Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Aile Evden Gidiyor - Kitap Tavsiyesi

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 0 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : sessizlik
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
*
881
mesajlar
108
konular
899
REP PUANI
Yeni Üye

Jul 2016
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#1
28-01-2021, Saat:10:16 AM
İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!



Günümüzde medya hemen hemen her gün kadın cinayetlerinden oluşan haberlerle, feminist konuşmaların ve davranışların bol bol işlendiği dizilerle, eşcinselliğin ve çıplaklığın özgürlüğün sembolü olarak yutturulmaya çalışıldığı ve ailenin parçalanması için elden gelen her çalışmanın en hızlı şekilde yapıldığı bir durumda maalesef. Buna karşı duran üç beş kişi ve çıkan cılız sesler de maalesef yeterli değil.

Yüksek İslam ahlakının oluşturduğu sağlam aile ve güçlü toplum hayal edilmemekte toplumun ahlakî çöküşü hızlanmakta, normal aileler bile parçalanmaktadır. Bu ahlakî ve toplumsal saldırılar, sömürülmeye uygun toplumlar üreten kapitalist güç odakları tarafından laiklik ve demokrasi kılıcını ustalıkla kullanıldığını göstermektedir.

Elbette bu ıstırabı hisseden birkaç kişi ve eser de zaman zaman yüreğimize su serpmektedir. İşte o eserlerden biri de “Aile Evden Gidiyor” kitabı olsa gerek. Yazar, tanınan biri olmamasına rağmen hazırladığı bu eserin dışında “Dava Kadınına Armağan” isimli bir de ajandası bulunan Müslüman bir hanımdır. Yazar, “İslam’da Ticaret Hayatı” konulu dönem ödevi için ablasına yaptığı yardım ile konuyu araştırmaya girmiş ardından konun önemine binaen kitabın yazmalı fikrinin doğduğunu eserde anlatmaktadır.

“Müslüman kadının ticaret hayatındaki yeri nedir”, sorusundan yola çıkılmıştır. Ülkemizde kapitalist sistem çarkında eriyen Müslüman kadınların duruşu, Müslümanların bilgisizliği, ailelerin dağılması ve bu konudaki İslamî bakış açısının ve yükümlülüklerin ne olduğu konusundaki belirsizlikler yaşanmaktadır. Bu sorun yumağı çözülmeye muhtaç bir gündem olarak ortadadır. Bu eserde yazar tarafından bahsedilen sorunların tanımlanması, İslamî kaynaklardaki ölçüler ve sorunun çözüm yolları araştırılmıştır. Yazar eserde şu konulara değinmiştir:

Ayet-i kerimelerin mealinden iktibas ederek; "evlerinizde oturun" emri üzerinde durmak istiyorum. Ayette, "kadınların faaliyet alanının evi olduğu bildirilmektedir. Kadın faaliyetlerini bu çerçevede huzur içinde sürdürmeli ve ancak zarurî bir ihtiyaç olduğunda evinden dışarı çıkmalıdır. Bu anlam, ayetin ifadesinde ortaya çıkmaktadır ve bunu daha şiddetle vurgulayan hadisler de vardır.”[1]

Asr-ı Saadet’ten günümüze çalışan hanımların varlığı hadis-i şeriflerde ve tarih kitaplarında mevcuttur. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bu kadınlara izin verdiği meşhurdur.

Mecbur kalanlara geçimlerini sağlamaları için; sadaka ve zekât verildiği görülmektedir. İlk dönem Müslüman hanımların yaptıkları işler ise şunlardır; ticaret, deri tabaklama, çobanlık, zabıta hizmeti, attar, hastabakıcılığı, zanaatkârlık, el işleri, savaşta hemşirelik, kuaförlük, ebelik, tarım ve eğitim... Buradaki en önemli husus bunların istisna oldukları ve Müslüman hanımların çok az bir kesimini oluşturduklarıdır.

Çalışma hayatında bulunan kadınların; özellikler iş yeri ortamında İslam’a uygun hareket edemedikleri ve böyle ortamlarda kadınla erkeğin ciddiyetlerini koruyamadıkları bir gerçektir. Uzun bir süre sonra ilişkilerin gayr-i İslamî bir alana kayma ihtimali çok yüksektir.

Bu yüzden Asr-ı Saadet’ten günümüze bu tehlikeli ortamda İslamî hassasiyetleri korumak için başta ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin yönlendirmeleri ile Müslümanlar şu hassasiyetlere dikkat ederek kadın-erkek ilişiklilerini dengede tutmuşlardır:

İş yerinde ciddiyeti muhafaza, bakışların yere indirilmesi, tokalaşmamak, kadın ve erkeklerin arasını ayırmak, izdihama sebep olmamak, halveti (baş başa kalmayı) engellemek, gözleri haramdan sakınmak, hareketlerde ağır başlılığı muhafaza, konuşmalardaki ciddiyet, güzel kokudan kaçınmak, güzelliğin dışa vurulmasını engellemek…

Batılılar “kadın erkek eşitliğini” savunmaları, İslam’ın bakış açısı ise kadın ile erkeğin eşit olmadığını ikisinin de birbirinden farklılıkları olduğu farklı kişiler olduğunu fakat birbirini tamamlayan canlılar olduğunu ortaya koyar. İslam inancı hayata müdahale ederek aile kurumunun kurulması, ailenin sürdürülmesi ve boşanma konularında da roller belirlemiş ve insana uyulacak bir yol çizmiştir.

İslam’da kadın çalışmaya mecbur bırakılmamıştır. Kadına ve çocuklara bakmanın kocanın görevi, evlenene kadar babanın görevi, boşandıktan sonra baba ya da büyük oğlandan başlayarak yakın akrabalardaki erkeklerin görevi olarak belirlenmiştir. Bugün çalışma hayatına sınırsızca dalan kadınlar Müslüman anne, Müslüman eş ve Müslüman aile yapısını maalesef kaybetmektedir.

Batı medeniyeti anne ile baba değil onları iki arkadaşa dönüştürmüş; çocukları on sekiz yaşına geldikten sonra evden ayrılması gereken bir hale koymuştur. İnsanlar özgürlük yalanı ile birer işçi ve her türlü ahlakî kuralları hiçe sayan birer robota döndürülmüştür. Bunun sonucunda mutsuz aileler ve çocuklar o toplumun giderek vahşileşmesine, kapitalist güç sahiplerini daha iyi sömürmesine zemin hazırlamışlardır. İşte bu hal ülkemizde de yavaş yavaş yapılmak istenen bir dönüşümdür.

Medeni toplum adı ile sunulan kadının özgürlüğü hatta erkekten üstünlüğü manasında feminizm felsefesi ile inancı, toplumumuzun kültürünü yok sayan bir düzeni inşa etmektedir. Kadınlar ise ‘çalışan kadın’ şerefi kazanmakta ve sömürülmekte, kazandığı parayı ise elbise, makyaj ve geçici heveslere harcayarak kapitalizm çarkını tamamlamaktadır. Allah’a (c.c.) kulluk yerine nefse ve kullara kulluğa dönüşen bir organizasyona tabi olunmaktadır.

Aile toplumun en küçük parçasıdır. Bunun sağlıklı olması toplumu/devleti sağlıklı hale getirecektir. Aileyi ayakta tutan ise anne ve babanın rollerini sağlıklı yerine getirmesi komşu ve akrabalar ile sağlıklı iletişim ve yardımlaşmasıdır. Bu ancak İslamî aile yapısı ile mümkündür. Bu yüzden İslam’ın her türlü değerine özellikle ‘ev hanımı’ kavramına ağır saldırılar yapılmaktadır.

“Annelik köleliktir, çalışmak özgürlüktür, çalışmayacaksan neden okuyorsun, hayat müşterektir…” gibi sözleri (medya yardımı ile) beyni yıkanan halk tarafından aşağılanarak üretime katkısı olan kölelere dönüştürülmektedir.

Çalışan kadınları; çocuklarından uzak kalmak, iş stresi, borç kaygısı, iş yerindeki tacizler gibi birçok konu psikolojik olarak hastalıklara itmiştir.

Zaruret halinde çalışmaya cevaz veren Müslümanlar, ‘zaruret’ kelimesinin doğru kullanılmadığını buna karşı zihinlerde algı oyunları oynandığının farkında olmalıdırlar.

Bu ve buna benzer konuların işlendiği kitap, makale şeklinde rahat okuma üslubu ile dikkat çekmektedir. Günümüz dili ile hazırlanmış eser, on iki yaş üstü her seviyeden okuyucuya hitap etmektedir.

Elbette konu hakkında daha çokça kitap yazılmalı, araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Ancak toplumda konu hakkında bir farkındalık ve ‘İslamî bakış açısının’ oluşması için bu tip eserlerin okunmasının faydalı olacağından, bu kitabın okunması tavsiye edilmektedir.


[1] Aile Evden Gidiyor, Selma Ülger, Nuhbe Yayınları, 3. baskı, Ankara, 2019, s. 22.
بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّ


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi