Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Kardeşliğimizi Yitirdik

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : sessizlik
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Forumcu
*
573
mesajlar
77
konular
565
REP PUANI
Yeni Üye

Jul 2016
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#1
27-10-2020, Saat:01:30 PM
Kardeşliğimizi Yitirdik
Hayatın meşakkatli yolculuğunda tökezleyen insanoğlunun en aciz kaldığı durum, kendisini yalnız hissettiği anlarda vuku bulsa gerek.Kendi ihtiraslarının esiri olan insanlık,bu esarette yanına ekseri ekip bulamayınca bunalıma giriyor.Mutlak kudretin yegane dostluğunu tahayyül edemeyince de yalnızlığı başına dert oluyor.
Bizler var olduktan itibaren insani kimliğimizin de etkisi derecesinde hem cinslerimizle iletişim halindeyiz.Dünyanın bir çok yerinde bizler gibi nefes alıp veren milyonlarca insan var.Bu insanlarla aynı düşünceleri paylaşmasak bile inanç noktasın da aynı kulvarlarda isek,dinimiz bu bağı ‘kardeşlik’ çerçevesinde hukuklaştırıyor.Kardeşinin derdi ile dertlenmeyenin mesul olacağını beyan ediyor.Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız,iman etmedikçe cennete giremezsiniz (sav) vaazıyla ,kardeşçe sevginin ehemmiyeti asrı saadetten bu yana sadece kulaklarımızda yer edinmiş.
Komşumuz açken tok yatan bizden değildir hadisi artık sadece kuru bir görüntüden ibaret.Tenezzül edip okuduğumuz bir kitabın sayfalarında can çekişmeye mahkum bırakıldı.Kavgasız günlerimiz yok denecek kadar az.İslam dünyasında mazlum kardeşlerimizin uğradığı işkencelere dualarda bile yer veremez olduk.
Bizi hukuksal bağlarımızın olduğu kardeşlerimizden bu kadar soyutlayan dünya hırsları hangi zafiyetlerimizi hakimiyeti altına alarak iktidarı oldu yüreklerimizin?
Kardeşi incindiğinde bu sızıyı yüreğinde hissetmeyen benliğimizi nerede yitirdik?
Bu tedavisi zor görünen tekfir hastalığı kimden bulaştı bize?
Kendi teslimiyetsizliğimizin hüviyetimiz de oluşturduğu bu hastalığı tedavi etmek için çabalamak dururken bu çabayı kabilce duyguların beslenmesinde kullanmaya azmeyleyen duygunun adı ne?
Her geçen gün vahiyden uzaklaşan, köhneleşmiş zihinlerce başına bela gelenleri gördükçe,nefissel mutluluğumuzun kaynağı ne?
Öz kardeşi imtihana tabi tutulup ,ellerindekini , bir zaman sahip olduklarını kaybettiğinde yüreğimizi kaplayan sevinç naralarını hangi zaman diliminde sinsice besledik?
Davet adına okumaktan bile aciz olduğumuz ,konuşmaktan imtina ettiğimiz,hakikatleri haykıramadığımız anlar varken,ilim için canla başla gecesini gündüzüne katan,beşeriyetin ekseninde hata yapabilen değerli insanları inanç dışı görmeyi, hangi nebevi kaynakta okuduk?
Muhakkak müminler kardeştir(Hucurat 10) vahyini neden unuttuk?
Gazete başlıkları,manşetleri,gündemde yer alan konular,tv programları,internetteki forumlar da olası münazaralar vb bir çok insani iletişim kaynakların da insanlığın kendi kendini yok edişine şahid oluyoruz.
Merhamet, önce yürek dünyamızdan sonra hayat yolculuğunda katık olarak yanımıza hazırladığımız heybelerimizden fütursuzca kaybolmuş durumda.
Ne eşler birbirlerine,ne kardeşler kardeşlerine,ne anne-babalar evlatlarına,ne öğretmenler öğrencilerine,ne çocuklar büyüklerine yahut küçüklerine ,yani insanlık insanlığına öfke biriktirmiş yakaladığı an, hunharca kusuyor.
Aile ve çevresel nitelikli beraberliklerde uyumu yakalayabilmek için bir sürü kitap yazılmış,her gün makale yazılıyor belki de.İrşad edici konumunda ki bir çok bilinçli,şuurlu Müslüman çözüm önerilerine nebi ikliminde bir teslimiyet bildirimi yapıyor.Bizzat yaşantısı ile örnek olmaya çalışan güzide hayatlar dahi var aslında.
Menfi duyguların hakim olduğu yürekler hiçbir irşad edici ile tatmin olamazken,şahsiyetli yarışa giren binlerce gencin önünü kestiğinin farkında da olamıyor maalesef.İnsan doğru olduğuna kati surette inandıktan sonra ,müntesibi olduğu fikri ameliyesine dökmüyorsa bilinçli sayılmaz.
Müslümanım hamdolsun dedikten sonra hükümleri icrada zafiyetleri varsa ,nefis terbiyesinden sınıfta kalmış demektir.Müslüman olduğunu beyan eden kardeşine karşı ,farklı bir görüşünden dolayı kardeşlik hukukunu çiğniyorsa yine bir noksanlık söz konusudur.İhtilaflardaki rahmet esprisi bizlere ışık olamamışsa nefsimizin ipleri elimizde değil demektir.Güçsüzlüğümüzün nedenlerini sorgularken,hatalarımızı düşünürken işin içinden çıkamıyoruz.Kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz ama gidişatımız nereye hiç düşünmüyoruz.Ayan beyan uyarılmışlığa rağmen itidalli olamıyoruz.
Toptan kabul,toptan reddiye marazlığı üzerimizde barındığı sürece doğrulamayacağız.Hatalarımızı kendimize itiraf etmediğimiz sürece ,kısır bir döngüde ezilmeye devam edeceğiz.
‘Allah a ve peygambere itaatten ayrılmayın ve birbirinizle çekişmeyin ,sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elinizden gider.Sabırlı olun,çünki Allah sabredenlerle beraberdir.’( Enfal 46)
Kim bilir belki de birbirimizle çekişip durduğumuz için Rabbim ,kaybettiğimiz sevgiyi yüreklerimizde yeniden yeşertene kadar bizleri güçsüz kılacak.Sabrı kuşanmak acılarımıza merhem olmayacak.
Gelin ey Müslüman kardeşlerim,birbirimizi olduğumuz gibi sevip,kardeşçe bağrımıza basalım.
Birbirimizle kardeş olalım ki Rabbimiz kaybettiğimiz gücümüzü bize geri versin,bizleri zalimlere karşı muzaffer eylesin inş.
Gelin Hucurat süresi onuncu ayeti duruşu ile neferleştiren bir diriliş abidesi olalım…


2012 /Sessizlik
بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّ


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi