Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Diktatörlerin Sonu Hep Aynı Olur…

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 2 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : M.Kemal
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Yeni Üye
*
3
mesajlar
3
konular
0
REP PUANI
Yeni Üye

Apr 2020
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
24-04-2020, Saat:12:45 PM


Diktatörlerin Sonu Hep Aynı Olur…

“Sevginin ne olduğunu” bilmez diktatör.

“Dert, sıkıntı, acı, çekmek, yoksulluğa düşmek, evine ekmek götürememek…” nedir, bilmez…

İnsanları mutlu etme düşüncesi ona çok uzaktır. Bu duyguya, düşünceye yabancıdır o…

Yardımlaşmayı, bölüşmeyi, paylaşmayı bilmez.

Kadın hakları, eşitlik, özgürlük onun sorunu değildir. Kitabında yazmaz.

Onun bir tek hedefi vardır; koltuğunu, iktidarını, çevresini, yakınlarını, yandaşlarını, çoluğunu çocuğunu korumak… Onları servete, zenginliğe kavuşturmak ve sahip olduklarını yitirmemek…

Bu hedefe ulaşmak için ne gerekirse onu yapar… Elinden geleni ardına koymaz…

Su gibi yalan söyler. Bugün ak dediğine yarın kara der. Bir sözü bir sözünü tutmaz. Durmadan kendi kendisini yalanlar ama bir parça olsun yüzü kızarmaz.

Çünkü utanma duygusu kalmamıştır.

Hak hukuk tanımaz. Adalet sistemini emrine alır. Mahkemelerden dilediği kararları çıkartır.

Medyayı, emniyeti, iş adamlarını, akademik kurumları kendisine bağlar. Onlar diktatörün emir erleri, kurşun askerleri gibi hareket ederler. Ne derse, ne isterse, ne emrederse onu yaparlar.

Onun yolundan gitmeyenler, ona karşı çıkanlar, yaptıklarını eleştirenler ise cezalandırılır, dört duvar arasına, hücrelere atılırlar. Ekmeğinden, işinden – aşından edilirler…

Her şeyi en iyi o bilir. Her konuda bilgi, tecrübe sahibi, uzmandır. Her konuda bilgisi vardır. Her konuda konuşur. Durmadan konuşur…

Kendisini halkına şirin, sevecen ve vatansever göstermek için bin dereden su getirir. Kendisini ilahi bir güç, kutsal bir varlıkmış gibi topluma tanıtır.

Çevresine topladığı din ve devlet adamları ile halkı yönlendirmeye, etkilemeye, beyinlerini şekillendirmeye çalışır.

Ama çok korkaktır… Çok korkar. Gölgesinden bile korkar.

Her şeyden, herkesten, uçan kuştan bile korkar… Çünkü halkına ve insanlarına uyguladığı zulmün, baskının bilincindedir… Farkındadır…

İnsanların nasıl bir bataklıkta yaşadığını bilir. Onun garibanları, emekçileri dışlayan sosyal – ekonomik politikaları yüzünden yaşlı, hasta, çoluk çocuk, milyonlarca insan yokluk, yoksulluk içinde can verir.

Bu yüzden bir koruma ordusu ile gezer…

O da yetmez ülkesinde bir de “Korku İmparatorluğu” kurar. Yazarları, çizerleri takip ettirir. Düzmece raporlarla, suçlarla zindanlara attırır. Onların çoluğu çocuğu, eşi, sevenleri mağdur olacakmış, bu, onun umurunda bile değildir.

O sadece geleceğini ve süper lüks yaşantısını düşünür ve onu korumaya bakar.

Ama tarih gerçekçidir… Tarih acımasızdır… Tarih affetmez… Tarih silinmez…

“Güç bende… Dilediğimi yaparım. Kanun benim… İstersem asarım, istersem keserim…” diyen, nice krallar, prensler, sultanlar, padişahlar dünyaya ve halkına hükmettiğini sanırken, saraylarının enkazı altında kaldılar…

Ve hep “RAB BANA, HEP BANA…” diyen, halkını sinek gibi görenlerin sonu acı oldu…

Bugün ne Hitlerler, ne Mussoliniler ne de Evrenler iyilikle anılmamaktadırlar. Sonsuza dek lanetleneceklerdir.

Şimdi bunların yanında bir de Atatürk’ün resimlerine bakınız. Ama dikkatli bakınız. İş olsun diye değil. Alıcı gözle bakınız…

Birçok devlet adamında, politikacıda göremeyeceğiniz, bulamayacağınız bir özellik vardır onda.

Nedir bu özellik?

Halkı ile iç içe geçmiş, bütünleşmiş, kaynaşmış bir liderdir o.

Halkını seviyor. İnsanları seviyor. Yalan söylemiyor. Aldatmıyor… Bağırmıyor, çağırmıyor. Öfkelenmiyor. Kimseye kötü söz söylemiyor.

Her zaman, her koşulda, her yerde dinliyor onları. Hem de Tüm dikkatini konuştuğu kişinin üzerinde yoğunlaştırarak, büyük bir ilgiyle dinliyor…

Halkı da onu çok seviyor. Onunla yan yana olmaktan, onu dinlemekten büyük bir mutluluk ve sevinç duyuyor. Atatürk’ün resimlerinin her karesinde, her parçasında bunu görebilirsiniz.

Bu fotoğraflarda kurgu yok, düzenleme yoktur… Tümü de doğaldır…

Sadece sevgi seli vardır. Saygı seli vardır.

Sevginin resmidir onlar…

İnsanlara değer vermenin, insanları önemsemenin, onları ön plana almanın resimleridir onlar…

Önümde bir fotoğraf duruyor. Bakıyorum. Fotoğrafta Atatürk ve çevresinde toplanan insanlar… Onu sevecenlikle, içtenlikle, hayranlıkla dinliyorlar… Hepsi de günebakan çiçekleri gibi yönünü Atatürk’e çevirmiş… Mutlulukları, sevgileri, saygıları, gülümseyen yüzlerinden, gözlerinden okunuyor…

Halkıyla diz dize. Yan yana…

Güvenlik çemberi, koruma ordusu yok çevresinde. Ne onu protesto eden gençler, kadınlar var ne de kadınları, gençleri yerlerde sürükleyen, döven, söven korumalar…

Sadece sevgi yumağı var. Bütünleşmiş, iç içe geçmiş sevgi yumağı…

Sadece gözler ve kalpler konuşuyor orada…

(alieralp37@gmail.com)

İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!





***************************************




[url= Diktatörlerin Sonu Hep Aynı Olur… “Sevginin ne olduğunu” bilmez diktatör. “Dert, sıkıntı, acı, çekmek, yoksulluğa düşmek, evine ekmek götürememek…” nedir, bilmez… İnsanları mutlu etme düşüncesi ona çok uzaktır. Bu duyguya, düşünceye yabancıdır o… Yardımlaşmayı, bölüşmeyi, paylaşmayı bilmez. Kadın hakları, eşitlik, özgürlük onun sorunu değildir. Kitabında yazmaz. Onun bir tek hedefi vardır; koltuğunu, iktidarını, çevresini, yakınlarını, yandaşlarını, çoluğunu çocuğunu korumak… Onları servete, zenginliğe kavuşturmak ve sahip olduklarını yitirmemek… Bu hedefe ulaşmak için ne gerekirse onu yapar… Elinden geleni ardına koymaz… Su gibi yalan söyler. Bugün ak dediğine yarın kara der. Bir sözü bir sözünü tutmaz. Durmadan kendi kendisini yalanlar ama bir parça olsun yüzü kızarmaz. Çünkü utanma duygusu kalmamıştır. Hak hukuk tanımaz. Adalet sistemini emrine alır. Mahkemelerden dilediği kararları çıkartır. Medyayı, emniyeti, iş adamlarını, akademik kurumları kendisine bağlar. Onlar diktatörün emir erleri, kurşun askerleri gibi hareket ederler. Ne derse, ne isterse, ne emrederse onu yaparlar. Onun yolundan gitmeyenler, ona karşı çıkanlar, yaptıklarını eleştirenler ise cezalandırılır, dört duvar arasına, hücrelere atılırlar. Ekmeğinden, işinden – aşından edilirler… Her şeyi en iyi o bilir. Her konuda bilgi, tecrübe sahibi, uzmandır. Her konuda bilgisi vardır. Her konuda konuşur. Durmadan konuşur… Kendisini halkına şirin, sevecen ve vatansever göstermek için bin dereden su getirir. Kendisini ilahi bir güç, kutsal bir varlıkmış gibi topluma tanıtır. Çevresine topladığı din ve devlet adamları ile halkı yönlendirmeye, etkilemeye, beyinlerini şekillendirmeye çalışır. Ama çok korkaktır… Çok korkar. Gölgesinden bile korkar. Her şeyden, herkesten, uçan kuştan bile korkar… Çünkü halkına ve insanlarına uyguladığı zulmün, baskının bilincindedir… Farkındadır… İnsanların nasıl bir bataklıkta yaşadığını bilir. Onun garibanları, emekçileri dışlayan sosyal – ekonomik politikaları yüzünden yaşlı, hasta, çoluk çocuk, milyonlarca insan yokluk, yoksulluk içinde can verir. Bu yüzden bir koruma ordusu ile gezer… O da yetmez ülkesinde bir de “Korku İmparatorluğu” kurar. Yazarları, çizerleri takip ettirir. Düzmece raporlarla, suçlarla zindanlara attırır. Onların çoluğu çocuğu, eşi, sevenleri mağdur olacakmış, bu, onun umurunda bile değildir. O sadece geleceğini ve süper lüks yaşantısını düşünür ve onu korumaya bakar. Ama tarih gerçekçidir… Tarih acımasızdır… Tarih affetmez… Tarih silinmez… “Güç bende… Dilediğimi yaparım. Kanun benim… İstersem asarım, istersem keserim…” diyen, nice krallar, prensler, sultanlar, padişahlar dünyaya ve halkına hükmettiğini sanırken, saraylarının enkazı altında kaldılar… Ve hep “RAB BANA, HEP BANA…” diyen, halkını sinek gibi görenlerin sonu acı oldu… Bugün ne Hitlerler, ne Mussoliniler ne de Evrenler iyilikle anılmamaktadırlar. Sonsuza dek lanetleneceklerdir. Şimdi bunların yanında bir de Atatürk’ün resimlerine bakınız. Ama dikkatli bakınız. İş olsun diye değil. Alıcı gözle bakınız… Birçok devlet adamında, politikacıda göremeyeceğiniz, bulamayacağınız bir özellik vardır onda. Nedir bu özellik? Halkı ile iç içe geçmiş, bütünleşmiş, kaynaşmış bir liderdir o. Halkını seviyor. İnsanları seviyor. Yalan söylemiyor. Aldatmıyor… Bağırmıyor, çağırmıyor. Öfkelenmiyor. Kimseye kötü söz söylemiyor. Her zaman, her koşulda, her yerde dinliyor onları. Hem de Tüm dikkatini konuştuğu kişinin üzerinde yoğunlaştırarak, büyük bir ilgiyle dinliyor… Halkı da onu çok seviyor. Onunla yan yana olmaktan, onu dinlemekten büyük bir mutluluk ve sevinç duyuyor. Atatürk’ün resimlerinin her karesinde, her parçasında bunu görebilirsiniz. Bu fotoğraflarda kurgu yok, düzenleme yoktur… Tümü de doğaldır… Sadece sevgi seli vardır. Saygı seli vardır. Sevginin resmidir onlar… İnsanlara değer vermenin, insanları önemsemenin, onları ön plana almanın resimleridir onlar… Önümde bir fotoğraf duruyor. Bakıyorum. Fotoğrafta Atatürk ve çevresinde toplanan insanlar… Onu sevecenlikle, içtenlikle, hayranlıkla dinliyorlar… Hepsi de günebakan çiçekleri gibi yönünü Atatürk’e çevirmiş… Mutlulukları, sevgileri, saygıları, gülümseyen yüzlerinden, gözlerinden okunuyor… Halkıyla diz dize. Yan yana… Güvenlik çemberi, koruma ordusu yok çevresinde. Ne onu protesto eden gençler, kadınlar var ne de kadınları, gençleri yerlerde sürükleyen, döven, söven korumalar… Sadece sevgi yumağı var. Bütünleşmiş, iç içe geçmiş sevgi yumağı… Sadece gözler ve kalpler konuşuyor orada… (alieralp37@gmail.com) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
*************************************** İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'e defalarca hakaret eden, Kurtuluş Savaşı için "Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı" ifadelerini kullanan Kadir Mısıroğlu'nu hastanede ziyaret etti. Erdoğan, saat 14.30 sıralarında Kısıklı'daki  evinden çıkarak Ataşehir'deki Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti sırasında hastane çevresinde geniş güvenlik önlemi alındı. Erdoğan hastanede  yaklaşık 1 saat hastanede kaldı. Erdoğan'a hastaneden çıkarken çevredekiler sevgi gösterilerinde bulundu. Postacıların çay daveti üzerine Erdoğan toplantısı olduğu cevabını verdi. Hastane bahçesindeki bir kişi, "Sayın cumhurbaşkanım elinizi öpebilir miyim" diye seslendi. Cumhurbaşkanı "Ben el öptürmem" cevabını verdi. Erdoğan daha sonra hastaneden ayrıldı. Kaynak Yeniçağ: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk düşmanını ziyaret etti! İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
** Ağaç Kovuğuna Sıkışan Tilki Bir zamanlar uzak ormanlarda yaşayan bir tilki varmış. Tilkinin karnı çok açmış ve ormanda yiyecek aramak için dolaşıyormuş. Her yere bakmış ama yiyecek hiçbir şey bulamamış. Tam vazgeçmek üzereymiş burnuna nefis kokular gelmeye başlamış. Hemen kokunun geldiği yere doğru koşmuş ve gördüklerine çok sevinmiş. Eski bir çınar ağacının kovuğunda, çobanın daha sonra yemek için kendine ayırdığı, 1 adet pişmiş et ve tam bir ekmek duruyormuş. Düşünmeden daracık kovuktan içeri girmiş. O kadar açmış ki, hiç nefes almadan bütün yemekleri bitirmiş. Daha sonra kendi kendine “Çoban her an gelebilir ve benim onun yemeğini izinsiz yediğimi görürse bana kızabilir.” diye düşünmüş ve kovuktan çıkmaya çalışmış. Fakat hesaba katmadığı bir şey varmış o kadar yemeği yediği için karnı davul gibi şişmiş ve kovuktan dışarı çıkamamış. Defalarca denese de becerememiş ve orada kala kalmış. 23 Nisanda Atatürk'ü ziyaret etmeyen Erdoğan vatan hainlerini ziyaret etmekten utanmıyor. Kovuğundan dışarı çıkamıyor, diktatörlükle kurtulacağını zannediyor, kurtulsaydı Kaddafi kurtulurdu, nasıl öldürüldüğünü biliyormusunuz.....]https://cdn.yenicaggazetesi.com.tr/news/212976.jpg[/url]
**
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'e defalarca hakaret eden, Kurtuluş Savaşı için "Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı" ifadelerini kullanan Kadir Mısıroğlu'nu hastanede ziyaret etti.
Erdoğan, saat 14.30 sıralarında Kısıklı'daki  evinden çıkarak Ataşehir'deki Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti sırasında hastane çevresinde geniş güvenlik önlemi alındı. Erdoğan hastanede  yaklaşık 1 saat hastanede kaldı.
Erdoğan'a hastaneden çıkarken çevredekiler sevgi gösterilerinde bulundu. Postacıların çay daveti üzerine Erdoğan toplantısı olduğu cevabını verdi. Hastane bahçesindeki bir kişi, "Sayın cumhurbaşkanım elinizi öpebilir miyim" diye seslendi. Cumhurbaşkanı "Ben el öptürmem" cevabını verdi. Erdoğan daha sonra hastaneden ayrıldı.
Kaynak Yeniçağ: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk düşmanını ziyaret etti!

İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


**

Ağaç Kovuğuna Sıkışan Tilki

Bir zamanlar uzak ormanlarda yaşayan bir tilki varmış. Tilkinin karnı çok açmış ve ormanda yiyecek aramak için dolaşıyormuş. Her yere bakmış ama yiyecek hiçbir şey bulamamış. Tam vazgeçmek üzereymiş burnuna nefis kokular gelmeye başlamış. Hemen kokunun geldiği yere doğru koşmuş ve gördüklerine çok sevinmiş.

Eski bir çınar ağacının kovuğunda, çobanın daha sonra yemek için kendine ayırdığı, 1 adet pişmiş et ve tam bir ekmek duruyormuş. Düşünmeden daracık kovuktan içeri girmiş. O kadar açmış ki, hiç nefes almadan bütün yemekleri bitirmiş. Daha sonra kendi kendine “Çoban her an gelebilir ve benim onun yemeğini izinsiz yediğimi görürse bana kızabilir.” diye düşünmüş ve kovuktan çıkmaya çalışmış. Fakat hesaba katmadığı bir şey varmış o kadar yemeği yediği için karnı davul gibi şişmiş ve kovuktan dışarı çıkamamış. Defalarca denese de becerememiş ve orada kala kalmış.

23 Nisanda Atatürk'ü ziyaret etmeyen Erdoğan vatan hainlerini ziyaret ediyor.
..
Çevrimdışı
.
*
16,762
mesajlar
107
konular
8,239
REP PUANI
Yeni Üye

Oct 2013
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#2
24-04-2020, Saat:01:19 PM
Atatürkü ziyaret etme zorunluluğunun yüzdelik dilimini verir misiniz? Ziyaret etmek zorunda mıyız? Mesela ben gitmedim suç işlemiş oldum mu acaba?
Çevrimdışı
Yönetici
*******
4,735
mesajlar
596
konular
4,720
REP PUANI
Dec 2011
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#3
24-04-2020, Saat:03:50 PM
Eleştiri kısmını anlıyorumda doğru noktadan eleştirinde bizde biraz haklılık payı verelim. icon
Sabret,    Şükret,    Seyret...


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi