Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Cehennemin tapusunu o isim neden satın aldı

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Deniz Gezmiş
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
16
mesajlar
15
konular
0
REP PUANI
Yeni Üye

Feb 2020
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
14-02-2020, Saat:11:14 PM
Cehennemin tapusunu o isim neden satın aldı

Örneği pek bol da, bir tanesini vereyim: 5 Mart 2012’de gazetelerde şöyle bir haber vardı; Antalya, Hatay, Kırıkkale, Çankırı ve Ankara’da eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda aralarında doktorların da bulunduğu kişiler, “Cennet'ten arazi satmak” suçuyla gözaltına alınmıştı.

Zanlıların, 2 yılda Cennet’ten arazi satışı yoluyla 11 kişiyi 5 ila 6 milyon lira dolandırdığı ortaya çıkmıştı.

Bu aklıma, Protestan mezhebinin kurucusu Martin Luther’le ilgili “şehir efanesi” olan öyküyü aklıma getirdi. Öykü öylesine kurnazca kurgulanmış ki, gerçek olmasını çok isterdim.

16. yüz yılın başlarında Roma Katolik Kilisesi, Papa X. Leo’nun liderliğinde cennetten arazi satmakla meşguldü ve Luther de bu işe yaman bozuk atıyordu. Hıristiyanlık için ciddi bir reform şarttı.

Martin Luther’in düşüncelerini ve neden Roma’ya baş kaldırdığını burada uzun uzun anlatacak değilim. Onu, “Google Amca”ya sorduğunuzda on beş saniyede önünüze getiriyor. Gerisi sizin okuma hızınıza bağlı.

Gelelim şehir efsanesine: Martin Luther, Roma Katolik Kilisesi’ne karşı baş kaldırdığında, Papa X. Leo, Luther’i 15 Haziran 1520 tarihinde afaroz etti. Buna neden, Luther’in Roma Katolik Kilisesi’ne yazdığı mektuplar ve ardından da elinde pankartla dolaşmasıydı.

CENNET'TEKİ ARAZİLER SATILIK MI

Martin Luther, Roma Katolik Kilisesi’nin Cennet’ten arazi sattığını duyunca, Papa X. Leo’ya 31 Ekim 1517’de bir mektup yazarak, “Cennet’teki arazilerin satılık olup olmadığının onayını” ister. Papalık, arazilerin satılık olduğunu bildirir Martin Luther’e. Bu kez Luther, arazilerin fiyatını sorar. Kilise rahatsız olmuştur, ama uyduruk ancak pahalı bir liste çıkararak Luther’e gönderir. Listeye göre arazilerin büyüklüğü, konumu ve “şarap musluklarına” yakınlığına göre fiyatları değişmektedir.

Luther bu kez üşenmez, aynı şekilde Cehennem’in arazilerinin de satılık olup olmadığını sorar.

Roma Kilisesi mektubun altında bir hinlik olduğunu düşünmektedir, ama ne olduğunu bir türlü çözememektedir. Uzun tartışma ve toplantılardan sonra, “madem Cennet arazileri satılık, o halde Cehennem arazileri de satılık olabilir,” kararına varırlar. Kardinallerden biri, “nasılsa oradaki araziler ucuz, talep de yok. Yollayalım gitsin mektubu,” der. Zarf hazırlanır, Luther’e Cehennem arazileri ile ilgili mektup gönderilir:

“Sayın Martin Luther,

Saksonya Rahibi

Sn. Luther, Papalığa bir başvuruda bulunarak, Cennet arazilerinin satılık olup olmadığını sorduğunuz mektubunuza olumlu yanıt verdiğimizi hatırlatırız. Ancak ikinci bir mektupla, bu defa Cehennem’deki arazilerin satılık olup olmadığı sormuşsunuz.

Tıpkı Cennet arazileri gibi, elbette Cehennem arazileri de satılıktır. Ancak, neredeyse hiç talep olmadığından, bugüne kadar Cehennem arazilerinden bir satış gerçekleşmemiştir. Cehennem arazileri son derece ucuz olup, neredeyse hiç para etmemektedir.

Bilgilerinize,

İsa’nın gölgesi üzerinizde olsun

Papa X. Leo"

TÜM CEHENNEMİN TAPUSUNU O ALDI

Katolik Kilisesi’nin cevabı tam da Luther’in istediği cevaptır. Ertesi gün bütün Saksonya’yı dolaşır, toplayabildiği kadar para toplar. Saksonya Dükü III. Frederick de yüklüce miktarda bağışta bulunur. Paraları toplayan Martin Luther, afaroz edilmeyi de göze alarak soluğu Roma’da alır. Türlü tartışma ve pazarlıklardan sonra tüm Cehennem’in tapusunu üzerine geçirerek Saksonya’ya döner.

Ertesi gün elinde bir pankart vardır:

“Değerli Hristiyan cemaati. Roma Katolik Kilisesi’nin satışa çıkardığı Cehennem’e ait tüm arazileri satın almış bulunuyorum. Satın alır almaz, kapısına dev bir asma kilit vurdum ve anahtarı da cebimde. Artık bundan sonra Cehennem’e gitmek yok, zira orası kapalı.

Bana gelin, bana katılın ve artık Katoliklikten kurtulun!”

SERT KINAMA ÇÖZÜM MÜ

Ermeni soykırımı hikayesi iskambil kağıtlarının üstüste devrilmesi gibi tüm dünya tarafından tek tek kabul ediliyor ve Türkiye sıkışıyor. Ne yapsın bizim yöneticiler, çaresiz iç kamuoyunu rahatlatmak için “kınama” demeçleri veriyorlar. Elbette bütün dünya teyakkuza falan girmiyor ve mesela Erdoğan ve Davutoğlu’nun “sert açıklamalarını” bizim dışımızda pek ipleyen yok.

Oysa zeka böyle şehir efsaneleri yaratmak ve üstesinden gelinmesi zor sorunları Luther gibi aykırı ve çarpıcı yollarla çözebilmek. Şehir efsanesi veya değil, ama yöntem “sert kınamadan” çok daha zekice, çok daha etkili ve çok daha yıkıcı.

Nerede öyle zekâ, nerede öyle yaratıcılık...

Yakında muhalefet de iktidarın kuyruğuna takılıp, şiddetle kınama yoluna gider, herkes de tir tir titrer. Öyle olur, zira aynı muhalefet, Beşevler’deki AKsaray yapılırken, Danıştay kararına rağmen ses çıkarmamış, saray bittikten sonra “orada oturtmayız” nidalarıyla hükümeti ve Erdoğan’ı ciddi anlamda korkutmuştu(!). Dakikada binden fazla mermi atan makinalı tüfeğin “saraya” yerleştirilmesinin altında da zaten bu yatıyordu.

Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi demelerinin sebebi de bu.

Mümtaz İdil

Odatv.com


İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi