Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Kanuni sultan süleyman

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 37 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Murataltug
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
13-11-2017, Saat:04:02 PM
KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMI
Kaynak enfal.de

Osmanli Devleti'nin onuncu pâdisahı ve Sultan Selim'in ogludur hânedandaki onuncu hükümdardır Osmanli kaynaklari onu, kanun koyucu vasfidan dolayi genellikle Kanunî Sultan Süleyman" diye bati kaynaklari ise büyük ve kudretli vasfindan dolayi Muhtesem ve Büyük" gibi isimlerle anmislardir.

Batili tarihçiler onun ve sahsiyetinin büyüklügü hakkinda bilgi verirken su ifadeleri kullanir: "Kanunî, "Muhtesem" ve "Büyük" gibi ünvanlarla anilan Süleyman'in sultanlik çagi, Osmanli tarihinin en önemli devresidir. Devlet, kudret, yeni fetihler, medeniyetinin, kanun ve mimarlik anitlarinin en güzel varligini bu pâdisaha borçludur.

Osmanlilarin sadece "Kanunî" ünvanini verdikleri,Avrupa tarihçilerinin "Büyük" sifati ile adlandirdiklari Osmanli Pâdisahi sadece Sultan Süleyman'dir. Sultan Süleyman Yeni Çag tarihinin en dikkate deger safhalarindan birini teskil eder.

XVI. yüzyilin baslarinda, Amerika'nin kesfinden sonra, Avrupada denge kurulmus Hiristiyanlikta ortaya çikan Reform,
Fransa'da I. François ve Henri'nin kurduklari hükümetler; Papa Leo'nun kültür, bilim ve sanayiye ön ayak olmasi, Sarlken'nin bas kaldirisi,gibi tarih olaylari bünyesinde toplayan bir asra az rastlanir.

Kanunî, söhret sahibi hükümdarlarla rekabet edebilecek bir hükümdardir. Osmanli Pâdisahlari'nin onuncusudur. hicret asrinin basinda doğmuştur
Muazzam ve âdil devletin vatandaşları Sultan Selim'in vefatina ne kadar müteessir olduysa, Sultan Süleyman'in cülûsuna o derecede sevindi.

cülûs Kur'an-i Kerim'in Neml Sûresi'nde Hz. Süleyman'in Belkis'a gönderdigi mektuptan bahsederek O,Süleyman'dandir. Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla baslamakta "Bana bas kaldirmayin, teslimiyet gösterip bana gelin, diye yazmaktadır Sultan Süleyman, âyetlerin sirrina mazhar oldugundan Müslüman Türkler ile birlikte Islâm dünyasi en bahtiyar yillarini yasadi.

l3 sefer harbe katılıp 300 kalenin fethedildigi Kanunî ile dünyaya parmak ısırtan Osmanli fütûhatta idare, siyaset ve medeniyette yeryüzünün tanımadığı, bir taniyip bilemeyecegi bir kemâli zirvelestirmis bulunuyordu.

Kanuni Asya'da Kafkas daglarindan, Acemistan içlerine, Yemen'e, Aden'e, uçsuz bucaksiz Arabistan çöllerine uzarken, Afrika'da Habes, Misir, Tunus, Fas ve Cezayir'i almis,Venedik ve Cenevizden büyük küçük bütün adalari koparıp derleyerek vatanına ilhak etmiştir

Avrupa'da Egri ve Estergon kalelerine kadar Macaristan'i itaat altina almis, Erdel Kralligi, Eflâk, Bogdan Beylikleri, Kırım Hanlığı ile Lehistan steplerini ele geçirmis,Avusturya ve Venedik vergiler ve ödemeye mecbur edilmis, Fransa, Italya, Lehistan dize gelmis, Ispanya yedigi sille ile hizaya getirilmistir

Sultan Süleymanın, l520'deki cülûsunda Osmanli Devleti, Türk tarihinde eşine rastlanmayan bir kuvvet ve kudrete sahipti Babası Sultan Selim'in, dogu ve güneye hamlesi, Osmanli Devleti şeklini temelden degistirip hakimiyetindeki toprakları iki misline çıkarmıştır

Şiilik, Anadolu'dan atılmış, Safevîler ağır bir darbe yemiş kurtulamamıştır heybetli Memlûk Devleti ise yeryüzünde mevcud değildir memluk toprakları Kudüs, Haremeyn, Şam Kahire gibi önemli merkezler Osmanli hâkimiyetine girmiştir

Müslüman Türkler, Afrikaya el uzatmışlar bütün medenî Afrika'yi ele geçireceklerdir Cezayir'in, Osmanlilara itaati Barbaros kardeşlerin mücadelesi Osmanlilari, Bati Akdeniz'in en güçlü kuvveti haline getirmistir.

Müslüman Türk nüfuzu, güneyde Mozambik'e uzaniyordu. Tunus, olgun bir meyve gibi Osmanlıların eline düsmeye hazirdi.Osmanli Devleti, üç kita üzerinde hâkimiyetini tesis etmiş bir "Cihan Devleti" haline gelmisti.siyasî, iktisadî ve askerî bakımdan kendisini rakipsiz bir hale getirmişti.

Dogu ve Bati'daki devletlerden hiç biri, kanuni ile rekabete girecek durumda degildi.
Sultan Selim'in Doğu siyasetiyle büyük bir gelisme gösteren Osmanlılar rakipsiz bir duruma gelip son derece zengin gelir kaynaklarına sahip olmuştur. Güçlü Osmanli deniz armadasının temelleri atılmıştır.

Sultan selimin vefatından sonra, yerine geçen oglu Süleyman devrin, son derece parlak geçecegini müjdeler nitelikteydi. tarihçiler onu on iki remzinin hikmetlerini sahsinda toplayan bir hükümdar telakki etmekte ve onun büyüklügüne işaret göstermektedir.

Kanunî'nin sâhane talihi, tahtini Yavuz gibi ender yetisen harp dehâsindan ve bir islahatçidan devr almasıyls baslar.idare ve askerlik inzibat altina alınmış, Türk - Islâm birligine kasteden Şia bozguna ugratilarak ülkede istikrar sağlanmış, iran ve Mısır seferleriyle hazinede malî ve iktisadî refah son haddini bulmuştur

medeniyet cihazını el ve gönül birliği ile işleten kahraman ve büyük adamlar, ibrahim ve Rüstem Paşalar, Sokollular, İskender Çelebiler, Turgut Reisler, Ebu's-Suûd Efendiler, sinanlar... idare, siyâset, askerlik, ilim ve irfan ordusu sâyesinde baslangiçta Edirne'de dünya tarihinin en büyük medeniyetini mihraklandıran Osmanlı mucizesi, artık istanbul medeniyetini gerçeklestirmis bulunuyordu.

Osmanlılar, islâm'dan aldıkları ilhamla saadet ve mutluluk kapısı Dersaadet, yani istanbul medeniyetini emsalsiz bir hâle getirmisler medeniyeti kendilerinde yakisir bir ahenkle ifade etmişlerdir

Osmanlılarda Kanunî" ünvani ile anılan Sultan Süleyman, yeni bir hukuk anlayışının müjdecisi oldu.babası Sultan Selim'in cihandaki icraatları ve uygulamaları onun döneminde uygulamadan Sultan Süleyman döneminde devlet görevlilerinin yetki ve sorumluluklari tesbit edilmiş herkes kendi yetkisini kullanabiliyordu.

hukuk ve idare gibi halk ile devleti ilgilendiren sahalarda sadrazamın otoritesi kesindi.pâdisah, sadrazama müdahele etmezdi. Kanunî'nin yetiştirmesi Damad Ibrahim Pasa, Alman elçisine, pâdisahin hükümet islerine karismadigini,hükümet baskani oldugundan, reyi olmaksizin pâdisahin emirlerinin icra edilmeyecegini söylemekten çekinmemistir.

Avrupa, Osmanli'nin hukuk devleti oldugunu biliyordu. Bunun içinde ingiltere Kralı Henry, Osmanli Devleti'ne bir hey'et göndererek adlî sistemini tedkik ettirmiş hey'etin raporuyla İngiltere adliyesinde ıslahatlar yaptırmıştı.

"Istanbul medeniyeti... Hangi yönden, hangi ucdan, kenar ve köşesinden tutulacak olsa, bir rüya bir murâkabe, bir tılsım,bir aşk, bir vecd gibi insanı kavrayan, ürperten, derinden hükmeden, tasarruf eyleyen bir sihirdi. Bir macera, essiz bir şahlanıştı.

Bu, nasil dengeli ve işlenmiş bir ruh idi ki, madde ile yek-vücud olup konusan imân, âdeta maddeyi billurlastirmis, elle tutulan, gözle görülen söyleyici olmustu. Devletçilikte bu ruh, idârecilikte bu ruh, barista, savasta, cemiyette, ailede, ölümde seyreden, hükmeyleyen hep bu ruh idi.

İnsafla kahramanlığın, adâletle merhametin, merdlikle cengâverligin, takvâ ile ibâdetin ölçülü bir nizâm, barisik bir kaynasma, ahenkli bir iş birligi hâlinde tozu dumana katarak zamanin ötesine geçtigini, olmazları oldurduğunu, târih ilk ve belki de son defa görüyordu."
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
13-11-2017, Saat:04:15 PM
Kaynak enfal.de.com
KANUNİ VE MACARİSTAN SİYASETİ

bir buçuk asır Türk hâkmiyetinde kalan Macar yönetiminde son derece akıllı hareket eden Osmanlılar, Budin'e tayin edilecekleri birinci derecede değerli kimselerden seçiyorlardı muktedir bir serdar,siyasî kuvveti olan diplomatlar ve son derece mert, dürüst ve faziletli
kimselerden seçiliyordu

Osmanlı idaresinde gelişen Macar medeniyeti ile Müslüman dünyası, aynı coğrafyada yaşıyorlardı. Macarlar'dan devr alınan kültür ve medeniyet mirası eserler muhafaza edilerek şehrin Müslüman ülkesi haline gelmesine gayret edilmiştir.
Budin, saraylar, câmiler, mescidler, medreseler, imâretler, köprüler, hanlar, ziyâret ve mesirelerle tipik bir Müslüman Türk beldesi oluvermişti.

Osmanlılar, Budin'i önemli bir merkez kabul ediyorlardı. İla-hi kelimetullah için islâm sehri haline getirmeyi önemli ve vazgeçilmez bir hedef sayıyorlardı Bu sebeplede, l54l'de Osmanlı Devleti'ne ilhak olunan Macaristan toprakları, payitaht beldelerinden sayılarak Budin merkez olmak üzere, yeni bir eyâlet teşkil edilmiş beylerbeyinin idaresi altına konulmustur.

Budin beylerbeyinin protokolde önemli bir yeri vardı Koçulu kayığa binmek, solak yürütmek selâhiyetine sahipti Budin Beylerbeyi tımar tevcihi, kethüda tayini gibi haklara sahibti hudud muharebelerinde komutan tayin edilirdi
komşu devletlerin ihtilaflarında hakemliğine müracaat olunurdu. Kanunî'nin Macaristan fütûhatında, bir tek hedefi oldu ilâ-yi kelimetullahı ve islâmiyeti uzaklara götürmek

günümüzde, Kanu-nî'nin Macaristan ve Batı seferlerini tenkid edenler bu gücün iran ile Türkistan taraflarına,Türk ve Müslüman sahalarına harcanıp bu sayede türklerin tek bir bayrak altında toplanması sağlanamazmıydı demektedirler. bu tenkidlere söyle cevap verelim

1) O dönem, günümüzden uzaktır. devrin zihniyetini kavramak mümkün olamayabilir. Bunun içinde tarih ile uğraşanlar, dönemin olaylarını incelerken o günün sartlarini, hesaba katmak zorundadırlar.bu sâyede doğruya ulaşabilirler.

2) Arap ve Müslüman devletlerin topraklarını, uzun zaman idaresinde tutan Osmanlı Devleti, başarısını muazzam bir disiplinle yetistirdigi askerî güce borçludur ordunun kaynağını devşirme yani gayr-i müslim çocuklar oluşturmaktadır Avrupa seferlerinde kayb edilen nüfus gayrı müslimler devşirilerek müslüman nüfusa ikame ediliyordu

Devşirme sistemiyle Kur'an'a muhalefet edilmiyor, savaslarda ölen ve yaralanan asil Müslüman nüfus korunmuş oluyordu. Böylece Osmanlı Devleti, islâm'ın yayilmasinı sağlıyordu.ve Osmanli, Bati ile savaşmakla kârli çıkmış oluyordu.

c) Cihadın faziletleri ve Müslüman olmayan bir devletle cihâd yapmanin, hayırlı ve sevaplı bir mücadele olmasi. ilâ-yi kelimetullah mücadelesinin ne kadar hayırlı bir iş olduğu
Kur'an -i Kerim'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde belirtilmiştir.Müslümanlar, cihâdla ilgili müjdelere nail olmak için devamlı Müslüman olmayanlarla mücadele vermişlerdir.

d) Ganimet elde etme arzusu. ve Fethedilen memleketlerin maddî imkânlarindan istifade etmenin etkisi avrupa seferlerinde önemlidir savaşmak için ordu ve paraya ihtiyaç vardır. Bu da zenginlerden elde edilir. Orta Avrupa ve Macaristan için sefer yolu kısa ve ulaşılması kolaydır.

XVI ve hatta sonraki asırlarda günümüzdeki gibi milliyetçilikten söz edilemez Türkmenistan'daki Türklerle birlik sağlanmak istenmesi, türklük bilinciyle degil,Müslüman ve Sünnî olmalarından kaynaklanmaktadır

Sultan Süleyman,islâm birliğine zararı dokunmadığı müddetçe, Müslüman devletlerle uğraşmak istemiyordu.bu ayni dine mensub insanları birbirine düşürecek, islâm ümmetine zarar verecekti cihâd da söz konusu olmayacaktı. cihâd, gayr-i müslim devletlere karşı yapılan bir mücadele idi. Kanunî, Müslüman Doğu ile uğraşmak yerine, Hiristiyan Batı ile uğraşmış ancak İslâm birliğini tehhlikeye düsürecek Şiilere karşı harekete geçmekten de çekinmemistir.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
22-11-2017, Saat:08:36 AM
KANUNî SULTAN SÜLEYMAN'IN CÜLUSU VE ILK ICRAATLARI kaynak enfal.de

Sultan Selim'in vefatıyla akd edilen divanda, Manisa Valisi Şehzade Süleyman'a derhal haber gönderilmesine ve ölüm haberinin gizli tutulmasına karar verilmisti. Sultan Selim'in ölümünün duyulmasi ile meydana gelecek fitneden korkuluyordu.

Şehzâde'ye yazilmis olan mektup derhal yola çıkarılmış,hiç bir sey olmamış gibi günlük işlere devam edilmisti. Babasinin ölüm haberi Sehzâdeyi sarsmıştı Süleyman "kazaya rıza" göstermesini bilmis ve haberi aldığının ertesi günü Manisa'dan Istanbul istikametine yola çikmistir.

Sultan Selim'in, Süleyman adinda bir oglu ile altı kızı vardı. Sultan Süleyman l7 Sevval 926 (30 Eylül l520)'da hilafet ve saltanata oturup hükümdar oldugu zaman saltanatta rakib kardeşleri bulunmuyordu.Lütfü Pasa, Sehzâde Süleyman'in,tahta geçişini anlatırken Süleyman, cenk olmadan tahta oturdu. Selim, dünyanin zahmetini çekip dikenlerini temizleyip ortaligi gülistanlik hale getirdikten sonra göçüp gitti.

Süleyman zahmet çekmeden bağ, bostan ve gülistanin meyve ile güllerini zahmetsiz bir sekilde devşirdi." Böylece Osmanli Devleti'nin en muhtesem çagi baslamis oluyordu.cülûsunun duyurulmasi için her tarafa ulaklarla hükümler gönderilmisti. Cülûsun ertesi günü sultan Selim'in cenazesi de Istanbul'a gelmis bulunuyordu.

Sultan selimin Fâtih Camii'nde cenaze namazi kilinarak Mirza Sarayına defn edildi. Sultan Süleyman, babasinin temellerini attırdığı ve tamamlamasına imkan bulamadigi bu yerde, onun adina bir câmi ve imâret ile mezarın üzerine bir türbe yaptırdı.
Babasinin defin islerini bitiren Sultan
Süleyman, vüzera, ümera, dergâh-i âli kulları, yeniçeriler ve sipaha ihsanlarda bulunmuş, dirliklerini arttırmıştır.

divanda memleket islerinin yürütülmesine çalışılmıştır Divanda alınan kararlarla liyakatlı kimseler yükseltildigi gibi mahlûl bulunan mansiblara yeni tayinler yapılmıştır. Sultan Selim'in iran ticaretinden men kararına aykırı hareket etmiş tüccarların zaptedilmiş malları tazmin edilmis hazineden külli miktarda mal çıkarılarak herkesin hakkı teslim edilmiştir.

Sultan Selim zamanında, Mısır'dan istanbul'a gönderilen 600 kadar hânenin memleketlerine dönmelerine müsaade edilmiştir. tahta geçer geçmez, babasının dönemine değişiklikler yapan hükümdar, halkina karsi adâlet ve merhametle hükm edeceginin ip uçlarını vermiştir

Kanlı" lakabı ile meşhur Gelibolu Beyi Kaptan Cafer Bey'i kethüdasina teftis ettiren Kanunî,teftiş sonunda Cafer Bey'in zalimâne muamelelerini tesbit edib halka yaptığı haksızlıkları kendi "rızkından" ödemeye mecbur bırakmış daha sonra da hayatına son vermiştir.

Kemal Pasazâde, Kanunî'nin adâleti ve cafer ağayı şu bilgilerle anlatır kanuni adaletle köy ve ülkeleri imar edip adalet nuru ile zulüm karanlığını ve haksızlığı kaldırıp uzaklaştırdı.Kapudan Cafer Aga zulm ile halkın mal ü menalinini kanını döker kattal ü fettak idi."

Hammer Kanunî'nin adaletle ilgili ilk icraati hakkında şu bilgileri verir" Zulümleri yüzünden "Kanlı" lakablı donanma kaptanı Cafer Bey'in, tersane kethüdasi tarafindan su-i istimal i ortaya çıkarıldı. Pâdisah, Cafer Bey'i azl ettirip muhakemede suçu sabit görüldüğünden astırdı. adâletli hareketleri ve yüceliği Pâdisaha büyük bir sevgi kazandırdı.

Bütün Osmanli ülkesinde hududun son noktasına kadar Asya ve Avrupa'da bulunan eyâlet valilerine, Mısır'da Hayri Bey'e, Mekke şerifi'ne ve Kırım Hanı'na cülûstan birkaç gün sonra gönderilen ilannâmeler kadar yeni Pâdisahin güzel hareketleri sür'atle yayılıyordu."
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
22-11-2017, Saat:08:44 AM
Belgrad'in Fethi

Canberdi Gazalî'nin isyanında Macaristan'a sefere karar verilir. stratejik önemi olan Belgrad, Avrupa seferleri için bir üs durumunda idi. stratejisinden dolayi Fâtih han da burayı almak için tesebbüslerde bulunmustu. askerî güçlerine güvenen Macarlar, Pâdisahi tebrik ietmedikleri gibi haracı istemek üzere Macaristan'a gönderilen Osmanli elçisini öldürmüslerdi.

elçiyi öldürmekle yetinmemiş kulakları ile burnunu keserek Süleyman hana göndermişlerdi.insanlık tarihi için yüz karasi bir vahset sergilemişlerdi olumsuz gelişmeler üzerine harp kaçınılmaz hale gelmisti.Kanunî, kendisine ve devletine yapılan hakaretin cezasına inandığı için harp hazırlıklarına başlanılması için emirler göndermisti.

İran hudud güvenliği sağlanıp savas kararı alındıktan sonra babasi ve dedeleri II. Bayezıd ile II. Mehmed'in türbelerini ziyaret ettikten sonra l8 Mayis l52l' de bizzat kendisinin başında bulundugu Osmanlı ordusu, Belgrada hareket eder. müzakerelerde Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa'nın görüşüyle Belgrada yürünmesi Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşa'nın ise Bögürdelen hisarini almasi kararlastirilmistir

Sabacz böğürdelen hisarını kuşatan Ahmed Paşaya kaledeki garnizon, direniyor kendisini savunuyordu.muhafizlar yok edildiler.kuşatmada Osmanlılardan epeyce şehid verildi. Ahmed Pasa, büyük bir mücadeleyle 7 Temmuz'da Sabacz (Bögürdelen)i zaptetti Böylece Kanunî ilk fethini gerçekleştirmiş oluyordu.

Sultan Süleyman, Ahmed Pasa ile sancakbeylerini huzuruna kabul ettikten sonra sabacz kalesine gelir.istihkâmların arttırılmasını ve Sirmi'ye geçmek için Sava üzerine köprü yaptırır. Süleyman han gayretleri artırmak için nehir kenarinda çardak altinda insaatin tamamlanmasini bekler. manevî bir destek ve etki altinda kalan ordu can ve başla köprü inşaatını ongünde tamamlar

Belgrad kuşatmasında Pîrî Paşa Zemin Kalesini ele geçirir Pîrî Paşa' yı çekemeyen Ahmed Pasa'nin tesiriyle Belgrad muhasarası kaldırılıp Budine yürüme kararı alınır ancak karardan vazgeçen Sultan Süleyman,l Agustos'ta Zemin civarına otağ kurup, belgrad kuşatmasının sonuçlandırılması emrini verir.

Şiddetle kuşatılan Belgrad dayanamayacağını anlayınca eman dileyerek kaleyi teslim eder. Kale halkı Macaristan'a giderken, Sırplı olan bir kısımda evlad, ve mallariyla Istanbul'a nakl olunarak Yedikulede iskan edilir mahalleye Belgrad Mahallesi denilmeye başlanır.

Fetihten sonra 200 top ile tahkim edilen Belgrad Kalesi, ve Semendire 900 bin akça has ile Bosna Sancakbeyi Yahya Paşa oğlu Bâli Bey muhafazasina tayin edilirken Bosna Sultanzâde Hüsrev Bey'e verilir.

Belgrad seferinde Osmanli ordusunda filler de bulunuyordu iki tane olduğu belirtilir Kanunî'nin ilk seferine Edirne, Filibe Sofya medreseleride iştirak etmislerdir. Belgrad, ele geçirildiğinden itibaren Avrupa seferlerinde en mühim üslerden biri olmus "Dâru'l-cihâd" adini almistir.

Sultan Süleyman, Belgrad'dan iki yaşındaki oğlu Murad'in,ve kızının ölüm haberini almış. İstanbul'a girdikten on gün sonra da dokuz yaşındaki oglu Mahmud çiçek hastalığından öldü Vezirler, cenazeye yaya refakat ettiler. Bunlar Sultan Selim türbesinin yanina defn edildiler.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
22-11-2017, Saat:08:44 AM
Rodos'un Fethi

Sultan Süleyman'in Akdeniz'de Osmanli hakimiyeti için giristigi büyük mücadelede, Rodos ilk, Malta seferi ise son dönemi ifade Dünya saltanatının ikinci yilinda Rodos'u ele geçirmesi, Dogu Akdeniz'de Osmanli hâkimiyetini sagladı ve mücadele Orta ve Bati Akdeniz'e intikal etti

1309'dan beri Saint Jean şövalye tarikatının elinde bulunan Rodos adası eskiden beri Osmanlıların istedikleri önemli yerlerdi. Sultan Süleyman, Belgradı aldıktan sonra bu mes'eleyi halletmek istiyordu.fethi zarurî kılan sebepler vardı.fetih Osmanli ülkesine ilhak edilmis Misir, Suriye ve Dogu Akdeniz sahillerinin emniyetinde önemliydi

Rodos ve adaların Osmanlıların elinde bulunması gerekiyordu.Sultan Selim, saltanatının son yıllarında, Şövalyeler üzerine yürümek için büyük bir donanma hazırlamış ancak gerçeklestiremeden hayata gözlerini kapamıştı.Hıristiyanlığın, kalesi Rodos'ta ki şövalyeler, Osmanlı hac gemilerine saldırmışlar, Canberdi Gazali'ye yardımda bulunmuşlardır

Rodos'ta Cem Sultan'in oğlu Muradı taht vârisi olarak ortaya sürmüşler kalelerinin sağlamlığına güvenen olan Rodos şövalyeleri, korsanlık faaliyetleriyle Müslümanların yollarını kesip gemilerini alıyor, Osmanlı sahillerinde fesatlıklarda bulunuyorlardı.Müslümanları esir alıp adalarında işkence yaptıkları biliniyordu.

Kanunî, siyasî ve stratejik sebeplerden Rodos problemini halletmek istiyordu. babasından miras olarak devr aldığı bir meseleyi halletmek niyetinde idi. Rodos'u feth etmek suretiyle dedesi Sultan Mehmed'in gerçekleştiremediği bir şeyi yapmış olacaktı.

Fâtih han zaferlerinde sadece iki yerde istediğini yapamadı Bunlardan biri Belgrad, diğeri Rodos'tu genç Süleyman, saltanatının ilk yılında Belgrad'ı zapt ederek Fâtih hanın düşüncesini gerçekleştirdi Belgradın arkasından Rodosa yönelmesinde, rodosun fethedilememiş olmasıda etkili olmuştur

Rodos'un fethinde Divan-i Hümayûn Rodos seferine taraftar değildi Şövalyelerin şöhreti, adanın müstahkem olup muhasaraya dayanabilmesi Avrupa'nın derhal yardımda bulunabileceğini düşünüyorlar sonu tehlikeli bir sefere girişmeyi doğru bulmuyorlardı

Vezir-i A'zam Pirî Mehmed Pasa Çoban Mustafa Paşa denizci Kurdoglu Müslihiddin Reis, Rodos seferine taraftar olup Avrupadan endise edilmemesi gerektiğini ileri sürüyorlardi.

casuslarıyla Rodosda bilgi toplayan Kanunî, sefere karar verir Hammer'in ifadesiyle " Kur'an-i Kerim'in emriyle Üstad-ı A'zamdan mektuplan teslim olmasinı ister ve kabul ederse şövalyelere hürriyet ile mallarına dokunulmayacağına dair, yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allah, O'nun elçisi Hz. Muhammed ve Peygamberler adina yemin eder teklifi Üstad-i A'zam red eder

Avrupa devletleri birbirleri ie mücadele ettiklerinden, Rodos ile ilgilenecek durumda değillerdi. Rodos ile ilgilenecek tek devlet Venedikliler ticaret antlaşması ile pasifize edilmislerdi. Divan'daki sefer kararından sonra Osmanlı ordusunun rodos seferinin hazırlıklarına başlar

Rodos seferine çıkacak osmanlı ordusunun
başına serdar olarak ikinci vezir Çoban Mustafa getirilir. seferi haber alan Rodos Üstad-i A'zamı kaleyi tahkim ettirmis, yiyecek depolatmış,limana zincir çektirerek, Papa ve Fransa'dan yardim istemiştir

Osmanlı donanması, 5 Haziran l522'de 300 gemi ile Çoban Mustafa komutasında harekete geçer. Donanmada onbin deniz ve itfaiye neferi bulunuyordu. Sultan Süleyman istanbul'dan kapıkulu ve timarli sipahileriyse karadan yola çıkmıştı.sefere nadir bir istisna olarak, Seyhülislâm Zenbilli Ali Cemalî Efendi de katılmıştır.

Osmanlı donanması, Rodosdaki Gnido adasına varmıştı Osmanli donanması, Rodos kalesinin dogusundaki bir limana demir atar. Kaleyi ablukaya alır Padişahı bekler. yüzbin kişilik ordu, surlara mevzilenir. Ingiliz, Fransiz, Italyan,avrupa milletlerine mensub şövalyeler Rodos burcunu müdafaaya başlamışlardı.

Çarpışmalar, Alman burcuna top atışı ile başlar. Kanunî, Kızıltepede otağını kurdurarak kuşatmayı idare eder. Şiddetli Osmanli hücumlari, beş ay devam eder. dayanamayacaklarini anlayan sövalyeler, kaleyi teslim edeceklerini Kanunî'ye bildirmek zorunda kalirlar.

21 Aralik 1522'de rodos teslim alınır 2l3 yıllık Haçlı Devleti tarihe karışır. Katolik Hiristiyanlar Yakın Doğu'dan uzaklaştırılır sövalyeler adadan çekilir Hıristiyanlara dinî âyin ve inançlarda serbestlik vergi ve devşirme alınmaması imtiyazları verilmiştir

Hiristiyanligi kabul eden Sultan Cem'in oglu Murad iki oğlu ile ortadan kaldırılır. Şövalyelerin Rodos'u terkiyle Pâdisah Câmie çevrilen Saint Jean Kilisesinde Cuma namazi kılmıştır. imamlığı, sefere katılan Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi yapmıştır.

Rodos, Midilli sancağına bağlanarak Dizdarzâde Mehmed Bey'in idaresine verilmiştir. Osmanlılar,sefer sonrası Anadolu sahillerinde Bodrum, Aydos, Tahtalı kalelerini, Leros, Sömbeki, Kalimnos, Limonsa adalarini ele geçirmislerdir.

Rodos kalesi ve adasiyle birlikte Oniki adanin tamami ve Bodrum teslim olmuştur. Bodrum'un fethi, Anadolu tarihinde önemliydi burasi, Anadolu'da Hiristiyanlarin elinde bulunan tek toprak parçasi idi.

Kanunî, Rodos şehrinde kaleyi gezerken Noel kutlanıyordu Papa Hadrianus,Saint Pierre kilisesinde Noel âyinindeyken kilise şaçağından bir tas Papanin ayagina yuvarlanır. Kardinaller hâdiseyi Rodos'un düşmesine isaret saydilar.

Rodos'un fethi, Türk topçulugunun Avrupa karşısındaki üstünlüğünü gösterdi alınması mümkün görülmeyen Hıristiyanlığın kalesi rodosun zapti, Avrupa'da büyük bir hayret uyandırmıştır. Rodos'un fethinde Rodos hapishanelerinde bulunan alti bin
Müslüman esir kurtarilmistir.

Rodos'a Türk göçmenleri yerleşti câmi, imâret, mektep, medrese, çeşme ve yol yapılıp ada imar edildi Rodos,sancak merkezi oldu bahriye sancakbeyleri Tümamiral ve valiler tayin edildi.

Kanunî Yeşil Melek kasırgasına binip Rodos'tan ayrılırken Aydın, Midilli, Karasi, Menteşe ve Saruhan sancakbeylerini Anadolu beylerbeyi Kasım Paşa'nın nezaretinde Rodos'taki insaat , imar ve iskân işleri bitinceye kadar adada kalmalarını emr ederek istanbul'a yola çıkar

Kanunî 29 Ocak l523'te yedi ay on iki gün süren ikinci seferi rodos sefer-ini bitirerek istanbul'a gelmiştir Rodos'un fethinde Venedik ve Şah ismail cülûstan beri ilk defa taziyet ve tebrik vecibesini yerine getirmis, Rodosun fethine memnunluk bildiren mektup ve elçiler göndermiştir

Rodos'un fethi ile Avrupa'da Kanunî'nin şöhreti artmis Belgrad ve Rodos Hiristiyanların iki kilit noktasi müstahkem kaleleri düsürülmüştür bu sefer Osmanlilarin ileride basaracaklari daha büyük fetihler için bir işaret sayıldı.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
22-11-2017, Saat:08:45 AM
MACARISTAN SEFERLERI

Osmanlılar Rumeli'ye ayak bastıklarından itibaren karşılarında Macarları gördüler düsmanliklar Macaristan'in zaptina kadar devam etmistir. Belgrad ile bir kaç kalenin Osmanlilar'ca alinması Macarlara büyük bir darbe olmuştur

Belgrad'in zaptı Avrupa fetihlerine yol açan önemli bir âmil olmuştu.Belgrad'ın alınmasıyla Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya Dalmaçya gibi yerler, daha rahat Osmanli akınlarına hedef oldular. Gazi Hüsrev, Sinan ve Bâli Beyler'in akinlari Mohaç savasina kadar devam edecektir.

Macarların, Eflâk işlerine karışmaları, Osmanlılar aleyhine ittifak yapmaları, şarlken'in Avrupa imparatorluğu kurma tehlikesi Safevîler'le anlaşması gibi hadiselerden Üngürüs seferine karar verilir.Mohaç Meydanı Belgrad'ın fethi, Osmanlıların yayilma sahası olan Orta Avrupa yolunda önemli bir adim olmuştur

hudud bölgelerinde karışıklıklar çıkmış, Tunada Macarlar'la çarpismalar olmustu. macaristan seferine karar verilmesinde Papalik, Macaristan Lehistan ve Fransız münasebetleri önemli rol oynamışdır

Sultan Süleyman'ın saltanat yıllarında Fransa ile Almanya birbirlerine hasım duruma gelmiş mücadeleye başlamışlardır Fransa Kralı I. François Alman imparatorluk seçiminde Şarlkene rakip olmuş buda iki devletin mücadelelerine vesile olmuştur

Françoisin imparator şarlkene esir düşmesi üzerine, Françoisin annesi Sultan Süleymana mektup göndererek yardım talebinde bulunmuş, Padişah Macaristana yürümek suretiyle yardım etmişti. Kanunî, şarlken'in kurmak istedigi Avrupa imparatorluğu'nu, Osmanlılar için büyük bir tehlike olarak görüyordu.

Tehlike sadece Batıdan değil, Tahmasb vesilesiyle Doğuda da kendini gösteriyordu. Şarlken ile Tahmasb, ittifak içinde idiler. İran, Çaldıranı unutmamisti. Osmalılar la başa çikmalari mümkün görünmüyordu. Avrupa'nın en büyük gücü Şarlken ile ittifak gayretinde idiler Kanunî Fransa'yı himaye ederek Batıyı siyaseten bölmek istiyordu

Macaristanın durumu iyi degildi.Kötü yönetim altinda ezilen Macarlar memnuniyetsizliklerini belirtmek gayesiyle Protestanlık hareketlerine katıldılar paralarini alamayan Macar askerleri Akıncı Bali Bey'e sığındılar.böylece Kanunî macar seferini çabuklastirmistir Macaristan'in ele geçirilmesi ile Osmanlilar, Habsburg engelini kaldırmış Viyana kapılarındaki büyük bir mania aşılmıştı

Macaristan seferinde Kanunî, vefat eden Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'nin yerine, Kemal Paşazâde'yi tayin ederken, kendisinin bulunamayacağı sırada Pâyitahtın idaresine Mısır valisi Kasım Pasa'yi Kaymakam olarak görevlendirir.

Sefer hazırlıklarını tamamlayan Padişah 23 Nisan l526 da yüz bin kişilik bir ordu mükemmel 300 top ile birlikte istanbul'dan hareket eder. üçüncü Sefer-i Hümâyunda hükümdar, Eyyub Sultan, Ebu'l-Vefa ile babası Yavuz, dedesi II. Bâyezid ve Fâtih'in türbelerini ziyaret ederek dua eder. Allah'ın kendisine yardım etmesini diler.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
22-11-2017, Saat:08:46 AM
İslâmî anlayışta savaş körü körüne bir kırma ve kırılma hâdisesi değildir. bir cihaddir. Cihad için her seyden evvel mânevî güç gerekir. Kanunî de Mohaç Meydanına girmeden yaşlar akıtıp, yüz sürerek mânevî kuvvetlerden istimdad ediyordu.ordular gittikleri yerlere tevhidi taşıyor devleti dinin, dini de devletin yardımcısı görüyorlardı

Kanunî'nin emrine göre ekilmiş tarlalara girmek, hayvan otlatmak toprak sahiplerinin hayvanlarını almak, ölüm cezasıydı Padişahın emri hilafina hareket edenlerin başı kesildi asıldılar. Hammer'in ifadesiyle Padişahın emrine uymayan kadılar bile cezanin şiddetinden kurtulamadi.

Padişahın, reayanın menfaatlerini korumak ve onlara zarar gelmemesi için gösterdigi çabalar tebasını ne kadar düşündüğünün işaretidir. Iyi bir Müslüman olan Kanunî'nin anlayışına göre, idare ettigi halkından yine kendisi sorumludur.

Kur'an-i Kerim,ve Hz. Peygamber'in hadislerinde pek çok emir bulunur Pâdisah, emirlere riayet etmekle vazifelidir kanuni halkının malına en ufak bir zarar gelmesini istemiyordu. Harp için dahi olsa, zarara tahammül edemiyen hükümdar, aksine davrananların, idamla cezalandırılacağını ilan etmekten çekinmiyordu.

Onun, kanunsuz davranışları affetmeyişi, orduda büyük bir disipline sebep olmuştu. disiplin sadece Kanunî döneminde değil, her zaman vardı. bütün Osmanlı hükümdarları, kendilerini Allah'a karşı sorumlu tutuyorlardı. Bu sorumluluk onlarda,büyük hasletler meydana getirmişti.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
22-11-2017, Saat:08:47 AM
Kanunî dönemi Osmanli dünyasının sosyal hayatından bahs eden Avusturya elçisi Busbecq, şu bilgileri verir.osmanlıda
Dikkatimi ilk çeken askerlerin karargâhlarından dışarıya çıkmamasıydı her tarafta tam bir sükûnet hüküm sürüyordu. Asla kavga ve münakaşaya rastlanmıyor, cebir ve şiddet hareketi görülmüyordu. Sarhoşluk, öfke veya hiddet yüksek ses yoktu. her taraf temizdi

Busbecq, Müslüman - Türk dünyasına dış bilediği halde şu ifadeleri kullanmaktan kendini alamaz. " Şimdi benimle beraber geliniz ve sarıklı başlardan meydana gelen kalabaliga gözlerinizi çeviriniz. Türlü türlü, renk renk parlak esvablar Her tarafta altın, gümüş, lâl, ipek ve atlas pırıltısı... Bu manzarayı dil ile anlatmak imkan dışı bir iş.

gözlerim bundan güzel bir manzara görmemiştir.bütün servet ve ihtişam içinde büyük bir sadelik ve iktisad göze çarpıyor. Herkesin elbisesi ve mevkii aynı biçimde. lüzumsuz işlemeler ve kenar süsleri yok. Halbuki bizde bu âdettir. Pek çok masrafa mal olur ve üç günde de bozulup gider."

Elçi kumar ve sarhoşluk bilmeyen askerin çalgı ve türkülerle eğlendigini gazâ ve sehâdet temlerini işleyen destanları bulunduğunu ordunun,nebatî, ve sıhhi gıdalarla beslendiğini, Ramazan ayında haram ve yasaklara karşı oruca hazırlandıklarını söyler.

Hiristiyanlarin perhize girmeden imsakın acısını çıkarmak ister gibi, kendilerini çılgınca eğlenceye, sarhosluga verdiklerini, senenin bu günlerinde memleketlerini ziyaret eden yabancilarin, Hiristiyanlarin çildirmis olduklarini söylemelerine şaşırmamak gerektiğini uzun uzun anlatır

"Türkler'de şeref makam, idarî mevkiler, liyakat ve bilginin mükafatıdır.Tenbel ve ağır olanlar, yükselemezler.Türkler'in, muvaffak olmaları, hâkim bir irk haline gelmeleri her gün devletlerini genisletmelerinin hikmetini liyakat, kabiliyet ve çaliskanliga verdikleri ehemmiyette aramalidir."

"Bizim askerîmizle Türk sistemini karşılaştırınca korkudan titriyorum.iki ordudan biri galip gelecek ki bu Türk ordusu olacak diğeri mahv olacaktır Türk ordusu sırtını kuvvetli bir imparatorlugun gen2is kaynaklarina dayamış, zinde, tecrübeli ve sarsılmamış bir kuvvet

Türk Askerleri zafere alışmış, zor şartlara dayanma kabiliyetine sahip, intizam ve disipline riayetkâr, uyanık ve kanaat ehlidirler. Biz avusturyalılarda ise umumi bir israf, yıpranmış bir kuvvet, mâneviyat bozukluğu, tahammül yokluğu ve idmansızlık var. aza kanaat etmeyen subaylar. Disiplinle alay ederiz. Başıboşluk, sarhoşluk, serkeşlik ve zevke düşkünlük vardir. Savaşın neticesi gün gibi asikârdir.

Türkler iran'la bir anlasmaya vardıkları zaman Şark devletlerinin yardımıyla boğazımıza sarılacaklardır. Bu tehlikeye karşı ne kadar gevsek ve hazirliksiz oldugumuzu düsünmek içimi ürpertiyor."

Avusturya elçisi Ogier Ghiselin

Osmanlı medeniyet âbidesi örülürken âbideyi yükselten her taş, mutlaka kendi mevkiine konmuştu. Son derece titiz bir vazife ve selahiyet taksimi devlet düzeninin aksamadan dönmesinde en büyük etkendi

Devletin en gözde ordusu, Belgrad'ın fetinden sonra Mohaç ovasina konarak Macaristan'ın karşısına çıktığı zaman , ezici kuvveti, eşsiz intizamı ve ibâdet derecesinde cengaverliği ile bir ordu değil, efsanevî bir heybet ve azamet örneği idi.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
22-11-2017, Saat:08:48 AM
sefer hazırlıklarını tamamlayan kanuni 23 Nisan l526'da yüz bin kişilik ordu 300 top ile Istanbul'dan hareket eder iki buçuk ayda Belgrad'a varır. İbrahim Paşa'nın öncü kuvvetleri Tuna Nehrindeki Petro Varadini Bosna beyleri Siremdeki kaleleri asil kuvvetler ise Illok, Ulak ve Ösek Ösiyek ve Eszek'i almistir

Osmanlılar 'ın, Macaristana yürüyeceklerini duyan Macar Krali II. Layos (Lui) bir taraftan harbe hazırlanarak Avrupadan yardım istemişti.avrupa Macar kıralının bizzat savasta hazir bulunmasina karar vermisti.
Drava Nehrinde Macarlar osmanlılara karşı koymak istedilerse de muvaffak olamadılar Nihayet Macar ordusunun Mohaç ovasında bulunduğu öğrenilmişti.

Osmanli ordusu ağır yürüyor, harp tertibatı alıyordu. Sag kolda Vezir-i A'zam Rumeli beylerbeyi ibrahim Paşa, sol kolda Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa, merkezde Pâdisah, yeniçeri agasi ve kapikulu askerleri mohaç ovasında yerlerini alacaklardı.

Macar Kralı Layoş, Osmanlıları Mohaçta beklemeye başladı Mohaç'a gelen Osmanlı ordusu büyük hücum gecesi muhteşem bir gaza ateşi yakarak, yedi gögün yıldızı bir gazâ şenliği tertib ettiler kösler vuruluyor, davullar, çalınıyor, atlar kişniyor, sancaklar dalgalanıyordu. yağmur, çiselemeye devam ediyordu. Mohaç ovasinin "Karasu" bataklığıyla çevrilmişti.
Çevrimdışı
General
*
3,005
mesajlar
108
konular
116
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2017
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
22-11-2017, Saat:08:49 AM
MOHAÇ SAVAŞI

Kanunî, sabah namazından sonra,gözleri yaşlı ellerini göğe kaldırarak askerlere hitab etti İlahî, kudret ve kuvvet senden, imdad ve himaye senden. Ümmet-i Muhammed'e yardım et. Müslümanı yerindirme, kâfiri sevindirme " diye dua eder.

Bu duayla Osmanlı saflarındaki askerlerde cesaret ve din şevki artar. süvariler, atlarından sıçrayıp yere atladılar. Yüzlerini toprağa sürüp secde ettiler Allah'tan zafer dilediler.şevk ile atlarına bindiler Padişahları ugrunda canlarını vereceklerine and içtiler.

Padişah, cenk elbisesiyle merkezdeki yerini almıştı. Sabah namazından saatler geçtigi halde taarruz başlamadı Kanunî, düşmanın yaklasmasini bekliyordu. Nihayet bekledigi an geldi ikindi vakti Macarlar taarruza geçti mohaç savaşı 29 Agustos l526 (20 Zilkade 932) Çarbamba günü ikindi vakti Macar hücumuyla başladı

Osmanlılar 'ın savaş planına vakıf olmayan Macarlar, altmış bin kişilik bir hücum ile işi halledeceklerini ümit etmişlerdi.Osmanlılar ise Macarları merkeze çekip çenbere alarak imha etmek istiyorlardi.

Macar komutanı Piyer Pereney ile Papaz Tomori, bütün kuvvetleriyle Vezir-i A'zam ve Rumeli askerine hücum ettiler. Osmanlı kuvvetleri geri çekilip düşmanı içeriye aldılar. Macar kuvvetleri içeri alınıp toplarin önüne getiriliyordu. Bâli Bey kuvvetleri, düşmanın arkasını çevirerek Macar süvarilerini ikiye ayırdılar.

Macarlarin Kral Layoş komutasindaki kolu, Anadolu kuvvetlerine yüklendi. Padişah ordusunun kalbine hücum ettiler. Kendisini muvaffak gören düsman içeri girdi. 35 Macar şövalyesi Kanunî'ye sokulup Pâdişahı esir alıp öldürmeye yemin etmislerdi. Bunlar, Marczalinin komutasında bulunuyorlardı.

Yeniçerilerin siddetle çarpistigi Padişahın etrafinda küçük bir kuvvetin kaldığı bir anda Marczali ile Kanunî bizzat karşı karşıya geldi marczalinin arkadaşları, imha edilmişlerdi. Kanunî, tek başına üç sövalye ile dövüştü bir kaç ok yediyse de oklar, zırhı delemedi.Kanunî, üç şövalyeyi bizzat kendi kılıcıyla öldürdü

Macar kuvvetleri topların önüne getirildi "akıncı" ve "deli" kuvvetlerince çevrildi 300 topa ateş verilince Macarlarn dehşete kapılıp darmadağın oldular. savaşta komutan olan layoşun bataklikta ölüsü bulunmustu Osmanlilarin kilicindan kurtulan askerler gece bataklığa düşüp boğulmuşlardı.

Mohaç Muharebesi iki saat sürdü.Osmanlı ordusunun mevcudu 300 bin, Macarlarınki l50 binden fazla idi. tarihçi Peçevî, "Mohaç gazasında ikiyüz bin kâfir katl ve esir olundu denilse belki noksanı var, mübalağası yoktur" derken, iki tarafin kuvvetlerinin denk oldugunu belirtmek ister.

Lütfü paşa da Macar askerlerini şu ifadelerle dile getirir: "200 bin atli otuz bin piyade tüfenk Macar kuvvetleri 230 bin civarında idi. savaş Osmanlı planına uygun cereyan etti Kral Layoş, askerini üçe ayırmış, toplara karşı,bir gedik bulamamıştır. Osmanlıların Rumeli ve Anadolu kolu Macarları çenbere almıştır.

Osmanlılar, mohaç ovasında Allah Taala'nin: âyet-i kerimesi'nin işaret ettigi gibi galip gelmişlerdi. Macar Kralının komutası altında Macarlar'dan Alman, Leh, Çek, italyan ve ispanyollar'dan meydana gelen büyük bir ordu bulunmakta idi.

Mohaç zaferinin ertesi günü akıncılar, düşman ülkelerine akınlara gönderilmişti. Macar ordusu imha olunmuştu. Osmanlıların önünde engel kalmamıştı. Mohaç ovasındaki üç günlük istirahattan sonra Osmanlı ordusu Macaristan ın başkenti Budin üzerine yürür. l0 Eylül l526'da şehir teslim olur.

Ordu budine gelmeden Hiristiyan olan halk kaçmıştı budinde Yahudiler çoğunluktaydı reisleri Salamon oglu Yasef, Budin kalesinin anahtarlarını Sultan Süleyman'a teslim etmişti. Pâdisah, şehir halkının can ve malına karsi yapilacak tecavüzü en büyük cezalarla tecziye edeceğini bildirir.

Pâdisah, budinde on dört gün kalıp Kurban Bayramını geçirir. Budin'den istanbul'a dönüşte Segedin ve Baç şehirleri ele geçirilir. Beçnede Macar kuvvetleri bozguna uğratılır.asil osmanlı ordusuyla vuruşacak hiç bir kuvvet kalmaz Mohaç'tan sonra Macarların, Erdel voyvodası,Transilvanya valisi Zapolya'nın 30 bin kişilik askerinden başka kuvvet kalmamıştı.

Yaka yakaya bogaz bogaza cenk edilen Mohaç Meydanı Kral Layos ile tüm Macar ordusunun imhasina mal olmus Macar Devleti'ne son vermisti.tarih, Osmanli himayesinde bir Macaristan taniyacakti.

Osmanlılar Macar tahtına Zapolyalı Janos'useçer Alman Imparatoru Sarlken'in kardesi Ferdinanda Macar kırallık tacının giydirilmesi ile Macaristan'da iki krallık ortaya çıkar. Macaristan'ın batı ve kuzey batısı Ferdinand Orta Macaristan ile Erdel Zapolyanın hâkimiyetinde bulunuyordu.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi