Forum Gündemi:

Konu Başlığı : BU İŞ MUTLAKA BİTMELİ...KABATAŞIN GERÇEK GÖRÜNTÜLERİ VAR;SON YAZIDA...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 6 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
24-02-2014, Saat:09:39 PM
Gelişmeler ne yönde?

24 Şubat 2014 Pazartesi 10:51

,


Hemen söyleyeyim, gelişmeler doğru yönde ileri doğru..

İçeride çözülme devam ediyor. Dışarıda ise, uluslararası sistem tedirgin..

Hükümet duruma hakim ve paralel yapı hakkında gerekli tüm bilgi ve belgelere ulaşılmış durumda.. İncelemeler, sıcak takip devam ediyor..

Paralel yapı, tabanına ve uluslararası sistemin güvenini kaybetmemek için kararlılık ve cesaret gösterisini sürdürüyor.

Tabanında 3 kesim var. Bir bu işe gönül verenler. Onlar zaten bu işin ilahi bir düzen tarafından yönetildiğini düşündükleri için, manevi tecellinin gerçekleşmesini bekliyorlar.. Bir yandan da o yönde mesajlar verilmeye devam ediyor..

15 Şubat beklentisi lanetin tecellisi, için verilen bir güne işaret ediyormuş. Zaten iş “Şefkat tokatı” olmaktan çıktı.. Şimdi lanet için toplu ayinleri düzenleniyormuş..

Cemaatin liberal kanadı tedirgin. Özellikle de deşifre olmaktan çok rahatsızlar.. Bütün gelecek hayalleri yok olmasından öte sanık sandalyesine oturtulmaktan, uluslararası sistemle ilişkilerin hesabının kendilerinden sorulmasından korkuyorlar..

Cemaatten nemalanan birileri de bu projenin iflası halinde kazandıklarını kaybetmekten korkuyor..

Cemaatin hiçbir planı tutmuyor.. Erdoğan’ı, AK Parti’yi suçluyorlar sadece.. Kendileri ile ilgili iddiaları ve ithamları sadece reddediyorlar..

Öyle akılsızca bir zamanda harekete geçtiler ki, öyle yanlış bir yerden harekete geçtiler ki, bunu nasıl açıklıyorlar bilmiyorum.. Seçimden hemen önce harekete geçerek 81 ilde, 800’den fazla ilçede kendilerini siyasi bir tartışmaya mahkûm ettiler.. AK Parti’nin siyasi kampanyası bu olay üzerinden yürüyor.. Diğer partilerin de tek gündem maddesi bu..
Bu projeye gerçekte ne CHP, ne MHP, ne BDP destek verir. Onlar paralel yapı üzerinden iktidara zarar vermek istiyorlar. Bu da tabanda rahatsızlığa sebeb oluyor..

Amerika’nın, Vatikan’ın, İsrail’in bahçesine geçip oradan AK Parti’nin balkonuna taş atacaksın. Bunu kimseye anlatamazlar..

MİT’i, İHH’yı karşına alacaksın.. Yolsuzluk iddialarının arkasına saklanıp bir kamu bankasına zarar vereceksin.. Bunlar affedilir şeyler değil..

İsrail’in, Suriye rejiminin ekmeğine yağ süren operasyonlara imza atarsanız bu millet sizi affetmez..

Bu tartışma böyle devam edecek olursa ne cemaat kalır ortada ne de Gülen. ABD de Gülen’i daha fazla ülkesinden barındırmak istemez..

ABD, İsrail ve Vatikan’ın ortak bir projesi olarak, diyalog, hoşgörü maskesi arkasına saklanarak, iktidara ayar çekmeye kalkarsanız, paralel bir din icat etmeye kalkarsanız bu millet sizi affetmez. Aynı zamanda bu projeye destek verenler de bu milletin gözünde mahkûm olur..

Bu projenin Media, Mafia, Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, STK içindeki uzantıları, işbirlikçileri ve bunların uluslararası plandaki destekçileri, bu desteklerini sürdürdükleri sürece ne Müslüman halk tarafından ve ne de Türkiye hükümeti tarafından affedilmeyecektir..

Ankara ABD, Vatikan ve İsrail’den açıklama bekliyor. İngiltere’den açıklama bekleniyor, Almanya’dan açıklama bekleniyor..

Bu ülkelerin hükümetleri, yargısı, parlamentosu bu rezaleti araştırmak ve soruşturmak zorundalar.. Müttefik dediğiniz bir ülkeye karşı nasıl böyle bir plana izin verirsiniz?.. İslam dünyasına karşı, dine karşı bir din icad etme konusunda nasıl böyle bir planın içinde yer alabilirsiniz?.. Bundan sonra Müslümanlar ve Müslüman dünyalar bu tür komplolar ve buna destek verenler hakkında daha dikkatli olacaklar.. Bu komployu kolay kolay affetmeyeceklerdir.. Bu projenin uygulandığı ülkelerin emniyeti, istihbaratı, parlamentoları, iktidar ve muhalefet partileri, savcıları açısından da konu yakın takibe alınacaktır..

AK Parti’yi insanlar tanıyor. Mavi Marmara’yı da biliyorlar. Cemaati Türkiye markası ile seviyorlardı. Ne bilsinler ki, bu tezgah Amerikan, Vatikan ve İsrail’in ortak bir projesi idi..

Bu iş Gülen’le başlayıp, bitmiyor.. 20 yılı aşkın süredir sürdürülen bir projeydi bu ve deşifre oldu.. Şimdi projenin Amerikalı yöneticileri bir an evvel karar vermeleri gerek. Vatikan’ın, İsrail’in bir karar vermesi gerek.. Hükümet seçimden hemen sonra konuyu yargıya intikal ettirecek.. Bu konuda kim karar verecekse bir an önce ne karar vereceklerse vermeleri gerek.. Çünki yarın bu tezgahı kuranlar açısından çok daha kötü olacak bu işin sonuçları..

Paralel devletin derin devlete enjekte edilerek tahkim edilmesi de artık mümkün değil.. Şimdi paralel yapı ile birlikte derin yapının da yeniden masaya yatırılması gerekiyor..

İnsanın bugün gelinen noktaya bakınca, iyi ki bunlar olmuş diyeceği geliyor. Çünki milletçe derin gerçekle yüzleştik.. AK Parti’nin ve hükümetin, belediyelerin arınması için ciddi bir kamuoyu baskısı oluştu bu arada. Rehavet içindeki AK Parti teşkilatı canlandı ve harekete geçti.. Bu ne büyük bir şer derken, ne büyük bir hayra dönüştü.. Maskeler düştü ve kim kimdir belli oldu.

Selâm ve dua ile..
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
24-02-2014, Saat:09:42 PM
YA BİDE HAKİM OLSALAR NE OLUR?... YETMİŞ MİLYONU DİNLERLER ARTIK...

Tarihin En Büyük Dinleme Skandalı

Devlet içinde çöreklenen paralel devletin, TMK savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen'in 'Selam Terör Örgütü' soruşturması kisvesi altında mahkemelerden aldığı izinlerle yedi binden fazla kişiyi dinlediği ortaya çıktı.


Tarihin En Büyük Dinleme Skandalı

24 Şubat 2014 Pazartesi 06:20


Paralel Yapı, Ertuğrul Özkök'ten Yusuf Ziya Cömert'e, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya kadar bir çok ismi terör örgütü üyesi diye dinlemeye almış.

PARALEL YAPI 'SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ' KİSVESİ ALTINDA 7 BİNDEN FAZLA KİŞİYİ İZLEDİ

Tarihin en büyük telekulak skandalını ortaya çıktı. Dosya numarası 2011/762 olan belge ile 17 Aralık darbe girişimine kalkışan paralel yapının 'Selam Terör Örgütü' iddiasıyla gazeteci Ertuğrul Özkök, TRT Haber Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör, Yeni Şafak Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, CHP Genel Merkezi, gazeteci Hüsnü Mahalli, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, oyuncu-spiker Defne Samyeli, Star yayın yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Başbakan'ın Başdanışmanı AK Partili vekil Yalçın Akdoğan, Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan Başbakan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın da aralarında olduğu yedi binden fazla kişinin dinlediği tespit edildi.

7 BİN KİŞİ 3 YILDIR İZLENİYOR'

Star gazetesinin belgelerine ulaştığı dev telekulakta TMK savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen, Selam Terör Örgütü soruşturması kapsamında mahkeme kararları alarak gazeteci, siyasetçi, hukukçu, aktivistlerden oluşan binlerce kişi dinlendi.

Savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen'in başlattığı dinlemelerin yaklaşık 3 yıldır yapıldığı iddia edildi. Savcı Adnan Çimen, geçtiğimiz günlerde HSYK kararnamesiyle özel yetkili TMK savcılığı görevinden alınarak Büyükçekmece Adliyesi'ne atanmıştı.

KCK soruşturmalarını yürüten Çimen, Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu gibi isimlerin tutuklanmasını istemişti. Çimen en son Gezi Parkı gösterileri sırasında işlenen memur suçlarını soruşturuyordu. Savcı Adem Özcan ise, 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağırılmasının ardından dosyadan alınan savcı Sadrettin Sarıkaya'nın yerine atanmıştı.

Bu dosya daha sonra Başsavcılık tarafından Özcan'dan alınarak dönemin Başsavcıvekili Oktay Erdoğan'a verilmişti. Son olarak adliyede yaşanan değişikliklerle savcı Adem Özcan, soruşturma savcılığından alınarak sadece duruşma savcısı olarak görev yapmasına karar verildi.

PARALEL YAPI'NIN KOCAKULAK'I HERKESİ DİNLEMİŞ!

Paralel Yapı'nın koca kulağının takibe aldığı 7 bini aşkın kişinin yürütülen "Selam Terör Örgütü" soruşturması kapsamında alınan yasadışı dinlenmesine dair listenin bir kısmını yayınlıyoruz.

Listede ünlü isimlerin yanı sıra binlerce kişi sadece isimle dinlenirken, binlerce kişi de "X" şahıs olarak dinlenmiş. Milletvekillerinin makam odalarındaki telefonlardan, parti genel merkezlerinden haber ajanslarına kadar birçok kurum da dinlenmiş.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
24-02-2014, Saat:09:44 PM
Sırrı Süreyya Önder, CHP'nin seçimlerde kendilerinden gizli destek istediğini açıkladı AMA KİMSE BİLMEYECEKMİŞ...

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Sırrı Süreyya Önder, CHP ile görüştüklerini ve iki genel başkan yardımcısının "bizi destekleyin ama kimse görmesin" teklifi aldıklarını açıkladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder, CHP'nin seçimlerde kendilerinden destek istediğini fakat bunun bilinmesini istemediklerini açıkladı.

CNN TÜRK'de canlı yayında konuşan Önder, yerel seçimlerde ittifak için CHP'lilerle görüştüklerini ve aldıkları cevabın "Bizi desteleyin ama kimse görmesin" cevabının olduğunu söyledi.

Bu teklifin iki CHP Genel Başkan Yardımcısı'dan geldiğini Önder, aldıkları bir başka teklifin ise "Sırrı Süreyya Önder aday olmasın, başka bir aday gösterin" olduğunu söyledi.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
24-02-2014, Saat:09:51 PM
GÜLEN GURUBU NURCU MUDUR?


Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, dünkü yazısında Said Nursi ile Fethullah Gülen'i karşılaştırırken, bugün de 'Gülen grubu Nurcu mudur?' sorusunu açıkladı.

İşte Kaplan'ın yazısı:

Dünkü yazımızda, Said Nursî ile Fethullah Gülen'in otorite karşısındaki tavırları üzerinden nasıl farklılaştıklarını tarihsel bazı örneklerle açıklamaya çalışmıştık. Bu yazıda da, sömürgecilik karşıtlığı ve emperyal güçlerle ilişki bağlamında Said Nursî ve Fethullah Gülen'in duruşları arasında tesbit ettiğimiz bazı farklılıkları izah etmeye gayret edeceğiz.

Geçen yazıda da belirttiğimiz üzere, iki şahsiyetin duruşuna ilişkin bir 'ahlâkî doğru' ibraz etmekten ziyade, aralarındaki sarih ve temel farklılıklara işaret etmek istiyorum. Gerisine ve başlıktaki soruya dair takdir, Nur talebeleri başta olmak üzere okuyucunundur.

***

Bediüzzaman'ın, sömürgecilik ve emperyalizm karşıtı duruşunun en belirgenleştiği zaman dilimi şüphesiz Millî Mücadele dönemidir. O karanlık günlerde bazı âlimler işgalci kuvvetlere direnmeye karşı pek çok fetva yayınlamış, hatta işin boyutu Millî Mücadele'yi yürüten kuvvetleri 'dinsiz' ilan etmeye kadar uzanmıştı. İşte bu kritik vakitlerde Nursî, 'Hutuvat-ı Sitte' adlı bildiride Millî Mücadele'yi İslâm'ın hizmetindeki bir cihad hareketi olarak tanımlayıp, mevzubahis fetvanın ilmen geçersiz olduğunu belirtmekten geri durmamıştır:

'Burada hâkim olan kuvvet, ecnebiye lehinde olmayan her bir hareketi boğuyor. Hareket edenleri gördük. Mukaddes camilerde gâvurlara dua ettirildi ve mücahidlerin cevazı katline fetva verdirildi. Şimdi bazı gerçekler çarpıtılmaktadır. Zıt kavramlar yer değiştirmişlerdir. Zulme adalet, cihada isyan, esareteyse hürriyet adı veriliyor.'

Millî Mücadele dönemi öncesinde, İttihat ve Terakki'nin ülkenin felakete sürüklenmesinden sorumlu olduğunu düşünen ve bu minvalde pek çok eleştiride bulunmuş olan Nursî, emperyalist güçler denkleme dahil olduğu andan itibaren eski defterlere sünger çekmiştir. Şu tarihî sözü, bu duruşu özetler mahiyettedir:

'Ben tokadımı Antarik'e patlatırken Enver'e, Venizelos'a yapıştırırken de Said Halim'e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir!'

Ayrıca Nursî'nin, Rus desteğiyle Doğu'da işgal ve intikam hareketlerine girişen Ermeni çetelerle savaşan milislere komutanlık edenlerden birisi olduğunu da not etmek gerekir. Tabii ki hep vurguladığı prensibinden savaş zamanı da vazgeçmeyerek: 'Kadın ve çocuklara dokunmak caiz değildir...'

***

Günümüzde, o zor zamanlarda olduğuna benzer süreçlerden diğer İslâm ülkeleri geçiyor. Afganistan ve Irak'ın işgalinden hatırlayacağımız üzere, günümüzde işgalci tutumunu gizlemeden sürdüren ülkelerin başında ABD ve bu zihniyetin politik alandaki taşıyıcısı olarak neo-conlar geliyor.

Gülen ise ABD'de ikâmet ediyor. Sekiz yıldır dönmesi hilâfına herhangi bir hukukî engel olmamasına rağmen geçici olarak bile olsa ülkesini ziyarete gelmiyor.

Kendisinin ABD'de kalmasına olanak sağlayan 'yeşil kart statüsü'ne referans olanlara baktığımızda ise Graham Fuller gibi CIA ajanlarını veya Abramowitz gibi neo-conların ünlü isimlerini görüyoruz.

Wall Street Journal gibi neo-conların 'amiral gemisi' mertebesindeki yayınlara düzenli aralıklarla röportaj veriyor. Ki bunların içinde en kolay hatırlayacaklarınız üç yıl önce Mavi Marmara aktivistlerini eleştirdiği ve işgalci İsrail'i 'otorite' olarak tanımladığı mülakatıyla, en son Ak Parti hükümetini hedefe koyduğu röportajı olsa gerek. Gülen'in, Ak Parti'den önce hiçbir Türk hükümeti aleyhinde bu denli çetin bir muhalefet sergilemediğini de sanırım eklemek gerekir.

Ayrıca şu söyleşideki görüşleri de kayda değerdir:

'Amerika, hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır (...)Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. Rusya destekleyebilir bir işi, fakat Amerika ile iyi geçinmezseniz, işinizi bozarlar. Çünkü Amerika kendi işlerinin ahenk içinde gitmesini ister, Amerika düzeninin bozulmamasını ister.' http://tr.fgulen.com/content/view/7877/15/

Bu mukayese yazısına son noktayı, hâlen Gülen'in resmî sitesinde bulunan bir yazıdan iktibasla koyalım:

'Bazıları Fethullah Gülen'i Said Nursî'nin müridi olmakla nitelendiriyorlar. Buna cevabımız ilerde gelecektir. Fakat, şu kadarını ifade edelim ki, Said Nursî'yi bir defa olsun bile görmemiş olan Fethullah Gülen, pek çokları gibi Said Nursî'yi okumuş olabilir. Fakat, bir insanı okuma, onun her düşüncesini tasvip etme manâsına gelmez. Kaldı ki, Said Nursî'yi okuyan sadece Fethullah Gülen olmadığı gibi, bir insanın bir yazar, fikir adamı veya sanatçıdan istifade etmesi gayet normaldir. Fethullah Gülen, Said Nursî'yi okuduğu gibi, daha başka pek çok yazarı, meselâ Shakespeare'i, meselâ Tolstoy'u da okumuştur.



en son PARAGRAF haddizatında her şeyi ortaya koyuyor...hatta tabir caizse SAİD NURSİ nin belli bir zaman, kendini kabul ettiresiye, büyüyene ve toplumu kuşatana kadar KULLANILDIĞININ da en sarih ifadesidir...hemde kendi ağızlarıyla bir itiraftır bu...
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
24-02-2014, Saat:09:57 PM

Kabataş'ın gerçek görüntüleri var


Akşam Gazetesi Yazarı Turgay Güler, çok tartışılan Kabataş görüntülerinin gerçekte var var olduğunu ifade ederek, 'Rezil rüsva olacaksınız' dedi

Hepimiz 17 Aralık darbesini konuşuyorduk.

Tek gündemimiz buydu.

Paraleller, ananaslar, tespihler, Hazreti Peygamber'in tweet talimatları, kamyona bindirilmesi...
Bunlarla yatıp bunlarla kalkıyorduk.

Sonra bir anda gündem değişti.

Daha doğrusu değiştirildi.

Mahdumlar, ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, kasalar unutuldu, aylar öncesine geri dönüldü.

O malum olay; yani Kabataş üzerinden.

Manşetler, bültenler, tweetler hepsi değişti.

Çok tuhaftır, paralellerden biri Kabataş görüntüleri yayımlanıncaya kadar günlerce "çok güzel şeyler olacak!" diye tutturmuştu.
Anlaşılıyor ki "çok güzel şey" buymuş!

Bunu kastediyormuş.

Hazırlıklar günler öncesinden yapılmış.

Bu arkadaş da olacak çok güzel şeylerden haberdarmış.

Neyse.

Kanal D, "o çok güzel şeyin" görüntülerini yayımladı.

Sonra da, "bak işte görüntüler, hiçbir şey yok" dedi.

Cemaat medyası boş durur mu?

Onlar da koro halinde saldırıya geçti.

"Evet yok, işte görüntüler, yalan söylüyorsunuz" dedi.

Demeye de devam ediyor.

Utanmadan, sıkılmadan dahası Allah'tan korkmadan.

Peki ne idüğü belirsiz bu görüntüleri kim servis etti?

Ben söyleyeyim; çocukları gecenin bir yarısı kaldırıp Erdoğan'a beddua ettiren kimse, bu görüntüleri servis edenler de onlar.
Açık ve net.

17 Aralık'tan istedikleri neticeyi alamayınca, geriye gidip eldeki "malzemelere" sığındılar.

Sonra da bu malzeme üzerinden yardırıyorlar.

Peki o iğrenç saldırının gerçek görüntüleri ortaya çıktığında ne yapacaklar?

Sokağa nasıl çıkacaklar?

İnsanların yüzüne nasıl bakacaklar?

"Nasıl yani, o iğrenç saldırının gerçek görüntüleri var mı?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Evet var!

Tabi var!

Hem de şüpheye mahal bırakmayacak şekilde.


"O halde niye yayımlanmıyor" diyeceksiniz?

Zaten asıl mesele de bu.

"Yalan!" diyorlar, günlerdir gündemde tutuyorlar; çünkü gerçek görüntülerin yayımlanmasını istiyorlar.

İnfial oluşturup sokakları yangın yerine çevirmek istiyorlar.

Zira o görüntüler tahammül edilebilir gibi değil.

Peki ne zaman yayımlanacak?

Ne zaman, nasıl yayımlanır bilmiyorum?

Ama bildiğim bir şey var ki; o da çok yakında birilerinin sokağa çıkacak yüzünün kalmayacak olması.

Rezil rüsva olacaklar!


TURGAY GÜLER / AKŞAM GAZETESİ


evet inşaallah ezilecekler, gömülecekler, rezil rüsva olacaklar... Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır... dine ve Müslümanlara ihanetin bedeli çok ağır olacak... millet ebediyen temiz kalbinden bunları silecektir... belki Hristiyanlar Yahudiler kalplerinde yer veririler...
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
Uzman
*
1,560
mesajlar
129
konular
901
REP PUANI
Yeni Üye

Feb 2014
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
24-02-2014, Saat:10:17 PM
paylaşım için teşekkürler . bir yorumda benden olsun gülücük
Düşlerinden vurulurken çocuklar, hangi yaşamaktan bahseder ki masallar ...
Çevrimdışı
General
*
4,625
mesajlar
2,197
konular
1,276
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
25-02-2014, Saat:06:50 PM
kalbi eyvallah dostum....
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi