar.

gölgede duranın
gölgesi olmaz.

Zenginler fakirleri soyuyor
Sistem halkın gözünü boyuyor yüzlerce dümenci var aldıran yok.
Gaflet gemiyi dipten oyuyor
aldıran yok.

Dengeyi ikrah bozar,
devleti israf yıkar.
Adaletsiz sistemde
boşa harcanır emek
Toplumu zirvesinde olmayan
insaf yıkar


İslâmlık ruhumuz, Türklük'se beden
Karanlık tarihe doğduk zirveden.
Adil, güçlü nizam bizler gelmeden
Kurulur diyen var, kurulmaz bacım.


İslâmlık ruhumuz, Türklük'se beden


Adil, güçlü nizam bizler gelmeden
Kurulur diyen var, kurulmaz bacım.


Ömür dediğiniz nedir?
Üç gün hilal, üç gün bedir
Haftaya boş kalır sedir

Aç gözleri makam hırsı bürüdü,
Siyasi zirzopluklar aldı yürüdü,
Sosyal yapı, milli doku çürüdü,

Sevdim. Sevgiliye giden yol uzun .."


Zenginler fakiri soyuyor aldıran yok
Sistem halkı boyuyor aldıran yok
Kaptansız bir gemide
yüzlerce dümenci var
Gaflet gemiyi dipten oyuyor
aldıran yok.

"Vakitler bitmiyor" diye gamlanma
Yatarsın,gezersin gün gelir-geçer


Gurbet ilden sana varmak ne güzel


"Çamur sıçratanlara bakıp çamurlaşmayın.."

Kapmışlar köşeleri
ilme kafa yormadan
Büyük ülke hayâldir
bücür adamlar ile...

Büyük ülke hayâldir
bücür adamlar ile...

Sevgi dağ zirvesi, kin dipsiz kuyu
Karıştan kısadır hayatın boyu

Bilemem aradan geçti kaç sene
Memleketin nere, kimsin adın ne ?
"Hatırla" diyerek bakma yüzüme
Unuttum, Unuttum, Unuttum seni.

Cahil her şeyi bilir(?) haddini bilmez
Zorba zulmü bilir de zıddını bilmez
Bilmek, bilmemek
önemli değil mirim
Korkak adam zilletin reddini bilmez...

Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihribân!..

Yağmur damlasında zamanı yaktım
Hangi el yaramı sardı bilmem ki?..

Sarayı sultanide
ne çıkış
ne giriş var
İç mekânda ne direk
ne kolon ne kiriş var
Temelde bozukluk var
saray hâlâ ayakta
Akıl yormak nafile
anlaşılmaz bir iş var...


Siyasi ihtirasa gök kubbe
dar gelirmiş
Zalime hâk-adalet
ölümden zor gelirmiş
Yönetim ehliyetsiz ellere verilirse
Ocak'ta ateş yağar,
Temmuz'da kar gelirmiş.

Akıl, fikir komada, hırslar dipdiri
Yıkamakla arınmaz vatanın kiri
Terk-i diyar edeli helal haram
Çıkıyor tepemize rüşvet kâfiri

Diriyken toprağın üstünü kirletti
Öldüğü zaman altını kirletecek.
Yakıp külünü havaya savursanız
Göğün yedinci katını kirletecek...


Dün yok artık; biz yarını harcıyoruz
Yalan-dolanın kârını harcıyoruz
Toklar biraz daha doysunlar diyerek
Açların intizarını harcıyoruz...

Başladığı zaman sen-ben kavgası
Hırsız çaktırmadan malı götürür
Ayakta uyurken arıcı başı
Ayı kovandaki balı götürür.

Önce “gerçek” dedik
ve sonra “neden”
Bekledik bir daha gelmedi giden.


Siyasi ihtirasa gök kubbe dar gelirmiş Zalime hâk-adalet ölümden zor gelirmiş

Yönetim ehliyetsiz ellere verilirse
Ocak'ta ateş yağar, Temmuz'da kar gelirmiş.

Akıl, fikir komada,
hırslar dipdiri eyvah!...
Yıkamakla arınmaz
vatanın kiri eyvah!...
Terk-i diyar edeli helal haram
Çıkıyor tepemize rüşvet kâfiri

Kırk parçayı bire böldüm
Bugün doğdum, dünden öldüm Vaktim garip, yaşım garip
Koştum hakikat ardına
Yandım ayrılık derdine


Cahil her şeyi bilir haddini bilmez
Zorba zulmü bilir de zıddını bilmez

Bilmek, bilmemek
önemli değil mirim
Korkak adam zilletin
reddini bilmez...

Gözler görse de çiçeği
Gönülde hazan vaktidir.


gözüm yaşlı, gönlüm garip...
yalvarayım dedim varıp;
benliği benden çıkarıp attım,
sana geliyorum...

Gün geçer azalır sevgi
Değişir her şeyin rengi...

Sen çoğunu anla,
Ben az deyim...

Akıl, fikir komada,
hırslar dipdiri eyvah!...

Yıkamakla arınmaz vatanın kiri


Terk-i diyar edeli
helal haram ölçüsü
Çıkıyor tepemize
rüşvet kâfiri eyvah!...

Korkunun bittiği yerde
Haz duyarım perde perde
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm

Zaman hep sonsuza akar;
Meyve dökülür, dal kalkar
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm

Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm




Çıkıp tepelerden niye bakarım...
Giden gelecek mi diye bakarım...


Siyasi ihtirasa
gök kubbe dar gelirmiş

Zalime hâk-adalet
ölümden zor gelirmiş


Yönetim ehliyetsiz ellere verilirse
Ocak'ta ateş yağar, Temmuz'da kar gelirmiş.


Âşık Veysel:
"Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır."


Bir gün güneş olur doğarsın
Bir gün yağmur olur yağarsın
Bir gün çiçeklerden koku sağarsın
Yorulursan ben ölürüm, unutma...


Şiir toprak kokusudur
Şiir damla damla sudur
Ermişlerin duygusudur
Ermeyene anlatılmaz.

Caddeler komada, ağaçlar sarhoş
Kaybettim, gören yok çocukluğumu.

Kağıt beni çağırdı,
ben kalemi çağırdım;
Üçümüz birlikte bir şiir yazdık.
Hoşa gitmek için değil,
hoşumuza gittiği için yazdık.


Bana göre en namuslu, en dürüst ve en seviyeli jüri okuyucudur.

Yeni bir eserle okuyucunun huzuruna çıkmak, yeni bir ceza dâvâsına hâkimin önüne çıkmaktan daha risklidir bence.

Umudu yoksula bol verir Huda;
Bin tohuma can var bir damla suda,
Gerek uyanık gerek uykuda,
seni görmek ne güzel

Demokrasi ekmek, ilaç (!)
Üstüne az laiklik saç
Yiyen, yutan kalmadı aç
Üç aşağı, beş yukarı..

Yanlış anlaşılmasın,
vurduklarında başını eğen, sövdüklerinde sineye çeken,
malını çaldıklarında oturan, hakarete ağzını açmayan kişi sabrında, şükrün de,
kendi kendinin de
kıymetini bilmiyor demektir.

Hasret nedir?
Yarına sor, düne sor
İnanmazsan dönder
-aktar gene sor
Sensiz geçen geceleri bana sor

gölgemde bir değil bin yara kanar
gölgeme değerse gölgeler yanar

" Gardaş !
Sabah uzak mı ? "

Mazlum zalime karşı dursa,
hain sayılır Köle zincirlerini kırsa, hain sayılır

Büyüklerin attığı dağ gibi yalanlara
Bir küçük bunlar yalan dese hain sayılır?

Makina çalışmıyor,
belki bir alet bozuk
Yahut çalıştıranda bilgi,
maharet bozuk
Ülkenin her yanından
pislik fışkırıyorsa
Mutlaka ve mutlaka
orada adalet bozuk...

Ülkenin her yanından pislik fışkırıyorsa Mutlaka ve mutlaka orada adalet bozuk...

Sevdası, sabırı, aklı, izanı
Kıt olanlar safımıza gelmesin
Biz zulüm ayında güneş çağıyız;

Hira'dan feyzalan Tanrıdağı'yız!
Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız,
Ot olanlar safımıza gelmesin


Caddeler komada,
ağaçlar sarhoş
Kaybettim, gören yok çocukluğumu.

Ecel kapına dayandı
Durma kaç kaçabilirsen...

Sen ömrün boyunca
gurbettesin gönül
Yaşarken her saat nöbettesin gönül

Bekaya açılan bir penceren yoksa
Ziyandasın gönül,
zulmettesin gönül.


................kalbim yara, dilim lâl...
Ömrümün ufkunu sardı bir melâl
Beslediğim umut, kurduğum hayal
İçime ateşler saldı, duydun mu?



Namusu namussuza öğretmek zor
Zorbalar her zulmü adalet sayar.

Fırtına böyle havalarda çıkar mirim
Kimini kaldırır - kimini yıkar mirim
Tufan estiren bezirganlardan değil
Benim canımı beyinsizler sıkar mirim.

Tanıyan yanlış tanır,
farkında olmazmış
Aldatanlar aldanır,
farkında olmazmış
Kitaplar bana bildirdiler ki ey can
Sevenler de usanır, farkında olmazmış...

Hasret nedir Yarına sor, düne sor
İnanmazsan dön gel
Sensiz geçen geceleri bana sor


Aşk da, söz de yalan imiş;
Akıl işi değil bu iş...
Ve sonra hatırladık ki,
Sevenler hep boşa sevmiş...

İhtiraslar dursun diye
Şehiri sığdırdım köye
Her bedenin ayrı şeye
Aç’lığını geç anladım.

Tufan estiren bezirganlardan ziyade Benim canımı beyinsizler sıkar mirim.

Kitaplar bana bildirdiler ki ey can
Sevenler de usanır, farkında olmazmış...

Kağıtla kalemi, yorma boşuna Kerem eyle, fayda vermez yardımın; Tıp ilminde çaresi yok derdimin

Sevdası, sabırı, aklı, izanı
Kıt olanlar safımıza gelmesin
Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız,
Ot olanlar safımıza gelmesin

Ve sonra hatırladık ki,
Sevenler hep boşa sevmiş..


Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza yele yağışa
Siden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.


Gönüldeki birlik kalkandır dışa

Aldırma ayaza yele yağışa
ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.



Ey Türk'ü aldattım, korkuttum sanan, İnsanlık da, yiğitlik de Türk'e has.

İnsanlık da, yiğitlik de Türk'e has.

Yol kısalır aşk gelince

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail'ce
Bıçak senden incinmesin.



Pastırmada kişner beygirin eti;
Gariban boynuna taktı gurbeti;
Devlet malı sanki harp ganimeti;
Yağmanın, talanın bini bir para.




Tanıyan yanlış tanır, farkında olmazmış
Aldatanlar aldanır, farkında olmazmış
Kitaplar bana bildirdiler ki ey can
Sevenler de usanır, farkında olmazmış...


İnancı yok "çağdışı" der kıbleye;
Secde yapar dolar ile rubleye ,
Oğlan bir esrara iki dubleye,
Kanını değişir dümdük çağ içi...


Şiir, toprak kokusudur.
Şiir, damla damla sudur.
Ermişlerin duygusudur.

Sen dünden gelirsin,
ben yarından gelirim

Ve İçimde sevgilerin en temizi
Seninle dolu,arı ,duru bir yürekle.

"Bir doğrunun imanı,
bin eğriyi düzeltir."


Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
Önce onları gör, sonra bizi gör
Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek!

Nizam-ı Âlem’di özü dâvânın
Sarmıştı sevdası bizi dâvânın
İhlastı ekmeği, tuzu dâvânın
Biz aynı yerdeyiz... Siz nerdesiniz?

uykuları yatağıma bağladım
geceleri delip çıktım dağlara


Kur'an'dan feyz alan bir mektup ol da Yazdığın kitaplar seni okusun.

Hayâle sarıldık gerçek yerine
Resimi kokladık çiçek yerine
KulIandık kalemi mertek yerine
Biz bize güldürdük güzellikleri


Anlatacak dert bin türlü
Yazdım, yazdım tükenmiyor

"Kâtibimin elinde elli senelik kalem
Amma ne havadis yazar ne selâm
Harf esir, rakam esir olmuş
Uyuyor âlem!.."


Kur'an'dan feyz alan bir mektup ol

Ömür dediğiniz nedir?
Say bir karış, say bir adım 
Geçti gitti, anlamadım

Umut tesbihini yere saçarsın
Toplarsın, düzersin gün gelir geçer.


"Biz... biz" diye avunduk,biz yoktu, "ben"ler vardı Siyaset sofrasında bizi yiyenler vardı...



Sonunda anladım sonu gerçekten
Cansızda fark ettim can'ı gerçekten
Ben hâlâ bulamadım ben'i
Hangi dost sırrıma erdi bilmem ki?

Uykuları harman ettim, savurdum
Bir mübarek düş aradım kırk sene.

Ne usandım,
ne yoruldum,
ne durdum
İçi doğru dış aradım kırk sene.


Adı “devrim” oldu avrat soyarak
Denge kurdu toklar açı yiyerek
Aptallara ibret olsun diyerek
Solucanda diş aradım kırk sene.


"Yeminim var, başka türlüsüne talip değilim."

Allah elbette affedicidir. Fakat insanı kendi vicdanının affetmemesi ne büyük işkence.

Söylenecek söz çok
amma saha dar
Olmuyor olmuyor olmuyor işte?


Cahilin beyninde dokuz delik var
Dolmuyor dolmuyor dolmuyor işte

Diyorsunuz ki, durum kötü-işler yaş
Şikayete hâkkın yoktur arkadaş
Bir kılavuz seçmişsin ki kendine
Eli demir, beyni mantar, kalbi taş...


Milletin sırtında saltanat hoş olur
Yüksek kürsülerde
beyanat hoş olur
Alkışçı sürüler sizi bekliyorsa
Devlet kesesinden
seyahat hoş olur...



Milletin sırtında saltanat hoş olur
Yüksek kürsülerde beyanat hoş olur


Alkışçı sürüler sizi bekliyorsa
Devlet kesesinden seyahat hoş olur...

Uykuları harman ettim, savurdum
Bir mübarek düş aradım kırk sene.
Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum
İçi doğru dış aradım kırk sene.

Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş
Toprak garip, su tedirgin, hava boş
Nere gitsem dallar kırık, yuva boş
Yumurtada kuş aradım kırk sene.

Aşk yükünü indirince arkamdan
Doğmadık bebekler tuttu yakamdan
Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan
On yitirdim, beş aradım kırk sene.

Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan...
Koymuşlar adını “uygarlık, ümran”!
Yükseklerde, midelerdir hükümran
Alçaklarda, baş aradım kırk sene.

Gönül penceremi dünyaya açtım
Baktım manzaraya, ben benden geçtim...
Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım
Belâsı çok iş aradım kırk sene...

Birbirinden çürük çıktı seneler
Öz yiğidi az doğurdu analar
Hayâl oldu gönlümdeki binalar
Temel için taş aradım kırk sene.

Adı “devrim” oldu avrat soyarak
Denge kurdu toklar açı yiyerek
Aptallara ibret olsun diyerek
Solucanda diş aradım kırk sene.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
29-03-2020, Saat:11:07 PM
Şükrü erbaş


Ne zaman öğreneceksiniz bilmiyorum ki Evlerin yalnız eşyalardan yapılmadığını."

Günlerdir yoksun.
Öfkeni bile özledim.

İnsanın Acısını İnsan Alır, 

Herkesin başkasını konuştuğu
bu aynalar pazarında seni kimselere söylemeden öleceğim

Ne demek biliyor musun sevmek
Birden dünyada kötü insan kalmıyor

Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.


''Şimdi ben bunca şiiri
Yazdım da ayrılıklar mı bitti.''

Sevmek, insanın en büyük acısıdır.

Bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim.

Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı..

Yağmur yağıyor Ömür Hanım... Gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...

Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum.

Kimsenin sesinde bulut yok, kanat yok, rüzgâr yok; bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes.

İnsan uçsuz bucaksız kentte yalnız kalır, milyonlarca başka yalnızla yapayalnız.


Kendimle konuşuyorum evin içinde
Biraz da şu koltuğa oturayım, diyorum...


Herkesin hızla uzaklaştığı yol kenarında yapayalnız kalmıştım. Elini aradım, Yoktu ...


İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum .

Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar
bu ülkede . . ?

Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan..


Toprak dilsiz
Su yalnız
Ateş bir gözyaşı külü
Göklerin ardına çekildi rüzgar.

İnsan dersen
Hav var, ha yok.

susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim.


Ömrüm
Ah benim ördükçe sökülen
Yakasız kolsuz hırkam…

Kimsenin sevinci
kimseye bir şey demiyor

Kimseler duymuyor
başkasının hüznünü...

Herkesin kendi rüzgârıyla
üşüdüğü bu yerde
Yalnızlığa çarpa çarpa
tarazlandı bedenim
Birazcık gülsen,
vay sen misin gülen;
yetişir hemen hüzün..*

* Behçet Necatigil




Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok
Seni seviyorum.
Ey merhametler bağışlayan
Hatıran insan olmanın
sonsuz harfleri.

-İnsan bir kere ölüyormuş meğer.


Şükür cehalet bitti! 
Kimse okumuyor,
herkes yazıyor. 
Kimse öğrenmiyor,
herkes biliyor. 
Kimse susmuyor,
herkes konuşuyor. 
Kimse çekilmiyor,


Kimse kederlenmiyor,
herkes şenlik. 
Kimse yere bakmıyor,
herkes gökyüzü. 
Kimse sevmiyor,
herkes arzu ediyor. 
Kimse gözyaşı değil,
herkes küfür. 

Kimse eşik değil,
herkes ufukların ötesi. 
Kimse gölge değil, herkes ışık.
Tevazu bitti. İncelik bitti.
Hatıra bitti. Gönül bitti. Şarkı bitti.
Bir aynalar pazarı ki, yaşıyoruz işte.

Bastığımız kara toprak
boynumuzu aşar bir gün

Şükrü Erbaş' ın eşi Hatice Erbaş, kitaba not düşmüş Babanız içeride şiir yazıyor diye çocuklarımı sessiz ağlattım ben."


Işıklı vitrinlere bakıyor
gencecik çocuklar
Gencecik çocuklar
bir ev kuracaklar
Dünya kolay, sevgi sonsuz,
gençlik güzel...

Rüzgarını içinde taşıyan
bir bulut gibi
Takılıp bir gece treninin
düşlere bakan camlarına
Çekip gitsem bir gün.


-
Yüzün de olmasaydı
Dünyayı yumuşatan
o yaz bulutu gülüşün,
Günlerim neye benzerdi,
Ya ömrüm..?


''... Ne zaman beni göremezsen
Arkana döndüğünde,
Yalnızlığın o zaman başlayacak...''

Kalp, eşyadan
daha çabuk soğurmuş ...

Çığlığı yansıtmayan 
tek bir dize var mıdır?


İstekleriyle gerçeği örtüşen insanın öyküsü bitmiştir.

Ayrılık sularda nilüfer
Görürsün tutamazsın...


''Babam otuz beş yıldır gelmiyor
Annem otuz beş yıldır ölüme inanmıyor.''

Otuz beşimdeyim,
çabuk sinirleniyorum,
tansiyonum var.
Geçtiğim patikalarda kaldı
büyük düşüncelerim.

hüzünle bakıyorum gençlere
Yaşamak desem değil
Ölmek desem değil


Kimi seviyorsan
acısı sen de kalıyor .


Seni öpsem, gülse bir halk
Seni öpsem, yoksulluk
Utansa verdiği acılardan
Kırılsa her türlü korkunun kanadı.

Seni öpsem,
yoksulluk utansa...

İnsan yaşarken ne kadar
az seviyor yaşamayı...

️Sesin senin, taşlara can veren
Bir iğdeli yol bir akasya serinliği...️ ️

"Bu dünyada şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başkası varsa hiçbir şey bitmemiş demektir."


Gamzeli sular yürürdü dünyaya, kirpiğin kaşına her değdiğinde.

Herkes bir ihanet sureti
Devlet şımarığı
İnsanların ezikliğinden
bir şenlik alayı

Ne zaman alnımı camlara dayasam
Kanatlarını canıma batıra batıra
Sana uçuyor bütün kuşlar."

Kömür kokularını sevdiğim kadın, sen ne zaman büyüdün. Ne zaman bütün şarkıların kederi oldun.

Üşüdükçe anısıyla ısındığım...

Bir o gülüşü kaldı
Şimdi duvarlarımda
Görmeye ömrümü adak sunduğum


Çarpık bir buruna değil, sakat ve sahte bir ruha gülelim.


Ayrılık dedim, kavuşma dedim
“İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi”dedim.

Gökyüzü açık da olsa kapalı da
İnsan sevmedikçe onu göremez

Bir elini ötekinde ısıtıyor yalnızlık.

Sana uçuyor bütün kuşlar ."

Pervane şemini uyandıramaz
Başta sevda kalpte nar olmayınca


Neredeyse hiç dışarı çıkmıyoruz. Bizi sokağa çıkaracak bir heyecanımız kalmadı.


Dünya gittikçe büyüyen
bir tedirginliğe dönüştü.
Belki de yaşama korkusu
Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya, 


Sevinci değişen insanın
acısı da değişir elbet.
Öyle genişledi ki değişimin sınırları, doğrunun belkemiği kalmadı.


Biz yalnızken herkesi severiz.


O zamanlar içimdeki çocuk
daha özgür, daha cesurdu.
Dünya bu kadar soğuk değildi.


Herkes yüreğiyle gülerdi birbirine. İnsan sesinden medet umulurdu.

Sarı bir defter aldım. Zaman sarısı.
Yalnızlığı temize çekiyorum.

Bu nasıl sevgisizliktir tanrım,
Bütün güzelliklerin günah.


Yüreğim kırk kilitli hayal odası..


Bir yanım gündelik işler
Evdir, ekmektir.
Bir yanım olmadık türküler söyler
Yoldur, özlemdir..

Ne, biliyor musun
gönül yorgunluğu?
Kendinden soğuyorsun.
Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun.

İnandıklarından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, o yitik cennet değil.


Ve biz bulutlara
gömdük çocuklarımızı
Ve biz çocuklarımızın
kirpiklerine astık babalarını...
Ve biz kadınlarımızı
arzularından tavana astık

Çocukluk unutulur mu hiç... sonsuzluktur.


Kuş Uçar Kanat Ağlar, 


Hepimiz hepimizin zalimi ve mazlumuyuz

Boynumuzda başka hayatların
ölü fotoğrafları
Eşiklerimizde sevgisiz şarkılar
Dönüyoruz dünya diye kendi gövdemizi...

Caddeler bu yükü
nasıl kaldırır tanrım
Bu kalabalık fazla
Bu akşam fazla


Git kurtar kendini dostum!
Kurtar canını tüm bağların zulmünden!

Ve bırak evleri, onları yapanlara mezar olsunlar! Git! Seninkinden başka toprak bul! Kendi ülkenden başka ülkeler! Ama asla kendi canından başka can bulamazsın!

Düşün! Tanrının toprakları sonsuz genişlikteyken, seni alçaltan bir ülkede yaşamanın ne kadar anlamsız, ne kadar şaşırtıcı olduğunu!

"İçimi yokluyorum,
seni bulamıyorum,
düşünebiliyor musun?
içimde seni bulamıyorum."



Yaşıyoruz Sessizce, 

Kimse kendinden
bir yere gitmiyor .
Yaşıyoruz yaramızı severek.

"Zaman yenecek sizi
Hükmünüz ömrünüzle sınırlı olacak
Öldüğünüz gün unutulacaksınız..."

Üç gün akıllıysam beş gün deliyim

Unuttunuz başkalarının
acısını duymayı

Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı

Sevgi ölür. Şiir uzaklıktır.
Özgürlük suçtur.
Bunun yol açacağı sonuçlar mı? Yaşadığımız ülke çok açık bir yanıt Mutlu sözler değil bunlar, bilirsin. Şiirle susarsın...


"Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben.

Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını.

Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep. Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde."


İçindeki iyilikle yenik düşüyorsun.
İnsanın Acısını İnsan Alır, 

”Acıyla yaşamak çok zor”dedi. Haklılıkla pişmanlığın ebruli sesiyle İnanmadan yaşamak da...”

Geçsem ve dursam
Derin hülyasında gözlerinin...


Sen bir deniz kıyısında gonca
Ey güzelliğin ölümden büyük yaşama gücü
Yalnız ölenler unutur birbirini
Seni sevmeye yeniden başladım..."

Ve güzel olan her şeye Uyandım. Yaşadığıma bin daha şükrettim.

Ne demek biliyor musun bir insanı sevmek? Birden dünyada kötü insan kalmıyor...."

Hüznüne sahip çıkmayan insanın Sevinci , her gün yeni bir boşluğa kapı açan bir yanılsamadır .

Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür Hanım, gözlerimle değil dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.

Kirpiklerimizde kurumuş arzular..
Yaşıyoruz Sessizce, 

"Herkes gidip bir anıya
gözyaşı olacak... "

Gerçek zamanla yüreğin zamanı nasıl karışıyor böyle...

Öyle zamanlar bağışladın ki, ölüm de ayrılık da yitirdi hükmünü.

Günaydın büyük güzellik. Acı sonsuzluk merhaba...

Tek Umut Barış 

Senin gözlerini
Çocuklara vereceğim
Sevsinler diye birazcık başkalarını...

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

"Senin sustuğun yerde
kimse özgür değildir. "


Ya tepeden tırnağa şiddetsin, ya her şeyi fıkraya çeviriyorsun, ya da kapanmış bir yara gibi dilsizsin, dedi. Bilmem dedim, zarar veriyor muyum sana?

Değil de, insan bazen sevgi sözü söylerken bile korkuyor.

Baban seni sever miydi,
Başını okşar mıydı,
sen söylemeden gülümser miydi, inanır mıydı sana,
ağlarken gördün mü
hiç anneni öptü mü,
sesi sabaha mı benzerdi
geceye mi,
türkü söylediğini duydun mu, yanında gülebilir miydin,

evini başkalarının evi kadar sevebildin mi hiç...


" Sesimi gözyaşımla yıkayarak
Gidip toprağına fısıldayacağım. "

"bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların.
kim kimi ne kadar anlayabilir,
Ömür Hanım?"

"Öyle bir acı ki bu, ölen
yaşayanda her gün yeniden ölüyor, yaşayan ağlamadan
kimseyi sevemiyor."

Ayrılığa bırakma beni
Ölüm bir gün
nasılsa sürecek hükmünü...

Arada bir gökyüzüne dokunsanız, toprağı sevseniz,
köpekleri kucaklasanız,
yıldızları yatağınıza doldursanız, otları öpseniz,
çocuklarla konuşsanız,
geceyi dinleseniz,
fotoğraflarınızı güneşe serseniz...

"Ve benim birdenbire
yüzünü değil,
gözünü değil,
senin sesini göresim geldi."


Yıllardır yankısız aynalara
Düşmekten aşındı
yüzümün çizgileri

Sesim yitirdi sevincini
Örselendi dilimin inceliği
Yanlış yüreklere söz düşürmekten.

Vefasızlık, İnsanın büyük yalnızlığı

Ve güz geldi Ömür Hanım.
Dünya sabahlarını yitiriyor
usul usul.

İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.

Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan.

Kalbimin üstünde binlerce bıçak yüzüm ömrümün atlası;
düzlükleri bunaltı, 
yükseklikleri korku,
Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır 
Ömür hanım?

Efendim muradım ağzında kaldı
Kirpiğin kaşına sitem ediyor...

Elini tuttum bir gün...
Dokunmak hayal etmekten büyükmüş.

Ne mi diyorum
Hayal Hanım
Seni her gün bir daha, bir daha seviyorum.

Ölüme dek süren bir mucizeydi dünya ve insana yalnızca
bir ömür bağışlamıştı.
Gökyüzü öylesine genişti ki...


Bir Gün Ölümden Önce, Şükr

Bir kapı önündeyim;
girsem suç, gitsem ayaz ...

Iyi ki hatıralar bir yere gitmiyor....


Ancak, yıllar geçtikçe yaşayarak görüyordu insan, sınırlı bir ömrün kocaman bir geçmişi, nasıl bir başka imkansızlığa çevirdiğini.


İlk acı değilsin, dedim.
Son acı da olmayacağım, dedi.
Sevmenin ötesini görmek istemiştim, dedim.
Oradan geliyorsun, dedi.


Merhamet, onurun ilk harfiymiş

"Hangi hayal
hangi hatıranın yerini tutar

Ey çaresizlikten yapılmış yaşama bilgisi İnsan üzüntüden başka nedir

Sesin, gövdemi iplik iplik eden
bir ağrıydı içimde.

"Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden . Yanılıyor muyum ?"

İnsan yaşama gücünü her zaman elde ettiklerinde bulmaz. Bir düşü büyüten onun uzaklığı değil midir biraz da?

"Hangi çölden geleceğim sana
Yol harami, kandil kör, kumlar acı."

Ya siz, ey zulmün sahipleri, çirkinliğin kapıkulları, haysiyet yoksulları... sizin nefretinizin bir ölçüsü var mı peki?



Herkesin uykular boyu gittiği
sabah başladı.

Konuşmaktan korkmak, güçsüzlüğün insan ruhunda açtığı en derin çukurdur.

Kimse bir çukuru başkasının gücüyle dolduramaz ve ne gariptir ki çukur büyüdükçe büyür insanın yıkımı.

Nasıl çaresiz Bir kapı önündeyim, girsem suç gitsem ayaz İnsanın geçmişinden kurtulmasının olanağı yok."

Hayat, insanın bütün yaşadıklarını şaşkınlığa çeviriyor.


Gülün ortasında kırmızı bir ocak, ocağın ortasında dağılmış bir nar, narın her tanesinde dünya var. Yalnız seni seviyorum ben.


Mum olmalıydı da
Mum yakmalıydım
Gam gecesinde.

"İnsanın geçmişinden kurtulmasının olanağı yok."

Neden yalnızlığımızı birbirimize gösterirken utanırız?

İnsan konuşmadan da anlaşılmak ister. Sevdiğimiz insanlardan bunu beklemek çok mu

Bir zamanlar insanlar hayatlarından memnun değillerse devrim yaparlardı. Şimdi alışverişe çıkıyorlar. Tamamen bir hafıza kaybı dönemi yaşıyoruz.


Şimdi hepimiz, elimizde bir ölü dünya, koşa koşa bütün iyilikleri unutmaya çalışıyoruz.

Şimdi hepimiz korkuyla acımızı seviyoruz

Günüm seninle başlasın istemiştim
Çok değil ki...Bir içten gülüşünle ışısın gecem Sesin aksın Yüreğimin ölü topraklarına.sular gibi serin




Sevmek; bir adamı tutup ellerinden, başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye.


aşk değil işgal bu. gittikçe herkese benziyorsun. içindeki cehennem ilgilendirmiyor beni. bana gülün gerekli, dibindeki gübre değil. anlıyor musun?

"Biz ne olacağız diyorsun ya
Bir gün olmayacağız.
Hepsi bu."

Kimse yaşamadan bilemezdi elbet...

Ah, acısız boğulabilir insan

Şimdi ben bunca şiiri
Yazdım da ayrılıklar mı bitti ?

Beni unutmaktan koru
Beni yalnızlıktan koru
İçimdeki merhamet soğumasın
Yüzünü çevirme acımdan

Hiçbir halk sonsuza dek efendi, hiçbir halk tutsak olarak yaşayamaz.

BARIŞ hepimizi onurlu ve özgür yapacak tek olanaktır. Çıkarın kulaklarınızdan körlüğün tıkaçlarını...


Hayattaki sloganınız?
Devrime devam.

Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya, 

"Sende dünya çiçek açtı
Bende sessizlik"

Hangi acıyla yaprak dökersek dökelim İnsan kendine seveceği ve Günaydın diyeceği bir dünya buluyor.


"Yani gözlerimin bunca yıl gördükleri Bir gün benimle birlikte
Yok olup gidecekler, öyle mi?"
~ Metin Altıok

Yastığa başını koyduğunda başucundaki boşluğa bak.
Ayrılık diyordun ya.

Sessizliğin güzelliğini, o ince saygısını büyüdüğünüz evlerde unuttunuz.

Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde.


İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek.

Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?

Taş yumuşacık 
Toprak sıcak 
Merhameti öğrendim.


Güzel kadınlara kederli şarkılar söyletmeyin

Herkesi babama benzetirdim. Ya da hiç kimse babama benzemezdi. Evimizde yapraklanan bir çınar ağacıydı.


Ayrılık nedir biliyor musun?
..İnsanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.

Aynı dilde mi kederlendik sahi
Aynı yüzyıl mıydı şu yaşadığımız…





Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor..."


Seni seviyorum
Ey sözüme merhametler bağışlayan


Sözü yasaklamalı Ömür hanım Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?

Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu.

"Sevmeyi özledim biliyor musunuz

olmasaydın, insan bu kadar güzel olur muydu.

Geçmişim batık geleceğim yoktan belli Herkes gibiyim kanı içine akan

İnsan kendini duymadığı bir günü
Nereye kadar taşıyabilir

Her şey ağırlaşıyor.
Her şey soğuyor.
Belki de hiçlik bu.

Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. Sahi nedir yaşamın anlamı?

umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki?

"Ben nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir."



Uyanıp gecenin bir yerinde
Karanlığı dinlemek?
Sevdadandır...


Ey güzelliğin ölümden büyük yaşama gücü


Yalnız ölenler unutur birbirini

Seni sevmeye yeni başladım...


Sen yitirdiğini arıyordun , ben koruduğumu koyacak yer bulamıyordum.

Güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim Emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden

Sevmenin , dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.


İyi olmaktan
bu kadar korkmayın.

Bir kez olsun
sevgiyle bakmayı deneyin dünyaya.

Hiçbir halk sonsuza dek efendi,
hiçbir halk tutsak olarak yaşayamaz.

BARIŞ hepimizi onurlu
ve özgür yapacak tek olanaktır.

Haklılık güçlülüğün değil,
yenilginin koşulu oldu.

"Gözümüz kapılarda kaldıkça daralır içimiz
Gitsek kırarız korkusu,
Kalsak rahat değiliz… "

" Canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor...

... sana bir nefes olamayan şiirden de geçtim. "


Kefenimi toprağının altına sermedikçe, Elimi çekmem senden,çekmemi bekleme

“ Oğlumu - dedi -
Gömdüm geliyorum . “
Oturdu derin bir nefes aldı
“ Oğlumu -dedi -
Çok özlüyorum . “

Hayal ülkemiz parmaklarımızın ucundadır.

Gençlik Parkı'yla Hayvanat Bahçesi arasında Misafir ağırlayan bir yorgun gurbet Girdi içeri.

Bir durgun sudayız
Konuşsak da, kuş uçmuyor içimizdeki ormanda..

Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...

Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?

İki kaşının arasındaki mührü gösterdi  İnsanın ruhu görülebilir mi?"

Kefenimi toprağın altına sermedikçe, Elimi çekmem senden,



Gecenin en uykusuz yıldızına
Seninle hepimizi asacaklar
Ama biz sabaha sağ çıkacağız

Sevmeyi özledim biliyor musun? Kayıtsız şartsız bir gülüşü.

Bu acıların barıştan başka panzehiri yok..."

Gözyaşıyla, şiirle, Üç nokta beş harf' düştüğüm güzellik. Suyumu kanatlandırdın, taşımı buluta çevirdin, Sana şükürler olsun ey göklerin ve yerlerin sahibi.

Sana şükürler olsun ey göklerin ve yerlerin sahibi.

Damla damla akıyorsun gözlerimden.

Şimdi yanında olsam güzelliğinin göllendiği yatağı sevsem, Öyle bir hayalsin ki, her yer sensin.


İnsan, bütün bunları yaşadıktan sonra nasıl sever, sevmek neden bu kadar acı veriyor.


İnsanın içini dökmekten vaz geçmesi,
ayrılık...

Türküsünü söylecek kimse kalmamak
ayrılık...


Adalet duygusunu evlerden çok sokaklardan öğreniriz biz.

Eşitsizliğin acımasızlığını okullar öğretmez, sokaklar yaşatır.


"Kendini sevmeden kimseyi sevemezmiş insan."

insanı yok etmeden, hayal gücünü elinden alamazsınız.


Tanık olduğumuz ilk ölümden sonra göğüs kafesimizde bir tabutla varırız mezarlığa.





Dönüşü olmayan biricik
şeymiş zaman

Yaşamak meğer ne büyük bir kazançmış

Kavradım acılar içinde
kaybede kaybede
Utanç nice uzak bir duygudur ki
Görülmez bir kez olsun yüzünüzde
Onur eğreti bir giysidir
Durur dökülürcesine üstünüzde
Küçümsemek içinize oturmuş
Bir yılan zehri her sözünüzde

Gülmek yüzde kırışıklık korkusu
Hain bir parıltıdır gözünüzde
Yalan ki döne döne düştüğünüz
Bir bataklıktır büyür özünüzde
Güneş bile mevsimlik bir modadır
O yaz yanığı uzak teninizde
Dünya yaşlı bir çocuktur horladığınız
Güler bir gün tüm acısıyla elimizde

İnsan gövdesiyle çarpmıyor kötülüğe. Yüreğinden alıyor yarayı.

Dönüşü olmayan
biricik şeymiş zaman
Yaşamak meğer
ne büyük bir kazançmış
Kavradım acılar içinde
kaybede kaybede

"Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?"

Sevmek, barışın kişiye özel adıdır

Eskiden insanlar hayatlarından memnun değillerse devrim yaparlardı, şimdi alışverişe çıkıyorlar (Arthur Miller).


Tevazu bitti.
İncelik bitti.
Hatıra bitti.
Gönül bitti.
Şarkı bitti.
Bir aynalar pazarı yaşıyoruz işte...

"Hayatın gecesi, lambasını da beraberinde getirir."
C. Chaplin

bembeyaz bir ülkeydi sevdikçe mavi lacivert... yedi renge bürünen

Zaman değil de dünya geçiyormuş insanın üzerinden.


Sadece otlar Yaşıyor
hepimizin yerine

Sevgilim Bu ülke senin gövden kadar masum olsaydı Bir tek anne oğlunu devletten sormazdı...

insan kendinden
ne kadar uzağa gider.


iki kişilik yalnızlığım
birisi alıp götürdüğün,
öteki bırakıp gittiğin.

insan bağışlayarak yener yanlışı. insanın acısını insan alır.
iyilik böyle kolay yenilemez..

Herkesin büyük bir ustalıkla gülerek geri çekildiği bir dünyaydı. Her yeni başlangıç yeni bir pişmanlık demekti.

gittiği yerlerden yüklenip geliyordu insan yalnızlığını. Umutsuzluk öyle bir yılgınlık yaratmıştı ki herkes her söze inanır olmuştu.

Eşyalar bile sahiplerinden daha sıcak, daha kişilikliydi.


Herkes ölçülü bir incelikle birbirine elini uzatıyor, ama kimsenin eli kimseye değmiyordu. Dokunmak nesnesiz bir duyguydu,

insanın gövdesinde taşa kesilen. Küçük adamların büyük yalnızlığı doldurmuştu dünyayı.

Senin yüreğin henüz yarasızdı. Yüzün bulut görmemiş bir göldü. Halka halka sıcaklık yayılıyordu sesinden.

Herkesi geçmişiyle yüzleştiren bir vicdan, bir aşk olanağıydın bu azalan insan ülkesinde.

araya zamanlar girdi, mekanlar girdi, insanlar girdi. Yaşamak, düşlerinin büyüklüğüne göre acı veriyordu insana.


Sözcükler çok cılız bir terazidir yüreğin yükünü tartmada”

gücenik elbette tanır güceniği, canına yapışmış durgunluktan.


Yirmi yaşımız
siyah beyaz bir zaman
Ankara Kurtuluş Parkı'nda
Güzelliğini omzuma alıyorum
Saçların ağzımda düğün-dernek
Birden ölüyorsun...

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz
insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı
sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var
acınızı alacak


Unuttunuz nicedir
paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi
kendini sunan doğayı Unuttunuz,

gömülüp günlük çıkarların ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
30-03-2020, Saat:03:25 PM
j grance sisle gelen yolcu

çocukluğuna ve ailesinin önemsediği basit değerlere hep özlem duymuştu.

komünizmi hatırlatan her şeyi lanetlese de, sol eğilimli görüşlerini hiçbir zaman saklamamıştı köklerini unutmamıştı

Bir şey içmek ister misin?
Kahve? Kola?
— Kahve iyi olur.
Dünyanın en güzel kahvesi

bilim insanları beynin kontrolüyle ilgili araştırmalar yapıyorlar insan beyni her zaman temel hedef olmuştur ve hep öyle olacaktır.

insan beyni aynı zamanda
önemli bir silah.

Geçen yüzyılın son yarısını nükleer silah geliştirmekle geçirdik. Tüm o silahlar, kullanmamak içindi. Zihni kontrol etmek, savaşı önlemenin bir başka yoludur.

Laozi'nin söylediği gibi: "En büyük fatih savaşmadan yenmeyi bilendir.

Tam olarak kim öldü? Yalnız yaşayan birkaç gariban mı

Kesinlikle. Savaştayız tatlım. Elde edilmesi umulan sonuçların yanında, insanların üzerinde yapılan birkaç deneyin lafı mı olur?

Her yıl terörist saldırlar binlerce insanın ölümüne, ulusların bozulmasına neden oluyor ve dünya ekonomisini tehdit ediyor.
düşman, terörizm,

Sivil insanları nasıl kaçırırsınız? Etkileri bilinmeyen maddeleri onlara nasıl enjekte edersiniz? Ve hiçbir şey olmamış gibi onları nasıl öldürürsünüz?

İnsanların kobay olarak kullanılması savaşlar kadar eskidir.

Naziler, insan direncinin sınırlarını Yahudiler üzerinde incelediler. Japonlar Çinlilere hastalık mikrobu enjekte ediyor Koreliler ve Ruslar Amerikalı mahkûmlara zehir veriyorlardı.

1990'larda, Çek General Jan Sejna Duvarında şahit olduklarını ABD'de açıkladı. Askerler üzerindeki deneyler, zihinsel yönlendirmeler, tutuklulara verilen uyuşturucu ve zehirler... Bu korkunç olayları kınayan tek bir ses bile yükselmedi. Çünkü CIA de aynı şeyi yapmıştı

Ben eylem adamıyım. Beni hiçbir şey şaşırtmaz. Bu muhalefet politikacılarına veya sürekli dırdır eden gazetecilere yakışır.

Barış dönemi diye bir şey yoktur. Savaş hep devam eder, geri planda da olsa.

Bugün "kıyım" dediğin şey, zararları en aza indirmekten başka bir şey değil. Kangrenli kolu kesmek gibi.

Kesin olan Ailesinden ve onların işçi olmasından asla utanmamıştı. Tam tersine, onu başarıya ulaştıran şeylerden biri de ailesine duyduğu minnettarlıktı

hayattaki gerçek İnsan ailesini seçemezdi.

Soruları sadece polislerin sorduğunu bilecek kadar film izlemişsinizdir. Polisler cevap vermez.


temel ilke sevgiydi.

O bulunduğu yeri paylaşmak istemeyen kötü yürekli,
ahlâksız bir iblisti.

İnsan kaderinden kaçamazdı.

iflah olmaz insanlar!

Kadınlar. Erkekler. Herkes. Hiçbir şey anlamıyor ve sorunlarıyla yüzleşmeyi reddediyor. Gemi batıyor

Ruhunu şeytandan kurtar diye dua ediyoruz,

Kötü olan kazanmıştı

korkunçtu. Dünya aşırı ısınmıştı. Gezegenin merkezindeki çekirdek patlayacaktı.

Kapı açıktı. Cehenneme girmek o kadar da zor olmamıştı

Toplama kamplarında insanlara yapılan deneyler Sovyet tımarhanelerinde hasta zihinlerine yapılan müdahaleler askeri istihbaratda altın değeri taşıyan, ancak yasaklanmış çalışmalardır

Toplama kamplarında Sovyet tımarhanelerindeki zihinsel deneyler askeri istihbaratta altın değeri taşır ancak yasaklanmıştır sonuçta hastalar sanrı görmeye başlıyor bitki gibi yaşıyor Bazıları ise çöküyordu Her halükârda hepimiz öleceğiz.

Ozan tanrı Hades'i sevgilisini bırakmakta ikna eder tek şart vardır ölüm yolunda ozan asla arkaya bakmayacaktır kahraman Ölüm Ülkesi'nden çıkarken sözünü tutmaz arkaya bakar Sevgilisi o anda sonsuza dek Cehennem'de kaybolur bu ozanın yılan sokması ile ölen karısının hikâyesidir

Cehennem'de kaybolmuştu.katil Yüzünde maskesi vardı. Anadolu çoban kepeneklerini andıran uzun tüylü bir palto giymişti.

efsaneler dünyasının kahramanları.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
30-03-2020, Saat:11:08 PM
Şükrü Erbaş


Böyle bir yalnızlıkta seni düşünmek kadar büyük özgürlük yok. Kalabalık, yağmalıyor insanı.

İnsan sevmezse ölür...
Gider acıda durur.


Bugün de geçti ardında
yalnızlıklar bırakarak..

İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde
Birisi alıp götürdüğün,
öteki alıp gittiğin. "

İçimizdeki çocuk
çok düş kurmuş
çok bunalmıştır.

“Kalbim, bir tedirginlik değirmeni olarak öğütür durur kendini...

Günaydın sabah sevinci,
Acı sonsuzluk merhaba..

Sevmeyi özledim biliyor musunuz?

Kayıtsız şartsız bir gülüşü. hoşgorüyü. 'Nerde kaldın' ayazını değil, 'hoş geldin' iyiliğini. 'Göğe bakma duraklarını' özledim.

Yumruk kadar bir yüreğe dünyayı sığdırma hünerini...özledim.

"...babam öldü. Gökyüzü yere indi.
Toprağın gökyüzünden büyük 
olduğunu o gün öğrendik."

Denize bakacaksın
için dışın ışık
Ölümü düşüneceksin.

Buluttan ve topraktan iki
avuçla kucaklayacağım seni.


Ne kadar uzun, mağrur, buğulu olursa olsun, hiçbir kirpik, rüzgarın camlara çizdiği resimleri silemiyordu

Yarım kalan herşey bir hınçla tamamlıyordu kendini...

"Ağzım yarım kalmış
arzularından bir avaz.
Tuttum şiirler yazdım
unutma diye beni. "

Eğer bizi sual eden olursa
Boynum armut sapı
canım sağ , söyle

Harflerin yalnızlığı gecenin yalnızlığından büyük...


Hava mis mis yağmur geliyor yağmur geliyor."

Kapanmayacak açlığı ruhumuzun
Hepimizin hayatını utanca çevirdiniz.

Seni, sıkıntılarımın bulanık
İçedönük aynalarına yüreğimle çizdim Öyle yalnızdım ki...
...
Sen ey umudumun ıssız sevgilisi
Yanılmış duygularımın yalan çocuğu...Bir iç çekiş bir dalgınlık
Düşlerimin mavimsi ilk yaz mutluluğu...

Harflerin yalnızlığı gecenin yalnızlığından büyük...

Ölümü dünyada yaşıyormuş insan

Ağaçlar şarkısını döktü
Gövdem kalbimin darağacı
Boncuk Hanım..."



Ey ölümün yirmi dokuz harfi, kötülüğün nefret ayetleri,
kibrin küçücük tanrıları...
İyi gün sinekleri

Çocuklar merhameti öğrenecek bir canlı bulamıyordu.

Eğer bizi sual eden olursa
Boynum armut sapı
canım sağ , söyle

Sevgili acımın sahibi,
dünyayı düzeltenim

"
“Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz
Biçim veremediğimiz
şeylerin Biçimini alıyoruz ”

Ne olurdu kokunun da
fotoğrafı olsaydı
Sesin fotoğrafı. Boşluğun fotoğrafı.
Parmak uçlarındaki karıncanın
Ruhtaki üşümenin...

Okuduklarımızda yazmayan bir güzelliği vardı.

Kimsenin sevinci
kimseye bir şey demiyor
Kimseler duymuyor
başkasının hüznünü...

Güzel işler de var dünyada,
Hatır gözetmek, vefa duymak, gönül onarmak gibi..

Senin kabın küçükse
deryanın günahı ne?

Kimseleri istemiyorum,
Sen ol sesim Yeter...

İnsan sevmezse ölür

Yara aynı yara
Dil aynı dil.

Biz neden bu kadar yalnızız...

Nereye bakarsam bakayım
Sen uzaklaşıyorsun.


Sen çok güzelsin.



Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi ,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede ,ne güz,
ne ceplerde tren tarifesi ,
ne de turna katarı gökte....
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.


Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmaması ayrılık...

ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, Birer damla düş kırıklığı olarak
toplaması içine.



Bir bağış gibi yaşardım güzelliğini

İnsan sevmezse ölür


Zaman buldukça uğra Tek neşem bu benim Beklemek ve bulmakla yaşadığım Dili tutulmuş bu sevinç.


inanıyorum yeniden sevgiye ve güzelliğe. insanlar Daha dost görünüyor, daha sıcak iyi gözle bakabiliyorum her şeye.Gelişin hayata bağlıyor beni Anlıyor musun

Paylaşmak, bir sevinci ya da güçlüğü Bir karşı koyuş biçimiydi hayata.

Sonsuzluk ıslık çalıyor
İki çocuk başlıyor birbirini sevmeye.


Anlamak ile katlanmak
arasında tükendim..


Üstat kuş yüreği gibi narin bir yüreğin var...


İçinden geçmediğin zaman
İçinden geçmediğin söz
İçinden geçmediğin rüya
Sana karşı işlediğim
Bir unutma suçudur.

Öyle bir güzelliğin var ki
Önünden geçmediğin bahçeler çiçeklerini unutuyor
Sular ışımıyor,
kuşlar konacak dal bulamıyor.

Biz,çocuklarımızın bin yıl sonra da utanacağı kötü bir tarihi,vatan sevgisi diye ruhlarına üflemişiz.


Biz,insan olmanın onurunu, arkanızdan bakakalan hayvanların gözlerinde ki kedere gömmüşüz.

Biz,kelimelerin delirmeden türkü olamayacağını ölümünden yüz yıl sonra öğrenecekmişiz.

Evet,yaralayan ölene dek yaralanmıştır bunu da
yüz yıl sonra öğreniyoruz.

Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan...

Acımın burcu sensin
Külümün harcı sensin
Ölümün kışı geldi
Canımda kırcı sensin

Ya siz, ey zulmün sahipleri, çirkinliğin kapı kulları, haysiyet yoksulları... Sizin nefretinizin bir ölçüsü var mı peki ?

İnanacağınız bir tanrı, insan olacağınız bir merhamet kaldı mı !

Her şey dünyada olur.
Sevincinizi sevin.

Bana öyle geliyor ki biz bütün rengimizi sevgiden ve sevgisizlikten alıyoruz.

Şimdi sen gelsen
Dağ suları gibi incecik
Kırılıp dökülen
Uçarı gülüşünle sen
Çıkıp gelsen...

Öyle bir güzelliğin var ki
Önünden geçmediğin bahçeler çiçeklerini unutuyor

Aynı dilde mi kederlendik sahi,
Aynı yüzyıl mıydı şu yaşadığımız.

Çıktığım yolların ucunda yoksun
Bütün kuşlar döndü içinde yoksun
Bin yıl erken ise gecinde yoksun
Ömrüme dünyayı bastım tuz gibi

"Gözyaşından öğrendim
denizin hayatını. "


"Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık.

Kimse bir başkası için kederlenmiyor. özenle uzak duruyor birbirinden."

Canımdan fısıldadım
İnsan sevmezse ölür.

Kirpiğin yüzüne düşünce akşam oluyordu, bulutlara değince dünyamıza iyilikler yürüyordu.

Geceyi seyrede seyrede öğrendimki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.

.
İnsan acısından utanır mı

Döktüğüm gözyaşlarıyla zehirleniyorum.
.
Öyle çabuk dönüp gidiyor ki insan...

Öyle bir güzelliğin var ki
Önünden geçmediğin Sular ışımıyor, kuşlar konacak dal bulamıyor.

ey zulm sahipleri, çirkinliğin kapı kulları, haysiyet yoksulları nefret ölçünüz var mı peki İnanacağınız bir tanrı, insan olacağınız bir merhamet kaldı mı !


Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde Önce Vatan" yazısı bir hüzün değil midir

gönül mecnun olmuş leyla bahane”
neşet ertaş

sana yazdığım şiirler benim kalbim için senin güzelliğine yazıldı

ey insanı anısıyla yıkan
şiirin bile kurtaramadığı
sıradanlık…


"Taşların bile yağmurdan rüzgârdan güneşten öğrendiği var... "

Çünkü "Herşey güzel olacak"
Usul bir sabah. Açıklanamaz bir iyimserlik her şeyde

Aşık kavgasına tutuştum dünyayla.


İlk acı değilsin, dedim.
Son acı da olmayacağım, dedi insanlar kendini seviyor, dedi. Yalnızlık hiç geçmiyor, dedim.

Bahçeler sevgilimizin soluğu
Gökyüzü hayal evimizdir.

Kapanmayacak açlığı ruhunuzun...
Her cümleniz bir çocuk tabutu
Her annenin ağıtı baş yastığınız
Babaları çoktan gömdünüz
Çocukların koynuna

"Cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir."

Ne mi yapacağım bundan sonra? Ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce. Şiir okumayacağım bir süre...

Ömür Hanım
Seni çok özledim, çok
Ben gelene kadar çürüme ne olur.
.
.
Ölümü de dünyada yaşıyormuş insan Gövdem kalbimin darağacı
Deniz-Yusuf-Hüseyin" ağlamayan bizden değildir "

Yıllarca küfrettikleri devrimcilere Deniz-Yusuf-Hüseyin'in idamlarından sonra, derin bir mahcubiyet ve saygıyla nasıl ağladıklarını da gördüm onların.


Dünya bir gölgelikmiş*
Doğan ve batan günden öğrendim...


Sevmenin ötesini görmek istemiştim, dedim. Oradan geliyorsun, dedi.

insanlar kendini seviyor,
Yalnızlık hiç geçmiyor,

''Herkesin başkasını konuştuğu
bu aynalar pazarında, seni kimselere söylemeden öleceğim.''

İnsan konuşmadan da anlaşılmak ister. Sevdiğimiz insanlardan bunu beklemek çok mu Şehrazat?


Küçük kız değildim, belki taştım
Çünkü sever babalar küçük kızları
Başkalarında gördüm.

Bahçeler sevgilimizin soluğu
Gökyüzü hayal evimizdir.

Nesnesiyle duygusu örtüşmeyen dünya, herkesin kalbinde donmuş bir çığlık, kendi kendini öğüten bir değirmen taşıdır.

"Çıkarıp çerçevesinden o hayal zamanları Silmezsem eğer hayatın harfleriyle Her gün biraz daha tozlanacak evimiz."

"O çocuk oturmuş çarşılar ortasına
Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor
Babam olsaydı
babam olsaydı
babam olsaydı..."

Ben bakarım. İçime bakar gibi Kalabalıktan korkar gibi bakarım.

Ey uzaklığın salkım bıçakları...
Gün başlıyor yalnız gövdede...

Uykular benim en rezil korkularımdır.

İnsan sevgisiz Tanrım, nasıl yaşar ?
Bunca arzudan sonra
Bunca büyüden sonra
Bunca gözyaşından sonra. "

hepsi ölümün rahminde.Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar
bu ülkede "


Herkes, ücrasında bir incinmiş zaman, bir yaşama arzusu, bir sevme korkusu, uzanıp yanındakinin elini tuttu.

Yüzüm yaşadıklarımdan ipi kopmuş bir uçurtma..


Yıldım demenin de bir anlamı yok...


Güzelliğin geçici olmadığını
senden öğrendim.

Hepimiz kendimizi gömdük geliyoruz.


bahattin karakoç

Hoş at sürüp gönlünün peşinden giden âşık Dönerken yaya kalır, yorgun ve bezgin gelir.

An olur sevinirim, kıymık kadar utkuya, Bakarım arkasından bir büyük bozgun gelir.

Haram et ve kan kokan toprağa gül ekilmez Bu kokuyu alınca sürüyle kuzgun gelir.



Ay ışığı gecenin en güzel düş ırmağı Kimine çok sıradan, kimine özgün gelir.

KARAKOÇ arz etmiştir aşkını sevgiliye Belki de bundan sonra her işi düzgün gelir.

Yorgunluk ne derin bir nehir böyle,
Yalnızlık ne deli mistik bir duygu...
Efkâr dağıtamaz kavalla, neyle,
insan daha toprak, insan daha su...

Mevsim umurumda mı,
bana hep bir gül bırak
Sormadığın günlerde ne haldeyim
kuşlar konmuyor pencereme

Sensiz bir gün yaşamak en ağır
Sensiz kendimi yitiririm
Benden bir çiçek iste
bir bahçe getiririm.

Bu sene hiç güleç olmadı bahar;
Çocuklar çok ürkek, çiçekler kirli...



Oysa ne kadar mutluyduk daha dün
Ne kadar çabuk değişiyor zaman.


Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim
her dar kapıdan
Kimseye uğramam
ben sana uğramadan

Kavlime sadıkım, sadıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ey sevgili, kim söylemiş dil bilmediğimi? Kuşların, çiçeklerin, çocukların Ve bütün âşıkların dilini bilirim ben

Yaprak yaprak çevirsem sana içimi
Böyle kaç dünyaya yeter içimden geçen
.
.
Ey sevgili, kim söyler yol bilmediğimi? Yol dendi mi aşıkların yolunu bilirim ben.

İspata hazırım daha ölmediğimi,
Sen çağır, derya_deniz aşar gelirim

Gözleriyle görmeyene
ne söylesem yalan gelir..


Ey gözüm, her zaman
haramdan sakın...


Dilimde sabah keyfiyle
yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara,
bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi
ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da
geleceğim sana
bağlayacı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman


İlan-ı aşk etmekte geç kalmış olabilirim Sen baharı kapıma bıraktın da ben çiçek açmam mı dedim

Sen hep gülümsedin de ben buzul kalmaya mı direndim Sen bana kanat oldun da uçamam mı dedim?



Günler tez geçiyor,
takvimler hırsız...


Ve şair dedi ki;
Seviyordum
Kainat yüreğime sığıyordu...

Gelmiş geçmiş en güzel yüzler ve en tatlı sesler Yağmur yağmur içime yağıyordu..

Sevda kurşunuyla yaralanan kurt
Yarin kapısında kuzu olmaz mı?

Benden bir çiçek iste,
bir bahçe getiririm...

Nice sevdiklerim gitti, gider
Ben buradayım...


Sular kırılır da Leylâ kırılmaz;
Ne canlar tanıdım Leylâ'ya âşık...

Düş olmasa;
Tükenir miydi hiç penceresiz geceler?..

Çağ eskidi, ben eskidim,
yollar eskidi...


Ey dağlara gidenler, çiçeklere basmayın Bir çiçek ezilirse artık kalır mı nizam?

Yaralı bir şiir kanıyor bende
Yüreğim seğriyor yeller esende
Aşk hep beri, vuslat öte geçedir
Her kara bulut bir ıslak keçedir.


Yitirdiğim bir şey var, sende arıyorum ...

Yalnızlık, seni seviyorum.

Dudaklarımda soldu
ona adadığım sevda çiçeğim.


Bütün aşklar cahillerde velvele,
Ariflerde bir manevi zelzele...

Nerdesin tedırginliğimi öpen güzel

Ölümse her zaman
beklediğim konuk.

Eski dikişler sökülür de
kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni
çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim
On iki ayın birisinde,
kesin takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bak işte, notalar karıştı,
ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır,
yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadim Elif
Geleceğim diyorum,
biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman


Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana


Madem ki seviyorsun zora katlanacaksın.

Her yerde dövülmek kovulmak vardır, Bin kez kovulsan da sevgilinin kapısından Bin kez katlanacaksın

Gönlüne de ki;
Seni sevgiliye adadım,
dönüşüm yok

Bir halin var, çiçek döker
Bir halin var, boyun büker
Bir halin var, kaymak - şeker
Ye demezsen yiyemem ki..

Ey cilası fani vahşi tantana,
Çökmeyen saltanat var mı evrende?

Sükutun rengini anlat sen bana,
İnsanım, en derin uçurum bende.

Kelebekler tırtıl değildir artık,
Zamanla birlikte hayat ve
ahenk değişti...


İnsan, gönlüyle insandır,
her gönül bir yatır derim...

Şehvet ile ibadet insanları uyutmaz
Biri çukura çeker, öteki gökyüzüne..

Bir mektup yazıyorsun yâre ulaşmak için, Madem ki seviyorsun zora katlanacaksın.


Adın bana Aşk namazı kıldırır...

Dinlemek işlerine gelmez.
Önce dinle, sonra yolla beni."




Her kırık gönülü sarmak isterim..
Bu yürek ki kendi içine kırık...

Canâna mektuptur göz yaşlarımız...


Gönül bir kanarsa durduramazsın,

Yüreğim çarptıkça hayattayım ben,
Düşünebildiğim sürece hür...

Haber taşıyıcı bir kuşum olsa
Dilekçemi kanadına bağlardım.
Çöz deseler, o güzelden gönlünü
İnadına, inadına bağlardım!

Nedir ki dünyada miras dediğin?
Sana takım, bana bir yelek düşmüş...

Gözlerini dinlemek istiyorum bu akşam Bütün sevdalı kuşlardan...

Kader bazen ağıt, bazen türküdür..

Ey nefsim, biraz sabırlı ol;
yakında uyuyacaksın.
Uyku işte şurada; önünde,
biraz bekle...


Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana...


Gariban yolları gözler
Geçmiş baharları özler
Yorgunluktan mahmur gözler
Süzülüyor güz gelince.

Aşıdır, serumdur, besindir her umut
Ey sevgili, umudunu diri tut!..

Bazen dram,
Bazen trajedi,
Bazen de komediyle açılır.
Hayat sahnesinin perdeleri...

Yaşamak sevmektir
Sevmektir yaşamak

Sen beni kendi çölümde
Bırakıp gittin..
Sevdiceğim, adaletin bu mudur?


Kan aktığı yeri bilir,
söz çıktığı yeri bilir
Can baktığı yeri bilir,
ben seni cânân bilirim...

Fırtınadan göremiyorum...Sen de farkında mısın yaz hazana dönüştü

Sabah yakın, Ay yaklaştı batmaya
Ben alıştım her acıdan tatmaya...
Geleceksen dost elimden tutmaya
Hiç ruhsat bekleme koş deli deli.

Bin kez kovulsanda sevgilinin kapısından Bin kez katlanacaksın,
Gönlüne de ki Seni sevgiliye adadım, dönüşüm yok

Aşk yoldan çıkarır, aşık ar etmez,
Sevda hastasına ilaç kar etmez...


Biraz daha fazla
bakabilmek için yüzüne
Bir kaya yuvarlanır boşluğa
Kimse bir anlam veremez
bendeki boşluğa
Sense yakıp külümü yele veriyorsun..

Vakit daraldı gel bunu hayra yor
Sesime umutlarımı ekliyorum..


Aşkın darasını düşsem özümden,
Kuru ömrüm bir avuç kül görünür...

Aşkın hem ateş, hem yağmur olduğunu Kemiklerime kadar ıslanınca anladım...


Şiir kelebekleri daima
renk renk olur
Ses ayrışır - birleşir,
kırılır ahenk olur...

Büz üstünde titreyerek gezdin mi?
Bekle...bekle...bezdin mi?
bir kez olsun mektup yazdın mı?"
Tomar tomar" dedi, koydu noktayı...


Ayrılık öle zalim ki anlatmak çok zor Bileğini bükenlere selâm olsun!..

Teknem sürüklenmekte
bense dağıttım beni
Yutacaksan yut deniz,
üzmek istemem seni!..

Yorgunluğumu kıyıya taşıyacak dermanım yok Sert rüzgar esse yere düşeceğim

Güneşi selamlamaya fermanım yok ..Üzerinde ne varsa hepsi emanet ama yüreğim bana ait
yüreğimi seni sevenlerle bölüşeceğim..

Yüreğimde tek sen varsın ey sevgili

yüreğimi seni sevenlerle bölüşeceğim..

Gökyüzü olmasaydı ya da ufuklar,
Yalnızlığa dayanabilir mi dağlar?

Ayrılık öle zalim ki
anlatmak çok zor,




Ne zaman gönlüme bir gölge düşse Hayalin erişir, ışık saçardı...

Taşımaya mahkûmuz
bu dünyanın yükünü.

"Güneşin benim" derdin,
Doğacaksan doğ artık!

Bin bir halkadan oluşan
bir aşk zinciridir hayat

Aşksız her ibâdet eksik,
aşksız doğum-ölüm bayat..


Cümle ağaç kapıları,
cümle demir kapıları aşıp,
gönül kapısına dayanmaktır aşk.

Her nefes alıp verişte
yaşamaktır aşk

Sen uzaklara gidince
Değişti nağmeleri şarkıların
Bir sızı yerleşti
yüreğime İpince

Sensiz ay ay değil ,gün gün değil

“Aşk hastasına tek şifa
canândan olur...”

Kar tanesi gibi iniyorum yitik bir gezegene Belki de yüreğimi hep sana adamışım

Ey sevgili Yüreğim sana mâhkum olalı, her zora severek katlanıyorum

Sevginin ışığı senden olunca
Hayatımın seyri değişiyor...

Hayâl etmek bile bir vuslat töreni...

Her çiçeği sensin diye kokladım...



Bir bulut olup yağmurlar
taşımak istiyorum,

Topla parçalarımı
beni yeniden yoğur.

Sözüm var yarına saklı
Dilim olmaya var mısın?
Ayrılık böle melettir
Ceylanları sızım sızım
Geleceksen gönül getir
Sen yalnızsın, ben yalnızım
Benim olmaya var mısın?

Konuşmadan önce
en sıcak kelimelerini seç,
Gittikçe soğuyor,
hoyratlaşıyor bakışlar...


Rüzgarlar siz götürün beni balama
O melek huylum şahinim
Gelip de koluma konmaz neden ?

Hayat yolunda kavisler,
kasisler hiç eksik olmaz
Göller içen göl olsan da eksilirsin,



Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman ...


Kırılan sesini topla ne olur
Ahenk bozulunca aklım karıştı...

Hangi sevdadır sebep olan
Haziran güneşinde üşümeme?

Belki gelmeyecek sözleştiğimiz,
Yollara bakanlara selam olsun!..


Bir daha uçamam ben
Vazgeçerim şairlikten
Vazgeçmiş derler uyanık düş görmekten
Her şey biter...

Hangi hukuk devleti var ki haritada
Hukuku kirli çuvallara doldursun
Çiy çiy yesin kardeş kardeşin etini
Tut eğiteceğim de, kopar meyvayı
Eğittiğin Nemrud Firavun olsun

Bugünler de geçer, hava durulur
Rüzgar da yorulur, kar da yorulur
Kök toprağa, toprak suya sarılır
Ey ahu gözleri lalezarım, gel!..


"Sen ki Sana geleni çevirmezsin eli boş Âşık boşa dememiş : "Lütfun da, kahrın da hoş."

İçkiye müptela bir adama
Ev adresini sorarsanız
meyhaneyi gösterir.
Bana sorarsanız adresimi
Şiiristanda yaşarım, gıdam şiir...

İnsan daha toprak, insan daha su.

Her Şey Çağında Güzeldir
Kazaya sarkınca gazam
Kararıverir ak kozam
Bitmeden sürgünlük cezam
"Kal!" desen neye yarar ki?

Yalpalayıp duruyorum doğduğum günden beri Gözlerimin ufuklarda kanat çırpması da kaçak

Beni benden usandırır
sevgilinin sitemleri

Can kurbanlık, zaman ise
en keskin bıçak

Bu kadar büyük bir kalp hiç görmedim” dedi

Kurşun sırtından girip kalbe saplanmış Fazla kan kaybetmekmiş ölüm sebebi

Neden hep arkadan vurur
insan insanı?

Ey gönül şehrimin kadim ecesi
Sana arzuhalim deste destedir...

Uyanıkken düş görmek...budur

Gündemde Yine Aşk Var, 

...Hep uzaklara bakıyor
onca insan...
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
31-03-2020, Saat:03:56 PM
ivan ilyiç tolstoy

yakın bir tanıdığın ölmüş olması, hepsinde, her zaman olduğu gibi, 'iyi ki ölen ben değilim de oydu sevinç dolu bir duygu uyandırmıştı.

Her biri, "Gördün mü, adam ölüp gitti! Ama ben yaşıyorum," diye düşünüyor ya da içinden böyle geçiriyordu

kötü şeyler düşünerek karamsarlığa düşme

insanlar ölümlü olduklarına göre
Hepimizin gideceği yer orası.

ivan İlyiç'in sona eren yaşamı yalın olağan ve korkunçtu. Tam kırk beş yaşında, yargıçlar kurulu üyesi olarak dünyaya gözlerini yummuştu.

İvan İlyiç ne istediğini bilerek, görevini özel yaşantısından ayırarak, kendini herkese saydırıp herkesi sayarak çalışıyordu.

Her zaman dansa kalkmam, hem pek dikkat de etmem, ama iş iddiaya bindi mi, herkesten daha güzel dans etmesini bilirim,"

Eskisine göre işinin üzerine daha çok düşüyor, yükselme hırsı gittikçe gözünü bürüyordu.

Aylıkları eskisine göre biraz artmıştı, gelgelelim yaşam pahalıydı,

çocukların ölümü, aile içinde geçen zamanı dayanılması zor bir hale getirirdi.

yaşam ne kadar tatlıydı gül gibi

Sokaklarda ona her şey hüzünlü görünüyordu. Arabacılar, evler, gelip geçenler, dükkanlar birden derin bir hüzne gömülmüş gibiydi

ölümün eşiğinde tek başına yaşayarak yirmi dört saat geçirmek zorundaydı. Hem de kendisini anlayıp yakınlık gösterecek bir kişi bile bulamadan

Benîm yaşamım söz konusu burada. Ölmek ya da yaşamak!... Sağdım, sağlamdım, ama sona eriyor işte! Bu gidişi durdurabiliyor muyum

Evet ölüm hiçbiri bilmiyor, bilmek istemiyor... keyif sürüyorlar." şen şakrak kahkahalar, şarkı sesleri geliyordu. "Dünya umurlarında değil, Oturmuş eğleniyor Hayvanlar

ama bir gün onlar da ölecekler! Bugün ben, yarın onlar; bundan kurtuluş yok!... Oturmuş eğleniyorlar. Hayvanlar!.

İşte ölüm gelip çattı, ben hâlâ kör bağırsağımı düşünüyorum Kör bağırsağı nasıl düzeltsek diye yollar arıyorum. Oysa ölüm karşımda

ivan Ilyiç, karısı onu öperken bütün benliğiyle ondan iğreniyor, onu itmemek için kendini zor tutuyordu.

ivan ilyiç Ölmekte olduğunu görüyor, büyük bir umutsuzluk içinde çırpınıyordu.

Ölmekte olduğuna ta derinden inanmakla birlikte, buna alışmak şöyle dursun, ölümün anlamıyor, anlamak istemiyordu.

Ölüm düşüncesi' karşısına konan hiçbir engeli tanımıyor hepsinin üstesinden gelip karşına dikiliyordu.

ivan İlyiç'i en çok üzen, herkesin yalan söylemesiydi

herkes gibi gerçeği örtbas ederek gözüne baka baka yalan söylemeleri yalana katılması için onu da zorlamaları onu kahrediyordu

Ona kimse acımıyordu, çünkü durumunu anlamak isteyen tek bir Tanrı'nın kulu yoktu

Hepimiz ölüp gideceğiz. Ne diye yardım etmekten yüksünelim

sözleriyle, ölmekte olan birine yardımdan kaçınmadığını, bir gün o da ölürken birinin ona yardım edeceğini söylemek istiyordu

biri ona acısın, hem de hasta bir çocuğa acır gibi acısın istiyordu...

Çocuklar gibi sevilip avutulmayı, okşanmayı, birilerinin başında oturup ona ağlamasını istiyordu

ivan ilyiç ağlamak, okşanmak ve başında ağlayanları görmek istiyordu.

Sabah mıydı, akşam mıydı; Cuma mı Pazar mıydı?... Hangi gün, hangi vakit ne fark ederdi dinmeyen
öldürücü ağrılar; umutsuzca süren, yaşama isteği; korkunç, iğrenç ölüm ve çevresini saran yalan... Bu durumda vaktin değeri mi olurdu

Her gün aynı şey... Bitmeyen geceler ve gündüzler... Çabuk olsa bari! Ölüm,

Nasıl bir doktor, hastalarına karşı belirli bir tavır takınarak bunu hiçbir zaman değiştirmezse, o da kocasına karşı değişmez bir tavır takınmıştı

Çevresini saran yalan ağı öyle karışıp birbirine dolaşmıştı ki içinden kurtulana aşk olsun!

Karısı onun için yapar göründüğü şeyleri kendisi için yapıyordu, üstelik böyle yaptığını açık açık söylüyordu

oğluna karşı her zaman sevgi duyardı.

Zavallılığına, korkunç yalnızlığına, insanların, Tanrı'nın acımasızlığına, belki de Tanrı'nın yokluğuna ağlıyordu

Ne mi istiyorum? Acı çekmemek. Yaşamak," dedi. Yaşamak mı? Nasıl yaşamak?" Eskiden nasıl yaşıyorsa öyle. rahat umut neşe ve çalışma

"Eskiden O zaman gerçekten tatlı olan bir şeyler vardı Neşe vardı, arkadaşlık vardı, umut vardı...

evlilik, karısının yapmacık davranışları... Ve o öldürücü
çalışma isteği, para hırsı böylece geçen yirmi yıl... Yıllar ilerledikçe ağırlık omuzlarına biniyordu.

Meğer başarılı bir yolda yürüdüğünü sandığı halde başarısızlığa doğru dört nala koşuyormuş da haberi yokmuş.

Başkalarının gözünde iyi yaşıyor görünürken hayat ayaklarının altından akıp gidiyormuş..

yaşam böylesine anlamsız, böylesine çirkin olamaz!

Yaşam böylesine çirkin ve anlamsızsa, bu, ölmek için bir neden mi?...

Çektiğim acılar arttıkça hayatın yaşanacak yanı kalmadı,"

Tanrı aşkına, bırak beni
rahat öleyim,

İşi de, yaşama düzeni de, aile anlayışı da, görev ve toplum ilişkileri de temelden yanlıştı

Ölüm hükm giyen bir suçlunun, celladın elinden kurtulamayacağını bile bile çırpınması gibi birşeydi
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
31-03-2020, Saat:06:55 PM
Bahaettin Karakoç


Ey gönül şehrimin kadim ecesi
Sana arzuhalim deste destedir...



Nerede mekân tutacağımı bilseydim Göçmen kuşlardan daha erken varırdım oraya

Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana.

15

malcolm x

Ben eğitimli değilim, herhangi bir alanda uzman değilim Ama samimiyim ve samimiyetim benim referansımdır.

Gücün saygı duyduğu tek şey güçtür. Kuvvete kuvvetle mukabele eden adama saygı duyulur.

İslam'a sövmekten başka fikri olmayanlar; fikrin değil, İslam'a sövmenin hürriyetini istiyorlar.

Zaten sizin olan bir şeyi size geri veren birisine nasıl teşekkür edebilirsiniz ?

En iyi nasihat iyi örnek olmaktır.

Eski bir Afrika atasözü şöyle diyor: "Erkeği eğitirsen bir kişiyi eğitmiş olursun, kadını eğitirsen bütün bir aileyi eğitirsin."

Toprak; özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin temelidir...

“Bir müslüman olarak yeryüzünde, Allah'a secde etmeyen tek fert kalıncaya kadar, İslam'ın hakim kılınması yolunda kendimi görevli hissediyorum.”

Kadınların eğitimden mahrum bırakıldıkları yerlerde bütün memleket veya bölge, eğitimsiz ve geri kalmıştır.

Dinimiz bize akıllı olmayı vazediyor.

Barışçıl olun, efendi olun, itaat edin, herkese saygı duyun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin.

Özgürlükten, adaletten, eşitlikten, hayattan, serbestiyetten ve tüm insanların saadetinden başka hiçbir şey istemiyorum.


"Kuşların kanatlarını koparıyorlar, ardından da eskisi gibi uçamamakla suçluyorlar"

İnsanları dar kafalı olarak yetiştiriyorlar çünkü kendileri de öyle.

Beyaz adam’lar hala aynı taktiği kullanıyor güçlüydü, çünkü onun uğuna savaşan başkaları vardı. Afrikalıyı Asyalıya Asyalıyı Afrikalıya karşı kullandı. Senegalliyi kullandı. Bütün beyazlar kendileri adına savaşmak üzere bazı uşaklar buldu.


Amerikalı beyaz adamın kendi adına savaşacak 22 milyon Afrikalı-Amerikalısı var. Onun adına savaşan ve pamuk toplayan bizdik

Bu ülkeyi bugünkü hale getiren bizim emeğimiz, terimiz ve kanımızdır.


Geçmişten kalan alacaklarımızla birlikte, borcunu öde, ey beyaz adam!

İslâm, doğru yolda olmak isteyen insanların ahlakını yükselten dindir

Harekete geçmedikce
Dua ile şiddeti durduramazsiniz

Geçmiş hakkında bilgi olmadıkça günümüzü anlamanın ve geleceğe hazırlanmanın imkânsız olduğu gerçeğini inkar edeceğinizi sanmıyorum..."

Ve siz, burdakiler, "Üstesinden Geleceğiz" diye bir türkü tutturmuş gidiyorsunuz.

Özgürlük; üzerinde yazıp çizerek değil, uğrunda mücadele ederek elde edilir.

İslam gibi bir din, sizi midesine indirmek isteyen bir kurttan başkasının zoruna gitmez.

"Şimdi, güç ellerinde ve her şey istedikleri gibi olduğundan buna ırkçılık demiyorlar, kolonicilik diyorlar."


Önümdeki tabak bomboşken masanıza oturup hamuduyla götürmenizi izledikten sonra "ben de bir şeyler yiyorum" diyecek halim yok.

O tabaktan yemediğim sürece masada oturuyor olmak karnımı doyurmaz.


Gerçek islamın öğretilebileceği merkezlerin kurulması çok önemlidir.

Ziyaret ettiğim her Afrika veya Orta Doğu ülkesinde dikkatimi çekmiştir ki ülke, kadınların aydın olduğu kadar ileri, cahil olduğu kadar da geri bir durumdadır.


...Şiddet çağında , devrim çağında, mutlak değişmesi gereken bir çağda yaşıyorsunuz.

Bence, zulüm gören insanların tepkisini nefret olarak adlandırmak adil değil.

Ya özgürlük gelecek ya ölüm.

bizi zincirlerle getirmişlerdi, John Hawkins adlı Ingilizin gemisinin adı ‘İsa’ydı; Köleler getiren gemilerden biri İsa’ydı. Sizi ve beni buraya getirmek için İsa kullanıldı. Bizi burada tutmak için de.”

Sizin ve benim ögrenmeye ihtiyaç duyduğumuz şey farklılıklarımızı unutmaktır.

Sizin mücadeleniz dönmekte olan bir çarkın üzerinde durmak gibi birşey: koşuyorsunuz ama hiçbir yere gidemiyorsunuz.

Hayır, ben bir Amerikalı değilim. Amerikanizmin kurbanı milyonlarca insandan biriyim.

Burada bir Amerikalı olarak değil Amerikan sisteminin kurbanı olarak sesleniyorum size. Ve Amerika’yı pembe düşü görmüyorum, bir karabasan benim gördüğüm.

İnsanlar bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller.



Özgürlük, hayatın kendisi için zaruridir. Özgürlük, insanoğlunun gelişimi için vazgeçilmezdir.

Özgürlüğümüz yoksa adalet de beklemeyiz eşitlikte beklemeyiz.

Adalet ve eşitlik ancak ve ancak özgürlüğümüzü elde ettikten sonra gerçekleşebilir.

Kendimizi insanlığın bir ferdi olarak sayabileceğimiz hiçbir şeye sahip değiliz.


Siyah adamın özgürlüğünü ve haklarını gözetmeyen her din
yanlış dindir.

en sevmediğim ders matematikti. Bunun nedeni, matematiğin tartışmaya mahal bırakmamasıydı,

Bir yerde yanlış yapmışsanız, orada artık her şey bitiyordu.

Yaşını başını almış, koltuklarına kurulmuş siyasetçilerden bıktık artık. Yeni yüzler görmek istiyoruz, daha militan yüzler.

"İnsanı küçük bir yaratık olmaktan alıp yetiştirerek olgun bir insan haline getiren şeylerden biri de imtihan, tecrübe ve sıkıntılardır."

bir kadını eğitirseniz tüm aileyi eğitmiş olursunuz.”

Bu yozlaşmış ve kokuşmuş güç yapısının hakkından gelmek için delinin teki olmanız gerekiyor.

Yanlış yanlıştır. Kim yaparsa yapsın, kim söylerse söylesin...


"Ses tonunuza dikkat etmek zorundasınız; çok bağırıp başkalarını uyandırmayacaksınız."

Dünyadaki milletler özgürlüklerini kazandıkça kapitalizmin kanını emeceği kurbanların sayısı azalıyor onun tamamen çöküşü sadece bir zaman meselesi.

"Bir gerçek var ki, hepiniz kabul edersiniz, herkes kabul eder: Dünyanın başı belâdadır."

Beyaz adam savaş yaptı,
bizler öldük.

Üye toplantılarımıza gelebilmeniz için tek şartımız bir beyniniz olması,...

İnsanı olgun insan haline getiren
imtihan, tecrübe ve sıkıntılardır.

"Bizi öteki insanlardan ayıran birinci en önemli şey, geçmişimiz hakkındaki bilgisizliğimizdir."

Sahibinin gözünde " saygılı biri" olmaya çabaladığın sürece köle kalmaya devam edeceksin.




Öyle bir toplumda yaşıyoruz ki, ne kadar işe yaramaya, ne kadar uyum sağlamaya çalışsak da haksızlığa maruz kalan yine biziz.

Ezilen, horlanan, aşağılanan, bir hiç gibi görülen biziz.


Özgürlük, hayatın kendisi için zaruridir. Özgürlük, insanoğlunun gelişimi için vazgeçilmezdir.


kendiniz olursanız yola koyulur ve ilerlersiniz. yeni bir toplum oluşturur ve bu yeryüzünde bir cennet kurabilirsiniz.

siyah adamlarından birini alıp kabineye koyacaklar ve o da Washington'da ağzında puro ile dolaşabilecek -bir ucunda ateş, öteki ucunda aptal-.

Sizler sırtımı okşadığınız zaman endişelenmeye başlarım bayım.

''EĞER BİR AMAÇ UĞRUNA AYAKTA DEĞİLSENİZ HER DARBE SİZİ YERE SEREBİLİR''

Insan hilekârdır. Hile üstadıdır.

Vaziyetimizi dile getirmekten çekinmeyen, ihtiyaç ve isteklerimizi bizim olanı zeki bir şekilde talep eden cesur liderler istiyoruz.

Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.

Devrimler barışla, sevgiyle, uysallıkla olmaz.Devrimciler düşmanla uzlaşmazlar, müzakere bile etmezler:

Nuh’un devrindeki tufan gibi, devrimler tüm karşı gelenleri boğar, ya da Lut’un ateşi gibi yoluna çıkan her şeyi yakar.


tekrar etmem gerekir ki ırkçı değilim ve ırkçılığın hiçbir ilkesini benimsemiyorum.

tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki özgürlükten, adaletten, eşitlikten, tüm insanların saadetinden başka hiçbir şey istemiyorum.

Tarih insanın hafızasıdır, hafızası olmayan insan hayvandan aşağıdır.

“Efendiyi hizmetçisinden daha iyi tanıyan kimse yoktur”

Beyazların, siyahların, kahverengi tenlilerin, tüm ırkların genç nesilleri; siz şiddet çağında, devrim çağında, mutlak değişmesi gereken bir çağda yaşıyorsunuz..

Amerika'nın ahlakıyla da vicdanıyla da uğraşmayın; iflas etmiş durumda çünkü

Beyaz adamlar kendi aralarinda Kuralları, yasaları koyarlar ve bu kurallar hep kendi lehlerinedir.”

Aslında kimsenin sizin tarafınızı tuttuğu falan yok.

Kültürünü ancak sen hakkı ile muhafaza edebilirsin..

Mahallemizi geliştirmesi için beyaz adamın keyfinin gelmesini beklemek yerine bunu kendi başımıza yapacağız.

Hata yaptığınız nokta burası.Hiçbir yabancı evinizi sizin gibi temizleyemez.Hiçbir yabancı çocuklarınıza sizin gibi bakamaz.

Hiçbir yabancı ihtiyaçlarınızla sizin gibi ilgilenemez.Ya biz yapacağız ya da olan hiçbir şey olmayacak.

Es-Selamu aleykum. Kardeşlerim, dostlarım ve düşmanlarım

Yirminci yüzyıl emperyalizminin bir numaralı silahı Siyonist dolarcılıktır ve ana üssü de Siyonist İsrail'dir.


Demokrat da değilim Cumhuriyetçi de, kendimi Amerikalı olarak da görmüyorum. Bizler Amerikalı olsaydık mesele kalmayacaktı.

Ateş etmeye biz de inanıyoruz, fakat ilk olarak bir hedefimiz olması gerektiğine inanıyoruz.

Hedef, menzilimize girdiği vakit kurşunu da oy pusulasını da ait olduğu yere göndeririz.

Thomas Jefferson, meşhur ”Bütün insanlar eşit yaratıldı.” sözünü söylediğinde 300 köleye sahipti.

siyah adamlar beyaz adamlar için bir çuval patatesten daha değerli değillerdi.

Benimle iyi geçinenle iyi geçinirim. Fakat bana saldıracak olursanız beni yoldan çıkarırsanız, yapacaklarımdan sorumlu olmam.

Güç, güçten anlar.

Bir Müslüman olarak yeryüzünde Allah'ın huzurunda İslam'ın hakim kılınması yolunda kendimi görevli hissediyorum.

"Bu iyi bir din. Gerçekten kadim bir din. Annemin de babamın da sözünü ettiği şey buydu:

Bu güzel bir din. Böylesi bir din, sizi midesine indirmek isteyen bir kurttan başkasının zoruna gitmez."

Onlardan biriyle konuşmaya başladığınızda nerede olursanız olun, tarihinizi biliyorsanız lafını ağzına tıkayabilirsiniz.

insan amellerine eylemlerine başkalarına karşı tutum ve davranışa göre değerlendirilmelidir diyen Kur'ana inanıyorum..

Ya mermi olacak ya da oy pusulası. Ya özgürlük gelecek ya ölüm.

Eğer hedefinizi sizin adınıza belirleyen biri varsa, o hedef, artık belirleyen kişinin hedefi demektir.

Hedef aldığın şeyi beyaz adam belirlemişse, senin adına düşünen de o demektir.

Köle efendisi kadar eğitimli olduğunda; efendisi gibi olmak ister, efendisinin malını paylaşmak efendisinin evindeyken, efendisiyle aynı ayrıcalıklara sahip olmak ister.

Adil, hukuki, meşru ve ahlaki çerçevede olduğu sürece inandığınız şeyler uğruna hayatınızı feda edebilirsiniz.

Fakat yalnız ölmeyin. Ölümünüz karşı taraftan da bir şeyler götürsün.Eşitlikten kastım budur.

Uyuşturucu bağımlısı bir suçlu değildir, suçun kurbanıdır. Suçlu olan, uyuşturucuyu şehirden taşraya getirenlerdir.

Medya ustaca bir manipülasyonla mazlumu zalim, zalimi mazlum gibi gösterebilir.


sakın hayatınızdan vazgeçmeyin. hayır, koruyun onu, sahip olduğunuz en değerli şey odur.

Siyonistler, diğer çıkar gruplarını geride bıraktılar. yardımsever insancıl bir yaklaşım kullanıyorlar ki, kurbanlarının gerçek planlarını görmeleri oldukça zor.

Siyonizm komünizme göre çok daha tehlikeli çünkü daha kabul edilebilir ve dolayısıyla daha yıkıcı şekilde etkili.



Sosyal ihtiyaçlardan bahsederken umarım korkutmamışımdır.Korkan insanlardansanız etrafımızda dolaşmayın Çünkü sizi ölümüne korkutacağız.

Aslında gidecek çok yolunuz yok hepiniz ölü sayılırsınız Ekonomik olarak ölüsünüz ölümüne fakir maaşı aldınız ama cebinizde beş kuruş yok.

Eğer hedefinizi belirleyen biri varsa, o hedef belirleyen kişinindir Hedefi beyaz adam belirlemişse, senin adına düşünen de o demektir.

Kadınların eğitimden mahrum bırakıldıkları yerlerde o memleket veya bölge her bakımdan eğitimsiz ve geri kalmıştır.


Bir insan düşünün..Yaptıgı her eylem, söylediği her söz insanlar ve olaylar üzerinde derin etkiler oluştursun.

Ve insan bir hareketiyle binlerce insanı harekete geçirsin veya durdurabilsin bu kişinin söylediği her söz büyük bir öneme sahiptir..
İşte bu kişi Malcolm X..

Kan dökülmemiş bir devrim bulamazsınız. Ve siz kanınızın akmasından korkuyorsunuz

hıristiyan da olsak, müslüman da olsak, milliyetçi de olsak farklılıklarımızı göz ardı etmeyi idrak etmemiz gerekiyor.

Emin olsunlar, biz düşmanlarımızı affederiz, ama önce öldürür sonra affederiz.


Ve eğer tavuk kaz yumurtası verirse, eminim ki ona ihtilalci bir tavuk dersiniz.

Gerçeklere gözü kapar hale gelecek ölçüde yurtsever olmak zorunda değiliz. Yanlış yanlıştır, kim yaparsa yapsın,

Geçmişle ilgileniyorsanız, tarihle ilgileniyorsunuz demektir, bu da herhangi bir şeyin gerçek kökenine iniyorsunuz demektir.

Kaynağını bilirseniz, nedenini de bilirsiniz. Kaynağını bilmiyorsanız, nedenini anlayamazsınız.

Nedenini anlayamadıysanız, durumu da kavrayamazsınız; bağlantılar kopar, havada kalakalırsınız.

Ben ırkçı değilim, ırkçılığın hiçbir ilkesini benimsemiyorum.

“Erkeği eğitirsen bir kişiyi kadını eğitirsen bütün bir aileyi eğitirsin”


insan iyi nişan almalı.
Kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.

Ben Müslümanım.Dinim İslam, Allah'a inanıyorum, Allah'ın elçisi Hz. Muhammed(sav) 'e inanıyorum,

tüm insanlığın kardeşliğine inanıyorum, fakat insanımızla kardeşliğe hazır olmayanlarla kardeş olduğumuza inanmıyorum.

O dönemde iki zenci vardı ev zencisi ve kır zencisi. Ev zencisi efendisini gözetmek zorundaydı. Kır zencisi itaatsiz davrandığında gözaltı yeri kabul edilen çiftliklere geri gönderilirdi.

Birbirimizi kabul etmeden başkaları için kabul edilebilir olamayız.


İlk olarak, devrim nedir? Tek bir sevgi, uzlaşı yahut müzakere kırıntısı yoktu. Devrimi biliyor olsanız, çıkmaza girer yoldan saparsınız devrimin temeli, tek yöntem kan dökmekti.

1776 Amerikan Devrimi ne içindi? Toprak için. Neden toprak Bağımsızlık için. Devrimi nasıl gerçekleştirmişlerdi? Kan gölüyle

İlk kural: devrimin temeli, bağımsızlığın da ilk şartı olan topraktı bunu elde edebilecekleri tek yöntem de kan dökmekti.

Fransız Devriminin temeli neydi? Topraksızlar toprak sahiplerine karşıydı. Amaç neydi? Toprak. Peki, nasıl elde ettiler? Yine kan gölüyle.

İslam bir “birlik ve kardeşlik” dini olduğu için ona sahip çıkanların en yüksek bir birlik ve kardeşlik örneği vermeleri şarttır.

“Unutma ki, ne kedersiz ve sıkıntısız bir hayat, ne de rahat içinde bir ölüm vardır.”


Tam bu noktada bir şeyi ifade etmek istiyorum. Size ait olanın peşine düştüğünüzde birileri sizi ondan mahrum bırakmak istiyorsa, onlar suçlunun ta kendisidir.


Size ait olanın peşine düşmeniz, üzerinde hak iddia etmeniz meşru daire içerisindedir. Sizi size ait olandan mahrum bırakmaya gayret gösterenler suç işlemektedir

Eğer dikkatli olmazsanız, gazeteler size zalimi sevdirebilir, mazlumdan nefret ettirebilir.

Afrika'dan, kendinden nefret etmeden nefret edemezsin.

Düşünen her insan hedefi bilir. Eğer hedefinde insan varsa, artık kendini düşünmez, onu düşünür artık.


Hilelerin en kötüsü ise, bizi “Zenci” olarak adladırmaları ve “zenci” diye çağırmalarıdır. Bunu farkına vardığımızda hile sona erecektir.


Birer hayvan gibi satıldık..., bir mal, isimsiz, dilsiz, tanrısız bir mal olarak satıldık..., bunu kilisede, tanrı adına yapıyorlardı.

Günümüz müslüman liderlerinin çok kapsamlı bir eğitime ihtiyacı var, bu sayede eğitimin önemini kitlelere aktarabilirler.

ne yazık ki liderler sınırlı bilgilere sahip oluyorlar ve işgal ettikleri makamları sağlayabilmek için insanları kasıtlı olarak cahil bırakıyorlar.

eğer bir an önce uyanıp farkına varamayacak olursak, çok kısa bir süre sonra, gaz fırınları inşa etmiş olacaklar.

Almanya'da Yahudileri içine attıkları fırınlar gibi. Siz de Hitler'in toplumu gibi fırınlar inşa edebilecek bir toplumda yaşıyorsunuz.


Bir yerde konuşmanız sizi onlardan yapmaz. Halka hitap ediyorsunuz ve siz her kürsüden konuşuyorsunuz.

Eğer sana ait bir şeyi elde etmek için onun peşinden koşuyorsan, seni engelleyen herkes, kim olursa olsun suçludur.

bu ülkede politika çok soğukkanlı ve acımasız olmayı gerektiriyor. Politika biliminin de çok iyi öğrenmeliyiz.

Beyaz adama gösterin, buranın özgürlük ülkesi olduğunu, eğer değilse, değiştirin.

Bir fincan sütlü kahve için
yapılmaz devrim.

Biliyorsunuz, kukla kuklacıyla konuşmaya başlayınca, kuklacı çok kötü bir durumda kalır.

Şunu asla unutmayın, kimse lafımı benim ağzıma tıkayamaz.

Adaletsizliklere yasal yolla karşı çıksanız, basını, sizi vahşi imiş gibi göstermek için kullanırlar.

Tek yapacağınız iş akıllı olmak. Akıllı olursanız, bu sizin özgürlüğü her şeyi yapacak kadar istemenize yol açar.

Kendimi uzun zaman bir başkasının kontrolünde uyumuş hissediyorum. Şimdi söylediklerim ve düşündüklerimin kendime ait olduğunu hissediyorum.

Önceden, Elijah Muhammed'in yönlendirmesiyle düşünür ona göre konuşurdum... Şimdi kendi aklımla düşünüyorum bayım.

Halkı baskı altında tutanlar hep bunu söylemişlerdir: "Çoğunluk sizin karşınızda."

Kimsenin neye benzediğine nereden geldiğine aldırmadan. Sırtımızın çıplaklığını örtmeye yardım edecek herkesi kabul edebilecek kadar açık fikirliyim.


Siyah adamın özgürlüğü beyaz adamın özgürlüğü kadar değerlidir.

Ve siyah adamın özgürlüğü için gereken her şeyi yapmaya hakkı vardır.

Özgürlüğümüzü sabırla, şiddet kullanmadan, sevgi gösterisiyle asla kazanamayacağımızı dünyaya duyurmadan ve öyle davranmadan onu elde edemeyeceğiz.

Afrika'yı hiçbir önemi olmayan bir orman gibi düşünmemizi isterler. Çünkü ne kadar değerli olduğunu anlayacak olursak insanlarımızı neden öldürüldüklerini insani amaçlarla yapmadıklarını anlayacaksınız


İçimde hiçbir nefret izi yok.

Kimseye, "senden nefret eden birini sev" demeyeceğim. Bunu yapmam.

Aşırı taraf tutmak gerçekleri görmeyecek kadar kör etmesin sizi. Yanlış yanlıştır, kim yaparsa yapsın, kim söylerse söylesin.

gerçek güç, inançtan doğar,

tavizsiz hareket yaratan inanç Aynı zamanda baskıya karşı başkaldırı da yaratır bu.

Baskıya son vermenin tek yoludur güç. Güç hiçbir zaman geri adım atmaz, daha büyük bir güç karşısında olmadığı sürece.

Güç; gülümseme, tehdit ve gayri şiddetin karşısında geri dönmez. gücün tabiatında geri dönmek yoktur, yeter ki daha büyük bir güç karşısında olmasın.

Sömürgecilikten, emperyalizmden ve başka izmlerden kurtulabilirsiniz fakat kurtulmak zordur. Üzerinize dolarlar saçtılar mı, ruhunuz elinizden gidiverir.

Size kimse vermez özgürlüğü, siz alırsınız onu. Size kimse vermez adaleti, eşitliği. Erkekseniz siz alırsınız.

Bir araya gelip şarkı söylememiz gerektiğini düşünüyorsanız söyleyin. Fakat size soruyorum: Dövüşmeyi de ister miydiniz?

Bana bir kapitalist gösterin size bir kan emici göstereyim.

Bağımsızlıklarını kazanmış yerlerdeki insanların öfkeli olduklarını gördüm.

Parça için endişe etmeye başlarsanız, bütün için de endişelenin. Parça kötüyse bütün de kötüdür.

İnsanlar resmi olmazlarsa rahat olur. Rahat olunca zihinleri daha açık oluyor ve meseleleri daha objektif olarak tartabiliyorlar.

Siz ve ben, meseleleri ele alırken, objektif olmak zorundayız; sakin, soğukkanlı ve toparlanmış.

Her şey için belirli bir zaman vardır. Süleyman'ın dediği gibi, sevmek için de nefret etmek için de bir zaman vardır.


siz kitaptan işinize geleni okursunuz, dövüşmek istemediğin zaman, "İsa dövüşmeyin dedi" dersiniz. İsa'nın böyle bir şey söylediğini inanmıyorum bile.

Başıma bir yığın dert açacak şeyler söylediğimi düşünüyorsunuzdur kardeşlerim. Fakat ben zaten bir yığın dert içinde doğdum.

Yalnız bir şeye aldırıyorum özgürlüğe, hangi yılda elde edilirse edilsin.

meyve değil, kazık ve diken tattınız. Oysa o meyveleri tadabilmek için beyaz adamdan daha fazla çalıştınız.

Beyaz adam sırtınıza üniforma geçirip de sizi uzak ülkelere gönderdiğinde ondan çok savaştınız. Evet biliyorum, onlar için olursa dövüşüyorsunuz.

Aslında zencilerde yüksek sınıf diye bir şey yoktur. Çünkü o da diğerleri gibi aşağılanmaktadır, hakaret uğramaktadır.


kendilerine sağcı, solcu, ortacı diye isim takanlara itimat etmiyorum. Ne iseler o olmaları isim takılmasına izin vermemeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü isimler insanları öldürür.


Şu tanımı biliyorsunuz, "hür beyaz ve yirmi birinde". Bunu yapan Beyaz adamın hür ve patron olduğunu bilmemizi istiyor. Bu yüzden beyazım derken sesinin tonu değişik çıkıyor.


Ben kimsenin benim dostlarımı seçmesine izin vermem, siz de vermemelisiniz.

Sizler ve ben, insanları ve meseleleri kendi açımızdan tartmayı öğrenmeliyiz.

Kimse bize dostumuzun kim, düşmanımızın kim olacağını göstermemeli.

Ayrımcılık ve aşağılanmaktan başka kaybedecek neyiniz var?!
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
01-04-2020, Saat:11:10 PM
ezilenler dostoyevski

Eserlerimi yazmaktan çok onlar üzerinde düşünmek, hayal kurmak hoşuma gitmiştir daima

Bir güneş ışınının kişinin ruhunda yaratabileceği değişiklik öyle büyüktür ki!

insan hastayken duyguları daima yanıltıcı olur.

belki yaşlılıktan, belki de açlıktan, sessizce ölmüştü.

kendime bir uğraş bulmasaydım sanırım can sıkıntısından ölürdüm

Ah sevgili çocuklugum! Yirmi beş yaşında, son günlerimi yaşıyorken aklımda sadece senin olman; heyecanla, coşkunlukla sadece seni anmam ne garip aslında!

O zamanlar ne maviydi yüreklerimiz ne hızlı çarpardı!

O zamanlar her yanda göz alabildiğine çayırlar, ormanlar vardı; şimdiki gibi soğuk taş yığınları kararmazdı insanin içi Ne günlerdi


ne güzel, tatlı günlerdi! Hayatı esrarengiz, çekici görüyor, onunla tanışmaktan hoşlanıyorduk.

Her "çalının, ağacın arkasında bizim için bilmediğimiz bir insan vardı temiz yürekli, içten, duygulu bir insan Masal dünyası gerçek içiceydi

temiz yürekli, içten, duygulu bir insan birisini sevdi mi bütün varlığıyla bağlanırlar bu bağlılık bazan gülünç bile kaçar

Kahramanlarımla güler, onlarla acı çekerdim. Zavalılar aglarken benim de gözyasi döktügüm olurdu...

bir hikaye ama yüreğe işliyor; adam yerine koymadığınız silik, ezik bir zavallının da bir insan olduğunu, kardeşimiz sayıldığını duyuyor insan içinde

Nasıl söylesem sana, kitabın yüce, çok yüce bir şey olduğu daha ilk satırından belli...

Başarıya ulaştım diye gevşeme hemen. Demir tavında dövülür

Yeter ki dürüst ol; parayı, saygıyı onun bunun himmetiyle değil, hak ederek kazan...

Sadece dürüst ol yeter

önce dürüst olmaya bak; gözün yukarlarda olmasın önünde genis bir yol var Dosdoğru yürü bu yolda,

bir anne bu yaşta yavrusunu.
böyle bir havada sokağa salmaz!.

bazı insanlar, kimi zaman sevgilerini göstermekten inatla kaçınırlar;

kimi insanlar değil başkalarının yanında, başbaşayken de en sevdiklerine bile bile soğuk davranırlar Neresi hoşmuş bunun

Neresi hoşmuş? Sizin gibi zıpırlar için her kız hoştur, yeter ki kalçalarını sallaya sallaya yürüsün.

babasını çok sevdiğini, onunla öğündügünü, her sözüne körü körüne inandığını söylemişti

para peşinden koşan canavarın ne açgözlü,ruhsuz bir insan oldugunu herkes biliyor zaten.

Off insan sucuk gibi ıslanır da eve gelince hazır çay bulamazsa, ona çay yapmak istemezlerse ne kötü

insanlar dediğin kim? Hangi insanlar Soyguncular, iftiracılar hainlere Merak etme, her yerde doludur böyleleri

zayıf iradeli insanlarda bazan görülür Iyi olduklari halde üzüntüleri, öfkeleri haz verir onlara

kadınlarda durup dururken kendilerini hakarete uğramış, mutsuz görmek bir ihtiyaçtır.

kadınlara benzeyen çok erkek vardır,

söyleyeyim ki, bütün bu saçmalıklar, gözyaşları, ahlar oflar canımı sıkmaya başladı artık.

Yüreğimden belki de kanayarak, sızlayarak koparıp attığım bir şey artık bir daha eski yerini alamaz

duygularımı söküp attım içimden, unuttum! Anı diye bir sey yok benim için artık... yok

sevgili yavrusunun o güzelim yüzüne bakmıştı, bakmıştı... doyamamıştı bakmaya;

Ne dersen de, hala seviyorsun onu anam babam coşkun bir sevgiyle

Bunca zamandır içinde sakladığı, kızına olan sevgisi sanki önüne geçilmez bir çığ gibi taşmış, bütün benliğini sarmıştı.

Tanrı iyiliğinin, öfkeni yenmenin mükafatını verir sana!..

ne hoştu geçmiş!

Gelecekteki mutlu günleri haketmemiz için önce ıstırap çekmemiz gerekiyor. Istırap her şeyi temizler.

bazen romanımı bırakıp elime daha hafif bir şey alayım diyorum... Okuyanların içi kararmasın, neşelensinler!..

Mecburum... Onu sevdiğime göre, her şeyimi onun yoluna feda etmeliyim, aşkımı ispat etmeliyim ona, mecburum!

Köpeklerle aram pek iyidir, vallahi doğru söylüyorum. Bendeki gizli bir kuvvetten midir, yoksa benim de hayvanları çok sevmemden midir bilmiyorum, köpekler bayılırlar bana!

Babam, dünyanın en iyi yürekli, dürüst insanı

Hangi baba oğlunun mutlu olmasını istemez?

Mutluluğun ancak milyonda bir bulunabileceğini sanıyor diye suçlayamayız ki onu!

insanların hepsi kurnazlık, yalan dolan peşindeymiş,

Dürüst bir insan hiç bir şeyden korkmamalıdır

son derece yakışıklı bir adamdı. Yüz ifadesi duruma göre değişirdi; Yüz çizgileri bir ipe bağlıydı ipi hizla çekince, yüzündeki en tatlı ifade bir anda en kötüsüyle yer değiştirirdi.

açık yürekli konuştuğumun farkındayım. Ama benim için en önemlisi açık yürekli konuşmaktır

Zayıfın, başkalarına hükmetmekten çok baş eğmeye yatkın bir yaradılışı vardır. ölünceye kadar değişmeyecektir

insan kalbinin en soylu özelliği affetmek, kötülüğe iyilikle karşılık vermek

sizden oğlumla evlenmeyi kabul ederek bizleri mutlu kılmanızı saygılarımla dilemeye geldim.

candan dostum hiç ayrılmayacağız birbirimizden, hep beraber mutlu olacağız

Hepimizin içinde, karanlık günlerin artık geride kaldığı, yeni bir hayatın başladığı hissi vardı

çocuksun, ama hepimizden de anlayışlısın Tertemiz bir yüregin var

içtenlikle söylenmiş bir söz öyle hoştur ki! Bunu anlayamamışsa o aptalın biridir.

biricik dostum mutsuz olursam, ağlamak varsa kaderimde, yanımda olacağına, yanıbaşımda yalnız senin olacağına inanıyorum!



Bahattin karakoç

Ben nereye gitsem sen orda varsın

Tut ki gözlerini kaçırdın, ellerini çektin benden yüreğim üşümez mi


Susuzluk çekiyorsan bir suyun safağında Bil ki ya oruçlusun ya da nasibin onca...

Beni güneşin ortasına atsalar da
Yanarım, pişerim, gelirim sana; 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! ...

Şimdi bir uçurtmayım
eski günlerde uçan
Hem kovalayıp duran,
hem de ölesiye kaçan..

Ak yüzünü bir güldeste,
kalbini divan bilirim;
Hâlâ o kadar civan bilirim.

Dün gitmiş, yarın düş,
sen bu güne bak;
Bir balık tutar mı bıraktığın ün?

Özgül ağırlığın yoksa acunda
Simgesi olamazsın özgürlüğün.


Dinleyin dört köşe yedi iklim,
rüzgâra, yağmur yüklü bulutlara,
Ve meleklere And olsun ki,
kıyametin kopması gerçektir.
Ödeşme günü gelecektir
diyor en sevgili

Ben sevda bölüğünde askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Benim senden özge yârim yok


Beynimde ve ruhumda sensin
Sahura uyanmış çocuklar gibi kıvırcıklı sevinçlerle
Seninle seğriyorum yaprak yaprak..


And olsun ki kıyametin kopması
Şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir"! diyor en sevgili


Hangi sevdadır neden olan
Haziran güneşinde üşümeme?

Nice güzeller var seyrangâhımda,
Ben, tek güzel Allah!" derim.

Yüreğimden başka silah taşımam
Benim senden özge yârim yok
Bir hakkuşu öter geceleri
Aşk, mektup yazmaya zorlar beni
Sense yeri göğü sele veriyorsun! ...

Denizlere akan ırmaklar gibidir insan sevince


Yarım bir mektupla kapına gelmekten korkarım
Acısı garipten, fakirden,
yetimden çıkar


Ne Acı Azalır Ne Hasret Biter

Vakit düz ikindi bacalar tüter,
Gece olur ishak kuşları öter,
Ne acı azalır, ne hasret biter,
Yazanlar ortada ama sen yoksun…

Toprağa konulacağın günü hatırla.




Rahman Ve Rahim Olan
Adına Sığınarak,
Açtım İki Elimi, Kor Gibi İki Yaprak.
Bir Edep Ölçeğinde
Umutlu Ve Utangaç,
İşte Dünya Önünde,
Benim Ruhum Sana Aç.

Senden Seni İsterim,
Senden Seni İsterken,
Canımdan Çıkar Tenim.
Sana Âşık Ruhumdur,
Gözlerim, Cemalini Görmeden
De Kamaşık


Döşeğim Kara Toprak,
Yorganım Kara Bulut,
Ben Seninle Doluyken,
Vurgun Yapamaz Umut.
Her İnsan Günah İşler,
Sen’den Saklanır Mı Sır?
Tövbe Dilekçesiyle Kalkar Nasır.
Kainatı Yarattın, Rızk Verdin,
Kimine Sonsuz Körlük,
Kimine Işık Verdin.
Sana Açılan Eli,
Geri Çevirmezsin Rab.


”Yanlış Adım Atmayın! ”,
Diye İndi Her Kitap,
Ulu Birsin Peygamberler Gönderdin,
Gök Yüzüne Yıldızlar,
Yere Çiçekler Serdin.
Senden Önce Bir Sen Yok,
Kâinatta İlk Sen’sin!
Bu Kâinat Bir Meta,
Hepsine Malik Sen’sin!

Rabb’im Seni Tanıyan, Bilir Doluyu
Kapına Geldi Bir Aşk Sarhoşu.
Garibim Ama Umutsuz Değil,
Seninle Dost Olanlar,
Cihanda Mutsuz Değil,

Gönülden Bir Sadaka,
Dağca Bir Ömrü Tartar.

Rabb’im lütfeyle Gülümse
Senin İçin Verince, Feyz Artar,
Gönülden Bir Sadaka,
Dağca Bir Ömrü Tartar.
Kainatta Ne Varsa, Hepsi Zikrinde
Hamd Ve Şükür Sanadır,
Her Şey Sen’inle Esen!

Sen Ki Sana Geleni, Çevirmezsin Lütfûn da Kahrın da Hoş!
Bir Beyaz Dilekçedir Yalvarışım,
İmanımla Amelim, Hem Nakışım.
Çalı Kendine Sığınan Kuşu İtmez,
Sen Gafursun, Azizsin,
Senin Keremin Bitmez!

Geldim İşte Kapına,
Kul Senden Irak Olmaz
Sana Adanmamışsa,
Yürekte Yürek Olmaz!

Her Müslüman
Bir Kartal, Vurulur Da Pesetmez,
Oruçtan Tad Alanlar, Kemik Peşinde Gitmez.

Sana, Secde Eden Ruh İçin;
Sözüne Sadık, Ruh İçin:
Hiç Kimseyi Vatansız,
Milletini Devletsiz,
Gönülleri Sevdasız,
Bayrakları Rüzgârsız,
Ocakları Ateşsiz
Bırakma Ulu Rabbim,

Asi Kul Değiliz Biz.
Esirge, Muhammet Ümmetini,
Esen Gitsin Her Kervan,
Kâinat Bir Mozaik,
Her Şeye Sahip Allah!
Ey Gizli Ve Aşikâr,
Her Derde Tabip Allah! ..

Uyuyorsun diye sitem edersin
Pişmanlık yok, yıktım siperlerimi
Sen benim her şeyimsin Ey Sevgili

Ummana düşünce
bir damla yağmur
düşer düşmez umman olur
Kabarır, dalga dalga kıyılara vurur
Bir dağa, bir çöle düşen damlalar
İz bırakmadan ziyan olur

Ağla kalbim ağla, özün taş değil,
Ağla özüm ağla, binan taş değil...
Yer-gök "Allah!" diyor,
bu aşk-boş değil


Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana

Ey sevgili umudunu diri tut! ...
Bedenim hür değil, mühlet ver ,
Er veya geç çıkıp geleceğim sana; 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! ...


Başımın üstünde dönüp durursun
Biliyorum benim devlet kuşumsun
Sılamsın, sevdamsın, sabırtaşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Aşkımı ateşle, dal dal olurum
Bir reyhan istersen bin dal olurum
Nârına-nuruna kurban olduğum
Ey benim tabibim, tacidarım
gönlüm seni bekliyor


Bütün analara sonsuz saygım
Bütün çiçeklere sevgim vardır

Sen benim her şeyimsin Ey Sevgili


Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben

Gülümsedin, dallar bana eğildi
Kelepçemin halkaları eksildi
Her çiçeği sensin diye kokladım..

Bir tabut bin lügattır Sürgit tazeliğini koruyan çiçek var mı,


Rahman Ve Rahim Olan Adına Sığınarak, Açtım İki Elimi, Kor Gibi İki Yaprak.


Kıvrım kıvrım akan bir sudur hayat,
Bazen sımsıcaktır,bazen çok serin.
Sabaha tazedir,akşama bayat,
Ürperen ruhudur kelimelerin.

Çocuklar üşümesin,
acı, ağrı çekmesin
Çocuklar ölmesin,
anneler ağıt yakmasın

Kalbimi Güneşin kirpiklerine astım.

Ey katip, adımı her muskaya yaz,
Her ırmağın kirlenmemiş kaynağına
Her gün vaktin rahmine
yeni bir sabah bırakır
Her akşam güneş kendi canına kıyarak...

Yâr göçmüş yüreğim neye dayansın? İsterim ki zaman yâr rengine boyansın


Yeşilin, mavinin ismi kaldı
Eski kartpostallarda resmi kaldı
Çalanlar en güzel düşlerimizi çaldı
Bize yalnızlığı bıraktılar

Çevrem çevre olsun diyorsan
Yağmur duasına çıkmadan önce
Tedbirler alacaksın sele karşı


İnsanlık tedavülden çoktan kalkmış
Yuh olsun duyarsız Müslümanlara!



Sabır olmasa,
Nasıl yumuşatacaktık ayrılığın kemiklerini..?

Hayatlarımızla
bağlı olmasak toprağa,
Ezgilere karıştırıp kimyasını
Böylesine koklayabilir miydik çiçeklerini..?


Umduğum bunca çaplı değildi
Gülümsedin, dallar bana eğildi


Yüreğime sevda ateşi düştü
Korkma Ben diri çıkarım her yangından."

Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

İndirsem perdeyi iç-dünyam zindan
açsam görünen ufuklar kandan
Bir türlü gönlümce olamam handan
Yolum hep karışır dağda, ovada
Her dert içime sığar
Canım tabuta sığmaz

Ey sevgili, mâruzatım bitmedi
Yazmak için kalem-kâğıt yetmedi
Aşk bir geldi, bir daha da gitmedi
Gönül kuşum ışık avlar havada


Ceza değil bir ödüldür
gelmek cihana
Ben sana âşıkım,
bundan vazgeçmem

Ey sevgili, ruhumla demir attım
Bana açık tuttuğun limana

Kaçan bir gölgenin peşine düşme,
Her zaman pınar ol, sel olup coşma

Yeni sözler gerek sevda üstüne


Yorgun Düştüm
Yokluğunu Sarmaktan
Umut kovalayıp hayâl kurmaktan,
Dalga dalga kıyılara vurmaktan,
Kızanlar ortada ama sen yoksun…

Bir cennet ki ancak bize yaraşır.

"Sen ki Sana geleni çevirmezsin eli boş Âşık boşa dememiş : "Lütfun da, kahrın da hoş."

Ceza değil bir ödüldür
gelmek cihana
Ben sana âşıkım,
bundan vazgeçmem
Ey sevgili, ruhumla demir attım
Bana açık tuttuğun limana

Dökülmüş yollara yüzlerce hacı
Kuş çalıdan, çalı kuştan dâvâcı
Kâinat her gece bir nar ağacı
Nar dedim, yüreğimi bıçakladım..

Öyle bir abdest al ki
su bile sarhoş olsun
yaprak ve çiçek ol kuru dala
Hep gönül şehri onar;
kâinata sevgi sun
Her ham söze sağır ol,
Azıksız çıkma yola..

Ya âşık olunca
ya da yağmur başlayınca anlarsın
Ciğerini dirilten toprağın
gizemli kokusunu


Bir çiçek ezilirse
artık kalır mı nizam?



Beni boğarsa sevgisizlik boğar
Sevgi ışık ışık diriltir

Tebessümü bahar, kalbi hazine

sabrım kalmadı Fırlamak üzere ok Hasretle gerilmiş bir yay oldum ben... canım

Kainatı kucaklamak istiyorsan
Işığını gönder dört bir tarafa
Sevgisizliğe silahlar bile karşı

Çalı bile, sığınan kuşu itmez,
Sen Gafursun, Azizsin, Senin Keremin bitmez!"


Senin için asıldım dualara
Senin için her bıçağın ağzını öptüm
Ezgi ezgi kanayan dudaklarıma
Merhem diye seni sürdüm
Sargı diye seni sardım

Gönüldeki her göçük, hep suizandan olur


Keyfince doldur süsle dünya denen dükkanı Sonunda çırılçıplak bırakırlar toprağa

Yalnızlık çok eski bir alfabedir.

.
Sanat güzeli bulmak,
gereksizi atmaktır
Her eserin harcına
aşkı bol bol katmaktır

Eğri ve kırık çizgiler çizersem
Tövbelerim sağnak sağnak uzanacak sana

Yanıktır, yüreği kokar evimin,
Yorgundur, sıvası akar evimin,
Kapısı dağlara bakar evimin,
Hâzânlar ortada ama sen yoksun…

“Gökyüzü gözlerimi tutsak aldı
Nisan bulutlarını sürme diye çektim gözlerime...”

Az yaşa, çok yaşa, sonu yine hiç
Topla yığ, servetin beynine çekiç
Sağlam siper yoktur ecele karşı

İnsan tilki değil; deve,at değil,
Topraktan olmuş insan.
Belki biraz sudur ama ot değil,
Çileyle özdeştir bu garip insan.



Bilemedim gitti dünya kime yâr,
Kimler gam ehlidir, kimler bahtiyâr?
Güneşe uçmak istiyorum güneşe
Küstüm bu dünyaya


“Şehirler direniyor lânetli şeytanlara
Kerbelâ yollarında yürek İmam Hüseyin”


Yırtılan göklerin
gazabından korkuyorum.
Zaman çentik çentik tükeniyor
Çaresizliğin azabından korkuyorum.

Mecnun da kimmiş ?
dedim ki , O sürgün, benim !
Leylam bir gül goncasidir
bense dalında dikenim



Gülüşlerimde gizlenir
bütün acilarim benim
Ruhum bir hüma kuşudur ,
ağır bir yüktür bedenim

Gurbet seni seviyorum
Göçmen yüzüm çiçekleniyor
Yalnızlık seni seviyorum



Susuzluk seni seviyorum
Sessiz bir çığlıksın aşk Kerbelasından

,
Çileyle özdeştir bu garip insan.

İbrahim neredesin?
İbrahim kalk vur
Biz vurmazsak eğri nasıl doğrulur?

Ey yiğit yüreğimin en mukaddes cevşeni

Doğarken gülümse
Acıyı tatmamış yüreğinle
Bir siyah bir beyaz
Gök ırgalansın


Hep yokuşlara mı
tırmanacağız düzü görmeden
Hep buzullarda mı taşıyacağız baharı yazı görmeden?

Bir güle razı oldum
Aşktır beni ağlatan

Yanlış adım atmayın diye indi her kitap, Sana açılan eli geri çevirmezsin Rab."

Bulutlar dağlarda örgütleniyor
Dağlardan, çığlardan, sellerden korkuyorum.

Ölü denizlere hicreti anlatmak zor
Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum.


Sesimin imzalı fotoğrafını zamanın yüreğine asarken Kuşlar gider, ben kalırım.


Düşlere veda edip
dağlara bakıyorum
Her görüntü anında
bilinmeze kaçıyor
Düşüncemin akışına
yüreğimi takıyorum ben
Aklın sınırlarını yutan
bir atmosferde
Top top elem çiçekleri açıyor

Hep yanlış yapılır aşkın tanısı
Solmayan mürekkep bende anısı

Dalgalar nasıl döverse kayaları
Yüreğim de öyle dövüyor beni,

Bir askere sordum
ölümün aslı nedir
Ölümün güzeliyse
cihad yaparken şehit olmak

Aşıdır, serumdur, besindir her umut.
Ey sevgili umudunu diri tut !..

Ey sevgili Gönlümün dizginlerini bırak Bu yağmur sonsuza dek beni bırakmayacak

Aşıka yaş sorulmaz
Aşkınsa tarihi yok
Aşk, gönlümün göğünde
dolaşan bir yıldırım


Ey dağlara gidenler, çiçeklere basmayın çiçek ezilirse kalır mı nizam

Ebrehe'ler yaşadıkça ebâbiller konar-kalkar dolunaya,

En uzun namlulu
iki silâhımı kuşandım;
Biri sevgi, biri merhamet
kavgaya merhaba!

Girdim aşkın yörüngesine,
ışığım çoğalır hep;
Şebboylu güneşe ve
güllü ay'a merhaba!

Adını kalbime mıhladım,
öyle çıktım yola.

Gündemde Yine Aşk Var, Hiç söylenmemiş sözleri söylemek istiyorum.

Felek yâr değilse yâri yâr etmez.

Mekke baştan başa bir güvercinliktir
huzurdur,sevdadır,zenginliktir

Ben melekleri görmek istiyorum
Yüzleri annemin yüzüne benzeyen melekleri

Akşam olur dağlar
göbeğime oturur,
İp boğazıma... sesim çıkmaz
Karanlıklar katleder kanım akmaz

Burası Anadolu'dur
Sen uzaksın
Sen uzaksın, gönül ister
Ağlar da avutulmaz

Girerim-çıkarım, gözüm yoldadır,
Gezenler ortada ama sen yoksun.
Tohum ekenekte, meyve daldadır,
Düzenler ortada ama sen yoksun…

Benim sâdık yârim kara topraktır
Diyen Veysel'in kulakları çınlasın,
Toprağa sarıldım dost diye
Toprak bir verdiyse bin aldı benden,
Meğer toprak faizcinin birisiymiş
Dedelerimi, ninelerimi yedi
Hiç geri gelen olmadı
Toprağa da küstüm babacan!..
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
02-04-2020, Saat:11:24 AM
 Bahaettin Karakoç

Güzelliğin gözlerimi kör etti,
Yüreğimi yaka yaka kor etti
Sensiz bu dünyada virâneyim ben

Uzakta, çok uzakta bir kadın ağlar,
Benimse içimde bir şair üşür

Hayatım hayat olsun diyorsan
Sınırlar çizeceksin sınırsızlığa
Koşturup durmayacaksın yele karşı

Yürek Ferhat iken şiirin aşkına
İlk defa üşüttün beni ey yağmur...

Bir aşıka sordum ölümün aslı nedir
Dumansız yanıp eriyen bir aşk erine
Dedi ki ölüm bir vuslat uykusudur
Perdeyi aralayan gözlerine

Ve kendime sordum ben bu soruyu

Bedenim bir koza,
ruhum beyaz kelebektir
dünyada sevdiklerini bırakıp
Ölüm soyunarak hakk'a gitmektir

Herkes mutluluklar ülkesi'ne gitmek istiyor bu limandan,
Ne azık, ne bilet soran var,

hangi töre,hangi tören?
Ne bir harita vardır ellerinde,
ne de bir takvim,
Ne de düşler ülkesini
ömründe bir kez gören...

Özümü kaybettim bir depremde

Yırtıl artık, yırtıl, sabrımın çulu;
Kan yere düşünce çiçekler açar!..
İçimde çalıyor aşkın davulu,
Yürek kanatlandı yüksekte uçar.

Bir aşıka sordum ölümün aslı nedir
Dumansız yanıp eriyen bir aşk erine
Dedi ki ölüm bir vuslat uykusudur
Perdeyi aralayan gözlerine


Ürpermiyor Gökler ürperiyor da vicdanlar ürpermiyor

Yıldızlar kınalı keklikler gibi suya iner Burası Anadolu'dur Zaman yorulur gönül yorulmaz

Mevsim kurak giderse
çevre çabuk kirlenir,
Haram kana karışsa
öz ve kabuk kirlenir...

Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum

Herkes kendi yazgısının oyuncusudur bu yeryüzünde

Zaman mı kısaldı,
ben mi yoruldum.

Yıldızlara bakarken bütün güzellikleri senin birer âyetin bildim

Hangi ses yürekten çağırır
beni sana

ne at isterim ne hil'at
gün bu gün saat bu saat
tek istediğim şefaat,
umudum yâ resulallah

Hiç kimseyi vatansız,
milletini devletsiz,
Gönülleri sevdasız,
şehirleri mabetsiz;
Bayrakları rüzgârsız,
ocakları ateşsiz
Bırakma ulu Rabbim,
asi kul değiliz biz."

Reform" bir narkoz,
özgürlük"se yoz;
Refah" salatası yel önünde toz...
İp elinde, ipsizler bizde;
Üç buçuk kuklanın isteği kolhoz.


Yeniden Yeşerteceğiz Toprakları

Kendine dön!" demiş Türk'e Bilge Han Dost diye yaklaşma it'e, yılan'a.

Kopuvermiş umut denen renkli ip
Dünya sarhoş, gönüller muzdarip...


Gözyaşı kurumuş, kayalaşmış çağ;
Tüm putlar, övgüler ayaklara bağ,
Yetmeden kuruyor yeşil ekinler.

Dost diye yaklaşma it'e, yılan'a.



Haberlerin kötüsü
mola vermez yollarda
Taş, diken, çamur demez
ve doludizgin gelir.

Hükmüm geçmiyor zamana
Perhizliyim katı yiyeceklere düşünceye ve harama
Sabırdan ve dualardan
başka gıdam yok

Gene bir bulut olup
yağmurlar taşımak istiyorum,
Topla parçalarımı
beni yeniden yoğur
Seninle yanmak,
seninle üşümek istiyorum
en Sevgili tabibim, meydana buyur


İnsan güzel, çevre güzel, iş güzel
İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış güzel
Nerden baksam
gökyüzünde ay bedir,

Sevmek varken küsmek nedir,
kin nedir?

Bir teknem olsun istiyorum gökkuşağı rengi Ve gitmek...
mola vermeden gece-gündüz
Balıklara türkü söylemek istiyorum
Yıldızlar, karanlıklara tükürünüz!

Bir imlâ hatası çoğa mâl olur,
Düşlerde yaşarım,
düşsüz koyma gel!
Dağların da kara ihtiyacı var,
Kar yağdır, dağları kışsız koyma gel!

vefasızlıkla ilgisi yok efendim, 
Tek başıma çare
üretmekten tükendim 
İş karışık, içinden çıkamıyorum."

Ey mutluluğumun müziği şiir mayam iksirinin karışmadığı sular sığ, söyleşiler ham


Bense gözlerini dinlemek istiyorum bu akşam Bütün sevdalı kuşlardan.

Sarıver düşlerinin gökyüzünü can
Yaprak yaprak dökülsün hatıralar
Yankısı duyulsun bütün dağlardan
Kanayan yaranı çiçeklerle sar...

Tutsaksın sevdaya büyülenmişsin
Kazansan da aynıdır
kaybetsende savaşı
Bir Sultan oturmuş gönül mülküne
Sanki sultan değil zindancı başı ...

Ve yağmurlarla kucaklaşan
Yanık topraklar gibi
Bir işe adınla sarılmak
Bir söze adınla başlamak

Ey Allah’ın sevgilisi
En güzel sen çizdin
bir nefsin portresini
Yoluna düşmüşüm
başka yol bilmem

Ölü denizlere hicreti anlatmak zor

Gece - gündüz yana yana
Küllerde seni aradım.

Abdurrahim karakoç

Size göre, mezar yokluk kapısı;
Bize göre, edebilik tapusu.
Öte dursun sebeplerin hepisi;
Siz ölürken gülebilir misiniz?

Doğmadık güneşin aydınlığında
Uzarsa gölgeler dost kılığında,
Şüphe keleplenir gönül çığında,
Beni benden... Beni senden ayırır.

Meğer su ıslanır, kir kirlenirmiş
Yalanla yılan da zehirlenirmiş
Alçaklığın girdabına düşenler
Yukarı çıkınca kibirlenirmiş...

Diyorsunuz ki, durum kötü-işler yaş
Şikayete hâkkın yoktur arkadaş
Bir kılavuz seçmişsin ki kendine
Eli demir, beyni mantar, kalbi taş...

Milletin sırtında saltanat hoş olur
kürsülerde beyanat hoş olur
Alkışçı sürüler sizi bekliyorsa
Devlet kesesinden
seyahat hoş olur...

Ne dünü yarına taşıyabiliriz ne de yarınları bu güne getirebiliriz.

Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan..."

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan
Bana zindan olur Maraş, Elbistan
İbni Sina, Dede Korkut, Alparslan
Susarsam, hâkkını helâl etmesin.

Ya Peygamberler sultanı Hz Muhammed Mustafa sav nın ve ona inananların çilesi? İşkenceler, eziyetler, hakaretler ve yurdundan, sürülenler?

Ebu Cehil ne anlar aydınlıktan? Hâkikat kapısını kapatmaktır onun gayesi.

Nemrut'un, Ebu Cehil'in çırakları hâlâ yaşıyorlar. Hem de çoklar. Asr-ı Saadet'in kapısına yaklaşmak düşüncesi bile suç oluyor.

Başlar hep beyine muhtaç,
Mideler dolu, gözler aç.
Her çıbana üç beş ilaç,
Sürdüm amma beğenmedim.

Kimimiz her saat, her gün yaşarız
Kimimiz senede bir gün yaşarız
Kimimiz ipotek koyar zamana
Kimimiz zamandan sürgün yaşarız.

Hayat böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide
Beni değil kendini de
Unutursun Mihribanım

Milletin sırtında saltanat hoş olur

Yüksek kürsülerde beyanat hoş
Alkışçı sürüler sizi bekliyorsa
Devlet kesesinden seyahat hoş

"Kırk sandığa sığmaz
bir kirli gömlek."

Yüksekten dökülen suyun sesine,
Kekik kokusuna, çam gölgesine,
Renklerden sütbeyaz, koyu yeşile,
Toprağın moruna âşıksın gönül.

Yeryüzünde yalnız kalıp sıkılırsan çare çok Yum gözünü, çık yukarı gökte gez,boş oturma..


Zaman hep sonsuza akar;
Meyve dökülür, dal kalkar
Çiçeklere bakar bakar
Ben hep seni düşünürüm

Yüz yıl önce dedenizi dinledik;
Sonra babanızdan çektik, inledik;
Ücret, rüşvet alırsınız, anladık;
Siz hiç ibret alabilir misiniz?

Meğer su ıslanır, kir kirlenirmiş
Yalanla yılan da zehirlenirmiş

Alçaklığın girdabına düşenler
Yukarı çıkınca kibirlenirmiş...

Söylenecek söz çok saha dar
Olmuyor olmuyor olmuyor işte? ...
Cahilin beyninde dokuz delik var
Dolmuyor dolmuyor dolmuyor işte


Zirvenin ötesi iniştir.
O inişe geçmemize az kaldı. Arkada yeni bir zirve var ki, o zirve tekrar güzelliklerin zirvesi olacaktır.


bir zirve var ki, o zirve tekrar güzelliklerin zirvesi olacaktır.


Şamata koparıp oy hesabına,
Göz yumdular halkın ızdırabına.
Zillet turşusunu zafer kabına
Koyana yuh! Koydurana yuh olsun.

Siz hiç ibret alabilir misiniz?

Düğünler, bayramlar seninle gelir
Gecede yağan kar seninle gelir
İlkbahar, sonbahar seninle gelir

Gittikçe her yüke alışıyoruz, Ağlanacak yere gülüyoruz.
Gönüllü gönülsüz çalışıyoruz,
Emek bizim amma iş bizim değil.

Kölelik yayılmış köşe bucak
Elli tane hokkabaz,
elli milyon oyuncak!

Eteği tutuşmayan yangından bi haber...

Temmuzda üşür gezerim;
Zemheride akar terim;
Dört mevsimde derbederim...
Yazım garip, kışım garip.

İne gönül, kalka gönül
Hep doğruya baka gönül.

Hak vergisi... Hâkk'a gönül
Vermeyene anlatılmaz.

senin ak alnından, gök gözlerinden
önce dallar, sonra yapraklar öpsün
eğilsin yıldızlar, tutsun elinden;
gecelerden sonra şafaklar öpsün

Ayrılmamaya bin yemin ,
Ettim , sana geliyorum.

"kişi kendini başkasından
daha iyi bilir."


Peygamberler sultanı HZ Muhammed e inananların çilesi? İşkenceler, eziyetler, hakaretler ve
Sabrın sonu selamettir'' diyerek,
Sabırları dalda çürüttük tek tek..



Gurbet nerede başlayıp nerede bitiyordu?

"Sabahsız, akşamsız bir dünyada günün uzunluğu, kısalığı ölçüye sığar mı?"



Çiçek misin be dürzü
Açacaksan doğru aç
Kumaşı bozma terzi
Biçeceksen doğru biç

Boş hayale kurban etme zamanı

Tomurcuk çiçekleri
solduranlar utansın
Sevgi kadehine
kin dolduranlar utansın

Her şeyin iyisini biz biliriz diyerek
Vatandaşına saç-baş yolduranlar utansın

Kitlenin kıblesi paraya döndü
Dünkü topraklar evler saraya döndü
Değişim rüzgârı vurdu her yeri
Bembeyaz umutlar karaya döndü...



Temizlen de gir mezara, Toprak senden incinmesin

Şu sıra yağcılık rağbete bindi
Ülkü yalakaya, yağa emanet.
Dağdaki haydutlar şehire indi
Yüz bin yiğit bir korkağa emanet.

Kovsalar sövseler gitmezsin,
Vermeyi bilmezsin alırsın sen
Düştükçe değil,
çıktıkça alçalırsın sen.

Hakikaten bu güne kadar her ne çektiyse Zekası kıtlardan çekti insanlık.

Tomurcuk çiçekleri solduranlar
Sevgi kadehine kin dolduranlar
Her şeyin iyisini biz biliriz diyerek
Vatandaşa saç-baş yolduranlar utansın.

Sendedir mayası, özü İslâm'ın
Sendedir, kulağı, gözü İslâm'ın
Gülsün, yeter artık yüzü İslâm'ın


Sükûta muhtacım, ayrıl yanımdan,
İncitip günaha girme boşuna..

Yapraklar sallanır, ışıklar söner...
Büyüdükçe büyür içimde bir dert,

Kaç cehennem yaptık,
kaç cennet yıktık
Gönül sarayına kaç maymun tıktık
göğsümüze kaç kurşun sıktık
Kaç tezata konup göçtük sayamam.



Kabuğum emer özümü;
Utanıp yumdum gözümü
Anlamaz üzüm üzümü;
Bağ uykuda tükeniyor.

Şeref dolu bir tarihe sahibiz
O şerefe sahipmiyiz sahi biz?

Habibin hâkkına, İsmin hâkkına
Af dilemek için ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Ya HÂKK...

O dedi ki:
Yalan söylemezdin hani?
Unutmam derdin sen, beni.
Sormak suç olmasın yani;
Aklında mı?


Gergin uykulardan, kör gecelerden
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.

Çile var ki cok nimetten evladır.

Sırat'tan incedir sevda köprüsü,
Beraber geçelim tut ellerimden.

Nefret boşta kalsın
için aşk ile dolsun...

Kolayı var be yiğidim,kolayı
Hazırlayın kürek,kazma,malayı
İslâm harcı karılmayı bekliyor
Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

Bir kurdun ardından kırk it uluyor.

Arada bir hayallere dalarsın
Neden sık sık uykuları bölersin
Rüyalarda yokladığın kim ola?

Hava nasıl diyorsun
İklimler bozuluyor
Her yerde namuslunun
Kuyusu kazılıyor
Dürüstler yiyor çelme
İster gel ister gelme..


Hırsızlar oldu tacir
Görsen yüreğin acır
Delinin keyfi gıcır
Akıllı üzülüyor.

İyiyi, güzeli beğenen alsın..
Kurtlandıkça kurdu çıkar, unutma!
Sözüm kulağında bir küpe kalsın..
Bazan su yokuşa akar, unutma!
Ezilenler putlaştırır ezeni..
Eğri direk kırar doğru gezeni .
Böyledir, değişmez dünya düzeni

Bir yapar, biri yıkar, unutma!
Domuz sürüsüne kuzu katılmaz
Acıkmış katıra gül koklatılmaz...
İt eniği ite çeker, unutma!
Cahili iknaya bulunmaz imkân
Kötü, zaman değil; mekândır,
gerçeği görmez her bakan
Eğri bina erken çöker, unutma!


"Yaşayabilmek için en güzel sevdayı Darağacından seyretmelisiniz dünyayı.."

Umut halatından tutup çekmekle
Arzular, hayaller yakına gelmez.

Diyorlar ki: Zülfü yâre dokunma
Dokunmazsam vicdanıma dokunur
bir yanlış gördüğüm zaman
Sessiz kalmak irfanıma dokunur

Namusluca çalışmayı bırakıp
Yüz yıllık yarayı kaşıyor medya
Utanmadan iktidara yağ yakıp
Ne kadar zift bulsa taşıyor medya

Göz utanır, gönül dostu görünce
Can tutuşur, candan selam gelince
Bülbül olup bir bahçeye girince
Gül yanmazsa ben yanarım sultanım...

Can tutuşur, candan selam gelince


Ne dünyada hesap veren var ne de ahiret hesabından korkan.
Dünya kısa hesap yakın
Edepsizliği bırakın.



Aşk ateşi sabır ister
bir yanarsan sönme ha
Gerekirse kelleyi ver,
söz verirsen dönme ha

İlim, irfan olsun azığın ve pusatın
Atar bir gün kör çukura
hırs atına binme ha

Menfaat çarkı durmadan dönüyor Mumlar yanıyor, ocaklar sönüyor
Arkasındaki azmanlara bakarak
Korkak kendini kahraman sanıyor

Çilesi belası gözüm üstüne 
Derdimin dermanı say bu sevdayı.


Siyaset, feraset ilminde tektir;
Bir saat avukat, bir saat doktor...
Fetva vermediği mesele yoktur;
Namazı kılınmaz, Allah kahretsin!
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
02-04-2020, Saat:09:28 PM
ezilenler dostoyevski

Sözümün dinlenilmesini isterim ben! Karşımdaki, kendi düşündüğü iyi şeyi değil, benim söylediğim kötü bile olsa, onu yapmalıdır

Hadi bas git! Yürü! Ense köküne yapıştırırım yoksa.

iki kisi kavga ederken üçüncü karışmaz Selamını ver, çek arabanı

Merhaba canım kardeşim, merhaba Hayat değil benimki, yuvarlanıp gidiyoruz işte...

o tatlı günlerimizi unutmadım hala. Unutamıyor insan

yüzünden düşen bin parça oluyor, canın birşeye sıkkın, Nasıl anladım!
dersen? insanın içini yüzünden anlama bilimiyle uğraşıyorum artık

Şaşıyor musun? Şaşma. insanın başına her şey gelir hayatta...

Yüzüm kara olmasına karadır, ama herkesinki de en az benimki kadar karadır.

bol para kazanıyorum rüşvet alıyor, gerçekleri savunuyorum.

Koyuna karşı kurt, kurda karşı koyunum.Kendime göre
prensiplerim var bir çiçekle bahar olmayacağına inanır, işimi ona göre tutarım.

Okuyunca az kaldı dürüst bir insan oluveriyordum! Az kalmıştı, ama vaz geçtim, namussuz olarak kalmayı yeğledim

içten pazarlıklı, kurnaz, uyanık, anasının gözü bir çocuktu. Ama aslında temiz yürekliydi. Yolunu yitirmiş bir insan... toplumda böyleleri çoktur.

Bir insanı küçümsemek olur mu

Kötü bir insanın senin için ne düşündüğü nasıl oluyor da bu kadar ilgilendiriyor seni?

kutsal saydığı bir şeyle alay edilince alay eden nasıl bir insan olursa olsun yüreği sızlardı,

Sertliğim, ciddi tavrım bir üstünlük sağlardı bana; bilindiği gibi, insanlar bazen azarlanmaya, paylanmaya büyük bir ihtiyaç duyarlar içlerinde.

ne bencil, ne yetinmek bilmez insanlariz bizler!

Yaradılış yönünden de sosyal yönden de kendileri dürüst bir şey yapmadıkları halde başkalarına ögüt veren insanlardanım ben

Bu yabani, yüreği nefret dolu yaratığı iyilikle etkilemeliydim. ömründe hiç iyi insan görmemiş gibi bakıyordu yüzüme.

Yapayalnız kalmışsın dünyada, kimsen yok.

Önemli olan akıl değil, onu güden yaradılış yürek soylu duygular bilgidir

Budala olduğunu anlayan bir insan budalalıktan kurtulmuştur artık

herkes saklar düşüncelerini; suya sabuna dokunmak istemezler!

Hepsi kendilerini eskiden beri süren düşüncelere, kalıplara uydurmak çabasındadırlar Oysa
düşüncelerimizi zorlamak hiç iyi değildir Bir de hayalci derler bize

Kişiyi başarıya, iyiliğe, sevgiye götüren her şeyden söz ediyoruz. devrimlerden, insanlık sevgisinden, toplum için çalışanlardan sözediyor, bunları okuyoruz.

Kendi aramızda içten olmaya, düşüncelerimizi hiç "çekinmeden birbirimize açmaya yemin ettik.

Amaca ulasmanin tek yolu içtenliktir.

ömrümüzün sonuna kadar dürüst olacağımıza, bizim için ne söylerler ne düşünürlerse umursamadan, heyecan tutku ve hatalarımızdan utanmadan doğru bildiğimiz yolda yürüyeceğimize ant içtik

Başkalarının seni saymasını istiyorsan önce kendini say; yalnız kendi kendini sayman, başkalarının seni saymasına yetecektir

Yanılsam, yanlış yolda bulunsam, söylediğin gibi bir aptal olsam da içtenim ya Yanılmak onursuzluk demek değildir.

Yüce düşünceleri seviyorum. Varsın yanlış olsunlar, ama özleri kutsaldır

herkes duygularını anlatsa daha iyi olmaz mı? Açık yüreklilik çok belayı defeder!

Elinde imkan yoksa sorumluluğun altından kalkamayacaksan evlenmeye de, sorumluluk almaya da hakkın olmadığını anlaman gerekirdi. Sadece sevgi yetmez her şeye.

Alay ediyorsunuz bizimle, oynuyorsunuz; gizli niyetleriniz var. Ne yapmak istediginiz ortada.

Oğlunuzu azarlayacağınıza kutlamanız gerekirdi; çünkü bilmeyerekten sizin istediginizi belki daha bile çogunu yaptı.

Temiz, duygulu, bir çocuk kadar içtendi; huyları o kadar uyuşuyordu ki... Dost, kardeş olacaklarına yemin ediyorlar. ölünceye kadar ayrılmayacaklarına söz veriyorlar

seni gün geçtikçe daha çok seviyorsam elimden ne gelir... çıldırasıya... çıldırasıya seviyorum

bir babayim ben de, oğlumun mutlu olmasını isterim...

Kime istersen ona git, mutlu ol. Kalbinden, bana vereceğinden daha çok sevgi isteyemem.


kaç kere kavga ettik, kaç gün konuşmadık birbirimizle!" Günlerce dargın durduk, mutluluğumuzun değerini bilmedik;


kaç kere kavga ettik, kaç gün konuşmadık şimdi tutmuş mezarından dışarı çağırıyorum seni; bir dakika için hayatımı vermeye hazırdım!

Ulu Tanrının katında haketmedik mutluluğu; iyilik beklemek aptallık olur

çocukluk etme. Bir kere, yakışık almaz; sonra kabalık etmiş olursun.,insan arkadaşlık bağlarını koparıp atar mı hiç?


Sadece sevgi yetmez her şeye

Alçak için başka ne söylenir?
Alçak alçaktır.

Babası kızını canından çok severmiş; o kadar ki, kocaya vermek istemiyormuş onu. Kızıyla evlenecek erkeği kıskanır, kızından ayrılmayı düşünmezmiş


Alçak herif Soydun soğana çevirdin onurumu bir paralık ettin, şimdi de bırakıp kaçıyorsun. Hosça kal!

alçaklar, karşılarındaki iyi yürekli, soylu bir insansa çok rahat olurlar. Saf olduklarından kolayca aldatabilirler.

iyi yürekli, soylu insanlar Saf olduklarından kolay aldatılabilirler.

insan yüzü gördüğüm yok; hiç kimse bize oturmaya gelmiyor. Her şeyimiz var, ama gelen giden yok.

Toplumumuz hiç bir zaman olgun olmayacaktır,

öfkeye kapılmak gururun incinmesi sonucu uygunsuz bir şey yapmak kişinin dürüst olmadığına delil değildir; tam tersine, en olağan, insanca bir tepkidir.

Her zaman böyledir "Bir dakikacık kalacağım" der, bir türlü kalkmak bilmez, bakarsın gece yarısı olmuş. O saatten sonra da gidemez Doğru mu bu şimdi dürüst davranış mı?

Henüz çocuktu, ama inanç dolu, iyiye, haklıya yürekten bağlı, tuhaf bir çocuk... O günümüz ailelerinde çok rastlanan düşünen, çocuklardandı

Nasıl oldu da bir çocugu sevebildi ? Bunun nedeni açıklanamaz Kişinin niçin, Nasıl sevdiğini hiç kimse bilmez.

acımaya benzer bir duyguyla sevmiş onu. Soylu bir yürek acıyarak da sevebilir...

Ben böyle yaparım her zaman; içime bir davranışımın kötü olduğu kuşkusu düşerse hemen kalbime bakarım, o rahatsa ben de rahat olurum. insanin daima böyle yapmasi gerekir.

Siz üzmeyin kendinizi
zamanla her şey düzelir.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi